Darwin Irkçı ve Türk Düşmanı Mıydı?

Yazdır Darwin Irkçı ve Türk Düşmanı Mıydı?

Evrim karşıtı bilim düşmanları, Türkiye'deki evrimsel biyolojinin yayılma alanını daraltabilmek ve halkın gerçeklere ulaşmasını engellemek için insanların en benimsenmiş, en içsel, en temel duygularına saldırmaktadır. Duygu sömürüsüyle yalanlarını birleştirerek gerçekleri gizlemektedirler. Buna binlerce örnek sayılabilir; fakat bu yazımızda çürüteceğimiz en yaygın örneklerinden birisi, "Darwin Türklere düşmandı, onları aşağılık bir ırk olarak görüyordu, zaten yok olmaları gerektiğini düşünüyordu." minvalinde yalanlar söyleyerek insanları kandırmaktır. 


Darwin, hiçbir zaman böyle bir şey düşünmedi, Türklerle pek ilgilendiğini ya da bilgi sahibi olduğunu sanmıyoruz bile! Ancak daha fenası, bu iddianın dayandırıldığı söz, vurdumduymaz ve umursamaz bir şekilde çarpıtılan birkaç satırdan ibaret. Daha önceden Bilim ve Gelecek dergisinde ve "Harun Yahya Safsatası ve Evrim Gerçeği" isimli kitaba yazdığı (daha doğrusu dergiden uyarlama yapılan) bir bölümde Prof. Dr. Haluk Ertan hocamız, bu çarpıtmayı ifşa etmişti. Her ne kadar hocamız bu yazılarında konuyu harika bir şekilde açıklasa da, birkaç önemli noktanın yeterince vurgulanmadığını düşünüyoruz. Bu sebeple, kendi açıklamamızla birlikte onun açıklamasını harmanlayarak, Darwin'in Türklerle ilgili spesifik olumsuz fikirler belirttiğini iddia eden bu yalanı sonsuza kadar susturacağız.

 

 

İddianın Orijinali ve Kaynağı


Öncelikle, bu saptırılmış içeriğin kaynağı olan, Harun Yahya isimli şahıs tarafından yazıldığı iddia edilen Yaratılış Atlası isimli çizim ve metinler bütününün 1. cildinin 606. sayfasında yazanlara bakalım. Çünkü bu sözde-kaynak, tüm bu çarpıtılmış iddiaların Türkiye'deki versiyonlarının çıkış noktasıdır:


"Darwin ırkçı ve Türk düşmanıydı. W. Graham’a yazdığı 3 Temmuz 1881 tarihli mektubunda, ırkçı düşüncesini şöyle ifade etmişti: "(...) Avrupalı ırklar olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından elemine edileceğini (yok edileceğini) görüyorum."" (Harun Yahya, Yaratılış Atlası 1, s.606)

 


[Vurgular Evrim Ağacı tarafından eklenmiştir.] 


Türkiye'de sıklıkla yapıldığı gibi, bilim insanları yerine bilim karşıtlarının lafları geçerliymiş gibi görüldüğü ve bu çarpıtılmış sözler kaynak alındığı için, konumu gereği bu konuda en son hata yapması gerekenler de kolayca bu yalanlara kanmakta veya belki de kanmak istemektedir. Örneğin, eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, verdiği bir demeçte Charles Darwin ile ilgili gerçeklerin saptırılmış halini baz alarak Türkler hakkında “Gelişimini tamamlamamış, adi bir ırk” dediğini iddia etmiştir (Kaynaklar: burası, burası, burası). Ancak bu iddia ve sözler, hiçbir şekilde doğru değildir. Tamamen bilerek yapılmış bir çeviri çarpıtması ve tamamen programlı bir şekilde yayılmış, bilim karşıtı bir propagandanın ürünüdür.

 


Darwin Gerçekte Ne Dedi?


Darwin'e ait, Türkler ile ilgili bu tip ifadelerin yer aldığı hiçbir kaynak bulunmamaktadır. Bilim düşmanı evrim karşıtlarının Charles Darwin ve evrim kuramıyla ilgili bilgileri, sadece Amerika'dan temellenen ve "yaratılışçılar" olarak bilinen, bilimsel gerçeklere karşı olan, sayıca ufak ama paraca zengin bir kitlenin yalanlar ve çarpıtmalar dolu ürünleridir. Ülkemizdeki bilim karşıtlığı bile orijinal değildir! Bilim karşıtı kitleler, ABD temelli yabancı organizasyonların maddi gelirlerinden nemalanabilmek için, onların "Türkiye şubesi" konumunda görev almakta, sadece bu çarpık iddiaları Anadolu coğrafyasının kültürüne uyarlama rolünü üstlenmektedirler. Örneğin bu temeksiz iddialara, burada da görebileceğiniz gibi Amerikan temelli bilim düşmanı sitelerde de aynen rastlamaktayız. Hatta Türkiye'deki "bilim karşıtlığı şubeleri", neredeyse her zaman yaptıkları gibi, ABD'nin en büyük bilim karşıtı organizasyonu olan Institute of Creation Research'ün (Yaratılış Araştırma Enstitiüsü) sitesinden olduğu gibi bu bilgileri çalıp, süsleyerek ve kültüre adapte ederek yayınlamaktadırlar. Bilgi yoktur, düşünce yoktur, araştırma yoktur. Sadece gözü dönmüş bir nefret, öfke ve çarpıtma vardır.


Bu "şubelerin" iddialarını dayandırdıkları bu yayınların en temel özelliği, bilinçli şekilde yapılan çeviri hataları içermeleridir. Şimdi, Darwin'in mektuplarını biriktirip analiz etme üzerine özelleşmiş bir Cambridge Üniversitesi girişimi olan Darwin Correspondence Project'in yayınladığı, 3 Temmuz 1881 tarihinde Darwin'den Willian Graham'a gönderilen orijinal mektuba bir bakalım. Bu mektubun orijinali, Cambridge Üniversitesi'nin sitesi haricinde, aynı zamanda John Murray Basımevi tarafından basılan, Darwin'in öz oğlu Francis Darwin tarafından 1887 yılında yayımlanan "Darwin'in Hayatı ve Mektupları, Otobiyografik Bir Bölüm İle Birliktebaşlıklı eserin 1. cildinde de yer almaktadır.


 


Mektubun tümü de okunabilir; ancak özellikle önemli kısım olan son paragrafa odaklanalım:




Bu kısım, 2 parçada incelenmelidir (çünkü 2 çarpıtma yapılmaktadır). İlki, sarı ile çizdiğimiz satırlardır. İkincisi ise, kırmızı ile altını çizdiğimiz satırlardır. İlkinden başlayalım, zaten doğrudan sahtekarlık ortaya çıkacaktır. Sarıyla boyadığımız kısmın tam çevirisi şudur:


“Bundan sadece birkaç asır önce Türkler tarafından zorlanarak, Avrupalıların neleri riske ettiğini ve şimdi böyle bir fikrin ne kadar saçma olduğunu hatırla. Kafkas ırkları olarak bilinen daha uygar ırklar, varolma mücadelesinde Türkler'i tam bir yenilgiye uğratmıştır."

 


Bilim düşmanlarının yaptığı, yaydığı ve tekrar tekrar gündeme getirdiği çevirilerde, cümlelerin arasına İngilizce orijinal metinde bulunmayan "Türk barbarlığı" kalıbının eklendiği görülmektedir. Amaçları basittir: insanların milli duygularını sömürerek, kendileri gibi bilim karşıtları yaratmak, gerçekleri bulandırmak, hile yoluyla insanları kandırmak ve daha nicesi... Böylece Darwin’in Türkler’e barbar ve aşağı (ya da adi) ırk diyerek hakaret ettiği propagandasına malzeme hazırlanmış olmaktadır.



Darwin'in Türkler'e Barbar Dediği İddiası Nereden Geliyor: İngilizce Yetmezliğinden


Hatta gariptir, bu çeviriyi okuyan ama evrime karşı olmayan bazı kişiler de, Darwin'in gerçekten böyle söylediği yanılgısına düşmektedirler. Bunun sebebi anlaşılırdır; ancak görmesi kolay değildir: İngilizce yetmezliği. İlk olarak, bu sözler Viktoryen Dönem'de, İngilizcenin çok daha ağdalı ve farklı olduğu bir dönemde sarf edilmiştir. Ancak daha fenası, sözler yanlış analiz edilmektedir. Kafaları karıştıran sözcük, "hollow" sözcüğüdür. Ola ki bu cümleleri okuduktan sonra "Turkish hollow" kalıbıyla Darwin'in ne demiş olabileceğini anlamak için bir sözlüğe başvurabilirsiniz. Yapacağınız ilk şey, "hollow" sözcüğünü Türkçeye çevirmek olacaktır. Bazı İngilizce-Türkçe sözlüklerde bu sözcüğün birincil anlamı "içi boş, delik, boş, oyuk" olan bu sözcüğün bazı diğer İngilizce-Türkçe sözlüklerde ikincil, üçüncül ve yan anlamları "riyakar, aldatıcı, kof, sahte" olarak verilmektedir. Bazı İngilizce-İngilizce sözlüklerdeyse (burada, burada ve burada) yan anlamlar arasında "önemsiz, değersiz" ve "yalancı" tanımları da verilmektedir. Ancak ne İngilizce-Türkçe sözlüklerde, ne de İngilizce sözlüklerde "barbar" diye bir çeviri bulunmamaktadır! Bu, apaçık bir şekilde uydurulmuş bir yalandır.


Ancak İngilizce yetmezliği bulunan insanlar, sözcüğü tek başına değil de "Turkish hollow" olarak okumaktadırlar. Yani "Türk bir şeyi" olmalı şeklinde düşünmektedir. Ancak yukarıdaki tanımların hiçbiri, "Türk bir şeyi" anlamına gelecek şekilde kullanılamamaktadır: Türk deliği? Türk oyuğu? Türk önemsizi? Türk yalancısı? Dolayısıyla, bunun "barbarlık" olduğunu varsaymış olabilirler. Saflık derecesinde iyi niyetli yaklaşarak, paralel bir evrende "içi boş" ile "barbar" sözcüklerinin eş anlamlı kullanılabileceğini varsayabiliriz. Fakat Darwin, sanki sözlerinin çarpıtılacağını öngörmüşçesine, "hollow" sözcüğünü bir diğer şekilde kullanmaktadır ve atlanan da budur: "beaten ... hollow"


İngilizcede, "beat somebody hollow" deyişi (ki bu tür tamlamalara İngilizcede "phrase" ya da "idiom" denir), "birini tamamiyle veya kolayca yenilgiye uğratmak" anlamına gelmektedir. Darwin, "beaten Turkish hollow" dediği için, tartışılmaz bir şekilde bu çeviri "Türkler tam bir yenilgiye uğradı" olarak çevrilmek zorundadır! Eğer ki cümlenin "beat" kısmı bilerek veya bilmeyerek çeviriye dahil edilmezse, yukarıda belirttiğimiz sorunlar doğar; çünkü İngilizcenin bir deyimini değil, sadece bir sözcüğü çevirmiş oluruz. Giriş düzeyinde bile İngilizce dersi almış olan herkes, örneğin "fall" sözcüğü (düşmek) ile "fall apart" (hayatı kararmak) veya "fall fast asleep" (derin uykuya dalmak) kalıplarının aynı olmadığını bilir. Bir diğer deyişle "fall fast asleep", kelime kelime "hızlı uykuya düşmek" olarak çevrilemez. Aynı şekilde, "beat hollow" deyişi içerisindeki "beat" (yenmek, dövmek) ile yukarıda anlamlarını açıkladığımız "hollow" sözcüğünü birbirinden ayrı çevrilemez. Bu, kısmen "boy vermek" deyiminin gerçekten birine boyunuzu vermek anlamına geldiğini söylemek gibidir. Dolayısıyla Darwin'in Türkleri aşağılayan bir sözü burada bulunmamaktadır. Bu, tamamen bilgisizliğin ve/veya kasti çarpıtmanın eseridir. Bu kadar inatla yayılması ise, kasti bir art niyet olduğunu kesinleştirmektedir.



Aşağı Irklar? Yukarı Irklar?


Gelelim altı çizili olan ikinci kısma:


"(...) Dünya'nın çok da uzak olmayan bir geleceğine bakarsak, Dünya çapında daha düşük sayısız ırk, daha uygarlaşmış ırklar tarafından ortadan kaldırılmış olacaktır.”

 


Burada göze çarpan ilk şey, Darwin'in "lower race" (düşük ırk) kalıbını kullanmasıdır. Bu, bilim düşmanlarının eline yağ sürüyor olsa da, "cherry picking" (söz seçme) safsatasının hoş örneklerinden birinden öteye gidememektedir. Çünkü cümlenin tamamı okunmalıdır, sadece "düşük ırk" kelimelerine bakarak ne demek istediği anlaşılamaz. Cümlenin hemen devamı, Darwin'in "düşük" sözcüğünden kastının ne olduğunu göstermektedir: "higher civilized races" (yüksek uygarlık seviyesindeki ırklar). Eğer ki "yüksek" nitelemesini, "uygarlık seviyesi" için kullandıysa, "düşük" seviyesini de, uygarlık seviyesi için kullanmıştır. Cümle, devamlılık içerisindedir, "higher" (yüksek) ile "civilized" (uygar) sözcükleri arasında virgül bulunmamaktadır (dolayısıyla "higer" ve "civilized", ırklar için kullandığı 2 ayrı niteleme değildir, birbirine bağlıdır).


Bunu bilim düşmanları nasıl çevirmiştir? Bariz bir şekilde negatif anlam ve nefret yüklü olan "aşağılık" sözcüğüyle! Açık açık, Darwin'in "aşağılık ırklar" dediğini iddia etmektedirler! "Lower" kelimesinin anlamı, ne İngilizce-Türkçe sözlüklerde (buradan ve buradan), ne de İngilizce-İngilizce sözlüklerde (buradan, buradan ve buradan), ikincil, üçüncül ve hatta yan anlamlarda bile "aşağılık" olarak çevrilmemektedir! Bu sıfatın kimlere yakıştığını düşünmeyi okurlarımıza bırakıyoruz.


Kaldı ki, Darwin'in bu kalıbı medeniyeti kastetmeden, gerçekten "düşük seviyeli" olarak kullanması bile 2 sebeple makul görülebilirdi! İlki, kendisinin bir evrimsel biyolog olmasıdır. Mektubun muhattabı olan William Graham, bir hukuk felsefesi profesörüdür ve bir politik ekonomisttir. Söz konusu paragrafın başında, daha önceki yazışmalarında Dr. Graham, Darwin'in toplumun Doğal Seçilim tarafından şekillendirildiğine yönelik fikirlerine karşı çıkmaktadır. Darwin de, Türkler ile Avrupalılar arasındaki mücadelenin örneğini vererek fikirlerini desteklemeye çalışmaktadır. Daha önceki paragraflarda da biyoloji ile kültür arasındaki benzerliklere işaret eden Darwin'in, burada biyolojik açıdan yaklaşarak mücadeleyi yitiren tarafın "daha uyumsuz, daha düşük seviyeli" olabileceğini belirtmesi son derece makuldür. Katılırsınız, katılmazsınız; ancak çarpıtamazsınız.


İkinci sebebiyse, Darwin'in zamanında ırkçılığın ve kafatasçılığın "normal" olmasıdır. Tüm ailesi ırkçıdır (en beter örnekleri olmasalar da), tüm tanıdıkları ırkçıdır. Kendisi ise, Dünya'yı gezip görmüş birisi olarak, bu iğrenç görüşten uzaklaşmayı başarmıştır. Fakat uzaklaşamasaydı bile, yaşadığı çağ dolayısıyla bu lafları sarf etmesi şaşırtıcı olmazdı. Zira Darwin ilah değil, peygamber değil, kusursuz değil, mükemmel değil. Sıradan bir insan, önemli bir bilim insanı, hepsi bu. 


Ancak Darwin'in bu mazeretlere rağmen ırkçılıktan tiksinecek kadar uzaklaşması, çağının ne kadar ötesinde olduğunu göstermektedir. Zaten Evrim Kuramı gibi insanın bencilliğini elinden alıp, onu doğanın içine, sıradan bir konuma yerleştiren, bilim tarihinin gördüğü en güçlü teoriyi geliştiren bir insanın ırkçı olabileceğini hayal etmek son derece güçtür. Evet, Evrim Kuramı'nın ırkçıların kullanabileceği tarafları vardır. Ancak birbiriyle tamamen zıt kutuplarda yer alabilen Emperyalistler'in, Pasifistler'in, Sosyalistler'in, Anarşistler'in, Kapitalistler'in, Konformistler'in ve daha nicesinin kullanabileceği tarafları da vardır. Çünkü Evrim Kuramı, biricik doğamızı açıklar. Bu saydığımız düşünce sistemleri de gökten inmemiştir, doğamız gereği geliştirdiğimiz ekonomik-politik-ideolojik sistemlerdir. Bunların herhangi birinin sonuçlarından Evrim Kuramı değil, insan doğasının kendisi, yani insanın ta kendisi suçludur. Ancak bilim düşmanları, linç edecek bilim dalı aradıkları için Evrim Kuramı'nı hedef göstermektedirler.



Darwin Irkçı ve Kafatasçı Mıydı?


Darwin, Edinburgh'ta kendisiyle herhangi bir ilişkisi olmayan, Guyanalı siyah derili bir köleden taksidermi (hayvan doldurma) öğrenirken resmedilmiş... [Kaynak: Rough Guide to Evolution]



Darwin'in ırkçı görüşlerden sıyrılarak, bu düşünce (?) sisteminden nasıl uzaklaştığına dönelim: Darwin kesinlikle bir ırkçı, kafatasçı değildi. Irkçılığın kaçınılmaz sonuçlarından biri olan insan köleliğinin karşıtlığını nesiller boyu gelenek olarak yaşatan bir aileden gelmekteydi (yakın çevresinin ırkçılığa meyilli görüşleri vardı; ancak köleliğe karşıydılar). Darwin'in nasıl çağının ötesinde olduğuyla ilgili pek çok şey yazılabilir; ancak biz Darwin’in Beagle yolculuğu sırasında kız kardeşi Catherine’e yazdığı 1833 tarihli mektupta yer alan bir paragrafı aktaralım:

 

"Seçimlerde de görüldüğü gibi, köleliğe karşı yaygın duyarlılığın, sürekli arttığını gözlemekteyim. İngiltere köleliği tamamen kaldıran ilk Avrupa ulusu olsa, bu onun için ne kadar övünülecek bir şey olur! İngiltere’den ayrılmadan önce, köleliğin olduğu ülkelerde yaşadıktan sonra tüm düşüncelerimin değişeceği bana söylenmişti; şu an farkında olduğum tek değişiklik, zenci karakteri hakkında bende çok daha yüksek bir takdirin oluştuğudur. Böyle neşeli, içten, dürüst ifadeli ve böylesine sağlıklı, kaslı bedenlere sahip bir zenci görüp de, ona karşı sevecenlik duymamak olanaksızdır."

 


Darwin bunları ne zaman söylemişti? Örneğin, 19. yüzyıl Amerika’sının en önemli doğa bilginlerinden, Yaratılışçı Louis Agassiz'in zencilerle beyazların ayrı türler olduğunu ve Tanrı tarafından ayrı ayrı yaratıldığını söylediği bir dönemde... Bilim düşmanlarının ırkçılığı fazla uzakta aramasına gerek yoktur. 



Her Halükarda, Darwin'in Ne Düşündüğü Önemli Mi?


Her şey bir yana, Darwin'in ne söylediği, neye inandığı, ne düşündüğü bilim için en ufak bir önem arz etmemektedir. Tıpkı, spesifik olarak sizin, bizim, şunun, bunun şahsi fikirlerinin değersiz, kıymetsiz ve önemsiz olması gibi! İstediğimizi düşünebiliriz, istediğimize inanabiliriz, istediğimizi iddia edebiliriz. Ancak önemli olan, bunların bilimsel analizidir. Bilimsel olarak herhangi bir ispatı ya da deneyi yoksa, hiçbir geçerliliği de yoktur. Bu kadar basit. 


Örneğin, Albert Einstein'ın köktendinci ya da ateist olması (ki panteistik/paganik/agnostik karışımı bir inancı vardı, detaylı bilgi için meraklıları buradaki makalemize bakabilirler) hiçbir anlam ifade etmez. Einstein'ın en sıkı din fanatiği olması Tanrı'nın varlığına ya da dinlerin geçerliliğine delil anlamına gelmez. Einstein'ın en katı ateist olması da Tanrı'nın yok olduğu anlamına gelmez. Einstein'ın inançları, biliminden bağımsızdır. 


Benzer şekilde, Darwin'in ırkçı ya da evrenselci olması, Evrim Kuramı'nın içeriğini gerçeklik payını en ufak düzeyde etkilemez, hatalı ya da doğru olduğunu blirtmez ya da Darwin'in muhteşem bir bilim insanı olduğu gerçeğini değiştirmez. Kaldı ki, yazı içerisinde de belirttiğimiz gibi Darwin, köleliğe dayanamayan ve Beagle seyehatinde Güney Amerika'daki köleliğe şahit olduğunda "üzüntü ve acıdan midesinin bulandığını" belirten biriydi Yani aslında tüm bu çarpıtmalar ve yalanlar, her ne kadar bilimsel açıdan hiçbir önem ifade etmese de, Einstein'ın kendi sözleriyle "insanların, [bilim insanlarının] inançlarının ardı arkası gelmeksizin çarpıtmalarının bir ürünüdür".



Sonuç


Darwin, tamamiyle insanın evrimine ayırdığı kitabı olan İnsanın Türeyişi kitabında şöyle yazar: 


"Bugünkü insan ırkları, renk, saç, kafatası biçimi, vücut oranları, vb. gibi birçok bakımdan farklı olmakla birlikte, yapılarının tümü dikkate alınırsa, pek çok noktada birbirlerine büyük ölçüde benzemektedirler. Bunların birçoğu öylesine önemsiz ya da apayrı niteliktedir ki, kökenleri başka olan türlerin ya da ırkların onları ayrıca kazanmış olması, son derece olanaksızdır. Aynı düşünce, en farklı insan ırkları arasındaki zihni benzerliğin pek çeşitli yönleri için de, aynı ölçüde ya da daha çok geçerlidir."


Yaşadığı dönem göz önüne alındığında, Darwin’in sözlerinin değeri daha iyi anlaşılacaktır. Darwin, sadece benliğimizi tanımamızı sağlamadı. Aynı zamanda tüm insanları, bir arada, tüm canlılığı barındıran ihtişamlı bir Evrim Ağacı'nın sıradan bir dalına yerleştirebilmemizi ve tüm dalları birbirine bağlayabilmemizi sağladı. Böyle bir bilimsel gerçeği, yaşam görüşü bellemiş birine bu çarpıtmaları yapmak, gerçek anlamıyla "aşağılıklık" değildir de, nedir?

 

Yazanlar: 

  1. Prof. Dr. Haluk Ertan (İÜ Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü)
  2. ÇMB (Evrim Ağacı)

 

Kaynaklar: Yazı içerisinde bağlantılar verilerek belirtilmiştir.


Not: Türk, Kürt, Çerkez, Alman, Fransız, Japon gibi "ırka dayalı" tanımlamaların geçerliliği ayrı bir tartışma konusudur ve burada, burada, burada ve burada işlenmiştir. En kısa cevabı, biyolojik olarak bu tanımların hiçbir geçerliliği olmadığı, bunların tamamen siyasi emellerle veya kimi zaman da iletişim kolaylığı sağlamak amacıyla uydurulmuş terimler olduğunu, dolayısıyla tartışmanın başından boş olduğudur. Fakat detaylı açıklamalar için verdiğimiz bağlantıları okuyabilirsiniz.


Bu kadar İngilizceden bahsettik, Türkçeyle kapatalım: Yalancının mumu yatsıya kadar yanar...

6 Yorum