Bu Yaşam Görüşünde İhtişam Var!

Yazdır Bu Yaşam Görüşünde İhtişam Var!
Bu yaşam görüşünde ihtişam var!

Kurulduğumuz günden bu yana, bu motto/slogan ile yola çıktık ve bu şekilde devam ediyoruz. Bunun anlamını merak edenler için, izah edelim:

Evrim Kuramı'nın "babası" olarak bilinen ve birçok mekanizmasını, birçok araştırmacının yapamayacağı kapsam ve isabetlilikle ortaya koymayı başaran, 24 Kasım 1859 yılında basılan kitabı Türlerin Kökeni ile Evrim Kuramı'nı tüm dünyaya ilan eden Charles Robert Darwin, kitabını şu sözlerle bitirmekteydi:

"Çeşitli bitkilerle kaplı, çalılıklarında kuşların ötüştüğü, türlü böceklerin uçuştuğu; nemli toprağında tırtılların, solucanların süründüğü bir yamaca bakıp, birbirinden böylesine farklı, ve birbirine böylesine karmaşık bir tarzda bağımlı ve ustalıkla yapılmış bütün o canlı biçimlerin, çevremizde etkilerini sürdüreduran yasaların ürünleri olduğunu düşünmek ilginçtir. Bu yasalar -geniş bir anlamda- Üreme ve Büyüme; Soyaçekim (hemen hemen üremenin kapsamında kalır); yaşam koşullarının ve parçalarının kullanılıp kullanılmamasının doğrudan ve dolaylı etkilerinin sonucu olan değişkenliktir; üreme öylesine hızlıdır ki Yaşama Savaşına yol açar; ve bunun sonucu Iranın Iraksamasını ve az gelişmiş biçimlerin tükenmesini zorunlu kılan Doğal Seçmedir. Böylece, doğanın savaşından, açlıktan ve ölümden, düşünebildiğimiz en yüce ereğe, daha yukarı hayvanların oluşmasına varılır. Bir ya da birkaç biçimde başlayan yaşamı böyle anlayan ve bu gezegen çekimin değişmez yasasına göre dönüp dururken, böylesine basit bir başlangıçtan en güzel, en olağanüstü biçimlerin evrimleşmiş ve evrimleşmekte olduğunu kavrayan bu yaşam görüşünde gerçekten ihtişam vardır."  (Türlerin Kökeni, 1. Baskı Taslağı'ndan çeviri)

"Darwin Correspondence Project" isimli bir bilim projesi, Darwin'in ömrü boyunca yazdığı 20.000'e yakın mektup ve sayısız belgeyi derleyerek, hayatını tam olarak ortaya çıkarmışlardır. Bu araştırmalardan net bir şekilde görülmektedir ki, Darwin, kitabına şahsi inançları dahil etmeyeceğine kendini ikna etmiş olsa da, çevresel baskılara dayanamayarak kitabının birkaç noktasına, ilerideki baskılarında, insanların Evrim Kuramı sebebiyle büyük oranda yanlışlanan şahsi inançlarını teselli edecek ve kuram ile inançların el ele gidebileceğini ima edecek bazı söz ve cümleler eklemiştir. Bunlardan birisi de, son cümlesini hedeflemektedir. Cümle, şu şekilde basılmıştır:

"Bir ya da birkaç forma üflenmiş yaşamı böyle anlayan ve bu gezegen çekimin değişmez yasasına göre dönüp dururken, böylesine basit bir başlangıçtan en güzel, en olağanüstü biçimlerin evrimleşmiş ve evrimleşmekte olduğunu kavrayan bu yaşam görüşünde gerçekten ihtişam vardır."

Dikkatli okunursa görülebileceği gibi, yaşamın "başlaması" yerine "üflenmesi" şeklinde bir tabire geçerek, bir dış gücün canlılığı başlatmış olabileceğine göndermede bulunmuştur. Öte yandan, bunu zekice bir hamle olarak görmek gerekir. Çünkü Evrim Kuramı, ortaya ilk atıldığında, canlılığın başlangıcına yönelik hiçbir argüman geliştirmiyordu. Üstelik Darwin, günümüz köktenci ateistleri veya katı bilim uygulayıcıları gibi, zorla, kuvvetle, inatla gerçekleri diğer insanlara göstermeyi istemiyordu. Darwin, "Din, toplumları bir arada tutan bir harçtır." diyerek inançların sosyolojik öneminin farkına vardığını göstermiş, gerçek olmadığını bilse de, insanların inançlarının onlar için ne kadar kıymetli olduğunu anlamıştır. Bu inançlara saygıyla yaklaşmıştır. Tüm bunların sebebi, kendisinin de bir rahip olmak isteyecek kadar koyu bir dindarlıkla yola çıkıp, bilimin ışığında çok yavaş, çok sancılı bir şekilde gerçeklerle yüzleşmiş olmasıdır. Yani insanların Evrim Kuramı ile, doğa gerçekleri ile, toz pembe dünyalarının bir hayal olduğuyla yüzleşilmelerinin ne kadar zor olduğunu kendisi de deneyimlemiştir ve çok iyi anlamaktadır. Ancak gerçeklerle yüzleşmek ne kadar zor olursa olsun, değişime inatla, ne kadar karşı konulursa konulsun, gerçek gerçektir ve kişilerin isteklerine, keyiflerine ve inançlarına göre değişmez. Darwin, bunu da çok iyi biliyordu. Bu sebeple gerçekleri söyledi; ancak biraz yumuşatarak belirtti.

Türlerin Kökeni'nin orjinal baskısının 490. sayfasında geçen bu son cümlenin, şu şekilde bittiğini görüyoruz:

"(...) olduğunu kavrayan bu yaşam görüşünde gerçekten ihtişam vardır."

Bunu daha iyi anlamak için, cümlenin orjinaline bir bakalım:

"There is grandeur in this view of life, with its several powers, having been originally breathed into a few forms or into one; and that, whilst this planet has gone cycling on according to a fixed law of gravity, from so simple a beginning endless forms most beautiful and most wonderful have been, and are being, evolved."

Darwin, çok net bir şekilde, bu cümlenin ilk kısmında, şunları söylemektedir:

"Bu yaşam görüşünde ihtişam/görkem/yücelik vardır."

Sonrasında da, bunu açıklamaktadır. Kimi insanlar, bu çevirinin doğru olmadığını, çevirinin şu şekilde yapılması gerektiğini söylerler:

"Yaşama bu şekilde bakan biri, ihtişam/görkem/yücelik görecektir."

Bunun, bu şekilde zoraki bir biçimde çevrilmesinin nedeni, Darwin'in insanlara anlatmak istediğini yumuşak bir biçimde anlatmasının nedenleriyle birebir aynıdır. Çünkü savunma, şu şekilde gelmektedir:

"Evrim bir yaşam görüşü değildir. Evrim bir doğa gerçeğidir. Evrim Kuramı ise, bu gerçeği izah eden bilimsel teorinin ismidir. Dolayısıyla, buna bir yaşam görüşü olarak yaklaşmak, bilimde buna şahsi bir inançmış gibi yaklaşıldığının sanılmasına neden olacaktır."

Hayır, asla! İnsanlar, eğer ki cümleleri, teorileri, bilimsel verileri anlamadan konuşuyorlar ve düşünüyorlarsa, siz ne yaparsanız yapın yanlış anlayacaklardır. Biz burada, ne olduğunu net bir şekilde izah edeceğiz:

Evrim Kuramı'nın kendisi bir "yaşam görüşü" değildir, bir "bilimsel kuram"dır. Evrimin kendisi bir "yaşam görüşü" değildir, bir "doğa yasası"dır. Ancak bu kuramı ve doğa gerçeğini anlamanın bize kazandırdıkları, bir yaşam görüşüdür. 



Bu yaşam görüşü nedir? Bize kattıkları nelerdir? Bundaki ihtişam nedir? 

İlk olarak, insanlığın Evrim Kuramı'ndan önce insanlığa ve doğaya nasıl baktığının anlaşılması gerekmektedir: İnsanlık, bin yıllar boyunca kendisini Tanrılar, Melekler ve Şeytanlar ile hayvanlar, bitkiler ve cansız alem arasındaki "üstün varlık" olarak görmüş, diğer tüm canlıları kendisinden alt seviyede, zavallı ve aşağılık olarak görmüştür. Kendisinin düşünebiliyor olmasını doğadaki tek düşünme yetisi olarak görmüş, bu bilimdışı yanılgısı, kendisinin kibrinin ve acınası yanılgılarının artmasına neden olmuştur.

Öte yandan Evrim Kuramı'yla birlikte yükselen yaşam görüşü, insanın diğer canlılarla tamamen aynı olduğunu anlamamızı sağlamıştır. Her canlı türünün kendisine has özellikleri olduğunu, bir hayvan türü olarak insanın da kendisine has özelliğin zekası ve düşünebilme yetisi olduğu fark edilmiştir. Bunun öneminin anlaşılmasıyla birlikte, üstünlük iddiamızdan vazgeçerek, eşitliğe yönelmeyi başardık ve halen de başarıyoruz. Bu kuramı ve doğa yasasını bilmeyen, anlamayan, anlamak istemeyen kişiler, inatla ve kibirle kendi üstünlüklerini iddia etmeyi sürdürmekte ve çağın gerisinde kalmaktadırlar.

Evrim Kuramı'nın anlaşılmasıyla, diğer tüm canlılarla ortak ataları paylaştığımızı anladık. Böylece sadece kendi "dedelerimize" duyduğumuz saygı anlayışı, değişti ve artık canlılığın atalarına yönelik bir saygı ve onları anlama merakına dönüştü. Çünkü bizi "biz" yapan, insanı "insan" yapan, dedelerimizin aldığı topraklar, kurulan ve yıkılan medeniyetler, savaşlar, barışlar ve diğer tarihimiz olmadığını; bundan çok daha eskisinin, günümüzde yaşayan veya çoktan yok olmuş akraba türlerle paylaştığımız ilkin atalarımız ve bunların doğada verdikleri mücadelenin olduğunu gördük, anladık. Bunlar, bizim yaşama ve türlere olan bakış açımızı, yaşam görüşümüzü değiştirdi.

Yani kısaca, Evrim Kuramı sayesinde, önceden sahip olduğumuz bencil, sığ, insan-merkezli görüş değişerek türlerin tamamını içeren, derin, kapsamlı bir görüşe doğru evrimleşti. İşte Darwin'in bahsettiği yaşam görüşü ve bu görüşteki ihtişam, budur.

Dolayısıyla, Evrim Ağacı olarak bizim ve aynı zamanda Darwin'in de bahsettiği "yaşam görüşü", Evrim Kuramı veya evrimin kendisi değil, bu bilimsel teori ve gerçeklerin insan yaşantısına, insan algısına kattıklarıdır. 


Çevirinin Analizi

Zaten semantik olarak incelendiğinde de, çeviride herhangi bir hata olmadığı, çevirinin, yazara sadık kalarak yapılmasının mecburiyetinden ötürü doğruluğu anlaşılacaktır:

"There is grandeur in this view of life."

sözü ile, şu sözü kıyaslayalım:

"There is a car in this side of the street."

İkincisini nasıl ki "Sokağın bu kenarında bir araba var." diye çeviriyorsak ama "Sokağın bu kenarına geçtiğinizde bir araba göreceksiniz." gibi ya da bir başka şekilde çevirmiyorsak, ilk sözü de "Bu yaşam görüşünde ihtişam var." olarak çevirmemiz son derece doğal ve isabetlidir.

Eğer o şekilde bir çeviri gerekecek olsaydı, cümle şu şekilde kurulmalıydı:

"This view of life involves grandeur." ya da "You will see a grandeur, when you view the life in this way." ve benzeri. Dolayısıyla çeviride bir hata olduğunu hiç düşünmüyoruz. Kişilerin bu cümleyi yumuşatma ihtiyacını, yanlış anlaşılmadan doğan zorlama bir ihtiyaca bağlıyoruz.

Kimi zaman, "ihtişam" kelimesinin de eleştirildiğini, "görkem" ya da "yücelik" olarak çevrilmesi gerektiğini iddia edenleri de görüyoruz. Doğrudur, tam Türkçe olarak kullanılacaksa, bu iki kelime tercih edilebilir. Ancak biz, başından beri Arapça olan "ihtişam" kelimesini kullandık ve artık dilimize söz bu şekilde yerleşti. Ayrıca, sözün orjinalindeki "grandeur" kelimesi de, Viktoryen Dönem İngilizcesinden gelen bir kelimedir ve kökenleri 16. yüzyıla kadar gitmektedir. Bu eskiliği ve derin kökeni vurgulamak adına, eski bir kelimenin tercih edilmesi, bizde orjinaline biraz daha fazla sadık kalma hissini uyandırmaktadır. Bunu, affınıza sığınarak, sözün sahibine ufak bir saygı duruşu olarak görmenizi isteyeceğiz.


Sonuç

Cümleyi her nasıl çevirmek isterseniz isteyin, önemli olan cümlenin ardında yatanları anlamaktır. 

Ve sanıyoruz ki, tartışmasız bir şekilde, bu kuramı anlayan ve algılayan herkesin yaşamı, yaşam görüşü, yaşam algısı, yaşamdan aldığı tat, ihtişamlı, görkemli ve belki yüce olarak nitelendirilebilecek bir şekilde değişmiştir.

Bizce, bu yaşam görüşünde gerçekten de ihtişam var!


Kaynaklar ve İleri Okuma:

Türlerin Kökeni, 6. Baskıdan Çeviri, Charles Darwin, Evrensel Basım Yayın (2009)
On the Origin of Species, 1st Edition, Charles Darwin, John Murray Publishers (1859)
Evolutionary Analysis, 3. Baskı, Scott Freeman ve Jon Herron (2009)
Darwin Correspondence Project (http://www.darwinproject.ac.uk/)
6 Yorum