Zırvalık Saptama Gereçleri: Carl Sagan'ın Saçmalık Yok Etme ve Eleştirel Düşünce Kuralları
Zırvalık Saptama Gereçleri: Carl Sagan'ın Saçmalık Yok Etme ve Eleştirel Düşünce Kuralları

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bir kozmik bilge, doymak bilmez bir okur, umutsuz, romantik ve parlak filozof... Carl Sagan çok şeyler oldu. Ama her şeyden öte, şüphecilik ve açıklık arasında hayati bir denge ustası, akıl ve sağduyunun çağımızdaki en büyük koruyucusu olmayı sürdürüyor. Bizlere bilim ve maneviyat üzerine sonsuza dek sürecek bir meditasyon sunan ve ölümünden sadece birkaç ay önce yayınlanan kitabi Demon-Haunted World: Science as a Candle in the Dark (Perili Dünya: Karanlıkta Bir Mum Olarak Bilim) adlı kitabında Sagan toplumun en arsız yalanları ve çirkin propaganda karşısında dahi akıl yolundan ayrılmadan ilerleyebilmenin sırlarını paylaşıyor. 

“Zırvalık Algılamanın İnce Sanatı” başlıklı bir bölümde Sagan medyumlardan dinsel bağnazlığa ve özellikle “bilimde nesnelliğe yönelik popüler tutuma sinsi bir bozulma getirdiğini” ve “alıcılarının zekasına yönelik bir aşağılamayı ele verdiğini” düşünerek hiç itibar etmediği bilim insanlarının para karşılığı ürün reklamı yapması gibi kolay etkilenebildiğimiz birçok aldatma çeşidini dile getiriyor. Ancak kendini beğenmişliğin fildişi kulesinden vaaz vermektense Sagan meseleye en hassas noktadan yaklaşıyor – anne ve babasını henüz kaybetmiş olmasından yola çıkarak öbür dünyada yeniden bir araya gelmenin çok insanca cezbediciliğini ifade ediyor ve bu masallara inanmanın bizi aptal ya da kötü insanlar yapmadığını, sadece bunlara karşı doğru savunma gereçleri ile kendimizi donatmanın gerekliliğini hatırlatıyor. 

Eğitimleri sayesinde bilim insanları Sagan'in “zırvalık saptama gerecleri” adını verdiği, aklı yalanların etkisine karşı sağlamlaştıran bir bilişsel gereçler ve teknikler kümesi ile donatılırlar:

Bu teçhizat üzerinde düşünülmesi gereken her yeni bir fikir için ortaya çıkarılır. Eğer bu yeni fikir teçhizat takımımızdaki gereçlerle yaptığımız incelemeden sağlam çıkarsa ona sıcak ancak geçici bir onay veririz. Niyetiniz buysa, sizi ne kadar rahatlatacağını bilseniz dahi zırvalıkları yutmak istemiyorsanız bunu önlemek mümkün: elimizde denenmiş ve doğrulanmış bir yöntem bulunmakta.

Ancak Sagan'a göre bunlar sadece bilimin gereçleri değiller – sağlıklı bir şüpheciliğin gündelik yaşama da ayni sıklıkta ve gereklilikte uyarlanabilecek paha biçilmez gereçleri bunlar aynı zamanda. Bu yöntemleri benimseyerek aptalca hilekarlıklara ve kasıtlı güdümlemelere karşı kendimizi koruyabiliriz. Sagan bu gereçlerden dokuzunu bizlerle paylaşıyor:

1. Olanaklı olduğu sürece “gerçekler” bağımsız olarak doğrulanabilmelidirler.

2. Tüm bakış açılarının bilgili savunucuları arasında eldeki kanıtlar üzerine bir tartışma teşvik edilmelidir.

3. Yetkililere dayandırılan görüşler fazla ağırlık taşımaz – “yetkililer” geçmişte hatalar yaptılar ve gelecekte de yapacaklar. Belki bunu söylemenin daha iyi yolu bilimde yetkililerin değil en fazla uzmanların olduğudur.

4. Birden fazla varsayım ortaya atın. Açıklanacak bir şey varsa bunun açıklanabileceği bütün farklı yolları düşünmeye çalışın. Sonra da her bir seçeneği yöntemsel yoldan çürütecek testler düşünün. Bu “çoklu çalışma varsayımları” arasında, Darwin seçilimi ile çürütülmeye en fazla ayak direyip ayakta kalan varsayım, doğru yanıt olma konusunda ilk hoşunuza giden fikre göre çok daha fazla şansa sahiptir.

5. Sırf kendinizin olduğu için herhangi bir sava fazla bağlanmamaya çalışın. Bu sadece bilgiye ulaşmada bir ara duraktır oysa. Kendinize bu fikri neden sevdiğinizi sorun. Diğer seçeneklerle adilce karşılaştırın. Reddetmek için gerekçeler bulmaya çalışın. Siz bulamazsanız başkaları bulacaktır.

6. Ölçün, biçin, nicelendirin. Açıklamaya çalıştığınız her neyse onun bir ölçüsü, ona ilintilendirilebilecek sayısal bir nicelik varsa bu rakip savlar arasında daha iyi bir ayrıştırma yapmanızı sağlayacaktır. Muğlak ve niteliksel olan, birçok açıklamaya da açık olur. Elbette ki yüzleşmek zorunda olduğumuz birçok niteliksel konuda da aranacak gerçekler vardır, ancak bunları bulmak çok daha zordur. 

7. Bir tezler zinciri varsa zincirdeki öncüller de dahil her halka çalışmalıdır – sadece çoğunluğu değil.

8. Occam'ın Usturası: Bu pratik ve kullanışlı kural bizi eldeki verileri aynı derecede iyi açıklayabilen iki sav ile karşılaştığımızda bunlardan basit olanını seçmeye zorlar. 

9. Her zaman savınızın en azından ilkesel olarak yanlışlanabilirliğini sorgulayın. Denenemeyen ya da yanlışlanamayan önermelerin fazla bir değeri yoktur. Bütün Evrenin ve içindeki herşeyin çok daha büyük bir Evren içinde sadece bir temel parçacık, tutun ki bir elektron, olduğu müthiş fikrini düşünün. Kendi evrenimizin dışından hiçbir şekilde bilgi alamayacak isek bu fikir çürütülemez bir fikir olmaz mı? İddiaları soruşturabilmelisiniz. Kökleşmiş şüphecilere sizin mantığınızı izleme, deneylerinizi tekrarlama ve ayni sonuçları alıp alamayacaklarını görme sansı verilmelidir. 

Bu yararlı gereçleri öğrenmek kadar önemli olan bir başka şey de sağduyu yolundaki en yaygın tuzaklardan sakınabilmektir. Toplumun buna en duyarlı olduğu noktayı hatırlatan Sagan şöyle yazıyor:

Bilgiye yönelik bir iddiayı değerlendirirken yapmamız gerekenleri öğretmesinin yanında her iyi zırvalık saptama teçhizatı bize ayni zamanda yapmamamız gerekenleri de öğretebilmelidir. Böylece bizim mantıkta ve söylemde en tehlikeli yanılgıları tanımamıza yardımcı olacaktır. Din ve siyasette bunların birçok örneği görülebilir, zira bu konularla uğraşanlar çoklukla iki çelişkili önermeyi birden doğru göstermek zorunda kalırlar. 

Çoğu belirsizliğe karşı duyduğumuz süreğen rahatsızlıkta kök salmış bu yanlışların yirmi en yaygın ve tehlikeli olanına karşı herbirine örnekler de vererek bizi uyarıyor Sagan:

1. Ad hominem – Latince “kişiye”. Konuya değil de tartışana saldırmak. (Örnek: Saygıdeğer Dr. Smith bilinen bir köktendinci olduğundan evrime olan itirazlarını ciddiye almamıza gerek yoktur).

2. Yetkiliye dayandırılan savlar (Örnek: Başkan Richard Nixon yeniden seçilmelidir çünkü kendisinin Güneydoğu Asya'daki savaşı sona erdirmek için gizli bir planı var – ancak plan gizli olduğundan seçmenin planın kendisini değerlendirme sansı yoktu; tüm savunma Nixon'a güvenmek üzerine kurulmuştu çünkü o Başkandı: görüldü ki bu da bir hata idi)

3. Kötü sonuçlara dayandırılan savunma (Örnek: Cezalandıran ve ödüllendiren bir Tanrı olmalıdır, zira böyle bir Tanrı yok olsa idi toplum tamamen kanunsuz ve tehlikeli, hatta belki yönetilemez olurdu. Ya da: Kamuoyunca çok konuşulan filanca cinayet davasında sanık suçlu bulunmalıdır; yoksa bu diğer erkekleri de karılarını öldürmeye teşvik anlamana gelecektir)

4. Cehalete başvurmak – yanlışlığı gösterilmemiş bir şeyi doğru kabul etmek, ya da tersi (Örnek: UFO'ların yeryüzünü ziyaret etmediğine dair sağlam hiçbir delil bulunmamaktadır, dolayısıyla UFO'lar gerçektir – öyleyse Evrenin başka yerlerinde de uygarlıklar vardır Ya da: Yetmiş kazilyon tane daha başka dünya var olabilir, ancak bunların hiçbirinde yeryüzünde ulaştığımız ahlak seviyesine erişildiği bilinmemektedir, öyleyse biz hala Evrenin merkeziyiz.) Bu belirsizliğe karşı duyulan sabırsızlık şu ifade ile eleştirilebilir: delil yokluğu yokluğun delili demek değildir. 

5. Duruma özel bahane bulma, genelde söylemsel yönden oldukça sorunlu bir durumu kurtarmak için (Örnek: Bağışlayıcı bir Tanrı nasıl olur da sırf emirlere rağmen bir kadın bir erkeği bir elma yemeye ikna etti diye gelecek tüm kuşakları acı çekmeye mahkum eder? : Duruma özel bahane: Serbest İrade Öğretisi'nin inceliğini kavrayamayorsun. Ya da: Nasıl olur da ayni Kişi'de her biri eşit derecede tanrı özelliğinde olan bir Baba, bir Oğul ve bir Kutsal Ruh vücut bulur? Duruma özel bahane: Kutsal Üçlemenin Gizemi'ni anlamıyorsun. Ya da: Nasıl olur da Tanrı her biri kendi yolunda sonsuz iyilik ve şefkate tembihlenmiş Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam dini müritlerinin bunca zamandır bu kadar çok zulüm islemesine göz yumar? Duruma özel bahane: Yine Özgür İrade'yi anlamıyorsun. Hem zaten Tanrı'nın yöntemleri hep gizemlidir)

6.  Döngüsel nedensellik, yanıtı varsaymak diye de adlandırılır (Örnek: Şiddet suçlarını azaltmak için ölüm cezası uygulamalıyız. Pekala, ölüm cezası uygulandığında şiddet suçları gerçekten azalıyor mu? Ya da: Borsa dün bazı teknik ayarlamalar ve yatırımcıların kar satışları yüzünden düştü – peki bu “ayarlamalar” ve kar satışlarının nedensel rolü üzerine bağımsız bir kanıt var mı; bu sözde açıklama herhangi birşey öğrenmemizi sağladı mı?)

7. Gözlemsel seçim, lehte olan koşulları sıralamak diye de adlandırılır, ya da filozof Francis Bacon'ın tanımladığı sekliyle isabetleri sayıp ıskaları unutmak (Örnek: Bir ülke yetiştirdiği Devlet Başkanları ile övünür ama seri katilleri konusunda sessizdir)

8. Küçük sayılarla istatistik yapmak – gözlemsel seçimin yakın akrabası (Örnek: “Her beş kişiden birinin Çinli olduğu söyleniyor. Bu mümkün olabilir mi? Ben yüzlerce insan tanıyorum ve hiçbiri Çinli değil. Saygılarımla.” Ya da: “Zarda üst üste üç kez yedi attım. Bu aksam kaybetmem imkansız.”)

9. İstatistiğin doğasını yanlış anlamak (Örnek: Başkan Dwight Eisonhower'ın Amerikan halkının tam yarısının ortalamanın altında zekaya sahip olduğunu öğrendiğinde ifade ettiği şaşkınlık ve panik)

10. Tutarsızlık (Örnek: Muhtemel bir askeri rakibin yapabileceklerinin en kötüsü için önlem alırken çevresel tehlikeler üzerine bilimsel tahminleri “kanıtlanmadıkları” gerekçesiyle ve tasarruf adına görmezden gelmek. Ya da: Eski Sovyetler Birliği'ndeki yaşam süresi beklentisinin düşmesini komünizmin yıllar önceki yanlışlarına bağlamak, ama ABD'de su anda büyük endüstri devletleri arasında en yüksek düzeyde olan bebek ölüm oranlarını kapitalizmin yanlışlarına bağlamamak. Ya da: Evrenin gelecekte sonsuzluğa kadar varolacağını mantıklı görürken geçmişte de sonsuz sure varolma olasılığını saçma görmek)

11. Non sequitur – Latince “birbirini tutmuyor” (Örnek: Ulusumuz hakim olacak, çünkü Tanrı büyük. Ancak neredeyse tüm uluslar buna inanır; Almanca'da da “Gott mit uns” şeklinde söylenir). Non sequitur yanılgısı içinde olanlar çoğu zaman diğer seçenekleri görmeyi becerememişlerdir sadece.

12. Post hoc, ergo propter hoc – Latince “sonradan olmuştur, o yüzden sonucudur” (Örnek: Manila Başpiskoposu Jaime Cardinal Sin: “Bildiğim 26 yaşında bir kadın 60 gösteriyor çünkü [doğum kontrol] hapları alıyor.” ya da: Kadınlar oy vermeye baslamadan önce nükleer silahlar yoktu)

13. Anlamsız soru (Örnek: Dayanılamaz bir güç hareket ettirilemez bir nesneyle karşılaştığında ne olur? Dayanılamaz bir güç varsa hareket ettirilemez nesneler yoktur, ya da tersi)

14. Hariç tutulan orta, ya da yanlış ikilik – aralıksız bir seçenekler dizisinde sadece iki noktayı göz önüne almak (Örnek: Tabii, tut onun tarafını; kocam hep mükemmel, hep ben yanlışım.” Ya da: “Ülkeni ya seversin, ya da nefret edersin.” Ya da: “Çözümün bir parçası değilsen sorunun bir parçasısın demektir.”)

15. Kısa vade / uzun vade ikiliği – “hariç tutulan orta” yanılgısının bir alt kümesi, ama o kadar önemli ki dikkat çekmesi için ayrıca ele aldım (Örnek: Dengesiz beslenmiş çocukları beslemek ya da okul öncesi çocukları eğitmek gibi programlara mali kaynak ayıramayız. Acilen sokaklarımızdaki suç oranını düşürmeliyiz. Ya da: Bu kadar buyuk bir bütçe açığı varken neden uzayı keşfetmekle ya da temel bilimlerle uğraşalım?)

16. Kaygan yokuş, hariç tutulan orta ile akraba (Örnek: Hamileliğin ilk haftalarında kürtaja izin verirsek doğmak üzere olan bebeklerin öldürülmesini engellememiz de olanaksızlaşır. Ya da tam tersi olarak: Devlet kürtajı dokuzuncu ayında bile yasaklayabilirse çok yakında ana rahmine düşme anında bile vücutlarımızla ne yapmamız gerektiğine karışmaya başlayacaktır)

17. Bağıntı ile nedenselliği birbirine karıştırmak (Örnek: Bir ankete göre eşcinsellik üniversite mezunları arasında eğitimsizlere göre daha yaygın, demek ki eğitim insanları eşcinsel yapıyor. Ya da: Ant dağlarındaki depremler Uranüs'ün en yakın olduğu zamanlarla bağdaşıyor; demek ki – daha yakın ve daha büyük bir gezegen olan Jüpiter ile böyle bir bağıntı hiç bulunamamış olmasına rağmen – depremlere Uranüs neden oluyor)

18. Çöpten adam – bir fikri karikatürize edip daha kolay saldırılabilir hale getirmek (Örnek: Bilim insanları canlıların tamamen şans eseri ortaya çıktıklarını varsayıyorlar – Darwinciliğin en temel öngörüsü olan doğanın işleyeni alıp islemeyenden kurtularak yavaş yavaş ilerlediğini kasten gözardı eden bir ifade. Ya da – ayni zamanda bir kısa vade / uzun vade yanılgısı olan – çevreciler tatlısu levrekleri ya da benekli baykuşlara insanlardan daha fazla değer veriyorlar)

19. Kanıt gizleme, ya da yarı-gerçekler (Örnek: Başkan Reagan'a düzenlenen suikast teşebbüsü Zerin'e şaşırtıcı derecede doğru ve üzerinde çok konuşulan bir “kehanet” televizyonda yayınlandı; ancak – önemli bir detay – olaydan önce mi, sonra mi kaydedilmişti? Ya da: Her ne kadar yumurtaları kırmadan omlet yapmak mümkün değilse de hükümetin bu ihlalleri bir devrimi gerekli kılıyor. Tamam, ama bu devrimde önceki rejimden daha fazla insan öldürülme olasılığı var mı? Diğer devrimlerden edinilen deneyimler hangi doğrultuda? Baskıcı rejimlere karşı yapılan tüm devrimler istenilir ve halkın yararına devrimler mi?

20. Sinsi laflar (Örnek: ABD Anayasası'nda belirlenen güçler ayrılığı ilkesine göre Amerika Birleşik Devletleri, Kongreden bir havas ilanı çıkmadan savaşa giremez. Öte yandan, Başkanlara savaşın yönetimi ve dış politikanın denetimi yetkisi verilmiştir ve bunlar da kendilerini yeniden seçtirmek icin oldukça güçlü gereçlerdir. Bu yüzden her iki partiden Başkanlar da bayrağı sallayıp savaşlar uydurmaya, savaşı da başka isimlerle adlandırmaya - “güvenlik hareketleri,” silahlı baskın,” “önleyici tepki saldırısı,” “etkisizleştirme,” “Amerikan çıkarlarını korumak,” ve “Adil Gerekçe Operasyonu” gibi bir dolu “operasyon” – heveslenebilirler. Savaşa takılan bu örtmece isimler dilin siyasi amaçlar için yeniden icat edilmesine güzel örneklerdir. Tallyrand der ki: “Siyasetçinin önemli yeteneklerinden biri de eski isimleriyle halkta nefret uyandıran kurumlara yeni isimler bulmaktır”)

Sagan bölümü gerekli bir tekzip ile kapatır:

Diğer tüm gereçler gibi zırvalık saptama gereçleri de suistimal edilebilir, yeri dışında uygulanabilir, hatta ve hatta düşünceye karşı ezberci bir seçenek olarak da kullanılabilir. Ancak akıllıca kullanıldığında çok büyük bir fark yaratacaktır – en başta da başkalarına sunmadan önce kendi fikirlerimizi değerlendirirken.

Yazan: Maria Popova

Not: Bu yazı BrainPickings adresinden çevrilmiştir.

Darwin ve Kraliyet Cemiyeti

Dr. Işıl Arıcan: Sahtebilim ve Bilim Üzerine Bir Söyleşi

Yazar

Suat Ayöz

Suat Ayöz

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim