Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Yüzey Gerilimi Nedir? Bazı Böcekler ve Metal Cisimler Nasıl Oluyor da Suya Batmıyor?

12 dakika
13,998
Yüzey Gerilimi Nedir? Bazı Böcekler ve Metal Cisimler Nasıl Oluyor da Suya Batmıyor? ThoughtCo
Suyun üzerinde durabilen su koşucuları
Tüm Reklamları Kapat

Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?

  • Yüzey gerilimi, sıvı moleküllerinin birbirlerini çekmesi sonucu oluşan ve sıvının yüzey alanını minimize etmeye çalışan elastik bir tabaka etkisidir.
  • Su gibi sıvılarda kohezyon ve adhezyon kuvvetlerinin dengesi, suyun yüzeyde damla şeklini almasına veya yayılmasına neden olur ve bu kuvvetler sıcaklık ve yüzey aktif maddelerle değişir.
  • Yüzey gerilimi, su koşucuları gibi canlıların su üzerinde batmadan hareket etmesini sağlar ve temizlik, tıp ve endüstri gibi birçok alanda önemli uygulamalara sahiptir.

Yüzey gerilimi, durgun hâldeki sıvıların olabilecek en yüksek enerji dengesine ulaşabilmek için, olabilecek en küçük yüzey alanını kaplamaya yönelik eğilimlerine verilen isimdir. Bu kuvveti mümkün kılan şey, moleküllerin birbirlerini çekmeye yönelik kohezif doğasıdır. Yüzey gerilimi sayesinde sıvı yüzeyi elastik bir tabaka gibi davranır ve bu sıvı yüzeyi, dış bir kuvvete direnebilir. Bu kuvvet öylesine etkilidir ki, aslen sudan daha yoğun olan, dolayısıyla normalde batmasını bekleyeceğimiz su koşucusu (Gerridae ailesinden böcekler) gibi hayvanlar ve hatta metalden yapılmış jilet bıçaklar veya ataçlar bile, hiç batmaksızın su yüzeyinde kalabilirler.

Jilet bıçaklarının yapımında kullanılan martenistik paslanmaz çeliğin yoğunluğu santimetreküp başına 7650 kilogram civarındadır ve bu, suyun santimetreküp başına 997 kilogram olan yoğunluğundan 7.6 kat yüksektir. Dolayısıyla aslen bu metalin suyun içine batmasını bekleriz; fakat yüzey gerilimi o kadar güçlüdür ki, metali bile su yüzeyinde tutabilir.
Jilet bıçaklarının yapımında kullanılan martenistik paslanmaz çeliğin yoğunluğu santimetreküp başına 7650 kilogram civarındadır ve bu, suyun santimetreküp başına 997 kilogram olan yoğunluğundan 7.6 kat yüksektir. Dolayısıyla aslen bu metalin suyun içine batmasını bekleriz; fakat yüzey gerilimi o kadar güçlüdür ki, metali bile su yüzeyinde tutabilir.
Pinterest

Aslında bu olguyu gündelik yaşantımızda da sıklıkla deneyimleriz: Örneğin bir bardağı çok fazla doldurduğunuzda bardağın taşmadığını ve su seviyesinin bardağın yüksekliğinden daha fazla olduğunu fark etmişsinizdir (bunu aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz). Benzer şekilde musluktan damlayan suyun, olduğu gibi düşmek yerine sünmüş bir damlacık oluşturduğuna şahit olmuşsunuzdur. Bu olayların her ikisi de yüzey geriliminden kaynaklanmaktadır.

Suyun bardaktan daha yüksek bir seviyeye doldurulmasına rağmen taşmamasının nedeni yüzey gerilimidir.
Suyun bardaktan daha yüksek bir seviyeye doldurulmasına rağmen taşmamasının nedeni yüzey gerilimidir.
Reddit

Son olarak, yere dökülen suyun görünmeyecek kadar ince bir su tabakası oluşturmak yerine, yer seviyesinden birkaç milimetre yüksek bir katman oluşturmasının sebebi de yüzey gerilimidir. 

Tüm Reklamları Kapat

Dökülmüş bir su neden sonsuza kadar yayılmaz da belli bir kalınlığa sahiptir? Cevap: yüzey gerilimi!
Dökülmüş bir su neden sonsuza kadar yayılmaz da belli bir kalınlığa sahiptir? Cevap: yüzey gerilimi!
Skylar Kang

Islatmayı Belirleyen Yüzey Gerilimidir!

Suyun bir yüzeyle temas ettiğinde ne olduğunu düşünün: Su molekülleri ile yüzey molekülleri arasındaki yapışkan kuvvetler, su molekülleri arasındaki kohezyon kuvvetlerine kıyasla zayıfsa, su yüzeyi "ıslatmaz". Örneğin su, mumlu yüzeyleri veya polietilen gibi plastiklerin birçoğunu ıslatmaz. Su, bu yüzeylerde damlalar oluşturur, çünkü damlalar içindeki kohezyon kuvvetleri, su ile plastik arasındaki yapışma kuvvetlerinden daha büyüktür. Su ile cam arasındaki yapışma kuvveti, su içindeki yapışma kuvvetlerinden daha büyük olduğu için su cam üzerine yayılır.

Su, bir cam tüp içinde hapsedildiğinde, menisküs (yani suyun yüzeyi) içbükey bir şekle sahiptir; çünkü su camı ıslatır ve tüpün kenarından yukarı doğru süzülür. Öte yandan, cıva atomları arasındaki kohezyon kuvvetleri, cıva ve cam arasındaki yapışma kuvvetlerinden çok daha büyüktür. Bu nedenle cıva camı ıslatmaz ve cıva içindeki kohezif kuvvetler camı bir damlaya çekme eğiliminde olduğundan, bir tüp içine hapsedildiğinde dışbükey bir menisküs oluşturur.

Su ve cıvanın menisküsü (yüzeyi) zıt şekiller oluşturmaktadır.
Su ve cıvanın menisküsü (yüzeyi) zıt şekiller oluşturmaktadır.
Science Source

Farklı Sıvıların Yüzey Gerilimi Değerleri

Sıvıların yüzey gerilimi değerleri, temas ettikleri diğer yüzeyle birlikte ölçülür ve az sonra göreceğimiz gibi, sıcaklık gibi faktörlerden etkilenir.

Su-hava kesişiminde suyun yüzey gerilimi, sıvılar için en yüksek yüzey gerilimlerinden biridir ve oda sıcaklığında 72.86 mN/m (metre başına 72.86 miliNewton) olarak ölçülmektedir. Daha yüksek yüzey gerilimine sahip olan tek bir sıvı vardır: cıva. Cıva-hava kesişimindeki yüzey gerilimi yaklaşık 486.5 mN/m değerindedir. Diğer bazı kesitlerin yüzey gerilimleri şöyledir (hepsi 20°C'de ölçülmüştür):

Tüm Reklamları Kapat

  • Metilen-iyodür ile hava: 67 mN/m
  • Dimetil sülfoksit ile hava: 43.54 mN/m
  • Benzen ile hava: 28.88 mN/m
  • Metanol ile hava: 22.50 mN/m
  • Etanol ile hava: 22.39 mN/m
  • Oktan ile hava: 21.61 mN/m
  • Heptan ile hava: 20.14 mN/m
  • Tuz ile hava (1073°C'de): 115 mN/m
  • Su ile 1-bütanol: 1.8 mN/m
  • Su ile etil asetat: 6.8 mN/m
  • Su ile heptanoik asit: 7 mN/m
  • Su ile benzaldehit: 15.5 mN/m
  • Su ile transformatör yağı: 37.2 mN/m
  • Su ile cıva: 415 mN/m
  • Etanol ile cıva: 389 mN/m

Yüzey Gerilimi Nasıl Oluşur?

Daha teknik bir tanımla yüzey gerilimi, moleküller arası kuvvetler nedeniyle bir sıvının yüzey alanını artırmak için gereken enerji veya iştir. Bu moleküller arası kuvvetler, sıvının (örneğin, su ve benzin) veya sıvı içindeki çözünenlerin (örneğin, deterjan gibi yüzey-aktif maddeler) doğasına bağlı olarak değiştiğinden, her çözelti farklı yüzey gerilimi özellikleri sergiler. Bilseniz de bilmeseniz de, iş başında yüzey gerilimini zaten gördünüz. Bir bardağı çok fazla doldurduğunuzda, daha sonra bardaktaki su seviyesinin aslında bardağın yüksekliğinden daha yüksek olduğunu fark edebilirsiniz. Döktüğünüz suyun tezgahtan yükselen havuzlar oluşturduğunu da fark etmişsinizdir. Bu olayların her ikisi de yüzey geriliminden kaynaklanmaktadır.

Yüzey gerilimi temel olarak sıvı molekülleri arasındaki kohezif etkileşimlerden dolayı ortaya çıkar. Örneğin su molekülleri birbirine yapışmak ister. Moleküller birbirini her yönde eşit miktarda çeker ve her bir molekül üzerindeki net kuvvetin sıfır olmasına neden olur:

Suyun yüzey katmanı haricinde kalan yerlerde su molekülleri üzerindeki net kuvvet sıfırdır. Yüzeydeyse içe doğru bir net kuvvet oluşmaktadır. Bu kuvvet, yüzey gerilimi kuvvetidir.
Suyun yüzey katmanı haricinde kalan yerlerde su molekülleri üzerindeki net kuvvet sıfırdır. Yüzeydeyse içe doğru bir net kuvvet oluşmaktadır. Bu kuvvet, yüzey gerilimi kuvvetidir.
USGS

Ama suyun yüzey katmanındaki moleküller, daha üstlerinde su molekülleri değil de hava molekülleri olduğundan, suyun iç kısmındaki moleküllere nazaran daha az sayıda komşu moleküle sahiptir. Bu nedenle yüzeydeki su molekülleri, az sayıdaki komşularıyla çok daha sıkı bağlar kurarlar. Su molekülleri arasında oluşan bu güçlü kohezyon, bir nesneyi suya batırmayı, suyun altında hareket ettirmekten çok daha zor hale getirir.

Suyun yüzeyindeki moleküllerin, suyun içindeki moleküller kadar çok sayıda komşusu olmadığı için (yani yüzeydeki moleküllerin komşularının bir kısmı su değil de hava molekülleri olduğu için), bu su molekülleri arasında daha güçlü bir çekim kuvveti oluşur ve buna bağlı olarak, suyun en üst katmanında yüzey gerilimi ortaya çıkar.
Suyun yüzeyindeki moleküllerin, suyun içindeki moleküller kadar çok sayıda komşusu olmadığı için (yani yüzeydeki moleküllerin komşularının bir kısmı su değil de hava molekülleri olduğu için), bu su molekülleri arasında daha güçlü bir çekim kuvveti oluşur ve buna bağlı olarak, suyun en üst katmanında yüzey gerilimi ortaya çıkar.
CTG Clean

Suyun yüzeyindeki moleküllere yukarıdan gelen herhangi bir çekici kuvvet olmadığından, suyun yüzeyindeki "deri tabakasındaki" moleküller üzerinde içe doğru bir kuvvet oluşur. İçe doğru gerçekleşen bu kuvvet, su yüzeyindeki moleküllerin büzülmesine veya kırılmaya direnmesine sebep olur. Bu da yüzey gerilimi olarak adlandırılır.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Damlaların aldığı şeklin sebebi de yüzey gerilimidir.
Damlaların aldığı şeklin sebebi de yüzey gerilimidir.
NSTA

Yaygın Açıklama Hatalı mı?

Bu noktaya kadar yaptığımız yüzey gerilimi tanımı, giriş seviyesindeki üniversite fizik, kimya ve mühendislik kitaplarında yaygın olarak karşılaşılan/kullanılan açıklamadır. Ancak uçakların nasıl uçtuğuyla ilgili yaygın izâhta olduğu gibi, bu izâhta da ciddi problemler mevcuttur.

Her şeyden önce yukarıdaki açıklama, Newton'un ikinci yasasını ihlâl etmektedir: Eğer ki içteki moleküllerin yüzey gerilimi deneyimlememe sebebi net kuvvetlerinin sıfır olmasıysa ama üst tabakadaki moleküllerin yüzey gerilimi deneyimleme sebebi, kuvvet dengesizliği sonucu oluşan içe doğru olan bir net kuvvet ise, bu net kuvvet dolayısıyla (ve Newton'un ikinci yasası olan F=maF=ma dolayısıyla) bu yüzey tabakası, söz konusu içe doğru olan kuvvet dolayısıyla, durmaksızın aşağı doğru hareket ederdi ve asla statik bir konuma ulaşamazdı.

Bu nedenle yüzey geriliminin intramoleküler kuvvetlerden değil de iki yüzey arasındaki yüksek yoğunluk farkından kaynaklandığına yönelik bazı açıklamalar da geliştirilmiştir. Fakat yukarıdaki izah hâlen yaygın olarak kullanılmaktadır.

Su Damlalarının Şekli Nereden Geliyor?

Konuyu daha iyi anlayabilmek adına, moleküller arasında gördüğümüz iki temel kuvveti ("intramoleküler kuvveti") daha net tanımlamakta fayda var:

  • Kohezyon kuvvetleri, benzer moleküllerin birbirine yapışmasını sağlayan kuvvetlerdir. Bu kuvvetler, yüzeye damlamış bir sıvının gövdesini minimum yüzey alanı ile bir arada tutar.
  • Adhezyon kuvvetleri, birbirine benzer olmayan moleküllerin birbirine yapşma eğilimidir. Bu kuvvetler, yüzey üzerine damlamış bir sıvının gövdesini yaymaya çalışır.

Bu yüzden, eğer kohezyon kuvvetleri, adhezyon kuvvetlerden daha güçlü ise, su kütlesi şeklini koruyacaktır. Aksi takdirde su kütlesi (bu denge sağlanana kadar) yayılacaktır.

Görece az sayıda su molekülü bir araya geldiğinde oluşan "damla"ların yüzeylerde dairesel/küresel bir şekil alma sebebi de yüzey gerilimidir. Kolayca deforme olmasına rağmen, su damlacıkları, yüzey tabakasının kohezyon kuvvetlerindeki dengesizlik nedeniyle küresel bir şekle çekilme eğilimindedir: Hava-su kesişimindeki yüzeyde bulunan su molekülleri birbirlerini daha sıkı bir şekilde çekerek, yüzeyin kavislenmesine neden olur.

Tüm Reklamları Kapat

Su-hava kesişiminde oluşan yüzey gerilimi
Su-hava kesişiminde oluşan yüzey gerilimi
Wikipedia

Kütleçekiminin ve sürtünmenin olmadığı ortamda (örneğin ağırlıksızlık deneyimlenen Uluslararası Uzay İstasyonu'nda veya uzay boşluğunda) bu kuvvetler bir küre oluşturacaktır. Kütleçekimi ve sürtünmenin olduğu durumlardaysa yarı-küresel bir şekil oluşmaktadır.

Bu, sadece su ile ilgili bir durum değildir: Diğer kuvvetlerin yokluğunda, hemen hemen tüm sıvıların damlaları yaklaşık olarak küresel olacaktır. Küresel şekil, Laplace Yasasına göre yüzey tabakasının gerekli "duvar gerilimini" en aza indirir.

Yüzey Gerilimini Enerji Açısından Anlayın!

Yüzey gerilimini görmenin başka bir yolu da enerji açısından bakmaktır: Bir komşuyla temas halinde olan bir molekül, tek başına olduğundan daha düşük bir enerji durumundadır. İç moleküllerin komşu sayısı, sahip olabilecekleri maksimum değerdedir; ancak sınır molekülleri, iç moleküllere kıyasla daha az sayıda komşuya sahiptir ve bu nedenle daha yüksek bir enerjiye sahiptirler.

Tüm Reklamları Kapat

Sıvının enerji durumunu en aza indirgemesi için, daha yüksek enerji sınır moleküllerinin sayısı en aza indirilmelidir. Minimum sınır molekül sayısına ulaşabilmek için, minimum yüzey alanına erişmek gerekir.[1] Yüzey alanı minimizasyonunun bir sonucu olarak, bir yüzey, alabileceği en pürüzsüz şekli alacaktır ("pürüzsüz" şekillerin yüzey alanını en aza indirdiğinin matematiksel kanıtı ise Euler-Lagrange denklemine dayanmaktadır). Yüzey şeklindeki herhangi bir eğrilik daha büyük alanla sonuçlanacağından, daha yüksek bir enerjiye sebep olacaktır ve bu nedenle kendiliğinden erişilemeyecektir.

Bir su damlasının bu şekli almasının nedenini enerji minimizasyonu ile açıklamak mümkündür.
Bir su damlasının bu şekli almasının nedenini enerji minimizasyonu ile açıklamak mümkündür.
Wikimedia

Yüzey Gerilimi Varsa, Cisimler Nasıl Batıyor?

Bu noktada, eğer ki suyun bir yüzey gerilimi varsa nesnelerin nasıl olup da suyun içine batabildiğini merak ediyor olabilirsiniz. Bunun açıklaması, yüzey geriliminin belli bir limiti olmasıdır ve bu limit aşıldığında, suyun yüzey katmanındaki bağların kırılarak, cismin suyun içine dalmasını sağlamasıdır. Aksi takdirdeyse (yani cisim, suyun yüzey gerilimini kırabilecek kadar kuvvet uygulayamıyorsa), nesne suyun yüzeyinde yüzecektir. Zaten bu nedenle metal cisimlerin su yüzeyinde yüzebilmesi için, gerçekten çok hafif olmaları gerekmektedir; aksi takdirde yüzey gerilimini aşacak ve yüksek yoğunlukları nedeniyle rahatlıkla batacaklardır.

Yüzey Geriliminin Fiziği

Yüzey gerilimi; gama (γγ veya kimi zaman σ\sigma veya TT) ile gösterilir ve FF yüzey kuvvetinin, kuvvetin etki ettiği uzunluğa oranı olarak tanımlanır.

Yüzey gerilimi birimleri N/m (Newton/metre) veya dyn/cm (dyne/santimetre)’dir.

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Kolektif Siyaset Seti (7 Kitap)

Bedreddin: Hayatı ve Düşünceleri

Murat Küçük

“Adil bir dünyanın özlemini duyuyordum. O dünyada hepimize yer olmalıydı. Oysa iktidar savaşlarıyla birbirini boğazlayan orduların ayakları altındaydı insanlık. Yoksulların çaresizliğini düşündükçe bir şeyler yapmamız gerektiğini hissediyordum.”

Söz konusu Şeyh Bedreddin olunca yanıtları belki de her daim muğlak sorularla baş başa kalırız. Bir medrese âlimiyken neden tasavvuf yolunda menzil almıştır? Fikirlerinin Anadolu ve Balkanlar’da bu kadar etkili olabilmesinin nedeni nedir? Dinlerin eşitliğine dair düşüncelerinde Hıristiyan-Helen köklerinin etkisi var mıdır? İsyancılara atfedilen özel mülkiyet karşıtı fikirlerin ilham kaynağı gerçekten Şeyh Bedreddin midir? Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal’le yolları nasıl kesişmiştir? İsyanı planlamış mıdır yoksa rüzgârın yönüne doğru mu yürümüştür sadece?

Murat Küçük zihninde bu sorularla altı yüzyıl önceye gidip söyleşiye davet ediyor Bedreddin’i. Daha yakından tanımak istiyor bu akılcı fıkıh âlimi, gönül gözü açık sufi ve isyankarların yoldaşı şeyhi… Tarihin karanlıklarında kalmış olayları hayali bir Bedreddin’le aydınlatma emeliyle akıl ve kalple dolu bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

Okuyucuya Not: Hayali söyleşiler, dünyayı değiştiren, onu anlamamızı sağlayan önemli isimlerle tanışmak veya onları yeniden keşfetmek isteyenlere keyifli bir okuma sağlamak amacıyla hazırlandı. Bu söyleşiler hayal ürünü olsa da biyografik gerçeklere dayanıyor.

Gezi Ruhu ve Politik Teori

Murat Özbank

2013 yılının Haziran ayında, Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nı dolduran çok dilli, çok dinli, çok ideolijili, çok kimlikli insan çoğulluğu arasında bir “ruh” dolaştı: özgürlük ve demokrasi ruhu. Bu ruh, Türkiye’de siyasal hayatı ve siyasal tahayyülü derinden etkileyebilecek gelişmelerin ve arayışların yolunu açtı. Peki nasıl doğmuş, nasıl büyümüştü bu ruh? Dile gelecek olsa hangi kavramlarla konuşur, nasıl bir kuramsal zemine yaslanırdı?

Gezi Ruhu ve Politik Teori bu sorulara yanıt arayan, öznellikle nesnelliği, bir siyaset gözlemcisinin kavramsal bakışıyla bir katılımcının heyecan, umut ve öfkesini harmanlayan, hem politik hem de teorik bir kitap. Bir yandan 2013 Haziran’ının o ateşli günleri üzerine yeniden düşünmek için bir fırsat veriyor, bir yandan da Weber, Arendt, Schumpeter ve Habermas’ın siyasete dair teorileri ve kavramlarıyla tanıştırıyor bizi. Hem politikaya ve politik teoriye merak duyanlar için bir başlangıç sunuyor, hem de Gezi olaylarının demokratik siyasetin bugünü ve geleceği açısından anlamı üzerine düşünmek isteyenlere özgün, berrak ve samimi bir üslupla rehberlik ediyor.

Gezi Ruhu ve Politik Teori olayların gerçekliğini doğrudan sunan bir fotoğraf değil, çıplak gözle görülenlerin gerisindeki ruhu, “Gezi Ruhu”nu yansıtan bir portre çalışması. Tam da o ruhun içerdiği öznelerarası niteliğe uygun şekilde…

WEBER’DEN ARENDT’E GEZİ’DE POLİTİK GÜÇ VE ŞİDDET

ERDOĞAN’DAN SCHUMPETER’E GEZİ’DE DEMOKRASİ VE POLİTİK MEŞRUİYET

GEZİ’DEN HABERMAS’A DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI

İşgal Et-İtaatsizlik Üzerine Üç Tez

W. J. T. Mitchell, Bernard E. Harcourt, Michael Taussig

Occupy hareketinin bir başka örneği de 2013 yılında Gezi Parkı Direnişi’yle Türkiye’de yaşandı. Direnişle birlikte Türkiye’de birçok ezberin bozulduğuna şüphe yok. Peki, Tahrir Meydanı’yla Zuccotti Park’ın “işgal”inin ardından tüm dünyayı etkisi altına alan bu hareketin temeli neye dayanıyor, talebi ne?

İşgal Et, Orta Doğu’dan New York, Chicago, Londra, Berlin, Frankfurt, Quebec ve Hong Kong gibi şehirlere uzanan “kamusal alanı işgal etme” eylemlerinin dinamiklerini üç farklı açıdan ele alıyor.

Taussig’in, eylemcilerin işgal ettiği Zuccotti Park üzerine kendi gözlemlerini etnografyayla harmanlayarak yazdığı açılış makalesinin ardından Bernard E. Harcourt “sivil itaatsizlik” ile “siyasi itaatsizlik” arasındaki önemli farkı inceliyor. Occupy Wall Street eylemcilerinin “siyasi itaatsiz”ler olarak, yani siyasi söylemleri ve stratejileri reddederek yeni, radikal bir protesto biçimini nasıl hayata geçirdiklerini gözler önüne seriyor. Son olarak medya eleştirmeni ve kuramcısı W. J. T. Mitchell, Occupy imgelerinin kitle iletişim araçları ve sosyal medya aracılığıyla tüm dünyaya yayılmasını mercek altına alıp devrim anıtı olarak “boş alan”ın nasıl kullanıldığını irdeliyor.

“Belirli talepleri olmadığı için Occupy hareketinin ilkel ve dağınık olduğunu düşünüyorlar. Sanki eşitlik bir talep, üstelik bireyi de gerçekliği de yeniden tanımlayan hem ahlaki hem ekonomik bir talep değilmiş gibi.”

-Michael Taussig

“İktidarla uzlaşmayı, geleneksel siyasete uymayı, kurallara göre oynamayı en baştan reddeden Occupy yeni bir siyasi angajman, yeni bir siyaset biçimi yarattı. Geleneksel siyasetin kelime haznesine meydan okuyan, kullandığımız grameri muğlaklaştıran, siyasetin dilini bütün oyunbazlığıyla çarpıtan yeni bir angajman biçimiydi bu.”

-Bernard E. Harcourt

“Belki de ‘boş alan’ yalnızca devrimin değil… gelecek yeni bir demokrasi, yeni bir küresel düzen ihtimalinin de tek gerçek anıtıdır.”

-W. J. T. Mitchell

Marcel Duchamp ve İşin Reddi

Maurizio Lazzarato

Zamanı ve dünyayı yaşamanın bambaşka bir yolu olarak tembel eylem!

“Duchamp kapitalist toplumdaki vazife, rol ve ölçülere teslim olmayarak hem sanatsal hem de ücretli işi inatla reddetmiş, üstelik sanatın ve sanatçının tanımlarına meydan okumakla da yetinmemiştir.” Onun radikal eylemsizliği kapitalist toplumun üç sacayağına birden meydan okumasından ileri gelir: Mübadele, mülkiyet ve emek.

Maurizio Lazzarato, Marcel Duchamp’ın yerleşik iktidar ilişkilerini askıya almanın, politik kırılmayı mümkün kılan koşulları yaratmanın ve yeni bir öznelliğin inşasının başlangıç noktası olarak tanımladığı “işin reddi” ve “tembel eylem” kavramlarını, hem sosyoekonomik bir eleştiri hem de felsefi bir kategori olarak ele aldığı kitabında, henüz çözülememiş bir ihtilafa işaret ederek Duchamp üzerinden yeni bir kapı aralıyor: “Amaçlanan çalışmama özgürlüğü müdür yoksa çalışarak özgürlüğe kavuşmak mıdır?”

“İşin reddi” ve “tembel eylem” bir olanağa işaret eder ve “Olanak bir zerreciktir,” der Duchamp. Artık aynı şekilde görüp aynı şekilde duymadığımız bu olanağa erişmekse başka bir yaşam biçimine bağlıdır, “zerreciğin tembel sakinleri” gibi.

Marx Okumak

Slavoj Žižek , Frank Ruda ve Agon Hamza

Bu kitapta sunulan felsefi okuma, Marx ile Platon, Descartes ve Hegel arasında üretken olabilecek kısa devreler sunmak üzere şekilleniyor: Kapitalist mağarada Platoncu Marx, öznellik düşmanlarına öznelliği savunan Kartezyen Marx, emek temelinde özilişkisel bir olumsuzluk gören Hegelci Marx bir araya geliyor.

Günümüzün önemli Marksist düşünürlerinden Žižek, Ruda ve Hamza, cesur bir felsefi hamleyle Marx’ı yeni bir özgürleşme siyasetine zemin sunabilecek tarzda yeniden yorumluyorlar. Sonuçta, parçacık fiziğinden güncel siyasi eğilimlere uzanan bir turla kapitalizmin içinde bulunduğu krize farklı bir yaklaşım getiren muhayyel, yaratıcı ve deneysel bir okuma çıkıyor karşımıza.

“Çok yerinde bir zamanlamayla kaleme alınmış bu eserde yazarlar, alışılagelmiş şekilde Hegel eleştirisi üzerinden Marx’ı anlama yaklaşımını tersine çeviriyor, işe Marx’tan başlayıp sonra Hegel’e dönüyorlar. Önümüze yepyeni bir entelektüel ufuk açıyorlar.”

Kojin Karatani

“Marx Okumak bizi günümüzde Marx’ın kazandığı yeni önemi anlamaya çağırdığı kadar, felsefe ile Marx’ı buluşturmanın gücünü de ortaya koyuyor. Her sayfası felsefi bir Marksizmi nasıl tasavvur edilebileceğini ortaya koyan ilham verici fikirlerle dolu.”

Todd McGowan, Vermont Üniversitesi

Mümkün Ütopya: Yaşanabilir Bir Toplum İçin Stratejiler

Michael Albert

“Zihinler değişiyor. Rejimler çöküyor. Yeni yapılar doğuyor. Çalkantılı zamanlar, çalkantılı değişimler yaşanıyor. Yine de zaferin kaçınılmaz olduğunu söyleyemeyiz. Peşine düşülen hedeflere erişmek için insanlar acı ve öfkeden sıyrılıp harekete geçmeli, bölünmüşlükten beraberliğe ve mücadeleden zafere yürümeli. Anlık zaferlerin ötesinde yeni toplumsal ilişkiler biriktiren ve çeşitlendiren kazanım yörüngelerine ihtiyacımız var.”

“Yeni bir toplum yaratma yolunda aktivist bir ‘toplumsal değişim ekibi’ işe nereden başlayacağını, nihai hedefini ve başlangıç noktasından bitiş noktasına nasıl gideceğini bilmek zorundadır. Bu kitabın konusu işte tam olarak budur.”

Mümkün Ütopya yaşanılabilir bir toplum için yeni seçenekler, davranışlar ve sonuçlar doğuracak yeni uygulamalar üzerine bir çalışma. Michael Albert mevcut gerçekliğe dair kıyamet senaryolarının kurgulandığı günümüzde sabırlı, ağırbaşlı ve cüretkâr olmanın altını çizerek “İnsanların küçümsendiği bir sığınak yerine karşılıklı yardım için bir aracıya dönüşen hareketleri” nasıl yaratabileceğimize kılavuzluk edecek bir teori ortaya koyuyor. Bunu yaparken bizi bir arada tutan hükümet, ekonomi, akrabalık ve kültürün birbirleriyle, değişimle ve tarihle ilişkisini anlamaya ve bildiğimiz toplumsal hiyerarşileri yaratmadan işlevlerini nasıl yerine getirebileceklerini görmeye yardımcı oluyor.

Birbirimiz adına nasıl harekete geçebiliriz?

Harekete geçtiğimizde karşılıklı olarak nasıl fayda sağlarız?

Kendimizi nasıl örgütleriz?

Siyasal bağlantılarımız sebebiyle ne tür faydalar ve sorumluluklar ediniriz?

İnsanlar bir toplumsal harekete katıldıktan ve o hareketin tanımlanmış hedefleriyle aynı çizgiye geldikten sonra neden o hareketi terk ederler?

Mevcut kurumların kalıcılığını önden kabullenerek yalnızca kötü yanlarını iyileştirmekle mi yetineceğiz (yani reformist olacağız) yoksa mevcut kurumları ihtiyaç duyulan işlevlerini yeni yollarla karşılayan yeni kurumlarla mı değiştireceğiz (yani devrimci olacağız)?”

“Mümkün Ütopya adil bir dünya yaratabilecek dinamik bir hareket isteyen aktivistlerin yüzleştiği birçok soruyu yanıtlıyor.”

Bill Fletcher, Jr.

Rota

Politikada Yönümüzü Nasıl Bulacağız?

Bruno Latour

“Yaşayabileceğimiz bir toprağı nasıl bulacağız? […] Nereye gideceğimizi de, nasıl yaşayacağımızı da, kimlerle birlikte yaşayacağımızı da bilmiyoruz. Bir yer bulmak için ne yapmalıyız? Yönümüzü nasıl bulacağız?”

Toprak mefhumunun yapısı değişiyor, tüm aidiyetler dönüşüm sürecinde, herkes evrensel anlamda paylaşılabilir bir dünyanın, içinde yaşanabilir bir toprağın eksikliğiyle karşı karşıya ve yerküre direnmeye başladı; tarihte ilk defa insan toplumları, yer sisteminin insan eylemine verdiği tepkileri kavramak zorunda… Bruno Latour, Rota’da çizdiği bu manzaranın “belli bir tarihsel eğrinin sonu”na işaret ettiğini iddia ediyor ve bunu toplumsal sınıf mücadelesinin, bir jeo-toplumsal yer mücadelesine dönüşümü olarak yorumluyor.

Latour dünyanın karşılaştığı üç büyük sorunu bu dönüşüm temelinde değerlendirerek göç krizinin, iklim durumunun inkârının ve inanılmaz boyutlara ulaşan eşitsizliğin aslında tek bir olay olduğunu iddia ediyor. Artık Küresellik/Yerellik, Sağ/Sol, Batı hayranlığı/karşıtlığı üzerinden politika yapmanın geçersiz kaldığını, onun yerine “Modernleşmenin birbiriyle çelişkili kıldığı, aslında birbirini tamamlayan iki hareketi” gözetmemiz gerektiğini söylüyor: bir yandan toprağa bağlanmak, öte yandan dünyasallaşmak.

Devamını Göster
₺1,299.00
Kolektif Siyaset Seti (7 Kitap)

Yüzey gerilimi sayesinde batmayan ataç
Yüzey gerilimi sayesinde batmayan ataç

Yüzey Gerilimini Etkileyen Faktörler

Sıvı bir maddenin yüzey gerilimi temelde sabittir, fakat moleküllerin bağlanma özelliklerini değiştirebilecek bazı koşullar olabilir. Bu koşulların yüzey gerilimi üzerindeki etkisini inceleyelim.

Sıcaklık

Sıcaklık ile yüzey gerilimi ters orantılıdır, yani sıcaklık arttıkça yüzey gerilimi azalacaktır. Bunun sebebi, sıcaklığın artması ile birlikte sıvı moleküllerin daha enerjik bir hale gelmesi ve rastgele yönlere doğru hareket etmesidir. Bu hareket, sıvı molekülleri arasındaki kohezyon bağın gücünü azaltır. Bu yüzden bir sıvının yüzey gerilimi için bir değer atanırken sıvının sıcaklık değerinin açıkça belirtilmesi de gerekir.

Sıvının Türü

Bir önceki bölümde bahsettiğimiz gibi, oda sıcaklığında bulunan su ve cıvanın yüzey gerilimleri farklıdır. Bunun sebebi moleküllerin yapısındaki farklılıklardır.

Yüzey Aktif Maddeler

Yüzey aktif maddeler, suda çözündüğünde yüzey geriliminin özelliklerini değiştirebilen kimyasal bileşiklerdir. Sıvıya eklenen ilgisiz kimyasal ilaveler yüzey gerilimini etkiler. Genel olarak su az miktardaki yüzey aktif madde ile karıştırıldığında yüzey gerilimi azalacaktır. Buna su ve sabun örneği verilebilir. Sabunlar, su molekülleri arasındaki kohezyon bağın bozulmasına sebep olur.

Yüzey Gerilimi Örnekleri

Su Koşucuları

Su koşucuları; su böcekleri, su avcıları olarak da bilinen Gerridae ailesine ait böceklerdir. Su kuşu böcekleri gibi birçok böcek yüzey gerilimini kendi avantajlarına kullanarak su üzerinde batmadan durabilir veya yürüyebilirler. Su koşucuları gövdesinin ağırlığını geniş bir yüzey alanına dağılmasını sağlayan uzun ve ince bacaklara sahiplerdir. Bu sayede sıvının yüzeyinin çökmesine sebep olur ve potansiyel enerjiyi en aza indirerek bir kuvvet dengesi oluşturur. Böylece su koşucuları su yüzeyi boyunca yüzeyi kırmadan hareket edebilirler. Ayrıca yüzey gerilimi su koşucularının batmasına neden olacak yerçekimi kuvvetinden gerekli korumayı sağlar.

Bunu konsept olarak şiddetli kar yağışından sonra yerde biriken kar yığınlarında kar ayakkabısı ile batmadan yürümeye benzetebiliriz.

Sabun ve Deterjanlar

Önceki bölümde sabun gibi yüzey aktif maddelerin yüzey geriliminde değişiklik yaratabileceğini söylemiştik. Muhtemelen günlük yaşamımızda yüzey gerilimini en çok kullandığımız alan temizliktir. Sabun ve deterjanlar suyun yüzey gerilimlerinin azalmasına sebep olur. Su moleküllerinin güçlü bir şekilde birbirine tutunmasını zayıflatır. Böylece kirli alanlara veya gözeneklere daha kolay nüfuz edilmesini sağlayarak temizliğe yardımcı olur.

Sıcak Suyla Yıkama

Suyu ısıtmak da sabun ve deterjanın temizlikte etkili olmasının arkasındaki temel sebep ile aynıdır. Suyun ısınması yüzey gerilimini azaltarak daha geniş bir yüzey alanına dağılabilmesini sağlar. Enerjide bir artış meydana geldiğinde moleküller hareket etmeye başlarlar.

Sarılık İçin Klinik Test

Normal idrarın yüzey gerilimi yaklaşık olarak 66 dyn/cm'dir, fakat safra varsa yaklaşık olarak 55'e düşecektir. Bu testte, oda sıcaklığında idrar örneği alınarak üzerine kükürt tozu serpilir. Eğer idrarda safra tuzları varsa idrarın yüzey geriliminin azalmasına sebep olacağı için kükürt tozları dibe çökecektir. Eğer kükürt tozları idrar yüzeyinde kalırsa, safra tuzlarının olmadığı anlaşılacak ve sarılık için negatif sonuca ulaşılacaktır.

Sarılık testi dışında yüzey gerilimi tıp alanında solunum sıkıntısı sendromu, bronşial astım gibi patolojik durumlarda bağlantılı olarak kullanılmaktadır.

Endüstriyel Alan

Bu örnekler dışında yüzey geriliminin endüstriyel alanlarda da sıklıkla kullanıldığını söyleyebiliriz. Özellikle ürün geliştirme konusunda Ar-ge departmanları ürünlerin kalitesini iyileştirmek için yüzey gerilimi ölçümlerini kullanıyor. Deterjan formülasyonları; daha düşük sıcaklık veya daha düşük miktarda temizleme konusunda iyileştirmek için optimize edilmektedir.

Evrim Ağacı, sizlerin sayesinde bağımsız bir bilim iletişim platformu olmaya devam edecek!

Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...

O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...

O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.

Avantajlarımız
"Maddi Destekçi" Rozeti
Reklamsız Deneyim
%10 Daha Fazla UP Kazanımı
Özel İçeriklere Erişim
+5 Quiz Oluşturma Hakkı
Özel Profil Görünümü
+1 İçerik Boostlama Hakkı
ve Daha Fazlası İçin...
Aylık
Tek Sefer
Destek Ol
₺50/Aylık
Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
26
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu Makale Sana Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 8
  • Bilim Budur! 3
  • İnanılmaz 2
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Muhteşem! 0
  • Güldürdü 0
  • Umut Verici! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • ^ H. E. White. Modern College Physics. ISBN: 9780442294014.
  • Water Science School. Surface Tension And Water | U.s. Geological Survey. (9 Haziran 2019). Alındığı Tarih: 24 Mart 2022. Alındığı Yer: USGS | Arşiv Bağlantısı
  • S. Lauren. Surface Tension Of Water – Why Is It So High?. (4 Ağustos 2020). Alındığı Tarih: 24 Mart 2022. Alındığı Yer: Biolin Scientific | Arşiv Bağlantısı
  • A. M. Helmenstine. Surface Tension Definition And Causes. (7 Mayıs 2019). Alındığı Tarih: 24 Mart 2022. Alındığı Yer: ThoughtCo | Arşiv Bağlantısı
  • A. Z. Jones. What Is Surface Tension? Definition And Experiments. (12 Şubat 2020). Alındığı Tarih: 24 Mart 2022. Alındığı Yer: ThoughtCo | Arşiv Bağlantısı
  • A. Gatenby. What Are The Primary Conditions Affecting Surface Tension?. (23 Eylül 2013). Alındığı Tarih: 24 Mart 2022. Alındığı Yer: CscScientific | Arşiv Bağlantısı
  • New World Encyclopedia. Surface Tension. Alındığı Tarih: 24 Mart 2022. Alındığı Yer: New World Encyclopedia | Arşiv Bağlantısı
  • A. F. Azarbayjani, et al. (2017). Surface Tension In Human Pathophysiology And Its Application As A Medical Diagnostic Tool. BioImpacts, sf: 29-44. doi: 10.15171/bi.2015.06. | Arşiv Bağlantısı
  • S. Laurén. Why Is Surface Tension Important?. (15 Kasım 2017). Alındığı Tarih: 24 Mart 2022. Alındığı Yer: Biolin Scientific | Arşiv Bağlantısı
  • B. Science. How To Measure Surface Tension. (18 Mart 2021). Alındığı Tarih: 24 Mart 2022. Alındığı Yer: Brighton Science | Arşiv Bağlantısı
  • Chemistry LibreTexts. Surface Tension. (16 Ağustos 2020). Alındığı Tarih: 24 Mart 2022. Alındığı Yer: Chemistry LibreTexts | Arşiv Bağlantısı
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 07/02/2026 06:51:40 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/11613

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
E. Kocabey, et al. Yüzey Gerilimi Nedir? Bazı Böcekler ve Metal Cisimler Nasıl Oluyor da Suya Batmıyor?. (9 Nisan 2022). Alındığı Tarih: 7 Şubat 2026. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/11613
Kocabey, E., Bakırcı, Ç. M. (2022, April 09). Yüzey Gerilimi Nedir? Bazı Böcekler ve Metal Cisimler Nasıl Oluyor da Suya Batmıyor?. Evrim Ağacı. Retrieved February 07, 2026. from https://evrimagaci.org/s/11613
E. Kocabey, et al. “Yüzey Gerilimi Nedir? Bazı Böcekler ve Metal Cisimler Nasıl Oluyor da Suya Batmıyor?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, 09 Apr. 2022, https://evrimagaci.org/s/11613.
Kocabey, Enes. Bakırcı, Çağrı Mert. “Yüzey Gerilimi Nedir? Bazı Böcekler ve Metal Cisimler Nasıl Oluyor da Suya Batmıyor?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, April 09, 2022. https://evrimagaci.org/s/11613.
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close