Yabancı Dilde İletişim Kurmak Karar Verme Sürecinde Duyguları Arka Plana Atıyor!
Yabancı Dilde İletişim Kurmak Karar Verme Sürecinde Duyguları Arka Plana Atıyor!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Kolu çekerek beş kişinin hayatını kurtarmak için tramvayı o bir kişinin üzerine yönlendirir miydiniz? Peki bu seçeneklerin anadilinizde veya konuştuğunuz yabancı dilde sunulup sunulmadığı bir şey değiştirir mi?

Chicago Üniversitesi’nden psikologların yaptığı bir çalışmaya göre, kişi, seçimlerini anadili yerine bir yabancı dilde yaparsa, tercihini o bir kişiyi feda etmekten yana kullanması daha olası. Psychological Science’ta yayımlanan bir makalede araştırmacılar bu olayın nedenini çözmeye çok yaklaştılar. Araştırmada görevli psikoloji profesörü Boaz Keysar, konu hakkında şunları söylüyor:

"Şimdiye kadar yabancı dil kullanmanın düşünceyi nasıl etkilediğini anlamaya çalıştık. Bu konuya çeşitli açıklamalar getirebiliyorduk fakat hiçbiri doğrudan test edilmemişti. Bu çalışma, kanıtları ile bu olayın nedenini açıklıyor."

Keysar ve ekibi, kişinin tramvay ikilemi karşısında vereceği kararın, kökleşmiş olan bir tabuyu yıkmaktan duygusal olarak kaçınmadaki bir azalmadan dolayı mı, yoksa kişinin karar verirken çoğunluğun iyiliğini daha ön plana çıkartan faydacı bir algıya kapılmasından dolayı mı (veya belki de ikisi birden) gerçekleştiğini bulmaya çalıştılar. Başyazar Sayuri Hayakawa şöyle belirtiyor:

“Yabancı dilde iletişim kuran insanların, (anadilde yapılacak tercihe kıyasla) çoğunluğun iyiliğine daha fazla önem atfetmediklerini ve en üst düzeyde yarar sağlayacak seçimler ile çatışan tabuları yıkma konusunda daha az isteksiz davrandıklarını saptadık.”

Aralarında Pompeu Fabra Üniversitesi’nden Albert Costa ve Joanna Corey’in de bulunduğu araştırmacılara göre, yabancı dilde iletişim kurmak insanlarda duygusal bir mesafeye sebep oluyor ve bu mesafe sayesinde kişiler, daha fazla yarar sağlayan davranışı seçebiliyorlar. Keysar bu konuyla ilgili şunları söylüyor:

“Çok şaşırtıcıydı. Aradaki bu farklılığın, kişilerin kamu yararını ne kadar önemsedikleri ile ilgili olduğunu düşünüyordum. Fakat durum hiç de öyle değilmiş.”

Yapılan başka araştırmalara göre yabancı dilde iletişim kurmak insanların daha yarar odaklı düşünmesine neden oluyor. İnsanlar yabancı bir dilde konuşurken yavaşlarlar ve anlamaları için konsantre olmaları gerekir. Böyle bir durumda kişi, daha rasyonel düşünerek, beş kişinin hayatını kurtarmanın o bir kişiyi feda etmemekten daha ağır bastığı sonucuna varır.

Fakat Keysar, kendi tecrübelerine dayanarak duygunun da bu süreçte önemli bir işleve sahip olduğu sonucuna vardı. İngilizce konuştuğunda, kendi anadili olan İbranice’de olduğu gibi içsel bir yankılanma duyamıyordu. Anadilinde olduğu kadar duygularla içli dışlı olamıyordu. Aynı şeyi iki dil bilen birçok insan da yaşıyordu ve çeşitli araştırmalarda bu olay doğrulanmıştı. Hayakawa şöyle söylüyor:

“Anadilinizi ailenizden, arkadaşlarınızdan, televizyondan edinirsiniz. Diliniz artık duygularla bir bütün haline gelir.”

Fakat yabancı diller genellikle hayatınızın ilerleyen yıllarında sınıflarda öğretilir ve anadilinizde olduğu kadar duygularınıza, bunlar arasında kaçınmacı duygular da vardır, tam anlamıyla seslenmeyebilir. Burada karşımıza çıkan sorun şudur: Hangi karar süreci bahsettiğimiz davranışa yol açar; “daha yarar odaklı” olanı mı yoksa “daha az duygusal” olanı mı? Buna hangisinin neden olduğunu saptamak için psikologlar Utah Üniversitesinde öğretim üyesi olan David Tannenbaum ile birlikte çalıştılar.

Tannenbaum, süreç ayırma işlemi olarak adlandırılan bir teknikte uzman. Bu teknik sayesinde karar verme sürecinde yer alan çeşitli faktörlerin önemli noktaları belirlenebiliyor. Makalede, aralarında anadili İngilizce, Almanca ve İspanyolca olan altı farklı gruba odaklanan altı farklı çalışma yer alıyor. Her grup diğer dillerden de birini konuşabiliyor, böylece tüm kombinasyonlara eşit bir şekilde ulaşılabiliyor. Deney boyunca gruptaki insanlardan rastgele olarak kendi anadillerini veya ikinci dillerini kullanmaları isteniyor.

Katılımcılara, sistematik olarak belirlenmiş çeşitli senaryolar okutuluyor. Örneğin, beş kişinin hayatını kurtarmak için bir kişiyi feda etmek yerine, beş kişiyi küçük yaralanmalardan kurtarmak için yine o kişiyi feda edip etmeyecekleri soruluyor. Kişiyi öldürme konusundaki tabu yine aynı, fakat olayın sonuçları değişkenlik gösteriyor. Hayakawa şöyle diyor:

“Elinizde bu tarz senaryolardan yeterince varsa, insanların hangi unsurlara dikkat ettiğini ölçmeye başlayabilirsiniz. Yabancı dilde seçim yapan insanların, kurtarılacak hayatlara ayrıca dikkat etmediklerini ve bu tarz yapılaşmış kuralları çiğnerken daha rahat olduklarını saptadık. Yani, akıl mı kalp mi sorusunu sorduğumuzda yabancı dil kullananların kalbi seçtiklerini söyleyebiliriz.”

Araştırmacılar bunun nedeni araştırıyorlar. Yabancı bir dil kullanmak, yapılan davranışların sonuçlarının zihindeki görüntüsünü mü köreltiyor? Böylece o kişiyi feda etmeye yönelik istekleri daha da artırıyor diyebilir miyiz? Yabancı dil kullanımının anıların zihindeki görüntülerini etkilediğinde ortaya çıkan farklılıklar, daha az zihinsel betimlemeler yapılmasına mı neden oluyor?

Araştırmacılar deney sonuçlarının gündelik yaşamdaki sayının fazla olduğu olaylarda uygulanıp uygulanmadığını da araştırıyorlar. Keysar’ın ekibinin İsrail’de başlattığı bir başka çalışma, bir barış görüşmesinde tarafların ortaya konulan teklifleri, kendi dillerinde mi yoksa anlaşmaya çalıştıkları karşı tarafın dilinde mi değerlendirdiğini ve buradan doğabilecek farklılıkları araştırmaya odaklanıyor. Keysar, ayrıca, yabancı bir dili konuşan doktorların verdikleri kararlarda kullanılan dilin etki edip etmediğini de öğrenmek istiyor ve şöyle diyor:

“Tıbbi karar verme süreçleri arasındaki farklılıkları, kullanılan dilden yola çıkarak tahmin edebiliriz. Bazı durumlarda güçlü bir duygusal sorumluluk duyabilirsiniz, bazılarında ise duymazsınız.”

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Bu yazı ScienceDaily sitesinden çevrilmiştir.
  2. Psychological Science

Yanlış Bilinen Canlılar!

Beyaz yüzlü çalı çekirgesi (Decticus albifrons)

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim