Y Kuşağı Neden Ölüm İsteğiyle İlgili Şakalar Yapıyor?

Y Kuşağı Neden Ölüm İsteğiyle İlgili Şakalar Yapıyor?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için evrimagaci@gmail.com üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bir deterjan kapsülünü yiyerek ölmek ile ilgili yapılan absürt şakalar, kariyer şansı kalmamış bir nesil olan bizler -Y kuşağı insanları- için bir tür katarsis (duygusal gerilimlerden arınma) niteliği taşıyor.

Bir insan neden zehirli  çamaşır deterjanı kapsülünü yiyerek kendi sağlığını bile isteye tehlikeye atar ki? Çok sayıda genç insanı komiklik yapmak amacıyla, içi çamaşır deterjanı dolu renkli kapsülleri yemeye yönelten ve internet üzerinde yayılan bir mem, muhtemelen çoğu yetişkini şaşkına çevirmiştir. Aslında hem söz konusu deterjan markası olan Tide hem de sağlık uzmanları halkı uyararak bu kapsüllerin yenilmemesini istiyor. Çünkü çok küçük miktardaki bir deterjan bile ishale, kusmaya, solunum sorunlarına ve en kötüsü de ölüme yol açabiliyor.

Bununla beraber, intiharın markalardan ilham alan bu saçma şekilleri konusunda yapılan internet şakaları sizi şaşırtıp afallattıysa eğer, bu konuda sizler için basit bir açıklama bulunuyor. Y kuşağı (internetle doğup büyüyen ve sahip oldukları kültürün çoğunu burada üretip tüketen), bütün hayatımızın ekonomik kaygılarla nitelenmesinden bıktı. Ekonomimizin kasvetli bir görünüşü var. Bu, Büyük Buhran'dan beri doğmuş herhangi bir neslin karşılaştığı en kötü görünüm. Ayrıca, oluşturduğumuz bu kültür (çamaşır deterjanı yemek gibi memlerde özetlenen bu tür nihilistik, alaycı mizah), dünya görüşümüzün bir yansıması niteliğinde. Bu, bir bakıma katartik bir şey. Üstelik bu nesil geldikleri dünyaya tepki olarak bu şekilde davranan ilk nesil değil.

Tüketici ürünleri yoluyla yaşanan ölümlerle ilgili yapılan nesilsel şakalar yeni bir şey değil. Deterjan kapsüllerinden önce, belli ki, çamaşır suyu içerek intihar etmekle ilgili bir şaka olan "çamaşır suyu içme" memi vardı. Tuhaf facebook ve kara twitter gibi sosyal medya altkültürleri, hoşa gitmeyen içeriklere cevap olarak veya kendi akıl sağlıklarını alaya almak için çamaşır suyu görüntüleri paylaşıyor. Deterjan kapsülüne dayanan "yasak mezeler" memi Dungeons and Dragons zarı, banyo bombaları veya Himalaya Kaya Tuzları gibi şekerleme görünümlü ve evde kullanılan bazı nesneleri yemeyi kapsıyor.

Y kuşağı mizahını bu kadar nihilist ve saçmalık yanlısı yapan ne? Galiba bunun gibi memleri anlamanın en iyi yolu, bunları yüzyıllık bir hareketle, "dadaizm" ile kıyaslamak. Dada hareketi, 1. Dünya Savaşı'na ve savaş, şiddet, kapitalizm ile milliyetçilik üzerine yaşanan hayal kırıklığına tepki olarak evrimleşti. İlk dadacılar, savaş çığırtkanlığı yapan mevcut duruma ait gerekçelerin, mantığın ve estetikçiliğin yerine saçmalığı, mantıksızlıklığı ve anti-kapitalizmi koyan Avrupalı radikal solculardı. Sanatın geleneksel kavramlarını reddederek savaşın anlamsızlığını yansıtan ve belirgin bir amacı olmayan sanat karşıtlığını oluşturdular.

Daha sonra Soğuk Savaş döneminde, 1950'lerin tüketim kültürü ve kitle iletişim araçlarına tepki olarak Yeni Dada akımı doğdu. Peki günümüzle bir benzerlik gördünüz mü?

"En Büyük Nesil", Büyük Buhran'dan ve 2. Dünya Savaşından geçmişti. Kıtlığı ve savaşı yaşayan bu nesil, çocuklarının aynı zorlukları yaşamasını istememişti. Bunun sonucunda, sözde bolluğun olduğu bir dünyada "Nüfus Patlatanlar (Baby Boomers)" yetişmiş ve hep bu bollukla yaşayacaklarına inanmışlardı. Nüfus patlatanlar, kaynaklara, eğitime ve büyüyen bir iş bulma piyasasına geniş bir erişim imkanının bulunduğu bir refah döneminde yaşamıştı. Y kuşağı internet memlerinin kasvetli dünya görüşü nasıl ekonomik bir kaygı pınarından çıktıysa, 1960'ların karşıkültür ütopyacılığı da o dönemlerdeki çok daha güneşli gibi görünen bir havadan çıkmıştı.

Patlatıcılar, 1990'ların sonlarında dünya çapında en büyük sosyal, politik ve ekonomik nüfuzlarına erişmişlerdi ve bununla birlikte, uzun süredir ısınan bir kriz silsilesi de kaynama noktasına ulaşmıştı. Bu krizlerden birkaç tanesi iklim değişikliği, kamu borçları ve küçülen orta sınıf idi.

Y kuşağı, patlatıcılardan farklı olarak, diploma almak amacıyla bir trilyon dolardan fazla borca batmıştı ve kısa süreli işlerin giderek arttığı bir ekonomide, iyi ücretli işler bulmak için boğuşuyorlardı. Y kuşağı insanları, anne babalarıyla birlikte daha uzun süre kalıyorlar ve bu insanların evlenip çocuk yapması bir kenara dursun, ev veya taşıt satın alma olasılıkları bile çok daha düşük. Alabildiğine geniş ekonomik güvensizliğin başlarına bela olduğu milenyum nesli, aşırıya kaçan patlatıcı neslin olumsuz dışsallıklarını da miras almış durumdalar (Dışsallık: Bir üretim veya tüketim faaliyetinin üçüncü kişilere getirdiği fayda veya zarardır. Yarar sağlıyor ise 'olumlu dışsallık', zarar veriyorsa 'olumsuz dışsallık' adını alır). Bunlardan en yürek parçalayıcı olanı iklim değişikliği.

Huzur ve refah sözü verilen Y kuşağı, bunların tam tersini aldılar. Bununla birlikte günümüzdeki sosyal, siyasi ve ekonomik ilişkilerin kitleler üzerinde yarattığı hayal kırıklığı, en yüksek seviyede hüküm sürüyor. Ölmekle ilgili şakaların yapıldığı memlerdeki nihilizm ve anlamsızlık, bu türden bir yeni Dada hareketini yansıtıyor. Aynı şekilde, televizyonda ve yazılı eserlerde distopyaların (yaşam şartlarının son derece kötü olduğu hayali durumların) ün kazanması, geleceği nasıl gördüğümüzü gösteriyor.

2011 yılında, sadece "Chris (Simpsonlar Sanatçısı)" olarak bilinen isimsiz bir karikatürcü, "Çiziktirdiğim Simpsonlar resimleri (Simpsons pictures that I gone and done)" başlıklı bir Facebook sayfası açmıştı. Aykırı sanatçının bugün 1.3 milyon abonesi var. Chris'in ünlü çizimleri, sanki Windows 98 ile birlikte gelen Paint sürümünde çizilmiş gibi görünüyor ve "Simpsonlar" ile "Winnie the Pooh" gibi çizgifilmlerin anlamsız ve genelde çocuksu karikatürlerini barındırıyor. Aşağıdaki karikatür gibi karanlık ve nihilistik bir eğilim, Chris'in pek çok çiziminde görülüyor:

 

34 yaşındaki çizimci iki kitap çıkardı ve çizimleri Front ile FHM dergilerinde düzenli olarak yayımlandı. FHM, Chris'i (internette ve Vikipedi'de bilindiği üzere) şöyle tanımlıyor: "İnternet'in Picasso'su... İskoçya'da bir yerde yaşıyor, kimse gerçek ismini bilmiyor ve ünlü insanların biraz sinir bozucu olan resimlerini çiziyor."

2017 yılı, Trump'ın başkan olarak geçirdiği ilk tam yıl olmuştu ve gelişmekte olan karanlık, nihilistik bir mem kültürünün sinyalini veriyordu. Bu bağlamdaki iki örnek mem, SnapChat'in "dans eden hotdog"u ve Emoji Şerif olarak adlandırılan bir şeydi. Bunlardan ilki, Snapchat sosyal medya uygulamasındaki artırılmış gerçeklik filtresinde bulunuyor ve kullanıcıların, insan şeklindeki bir hotdogu kendi yaşamlarındaki gerçek görüntülere eklemesini sağlıyor.

Dans eden hotdog, sayısız anlamsız memin yıldızı haline gelmişti ve bu durum anlaşılabilirdi: Hotdog, Y kuşağının dadacı görüşlerini çekecek kadar tuhaf ve anlaşılmazdı. ⠀ ⠀ 

Emoji Şerif'e gelince bu, herhangi birisinin telefonu veya klavyesiyle kolayca oluşturulabilen ve twitter üzerinden paylaşılabilen "şerif" görünümlü emoji çıkartmalarıyla başladı. Binlerce insan kendi yorumlarını oluşturdu. Twitter kullanıcısı @leyawn bunu en iyi şekilde tercüme ediyor: "Şu an en büyük iki mem, kulaklık takan bir hot dog ile emojilerden yapılan bir şerif. Ayrıca gezegenimiz ölüyor. İyi haftalar."

Bizim neslimiz neden dans eden hot doglara ve emojilerden yapılmış şeriflere gülüyor? Bunun sebebi kısmen, çoğu sosyal medya gibi, gerçeklerden kaçmak. Bu, dünyanın saçma sapan halini yansıtan anlamsız internet şakalarına gülerek, sonu gelmeyen siyasi dehşetten toplu şekilde kurtulmanın bir yolu. Dadacılığın daha önceki şekilleri gibi internet memleri, bütün uyumlu düşünceleri söküp karıştırıyor ve beyninizi uyumsuz düşüncelerden oluşan bir yapışkan haline getirerek ondan istediğiniz herhangi bir şeyi çıkarmak için kapıyı açık bırakıyor. İşte bazıları için bu, deterjan kapsülü yemek anlamına geliyor.


Yazan: Deidre Olsen

Ana Görsel: Salon/Ilana Lidagoster

Kaynak: Bu yazı Salon sitesinden çevrilmiştir.

Düzenleyen: Ayşegül Şenyiğit ve Damla Şahin

3 Zeki Prens

Bilim İnsanlarının veya Evrimsel Biyologların Çoğu Ateist midir?

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim