Gece Modu

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, Science Alert isimli kaynaktan alınmıştır; ancak anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş, içeriği zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Çoğu kişinin bildiği gibi sesin yayılması için moleküllerin titreşmesi gerekir. Uzay da bir vakum ortam olduğu için, sesin yayılmadığı söylenir. Ancak uzayda "hiçbir ses yayılamaz" demek, bilimsel anlamda %100 doğru değildir. Zira uzay tamamen boş değildir.

Evet, büyük bir bölümü boştur; ancak uzayda binlerce ışık yılı boyuta ulaşabilen çok sayıda gaz ve toz bulutu vardır. Örneğin 9.800 ışık yılı büyüklüğündeki Smith Bulutsusu gibi… Bu tür kozmik yapıların varlığı, uzayın büyük ölçekte bakıldığında boş olmadığı anlamına gelmektedir. Bu da, devasa büyük dalga boylarına sahip seslerin teknik olarak uzayda yayılabilmesini gerektirir.

Ses, göle bırakılan bir taş gibi ortamdaki taneciklerin kendilerinin değil, taneciklerin titreşim enerjilerinin taşınması sonucu oluşur. Ses kaynağından çıkan ses dalgaları, yayıldığı ortamdaki maddenin taneciklerini titreştirir. Titreşen tanecik etrafındaki diğer tanecikleri titreştirir ve bu nedenle ses bir tanecikten diğerine yayılır.

Ayrıca Ters Kare Yasası'nın da söylediği gibi ses, kaynağından uzaklaştıkça da gücünü kaybeder. Bir ses dalgası geçtiğinde hava basıncında fark yaratır. Hava basıncındaki bu farklar arasındaki zaman, matematiksel olarak periyodun çarpmaya göre tersi olan frekansı (Hz) bize verir. Bu dalganın tekrarlanan kısımlarındaki uzaklıkları da frekansın ters orantılısı olan dalgaboyunu (λ) gösterir.

Eğer parçacıklar arasındaki mesafe dalgaboyundan fazla ise “dalgalanma” durur. Bu nedenle sesin, kolay yayılması için geniş bir dalgaboyuna sahip olması gerekir. Eğer olası bir sesin dalgaboyu 20 Hz‘in altına inerse infrasound olarak sınıflandırılır ve biz onu duyamayız.

Örneğin 250 milyon ışık yılı uzaklıktaki bir süper kütleli kara delik, bilinen en düşük ölçülerden birinde ses sızdırıyor. Yaklaşık olarak 261 Hz olan "do" notasının 57 oktav altındadır. Bu da bizim duyabileceğimiz en düşük seviyenin bile trilyonlarca kat altı demektir. Bir kara deliğin sesini duymayı hiç beklemeyin. Çünkü 10 milyon yılda bir salınım gerçekleştiriyor. İnsan kulağı saniyede 20 kere salınım gerçekleştiren bir sesi bile duyamaz.

Bu kara delik, sıcak ve yoğun kozmik maddeleri kütle çekim etkisi sonucu yörüngesinde topluyor ve bu maddeler çok güçlü bir elektromanyetik alan yaratıyor. Oluşan bu kuvvetli elektromanyetik alan, sıcak ve yoğun gazı kara deliğin kenarlarına itiyor. Böylece derin uzaya kozmik ses dalgaları yayılmış oluyor. Yayılan intergalaktik ses dalgaları, binlerce ışık yılı mesafeler boyunca seyahat edebiliyor. Bu sesi duymak mümkün değil sadece etkisini görmek mümkün.

Gezegenimize dönmemiz gerekirse, bazı depremler o kadar şiddetli salınım gerçekleştirir ki atmosferi bile geçer ve infrasound halinde yoluna devam bile edebilir. Tabii atmosferin kesin olarak bittiği ve uzayın başladığı bir hat yoktur. Atmosfer sadece, 80 ile 250 km’den sonra geriye hiç parçacık kalmayana kadar gittikçe incelir. Örneğin Mart 2011’de Japonya‘da gerçekleşen 9.0 büyüklüğünden deprem sonucu uydular yerin 270 km üstünde ses dalgaları tespit ettiler.

Ayrıca Big Bang‘in çok erken dönemlerinde (ilk 750.000 yıl) evrenin duyabileceğimiz düzeyde sesin yayılabilmesi için uygun koşullara sahip olduğu düşünülüyor. Tabii DeLorean‘a atlayıp son derece yoğun kozmik radyasyonun arasında organik dokunuzu hiçe sayıp Big Bang’in sesini dinlemeye kalkmayın. Çünkü büyük ihtimalle ölüm gibi sıkıntılarla karşılaşabilirsiniz. 

Sonuç olarak 1979 bilimkurgu yapımı Alien‘ın da söylediği gibi, “uzayda kimse çığlığınızı duyamaz”; fakat uzayın belli bölgelerinde ses yayılır!

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 1
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 19/11/2019 15:07:27 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/4044

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Reklam
Reklam
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Dinozorların soyu tükendi, çünkü bir uzay programları yoktu. Eğer biz insanların da soyu aynı nedenle tükenecek olursa, hak etmişiz demektir.”
Larry Niven
Geri Bildirim Gönder