Türlerin Kökeni'nin Ardındaki Büyük Yerbilimci: Charles Darwin
Türlerin Kökeni'nin Ardındaki Büyük Yerbilimci: Charles Darwin

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Charles Darwin 1859 yılında 50 yaşında iken yayınladığı çığır açıcı Türlerin Kökeni kitabının ardından profesyonel yaşamının geri kalanını kitaptaki temel iddiasını, yani bitki ve hayvan türlerinin çevrelerine uyum sağlayabilmek için zaman içinde doğal seçilim yoluyla evrimleştiklerini destekleyecek kanıtlar toplamaya adadı.

Darwin'in bitki ve hayvanlar üzerine bu çalışmalarında yazdığı çok sayıda el yazması kitap, ilk olarak bu ay içinde internet üzerinden yayınlanacak ve hepimize bu büyük doğabilimcinin çalışmalarını orijinal elyazması halinde (okunması pek de kolay olmayan kendi el yazısıyla yazılmış şekilde) inceleme fırsatı sunacak.

Ancak Darwin'in Türlerin Kökeni'ndeki çıkarımlarına nasıl ulaştığını anlayabilmek için yaşamının ilk bölümüne ait ve aynı proje kapsamında internet üzerinden daha önce yayımlanmış bulunan el yazması eserlerine başvurmak gerekiyor. Bu eserler Darwin'in daha önce pek iyi bilinmeyen bir yönünü, kendisinin aynı zamanda usta bir yerbilimci olduğu gerçeğini açığa çıkarıyor. Bunun yanında, eserlerden Darwin'in yerbilim çalışmalarının, evrim üzerine kazandığı müthiş kavrayışı için de gerekli olduğunu anlıyoruz.

 

Darwin'in Kıl Payı Kurtuluşu

Darwin'in babası Robert oğlunun bir Anglikan din adamı olarak eğitilmesini amaçlıyordu. Ancak Cambridge'te tamamladığı lisans derecesinin ardından Darwin yaz mevsimini Galler'de Adam Sedgwick ile, kendi deyimiyle ''yerbilişerek'' geçirir. Darwin'den 24 yaş büyük ve 19. yüzyılın önemli yerbilimcilerinden olan Sedgwick, Darwin'e yerbilimi haritaları çizmeyi, örnek toplama ve kataloglamayı öğretir.

Bu dönem sonrasında 22 yaşındaki Darwin Güney Amerika'yı ve dünyanın başka bazı bölgelerini gözlemlemek amacıyla yola çıkan HMS Beagle gemisinin doğabilimcisi olarak hayatının fırsatını yakalar. Bu beş yılı detaylı olarak not defterlerine kaydeder ve bunlar birkaç yıl sonra Beagle'ın Seferi olarak yayınlanır. Yola koyulduğunda yalnızca Sedwick’in değil, Charles Lyell'ın 1830 tarihli eseri Yerbilimin lkeleri’nin de yoğun etkisi altındadır. Lyell, Yerküre'nin zamanla kademeli olarak zaman içinde yavaş yavaş değiştiğini öne sürmektedir ve bu kuram Darwin’e, doğaya yeni bir bakış açısıyla bakmasında yol gösterici olur.

"Beagle'ın Seferi" okunması zevkli bir eserdir. Genç Darwin Tierra del Fuego'daki yerli kabilelerden manzaraya, iklim ve yerbilimden deniz tutmasına kadar her şeyden söz eder. Okuyucusuna hangi kertenkele türlerinin lezzetli olduğunu dahi söyler:

Bu kertenkeleler pişirildiğinde ortaya, tüm önyargıları aşmış damak zevki sahiplerinin hoşuna gidecek türden beyaz bir et çıkar.

Aynı zamanda Darwin'den meşhur Galapagos kaplumbağalarını nasıl yiyebileceğinizi de öğrenebilirsiniz:

''Yukarı bölgelerde kaldığımız süre içerisinde tamamen kaplumbağa eti ile karnımızı doyurduk. Göğüs eti, kabuğuyla birlikte közlendiğinde oldukça lezzetl. Genç kaplumbağaların ise çorbası harika oluyor; ancak etleri kanımca oldukça sıradan.''

Düşünsel zirveler: And Dağları.  Foto: Arabos Life, CC BY

 

Yüksek Rakım Çıkarımları

Ekip Şili açıklarındaki  Chiloé adasına uğradığında Darwin deniz seviyesinden 100 m yukarıda, yakın zamanda oluşmuş kalın bir istiridye kabuğu tabakası fark eder. Daha sonra, Arjantin'deki And Dağları’nda 2.100 m yükseklikte beklenmedik bir başka şeyle karşılaşır: Ağaçların dik olarak fosilleştikleri taşlaşmış bir orman kalıntısı. Darwin'in açıklaması, ağaçların önce deniz seviyesinden yukarıda büyüdükleri, sonra kısa bir süre deniz içinde kaldıkları ve yeniden deniz seviyesi üzerine çıktıkları yönündedir. Her ne kadar şimdilerde bu ağaçların volkanik bir patlamanın külleri altında fosilleştikleri düşünülüyor olsa da Darwin'in bu gözlemleri ona önemli çıkarımlarda bulunması konusunda yol gösterici olur. Düşünceleri birkaç hafta sonra Beagle ekibi çok güçlü bir depreme tanık olduğunda tamamen şekillenir. Darwin defterine şu notları ekler:

''Güçlü bir deprem bir anda en aşina olduğumuz şeyleri yok ediveriyor: Sarsılmazlığın sembolü olan yerkabuğu ayaklarımızın altından bir sıvının üzerindeki ince bir kabuk gibi kayıverdi; bir saniyelik bir süre zihnimizde saatlerce düşünerek başaramayacağımız derecede bir güvensizlik duygusu yarattı.''

Ekip depremin merkez üssüne yakın Şili sahil kasabası Concepción’a uğrar. Kasaba tamamen harabe haline gelmiş ve ardışık üç tsunami dalgasıyla da sular altında kalmıştır. Darwin'in koy civarında farkına farkına vardığı şey, daha önce gördüğü istridye kabuğu fosillerinden daha da hayret uyandırıcıdır: Deprem sonrası kara seviyesi kalıcı bir şekilde yükselmiştir. Bu arada Beagle'ın kaptanı FitzRoy, yakındaki Santa María adasında, çürümüş midye kabuklarının su seviyesinden üç metre yukarıda kayalıklara tutunduklarını fark eder.

Deprem sonrası Concepción, Beagle tayfasından John Clements Wickham'ın çizimi(.) Kaynak: Wikimedia, CC BY-SA

Darwin, eğer kara bu şekilde birkaç metre yükselebiliyorsa ardışık depremlerin çok daha büyük etkileri olabileceğinin farkına varır. Mart 1835 tarihli bir mektupta arkadaşı ve akıl hocası John Henslow'a şunları yazar:

''Artık And Dağları’nın her iki tarafının da yakın geçmişte hatırı sayılır ölçüde yükseldiğini kanıtlayabilirim.''

 

Yerbilim Olmadan

Lyell'ın da etkisiyle Darwin yavaş ve aşamalı değişimlerin yeryüzüne etkisini kavramakta gecikmez. Bu öngörü daha sonra Galapagos ispinozları ve kaplumbağalarında olduğu gibi türler arasındaki küçük farklılıkların da önemini tam olarak kavramakta ona yardımcı olacaktır. Darwin sonunda türlerin değişmez olmadığının ve zamanla dereceli olarak evrimleşebildiklerinin farkına varır.

En önemlisi, Darwin'in yerbilim anlayışı yerkabuğunu şekillendiren süreçlerin muazzam uzun muazzam uzun bir zaman aldığını ve Başpiskopos Ussher'ın 19. yy.'da oldukça kabul gören “yerkürenin MÖ 4004 yılında yaratıldığı” iddiasının yanlışlığını görmesine yardım eder. Bu çok uzun zaman içinde farklı türler de evrimleşmeye zaman bulmuşlardır.

Beagle notlarında çok belirgin şekilde görülebilen bu ayrıntı tutkusu Darwin'in Türlerin Kökeni ve yakında internet üzerinden yayınlanacak daha sonraki çalışmalarının da yolunu açmıştır. Ayrıntıya duyulan aşk veya sevgi kimileri için gerçekten fazla olabilir. Örneğin Darwin Beagle notlarını yazdıktan sonraki sekiz yılını kaya midyelerini incelemeye adamıştır. Ancak dünyaya gerçekten farklı bakışıyla başkalarının göremediklerini görmeyi başarmıştır. Her şeyin ötesinde, yola kanıtlaması gereken büyük bir kuram ortaya atarak çıkmak yerine birçok gözlemini bir araya getirmiş ve bu küçük ayrıntılardan büyük kuramını inşa etmiştir.

 

Düzenleyen: Şule Ölez

Not: Bu yazı Phys.org adresinden çevrilmiştir.

Yeni Bulunan Maymun Fosili İnsanlığın Erken Evrimini 2 Milyon Yıl Geriye Çekebilir!

Cassini'nin Satürn Görevinden Unutulmaz Görüntüler

Yazar

Suat Ayöz

Suat Ayöz

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim