Tohum Şirketleri, Genetiği Değiştirilmiş Ekin ve Tohum Araştırmalarına Müdahale Edebilir Mi?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Uyarı: Bu metin güncelliğini yitirmiş olsa da, arşivsel değeri olduğu için sitemize eklenmiştir. Konuyla ilgili güncel durum için yazı sonundaki açıklamamızı okuyabilirsiniz.

Bilim insanlarının, genetiği değiştirilmiş ekinler üzerine bağımsız araştırma yayınlamadan önce şirketlerden izin almaları gerekiyor. Bu kısıtlama sona ermeli.

Tarım teknolojisindeki gelişmeler (besin ürünlerinin genetik değiştirilmesi de dahil, fakat bununla sınırlı olmamak üzere) tarlaları önceden olduğundan daha verimli hale getirdi. Çiftçiler, daha az alan kullanarak daha fazla ekin yetiştiriyor ve daha fazla insanı besliyorlar. Daha az böcek öldürücü ilaç kullanabiliyorlar ve erozyona yol açan toprak sürme miktarını azaltabiliyorlar. Ayrıca önümüzdeki iki yıl içinde tarım şirketleri, iklim değişikliğinin göze çarptığı bir dünyada gitgide artan şekilde daha önemli hale gelecek, sıcak hava dalgalarına ve kuraklıklara karşı hayatta kalmak gibi güçlü özelliklere sahip, gelişmiş ekinler sunmayı tasarlıyorlar. Maalesef, reklamının yapıldığı gibi, genetiği değiştirilmiş ekinlerden verim alındığını doğrulamak imkansız. Bunun sebebi, bağımsız araştırmacıların çalışmaları üzerinde, tarım şirketlerinin kendilerine veto etme gücü vermiş olmaları.

Bir müşterinin genetiği değiştirilmiş tohumları satın alması için, onlar ile ne yapılabileceğini kısıtlayan bir antlaşma imzalaması gerekiyor (eğer son zamanlarda bir yazılım yüklediyseniz, “kullanıcı sözleşmesi” kavramı size tanıdık gelecektir). Sözleşmeler, bir şirketin fikri mülkiyetini korumak için gerekli olarak düşünülür ve bunlar, tohumları eşsiz yapan genetik geliştirmelerin taklidini haklı olarak önler. Fakat Monsanto, Pioneer ve Syngenta gibi tarım şirketleri bununla sınırlı kalmıyor. Bu şirketlerin kullanıcı sözleşmeleri, tohumlarının herhangi bir bağımsız araştırma için kullanılmasını on yıldır, açık bir şekilde, yasaklamaktadır. Bilim insanları dava tehdidi altında olduklarından, geliştiği veya başarısız olduğu farklı koşulları araştırmak amacıyla bir tohumu test edemiyorlar. Bir şirketin tohumlarını başka bir şirketin tohumlarıyla karşılaştıramıyorlar. Ve belki de en önemlisi, genetiği değiştirilmiş ekinlerin, kasıtsız çevresel yan etkilere yol açıp açmadığını sınayamıyorlar. 

Genetiği değiştirilmiş ekinler üzerine yapılan araştırmalar elbette hâlâ yayınlanıyor. Fakat sadece tohum şirketlerinin onayladığı çalışmalar, hakem denetimli bir bültenin ışığını görebiliyor. Pek çok vakada, tohum şirketinin üstü kapalı şekilde izin vermiş olduğu deneyler, sonuçlarının olumsuz göstermesi nedeniyle, daha sonra, yayınlanmaları engellendi. Cornell Üniversitesi'nde bir böcekbilimci olan Elson J. Shields, Çevre Koruma Dairesi'ne (genetiği değiştirilmiş ekinlerin çevresel sonuçlarını düzenlemek ile görevli kurum) şöyle yazdı: 

"Bunun her zaman, yeterince kötü bir durum olan tüm araştırma taleplerinin basit bir şekilde genel kapsamlı reddi olmadığını, fakat belli bir bilim insanının tohum geliştirme teknolojisine ne kadar 'dost' veya 'düşman' olduğu konusunda endüstri algılarına dayanan seçici ret ve izinler olduğunu anlamak önemlidir."

Shields, bu uygulamalara karşı çıkan 24 mısır böceği bilimcisinden oluşan bir grubun sözcüsü. Bilim insanları, yaptıkları araştırmalarda şirketlerin işbirliğine güvendikleri için (sonuçta, çalışmalar için tohumlara erişim elde etmeliler), çoğu bilim insanı, misilleme korkusundan dolayı isimsiz kalmayı seçti. Grup, EPA'ya sundukları bir ifadede şu itirazda bulundu: 

"Kısıtlı erişimin bir sonucu olarak, bu teknolojiye ilişkin çoğu önemli kuşku üzerinde gerçekten bağımsız olan hiçbir araştırma yasal olarak yapılamamaktadır." 

Eğer diğer herhangi bir şirket türü, bağımsız araştırmacıları kendi ürünlerini sınamaktan ve bulduklarını bildirmekten alıkoyabilseydi, bu durum oldukça ürkütücü olurdu; örneğin otomobil şirketlerinin, Consumer Reports (tüketici ürünlerini test eden bir şirket) tarafından yapılan birebir model karşılaştırmalarını engellemeye çalıştığını hayal edin. Fakat bilim insanları, ülkemizin besin tedariğindeki ham bileşenleri denetlemekten veya ülkenin tarımsal arazisinin büyük bir kısmını kapsayan bitki materyali sınamaktan alıkonduğu zaman, özgür araştırmadaki bu kısıtlamalar tehlikeli hale gelebilir.

Tarım teknolojisinin başarılarına yol açan araştırma ve geliştirmeye yapılan yatırımları teşvik etmiş fikri mülkiyet haklarını koruma ihtiyacına değer versek de, biz aynı zamanda gıda güvenliği ve çevresel korumanın, bitki ürünlerini düzenli bilimsel incelemeye açık hale getirmeye bağlı olduğuna inanıyoruz. Tarımsal teknoloji şirketleri bu sebeple kendi son kullanıcı sözleşmelerinden araştırma üzerindeki kısıtlamayı derhal kaldırmalıdırlar. Daha ileri gidersek, EPA da yeni tohumların satışını onaylama şartı olarak, bağımsız araştırmacıların şu an pazardaki bütün ürünlere serbest erişim sahibi olmasını gerektirmelidir. Tarımsal devrim, kapalı kapılar ardında kilitli tutulamayacak kadar önemlidir. 

 

Evrim Ağacı Eklemesi: Scientific American dergisinde 2009 yılında yayınlanan bu metin, güncelliğini bir miktar yitirmiş durumdadır. 2009 senesindeki benzer sorunlar The New York Times gibi yayın organlarınca da bildirilmiştir. Bu ve bunun gibi tespitler ve şikayetler üzerine Dünya'nın en büyük 3 tohum şirketi (Monsanto, Pioneer ve Syngenta) 2011 senesinde Amerikan Tarım Bakanlığı (USDA) ve sayısız üniversite ile akademik araştırma kısıtlamalarını ortadan kaldıracak sözleşmeler imzalamışlardır. Bu sözleşmeler, Amerikan Tohum Ticareti Derneği'nce de onaylanarak yayınlanmıştır. 2013 yılında Grist dergisinin bildirdiği üzere, bu sözleşmeler son derece etkili olmuştur ve bilim insanları üzerindeki ticari baskıları neredeyse tamamen ortadan kaldırmıştır. Bu firmalar arasında patentlerinin kullanılmasını ve ticari ürünlerinin açığa çıkarılması gibi ticari kaygıları umursamaksızın bilimsel araştırmaları en fazla destekleyen ve özgür bırakan firma Monsanto'dur. İşin ironik tarafı, Monsanto'nun tohum bilimi konusundaki araştırmaların özgürleştirilmesi konusundaki adımları, metin içerisinde de söz edilen bilim insanlarının şikayetlerinin başlamasından önce çoktan başlamıştır; ancak tamamlanamamıştır. Sözleşmelerin tamamlanması 2011 yılını bulmuştur. O zamandan bu yana tohum bilimindeki araştırmalar özgürce, herhangi bir izne gerek kalmaksızın yapılabilmektedir. Dolayısıyla başlıktaki sorunun cevabı büyük oranda "hayır"dır. 


Geliştiren: ÇMB

Düzenleyen: AŞ

Kaynaklar ve İleri Okuma: 

  1. Scientific American
  2. The Ness
  3. GRIST
  4. American Seed Trade Association

Virüsler Virüs Kapar Mı?

Doğrudan Plasenta İçine İlaç Vermenin Güvenli Bir Yolu Bulundu; Artık Riskli Prematüre Doğumlara Gerek Kalmayabilir!

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim