Taraf Olmanın Bedeli: Futbolda Fanatizm, Holiganlık ve Şiddet Neden Bu Kadar Yaygındır?

Taraf Olmanın Bedeli: Futbolda Fanatizm, Holiganlık ve Şiddet Neden Bu Kadar Yaygındır? Daily Beast
Dilan Emektar Editör Dilan Emektar  DamlaŞahin 2. Editör Damla Şahin
12 dakika
1,494 Okunma Sayısı bionluk logo yazarlarınca hazırlandı.
Notlarım
Reklamı Kapat

"Endüstriyel futbol" 2000'li yıllar öncesinde sıkça dillendirilen ve artık kitlelerce kabul edilen bir kavramdır. Bu tanımı esasen, bütün profesyonel spor dalları için genişleterek "endüstriyel spor" kavramından söz etmek mümkündür; ancak bu tariften anlaşılması gereken, elbette sporun yapılış şeklinin değil, "yapılanın" bir endüstri haline geldiğidir. "Endüstriyel futbol" bağlamında düşünüldüğünde; saygın denetim kuruluşlarından Deloitte’un araştırmasına göre 2018 yılında sadece Avrupa’da, futbolun toplam pazar büyüklüğü 28.4 milyar avro olarak kayıtlara geçmiştir.[1]Statista tarafında ise 2019 için bu verinin 28.9 milyar avro olduğu belirtilmiştir.[2]

Futbol, böylesine devasa ve büyümeye açık bir pazar haline gelmişken 20. yüzyılın ilk yarısında başlayan "taraftarlık" kültürü, zaman içinde fanatizme dönüşüp keskinleştirerek bugün de varlığını devam ettiriyor. Takım taraftarlığının aidiyet hissi ya da toplumsal kimliği tamamlayan / tanımlayan bir şekilde ortaya çıktığı gerçeği varken sermayenin, bu denli merkeze oturduğu bir dönemde dahi en keskin hâli ile varlığını sürdürmesi nasıl açıklanabilir? Buna fanatizmin, bizzat spor ve futbol sermaye düzeninin sigortası olduğu gerçeğini de eklersek durum biraz daha karmaşık hale geliyor. Bu yazımızda spor fanatizmi ve futbol özelinde holiganlığın ne olduğunu, tarihsel süreçlerine ve hakkında yapılan psikolojik ve sosyolojik araştırmalara bakarak motivasyonunu nereden aldığını ve son olarak da tehlikeleri ile olası faydalarını tartışacağız.

Futbol Neden Fanatizm ve Kutuplaşma Yaratıyor?

Spor fanatizmi üzerine incelemeye geçmeden önce, kavramların temel anlamlarına ve tarihselliğine bir göz atalım. Fanatizm kelimesi Latince fanaticus sözcüğünden geliyor. Kelime kökeni ise “bir tanrıdan esinlenen” ya da “tapınak” anlamlarına gelen fanum sözcüğü. İngilizce “fanatic” ve/veya “fanatical” sözcükleri de fanum kökenini karşılarcasına “coşku, delilik, tapınma” anlamlarına gelecek şekilde kullanılıyor. Burada, yazımızın konusu olan spor/futbol taraftarlığı için kullanılan “fan” kelimesinin de fanatik kelimesinin kısaltması olması, fanatizm ile taraf tutmanın ve tapınmanın etimolojik ve tarihsel açıdan doğal olarak birbirine içkin olduğunu baştan düşünebiliriz. Fanatizm kelimesi, siyaset ve felsefede köktendincilik (İng: "fundamentalism") ile benzer anlamlarda da kullanılır; keza az önce belirttiğimiz gibi, fanatizm ile tapınma arasında da tarihsel bir ilişki bulunuyor.

Reklamı Kapat

Fanatizm kavramına oldukça aşina olan futbol fanatizmi özelinde, holiganizm ya da holiganlığın da tanımına kısaca bakalım. Cambridge sözlüğüne hızlıca göz attığımızda holigan kelimesinin "Halka açık yerlerde kavga eden veya hasara neden olan şiddet dolu/vahşi kişi" anlamına geldiğini hiç şaşırmadan öğreniyoruz. Bu kelime, kullanım itibariyle "vandallık yapan genç" anlamına da geliyor. Şiddet eylemleri sergileyen futbol taraftarı grupları için de İngiltere’de zaten var olan holigan kelimesi “futbol holiganı” olarak kullanılmaya başlanmış. Tıpkı fanatik kelimesinin takım taraftarlığını ileri götürenler için kullanıldığı gibi... O halde bu tanımlar, taraf tutma ile bu taraftarlıktan mütevellit eyleme hatta şiddet eylemine geçme durumunu karşımıza çıkarıyor. Taraftarların tek başlarına bu eylemlere geçmediğini de bildiğimize göre şimdi yeni bir kavrama gidiyoruz: Örgütlenme.

Futbolun tarihçesi, farklı coğrafyalarda ve farklı şekillerde çok eskiye dayansa da bugün bildiğimiz anlamda futbolun bir disiplin kurumsallığında doğduğu yer İngiltere olarak kabul ediliyor.[3] Aynı zamanda futbolun, Türkiye de dahil olmak üzere, dünyanın birçok ülkesine İngiltere’den taşındığı düşünülüyor. Dolayısıyla ilk taraftar gruplarının doğduğu yer de yine İngiltere, daha geniş anlamda Britanya Krallığı olarak biliniyor.

1863 yılında 7 farklı okul kulübünün bir araya gelerek kurduğu Football Association (FA) yani bugünkü İngiltere Futbol Federasyonu’na, Sanayi Devrimi sonrası kurulan fabrikaların takımları da zamanla eklenmiştir. Bu takımların futbolcuları, bizzat o fabrikaların işçileri ve yine o şehirlerde yaşayan kişilerdir. Burada yeri gelmişken belirtmekte fayda var, Amerika Birleşik Devletleri'nde "soccer" olarak bilinen futbolun ismi, ABD'de Amerikan Futbolu ile bildiğimiz futbolu ayırt etmek için uydurulmuş değildir; tam tersine, İngiltere'de "association football" sözcüğü içerisindeki "soc" sözcüğünden türetilmiştir. İngiltere'de o dönemde sözcüklerin sonuna "-er" (Türkçedeki "-ci" veya "cı") eki takarak yeni kelimeler türetmek modaydı ve "birlikçi" anlamında "associationer" üzerinden zamanla sözcük "soccer" sözcüğüne evrimleşti ve ABD'de iki ayrı sporu ayırt etmekte kullanıldı.

Konumuza dönelim: Futbolu, en başta "elinde tutan" okul kulüplerinin futbolcuları da "aristokrat sınıfın temsilcileri"dir. Yani, futbolun kurallara bağlanarak "kurumsal bir lig" hâline dönüşmesinin köklerinde aidiyet vardır ve bu aidiyet, bizzat sahada olan futbolcularla başlar. Futbolun bir takım sporu olmasının ötesinde, sahada fiziksel temasa dayalı ve adeta bir "savaş"ı andıran mücadeleci yapısını da eklediğimizde, taraftarlığın aidiyetle beraber militer (askerî) bir zafer kazanma yönünün de olduğunu görebiliriz. Futbol taraftarlığında örgütlenmeyi sağlayan ana motivasyonlar, öncelikle bu iki bileşen olarak karşımıza çıkıyor. İngiltere örneğinde de işçi sınıfı ile aristokrat sınıfın karşı karşıya geldiğini görüyoruz. Bu durumda taraftar örgütlenmesinin siyasi yönü de rahatlıkla öne çıkıyor. Eduardo Galeano, “Gölgede ve Güneşte Futbol” adlı kitabında şöyle der:

Bir taraftarın, "Bugün benim takımım oynuyor." dediği pek görülmez. Çoğunlukla "Biz oynuyoruz." denir.

Kulağa çok tanıdık geliyor değil mi? Taraftarlığın tarihçesinde aidiyet vardır ve taraftar, “ben”den “biz”e geçiş yapar.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Peki, bunu neye göre seçer? Futbol taraftarlarının bir takımı tutma kararı ve örgütlenme kriteri nedir? Bununla ilgili örneklere göz gezdirelim.

Tarihsel olarak Liverpool ve Blackburn, işçilerin takımıdır. Diğer yandan İspanya’da Barcelona, Katalanların; Athletic Bilbao ise Baskların takımıdır. Real Madrid ise diktatör Franco döneminde hükümet tarafından kollanmıştır ve İspanya'nın başkenti Madrid’in takımıdır. İskoçya örneğinde ise başkent Glasgow’un iki ezeli rakip takımından Celtics’in taraftarları Katolik, Rangers’ın taraftarları ise Protestan’dır. Türkiye’de ise daha çok Anadolu’da, bir tür "şehir milliyetçiliği" denebilecek şekilde şehre aidiyet üzerinden bir taraftarlık profili görülmektedir. Trabzonspor, Bursaspor, Eskişehirspor, Sakaryaspor gibi örnekler çoğaltılabilir. İzmir’de ise Göztepe ile Karşıyaka’nın şehrin iki yakasını paylaşmaları, Karşıyaka taraftarının kendilerine İzmir’in plaka numarası olan 35’ten hareketle 35,5 demeleri de coğrafi aidiyetin keskinliğine bir örnektir. Üç büyük kulüp olarak anılan Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş taraftarları ise birbirleriyle rekabetlerini, kimi zaman sınıfsal kimi zaman da salt sportif başarılar üzerine kurar.

Aidiyetler üzerine gelişen bu profillere iki farklı örnek de yakın zamanda yaşanan olaylar üzerinden verilebilir. 3 Temmuz 2011 yılında başlatılan “Şike Operasyonu” döneminde Fenerbahçe taraftarının büyük bir kısmı, kulüplerinin yanında durarak hükümetle karşı karşıya gelmeyi göze aldı. Bir başka ileri örnek de 1990 yılında kurulan ve 2014 yılında Amed Sportif olarak ismini değiştiren Amedspor kulübünün futbolcularının özellikle son 5 yılda gittiği pek çok deplasmanda Kürt kimliği üzerinden ayrımcılığa ve şiddete maruz kalmasıdır.

Yukarıda verdiğimiz örnekleri artırmak elbette mümkün ve her birinin apayrı analizleri hak eden çok uzun detayları var. Ama futbol taraftarlığının örgütlenme biçimlerine bakıldığında sınıf, din/mezhep, etnisite/milliyet, coğraf ya temellerini net bir şekilde görebiliyoruz. Tüm bu örgütlenme biçimlerinin, saf bir ait olma hâlinin ötesine geçerek kutsal değerler üzerinden atıflara sahip olduğunu ve bunların tamamının, tarihte yaşanmış savaşların çoğunluğunun nedeni olduğunu hatırladığımızda, şiddete yönelimin kaçınılmaz hâle gelmesi kulağa pek de şaşırtıcı gelmiyor.

Reklamı Kapat

Futbolun oynanma biçiminin savaşı andırmasının yanında, basketbol gibi karşılıklı mücadeleye dayalı takım sporlarından daha kolay anlaşılır, daha basit, daha sürprize açık bir dış saha sporu olma özelliklerinin, taraftarların takibini ve fikren dahil olmasını kolaylaştıran etkenler olduğu söylenebilir.

Futbol başta olmak üzere genel anlamda takım taraftarlığı kültünün erkek egemen bir dünyanın ürünü olarak gelişmesi ve kazanmaya dönük tatminle iktidar ilişkisi üzerine kurgulanmış olması beraberinde eril bir dilin de bu alana hakim olmasını getirmiştir. Taraftar gruplarının tezahüratlarının çokça cinsiyetçi hakaretler içermesi buna verilecek en iyi örnektir. Dolayısıyla buraya kadar, spor fanatizminin politik ve tarihsel sürecini taraf olma – tapınma – aidiyet – savaş – kutsallara dayalı örgütlenme – eril dil bağlamında özetleyebiliriz.

Pixabay

Spor Fanatizmi Üzerine Sosyolojik ve Psikolojik Çalışmalar

Spor fanatizminin, geride kalan yüzyılda; ölümlere, yaralanmalara, maddi zararlara sebep olduğu onlarca olay var. Bu alanda yapılan akademik çalışmalar ve yazılan kitaplar da belirli bir olay üzerinden olduğu gibi çeşitli örneklemler üzerinden de yapıldı. Burada spor fanatizmi/ holiganizm nedeniyle ortaya çıkan şiddetin nedenlerini daha iyi anlamak için yapılan çalışmalardan iki örneğe değinelim.

1967 Kayserispor - Sivasspor Faciası

İlki Kenan Başaran tarafından yazılan "Sivas – Kayseri Türkiye’nin En Büyük Futbol Faciası" isimli kitap.[4] 1967 yılında Kayseri’de oynanan ve 43 kişinin ölümü, yüzlerce kişinin yaralanması ile sonuçlanan Kayserispor – Sivasspor maçını detayları ile ele alan Başaran, Birikim Dergisi’nde İsmail Melenağzı’ya verdiği röportajında bu facianın nedeni olarak bazı çevrelerce söylenen mezhepsel-sosyoekonomik açıklamasının pek karşılığı olmadığını ve esasen suni nedenlerle ortaya çıkmış komşu şehir rekabetinin temel neden olduğunu söylüyor.

Reklamı Kapat

Olayın kendisine dönersek, yaşanan facia sonrasında iki şehrin gazeteleri de karşı şehri suçlarken Sivas’ta çıkan Sivas Haber gazetesindeki yazı, Başaran’ın kitabında şu şekilde verilmiş

… bizleri vururken, onların Türklüğünden şüphe ediyoruz. Hiçbir Kayserili çıkıp da ben Türküm diyemez, dese dahi yaptıkları hareket bizim kaybettiklerimizi geri getiremez. Bundan böyle Kayserilileri Türk toprakları içinde yaşayan casus olarak tanıyacağız.

Buradaki ifadelerin içeriği de şehir aidiyeti üzerinden çıkan çatışmanın, milliyetçilik tartışmasına nasıl dönüştüğüne verilecek iyi bir örnek.

Avrupa'da Spor Şiddeti

Bu alanda yapılan bir başka çalışma da Ian Taylor’a ait. Sosyoloji ve Antropoloji alanında bir akademisyen olan Taylor, futbol şiddeti ile ilgili önemli akademik araştırmalar yapmış ve bu konuda tezler sunmuş bir isim. Avrupa’da Futbol Şiddeti[5] isimli araştırmasında, Taylor’ın “İkinci Dünya Savaşı sonrası, kulüplerin topluluk özelliğini yitirip ticari niteliğinin öne çıkarılmasıyla değişen spor yapısının futbol holiganizmine yol açtığı, işçi sınıfının yabancılaşmasında oyunun ticarileşmesinin önemli payı olduğu” görüşlerine yer verilmiştir.

İlk örnekte, aidiyet temelli yönelimleri ortaya çıksa da bununla beraber aidiyet hissinin arka planının da -takım taraftarlığı yönünden bakıldığında- "suni olduğu" görülebiliyor. Örneğin, neden bir Fenerbahçe taraftarı, Fenerbahçeli olmuştur? Normal şartlarda, sabah akşam birbirine selam veren iki komşunun, hafta sonu bir maçta karşılıklı iki tribünden birbirlerine her türlü küfrü edecek duruma gelmesi son derece mantıksız değil midir?

İkinci çalışmanın yaklaşımını ise ticarileşen spor yapısında, aidiyetlerin somut olmaktan çıkıp "bir boşluğu doldurma" ve bunun devamında "şiddete yönelme sonucunun" kaçınılmaz olduğu ortaya çıkıyor. Eskilerin deyimiyle: “Maça git, deşarj ol!” Bunun anlamı, kendi hayatında yaşadığı sıkıntıların çözümünü kendi hayatı içinde bulamayan insanların, futbol sevsin sevmesin, tribünde ne şekilde olursa olsun bağırarak kendisini sağaltması talebidir. Diğer yandan takımına bağlı bir taraftarın psikolojisi de tribünde, hem kendisi ile aynı düşüncede olan insanlarla bir arada olmanın verdiği güçlülük ve pozitif duygu, hem de kendi yaşadığı/yaşayacağı duyguları takımı üzerinden anlamlandırma olarak karşılanabilir. Yazının başında tartıştığımız fanatizm ile tapınma arasındaki ilişkiye bakılarak takım taraftarlığının psikolojik açılımı da bu yönden ayrıca araştırmaya muhtaç görünüyor.

Spor Fanatizmi Tehlikeli mi, Faydalı mı?

Spor fanatizminin gerek tarihsel süreci gerekse de bizzat aidiyet ve kazanma üzerine kurulmuş olması nedeniyle ortaya çıkardığı şiddet ve çatışma, elbette hem kamusal hem de bireysel yönden zararlıdır. Bu durumun sosyolojik ve psikolojik nedenlerini, bu nedenlerin spor fanatizmini nasıl şekillendirdiğini tartışmaya çalıştık. Diğer yandan başta statlarda olmak üzere, takım taraftarlığı üzerinden her türlü şiddetin önlenmesi için özellikle 2000’li yılların başından bu yana, yasal düzenlemelerden sivil toplum kampanyalarına; UEFA, FIFA gibi futbol birliklerinden kulüp yönetimlerinin kendilerine kadar çaba gösterildiği âşikar. Bu noktada, yazının başında pazar büyüklüğünü verdiğimiz ve adına “endüstriyel futbol” denilen yeni dönemin sermaye yapısı da devreye giriyor. 1960-70’li yıllarda, Barcelona takımının bir Katalan’a "Katalanlığı" üzerinden ifade ettikleri, bugün Barcelona’da milyon dolarlık yıldızlar oynarken de aynı düşünce ve hissiyatı koruyabilir mi? Bunun tartışmaya açık bir soru olduğu açıktır.

Spor fanatizminin ortaya koyduğu bir başka gerçek de örgütlenme deneyimidir. Bu deneyimin ise bir başka güç tarafından kullanılabilir olması bir riski ifade ederken, aynı deneyimin daha somut ve insani ihtiyaçlara yanıt vermek üzere bizzat örgütlenenler tarafından kullanılması da belki faydalar arasında görülebilir. Örneğin; Portekiz diktatör Salazar’a atfedilen, ülkeyi 3F (Fado, Futbol, Fatima) yani "müzik, futbol ve din" ile yönettiğine dair sözünden, İspanya diktatörü Franco’nun Real Madrid’e yakınlığı, Adolf Hitler’in Berlin Olimpiyatları gövde gösterisi ve son 5 yılda Türkiye’de tartışılan ve geçen sezon şampiyon olan Başakşehir’in mevcut hükümete yakınlığı gibi örnekler, futbol-taraftar ilişkisinin makro siyaseti yakından ilgilendiren bir durum olduğunu gösteriyor. 2013 yılında yaşanan Gezi olaylarında Beşiktaş’ın Çarşı grubu başta olmak üzere Fenerbahçe ve Galatasaray’ın bazı taraftar gruplarının da meydanlarda hükümete karşı durması ya da tam tersi Konyaspor taraftarının hükümet lehine bir tutumda bulunması gibi etmenler de yeni dönemde taraftarların bizzat makro siyaset alanına kendi örgütlükleri ile müdahale etmesine örnek gösterilebilir. Yazıda örneğini verdiğimiz Amed Sportif ile Kürt kimliğinin yan yana anılması ya da Karşıyaka taraftarının “İzmir Marşı” rutinleri de başka örneklerdir. Sürekli yeni mevziler kazanan feminist hareketin de kadın futbolunun gelişimine paralel taraftarlık alanına müdahalesi ile tribün kültüründeki eril dilin değişimi ya da daha fazla olumsuz bir şekilde eleştirilerek tartışılmasını da bekleyebiliriz. Tüm bunlar, "Futbol, asla sadece futbol değildir." sözünün anlamını da daha belirginleştiriyor.

Sonuç olarak spor fanatizminin tarihsel sürecinde aidiyet – mülkiyet bağlamında bir gelişimle her türlü iktidar ve egemenlik araçlarının kullanımı ve buna bağlı olarak şiddet karşımıza çıkıyor. Birey psikolojisi yönünden ise kişinin kendi hayatına ait olan duyguları, bağlı olduğu takımına delege ederek yaşama isteği öne çıkıyor. İleri dönemde futbolda ticari alanın daha da genişlemesi, iletişim olanaklarının gelişimi ile bu alandaki psikolojik ve sosyolojik tablonun daha da değişeceğini ve şiddet faktörünün de belki azaltılabileceğini ummak mümkündür.

Okundu Olarak İşaretle
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 7
  • Muhteşem! 1
  • İnanılmaz 1
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 21/10/2021 16:00:10 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/9827

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Size Özel
İçerikler
Instagram
Balık
İnfografik
Kuş
Amerika Birleşik Devletleri
Mucize
Elektromanyetizma
Sars Mers
Mikrobiyoloji
Primat
Vaka
Santigrat Derece
Gen İfadesi
Psikiyatri
Su
Biyokimya
Tarım
Madde
Felsefe
Sinir Sistemi
Çeviri
İhtiyoloji
Dinozorlar
Yumurtalık
Haber
Mistisizm
Daha Fazla İçerik Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Sizi Takip Ediyor

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın