Tanımlanamayan Uçan Cisimler Uzaylı Kanıtı Sayılabilir mi?
- Özgün
- Sahtebilim
- Ufoloji
Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?
- Bilimsel düşünce, iddiaların hangi yöntemle üretildiğini, verilerle desteklenip desteklenmediğini ve yanlışlanabilirliğini dikkate alarak gerçekleri anlamaya çalışır.
- UFO terimi sadece tanımlanamayan uçan cisim anlamına gelir ve tanımlanamayan bir nesnenin uzaylı olduğu iddiası bilimsel kanıtlara dayanmadığı için geçerli değildir.
- Bilim, bilinmeyen olayları mistik veya doğrulanmamış açıklamalarla değil, sınanabilir ve kanıtlanabilir verilerle açıklamaya çalışır ve bu süreç sürekli gelişen bir yapboz gibidir.
Bilimde sonuçlara nasıl ulaşıldığı oldukça önemlidir. Çünkü bir iddianın bilimsel olup olmadığını belirlemede iddianın hangi yöntemle üretildiği, hangi verilerle desteklendiği ve hangi koşullarda yanlışlanabileceği kritik rol oynar. Bu nedenle bilimsel düşünce, çoğu zaman gündelik sezgilerimizle çatışır ve bizi rahatsız edici belirsizliklerle yüzleştirir.
Popüler bilim anlatıları ise doğası gereği bu belirsizlikleri sadeleştirir hatta kimi zaman geri plana iter. Gerçekleştirilen sadeleştirme doğru yapıldığında bilime erişimi arttırma konusunda son derece önemli bir yere sahiptir. Ancak sınır çizilmediğinde popüler anlatı ile bilimsel yöntem arasındaki fark giderek silikleşebilir.
Bilimsel gibi görünen fakat bilim dışı olan açıklamalar, UFO gözlemlerinde olduğu gibi daha hızlı yayılma potansiyeline sahiptir. Bu yazımızda UFO gözlemlerindeki sahte bilimin etkisini inceleyip genel olarak tanımlanamayan uçan cisimlerin uzaylı kanıtı sayılıp sayılamayacağını değerlendireceğiz.
UFO Gözlemlerinde Sahte Bilimlerin Etkisi Nedir?
Doğru deneyler yapabilmek, sağlıklı teorik çıkarımlarda bulunabilmek adına birçok bilimsel yöntem izlemek zorunda olduğumuzdan dolayı, hatalı gördüğümüz her çıkarımı da eleştirme meyilindeyiz. Narsist olmadığımızı varsayarsak bu eleştirilerin amacının son derece yapıcı ve faydacı olduğu açıktır.
Çünkü bilim topluma hizmet amacı güder; bilim karşıtlığının da zararı, yine topluma dokunur. Böyle bir duruma gözleri kapatmak bir vicdan meselesi olduğundan eleştirip, hatalı yanları ortaya koymaktan çekinmemek gerekir.
Sık sık uyarılarda bulunduğumuz sahte bilim konularına neden karşı çıktığımızı, aslında gerçekte ne demeye çalıştığımızı tüm detaylarıyla, samimi bir şekilde açıklamaya çalışacağız.
UFO konusunu ele alalım. Üzerine çok tartışmalar dönüyor sadece bizim ülkemizde değil, ABD'de de oldukça popüler. Her ne kadar ABD, bilimdeki başarıyla bilinse de ne yazık ki bilimin bir ülkede çok ilerlemiş olması, o ülke insanlarının genelinin bilimsel düşüncesine keskin bir katkı sağlayamıyor. Bu da ne yazık ki bilimin ve eğitimin bir problemi ve biz de bilim iletişimcileri olarak aradaki bu köprüyü kurmaya çalışıyoruz. Aradaki bu farkı, sizlere bilimsel düşünce yöntemlerini anlatarak kapatmayı umuyoruz. Unutmayın, amacımız bilimsel düşünmek, bir fikre karşı çıkmak değil. Ta ki fikir, bilimle çelişene kadar.
UFO Kavramının Karmaşası
UFO kelimesi, İngilizce'de "Unidentified Flying Object" kelimelerinin kısaltılmış halidir. Türkçede, "Tanımlanamayan Uçan Cisim" kelimelerine karşılık gelir. Önümüzdeki ilk karanlık çukur bu kelimelerin doğru anlaşılmamasında yatıyor. Ne zaman UFO dense, akla uzaylı geliyor. Fakat UFO demek, uzaylı demek değildir. Bir uçan cisim görmüşsünüzdür ve onun ne olduğunu tanımlayamamışsınızdır. Buna uzaylı diyebilmeniz için ise uzaylı olduğunu tanımlayabilmiş olmanız gerekir.
UFOcuları besleyen fikirlerden biri de bu kavram hatasıdır. Çünkü böyle bir durumda, tanımlayamadığınız fakat gördüğünüz uçan herhangi bir cisim bir anda uzaylı oluverir ve bu da UFOcuların istediği bir şeydir. Çünkü amaç uzaylı görmektir. Harka! Elinizde bir uzaylı gözlemi daha oldu. O cismin uçak olmasını asla istemezsiniz. Fakat eğer bir cismi tanımlayamıyorsanız o sadece tanımlanamayan bir cisimdir. Onun herhangi bir şey olduğunu söyleyebilmeniz için öncelikle elinizde somut bir kanıt olması gerekir. Elbette istediğinizi söyleme hakkınız bulunuyor, uzaylı olduğunu da iddia edebilirsiniz. Fakat iddianız bilimsel bir temele oturmamış olacaktır.
Tanımlanamayan Bir Cisim Görünce Ne Düşünmeniz Gerekiyor?
Peki tanımlanayama bir cisim gördüğünüzde ne yapmanız gerekiyor? Elinizde bir gözlem var, belki çeşitli bilgiler de kaydetmişsiniz. Cisim şöyle ışıklara sahipti, şu yönde şöyle gitti, şu kadar uzaktaydı, şu kadar hızlıydı... Fakat ne olduğuna anlam veremediniz çünkü uçağın ışıklarına benzemiyordu. Helikopter gibi de ses çıkarmıyordu. Eh dünya kaynaklı bütün olayları elediğimize göre dünya dışı bir şeyler olmalı! Hayır. Bunu diyebilmeniz için dünya dışı kaynağın ne olduğunu bilmeniz gerekir.
Tüm bunların yanında, dünya kaynaklı tüm olayları bilmiyor olmanız pek doğal bir durumdur. Bilinse dahi yeni bir gözlem/keşif yapılması da söz konusu olabilir. Örneğin yeni bir teknoloji olarak hayatımıza giren multikopterler ilk çıktıklarında, ki hâlâ, sıklıkla uzaylı olarak yorumlanıyordu. Fakat bir çocuğun kumanda ettiği oyuncaktan başka bir şey değildi.
Sizin multikopteri tanımıyor olmanız, gördüğünüz fakat tanımlamakta zorlandığınız bir cismi uzaylı yapmaz. Hatta gözleminiz, henüz hiç kimsenin bilmediği bir doğa fenomeni de olabilirdi. Bu durumda ne olduğunu hiç anlayamayabilirdiniz. Fakat bildiğiniz tüm seçenekleri elediğinizde, geriye kalan seçenek uzaylı veya bir başka şey değildir. O, tanımlanamayan olarak kalır, ta ki ne olduğunu somut, bilimsel verilerle ortaya koyana kadar.
Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.
KreosusKreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.
Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.
PatreonPatreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.
Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.
YouTubeYouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.
Diğer PlatformlarBu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.
Giriş yapmayı unutmayın!Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.
Eğer tanımlayamadığınız bir şeyi, herhangi bir şeye atfederseniz, bu bilimsel bir yaklaşım olmaktan çıkacaktır. Bu durum bilim insanlarının asla yapmaması gereken bir şeydir. Zaten yapan olursa da hemen neden böyle yaptığı sorgulanır ve bilimsel metodolojiye aykırı olduğu vurgulanır. Hemen yaygın bir örnekle ilerleyelim.
Einstein'ın Genel Görelilik Keşfi
Einstein, kütlelerin uzay-zamanı büktüğünü söylemeden önce, gezegenlerin hareketini klasik mekanikle (Newton mekaniği ile) açıklamaya çalışıyorduk. Bu açıklamalar gezegenler ve uyduları için oldukça tutarlıydı. Biri hariç! Merkür... Merkür, ilginç bir şekilde aykırı bir yörünge hareketine sahipti. Fizik yasaları tüm çıplaklığıyla ortadaydı, zaten diğer gezegenlerin hareketini de gayet iyi açıklıyordu. O zaman Merkür için de bu yasalar geçerli olmalıydı fakat Merkür'ün yörünge hareketi böyle olmadığını gösteriyordu.
Böyle bir durumda ilk akla gelen, başka bir etkinin, Merkür'ün hareketini etkiliyor olacağıdır. Bu yüzden orada henüz gözleyemediğimiz, Merkür'ün hareketini etkileyen bir gezegen olabileceğini düşündük. Hatta Merkür'ün hareketinden bu gezegenin kütlesini ve Güneş'e olan uzaklığını belirlemeniz de mümkündür. Fakat bu tür bir gözlem çok kolay olmasına, çok daha zor şeyleri görüp ölçebilmemize rağmen, böyle bir gezegenin varlığını bulamadık. Bu yüzden başka bir şeyler buna sebep oluyor olmalıydı.
Merkürlü Uzaylılar
Neler olabileceğini o zaman gidip düşünmeye çalışalım. Elimizde harika çalışan fizik yasaları var ve bu yasa, sadece bir durumu açıklamakta zorlanıyor. Haliyle ilk düşündüğümüz şey, yasanın doğru olduğu fakat farkında olmadığımız bir etkinin söz konusu olduğu. Etkiyi aradık fakat onu da bulamadık. Şimdi ne yapacağız? Fizik yasaları ihlal edilemeyeceğine göre, etkiyi göz ardı edemeyiz. Acaba Merkür üzerinde yaşayan zeki bir uygarlık, Merkür'ün yörünge hareketini kontrol ediyor olabilir mi?
Şüphesiz ki bu düşünce pek akla yatkın değildir. Bunun yanında bilimsel bir veri ile desteklenmediği gibi, birçok bilimsel duruma da aykırıdır. Merkür hem çok sıcak hem de çok soğuk bir gezegendir, atmosferi yoktur, iyonlaştırıcı radyasyona çok maruz kalır. Bildiğimiz türden bir canlının orada yaşaması imkansızdır. Hımm, o zaman bilmediğimiz türden bir canlı olmalı! İşte bu noktada işler biraz zorlama olmaya başlıyor.
İlk başta fikri değerlendirdik ve bunu destekleyen fikir olmadığını gördüğümüz gibi, desteklemeyen fikirler olduğunu da gördük. Bu noktada, akla yatkın başka cevaplar aramak yerine, cevapları olmayan açıklamalara konuyu sürüklemek, işi bilimin dışına taşır. Çünkü bilimde "sınanabilirlik" son derece önemlidir.
Merkür'ü arkasından iten ejderhalar olduğunu, ateşlerini de Güneş'ten aldıklarını fakat Merkür'ün hep arkasında kaldıkları için onları göremediğimizi söylemek ne akla yatkındır ne de bilimseldir. Güzel bir bilimkurgudur, şahane bir fikirdir. Fakat elimde ne var? Bir ejderha mı gördüm? Elimde bir ejderha dişi mi var? Hiçbir şey yok! Elimde olan tek şey, masallarda okuduğum ejderha denilen hayali bir yaratık. Şüphesiz ki masal kitabı bir bilim kitabı değildir. Dolayısıyla orada yazılanları alıp bilimsel bir açıklamanın temeline oturtamazsınız. Elinizde ejderhaların varlığına dair bir kanıt olması gerekir ve arkeoloji bilimi böyle bir şeyin varlığına dair en ufak bir kanıt bulamamıştır. Bulmuş olsa dahi, onların Merkür'de de olduğuna dair bir kanıtınız olması gerekecekti.
Bu hikâye size abartı ve uyduruk mu geldi? O zaman şaşırmaya hazır olabilirsiniz çünkü Newton, çekim kuvvetini tanımlarken çekim kuvvetini bu tür bir ilahı varlığa atfetmiştir. Aslında o ilahı varlığı görmüşlüğü yoktur, yeni yaptığı etkileyici bir gözlem vardır ve muhakkak böylesine önemli bir hadise, ilahi bir şey tarafından sağlanmalıdır. Newton genellikle fizik ve matematikle bilinse de son derece dindar biriydi ve bu nedenle böyle yanlış bir yorum geliştirdi.. Bugün biliyoruz ki kütle çekim dediğimiz olay, uzay-zamandaki eğriliklerden kaynaklanıyor.
Nitekim Einstein, genel görelilik ile bu durumu açıkladı ve gördük ki klasik mekanik eksikti. Büyük bir çoğunluk, burada bir fizik yasasının yanlış olduğunun bulunduğunu sanar. Hayır, bu durum biraz daha farklıdır. Einstein'ın bulduğu şey, klasik mekaniğin, bizim o zamana kadar ölçebildiğimiz şeylerde işe yaradığı oldu. Henüz ölçmeye teknolojimizin yetmediği fakat Merkür ile bu gözlemlerin başladığı yerlere kadar klasik mekaniğin geçerli olduğunu öğrendik. Klasik mekanik, hâlâ geçerliliğini korumaktaydı. Fakat daha fazlası için onun geliştirilmiş bir versiyonuna ihtiyaç vardı. İşte Einstein genel görelilik ile bunu ortaya koydu. Ardından Einstein'ın teorisiyle ön gördüğü gözlemleri de gerçekleştirdik ve gördük ki klasik mekanik bunları da açıklayamıyordu. Ama Einstein'ın teorisi sorunsuz bir şekilde hesaplarla örtüşüyordu.
Burada biraz daha ileriye gidip değinmek istediğim nokta, Einstein'ın genel göreliliğinin de birtakım eksiklere sahip olabileceğini düşünmemiz gerektiği. Bilim aynı zamanda yanlışlanabilirdir, bu örnekte olduğu gibi birbiri üstüne koyarak ilerler.
Genel görelilik ile galaksiler üzerinde yaptığımız hesaplamalar, orada, hiçbir şekilde göremediğimiz çok miktarda bir maddenin varlığına ihtiyaç duyuyor: Karanlık madde. Merkür'de olduğu gibi hiçbir şekilde bu maddeyi göremedik. Fakat bilim camiasında kimse onu mistik güçlere atfetmez, etmemelidir de. Şarlatanlıkla bilimi ayıran da budur. Bilim, karanlık maddeyi arıyor. Bunun yanında sadece karanlık maddeyi aramıyor, Einstein'ın teorisindeki eksikleri arayarak onu geliştirme seçeneği üzerinde çalışanlar da var. Fakat daha önce de vurguladığımız gibi sınanabilirlik çok önemlidir. Ortada tonlarca fikir bulunsa da birçoğunu henüz sınayabilecek teknolojimiz yok. Bu yüzden, daha çok veri toplayıp bu fikirleri sınamaya ihtiyaç duyuyoruz.
Burada dikkat edilmesi gereken şey, karanlık maddenin bu şekilde hiçbir şeye atfedilmediğidir. UFO gözleminde olduğu gibi bilmediğimiz bir şeye, o şudur ya da budur demeyiz. Elimizde madde gibi etkilere sahip olan bir şeyler var ne olduğunu bilmiyoruz, o yüzden onu karanlık madde olarak adlandırıyoruz hepsi bu. Ona, göremediğimiz ufak kara delikler demek dahi hatalıdır, açıklama her ne kadar bir cevap sunsa da elinizde böyle bir kanıt yoktur ve bunun gibi alternatif yüzlerce cevap üretebilirsiniz. O halde hangisi doğru?
Yapbozu Çözmek
Genel görelilik de pekala aynı şekilde eksik olabilir. Fakat bu, onu da hatalı yapmaz. Şu anda açıklamakta zorlandığı bazı şeyler olduğunu ve ileride bulacaklarımızla bu eksiklerin de kapanacağını söyler. Bu durum, resmini bilmediğiniz bir yapbozu çözmeye benzer. Parçaları şekillerine bakarak yerleştirirsiniz ve birikmeye başladıkça resim ortaya çıkmaya başlar. Cam bir tutma kolu görüp dersiniz ki bu, bir bardağın sapına benziyor, öyleyse bu bir bardak resmi olmalı. Fakat sonradan eklediğiniz parçalar, onun bir bardak değil, bir sürahinin sapı olduğunu da ortaya koyabilir ya da bir sanatçının tamamen tuhaf şekilli bir tasarımıdır! Bu, sapın ne olduğu hakkındaki görüşlerinizi değiştirmez. Sap, yine aynı sap olsa da artık ait olduğu parçayı, daha doğru yorumlayabiliyorsunuzdur.
Bilim de böyle ilerler. Biz, büyük resmin ne olduğunu bilmeden, onu oluşturan küçük parçaları birleştire birleştire ilerliyoruz. Hepsini birleştiren bir yasa bulma çabamız da bu yüzden. Çünkü resmin ne olduğunu bulabilirsek yapbozu çözmek çok daha kolay olacak!
Elbette burada dikkat edilmesi gereken nokta, cam bir tutma kolunun yanında, onun bardak olabileceğini söyleyen diğer kanıtlar da bulmanız gerektiğidir. Elinizde ne kadar fazla kanıt bulunursa çıkarımınız da o kadar güçlü bir hal almaya başlar.
Sonuç
Şimdi UFO görme konusuna geri dönelim. Elinizde ne olduğunu bilmediğiniz, uçan bir cisim gözlemi var. Bunun uzaylı olduğunu söylemek sizce bilimsel midir? Birebir aynı mantıkla, onun uzaylı değil ejderha olduğunu ya da süpürgeli bir cadı olduğunu söyleyebilirsiniz. İlginç bir şekilde "artık" cadı fikri pek tutmamaktadır fakat eski zamanlara gitseydiniz bu fikrin de pek moda olduğuna şahit olabilirdiniz. İnsanlara, onun bir cadı olması fikrinin daha gülünç olduğunu düşündüren en temel şey, cadıların var olmadığını artık benimsemiş olmamızdır. İnsanlar bunu benimsemiş olmakla birlikte elimizde uzaylılara dair bir kanıt olmamasına rağmen, bu durum hâlâ benimsenemediğinden, onun uzaylı olma fikri daha ciddi bir seçenek gibi gelmektedir. Fakat ikisi de çıkarımsal olarak aynı denkliktedir.
Burada kritik bir noktaya değinmekte fayda var. Peki onun uzaylı olmadığını söyleyebilir miyiz? Uzaylıya olan inançtan beslenen UFOculara, bilimsel metodolojiye uygun olmayan çıkarımlarda bulundukları için karşı çıkıyoruz. Çünkü ne olduğunu bilmediğiniz bir cismi, öyle tak diye uzaylı yapamazsınız. Bu çıkışımızı birçok kişi yanlış anlamaktadır.
Gözleminizin uzaylı olmadığını iddia etmiyoruz, onun uzaylı olduğu çıkarımını yapmanıza yetecek bilimsel veriniz olmadığını, dolayısıyla onun herhangi bir şey olmasının mümkün olduğunu söylüyoruz.
Ne yazık ki bu türden bir argüman sıkça karşımıza çıkar. Örneğin evrende hayat olmadığı söylemine karşı söylenen şu cümlede olduğu gibi: "Nereden biliyorsunuz, evrendeki tüm yıldız sistemlerine, gezegenlere gidip tek tek baktınız mı?". Hayır elbette bakmadık fakat bu durum, varlığının kanıtı değil ne yazık ki. Yalnızca belirsizliğini işaret ediyor olabilir.
Astronomlar olarak uzaylı bir yaşam formunun varlığına dair bir şeyler görmeyi en çok isteyen kişiler belki de bizleriz. Uzaya olan ilgimiz, profesyonel yaşantımıza yansımış durumda. Üstelik neredeyse her astronom, uzayda hayat olduğu fikrine inanır. Fakat ne yazık ki henüz bir temas olduğuna dair elimizde en ufak bir kanıt bulunmuyor. Keşke olsaydı, o zaman niye karşı çıkalım? Oturur hep birlikte, ciddi bir şekilde araştırır ve onları bulmaya çalışırdık. Kanıt olduğu iddia edilen şeylerin hepsi ya yanlış anlaşılmadan ya da bu sektörden para kazananların düzmecelerinden ibaret ne yazık ki!
Dolayısıyla tanımlayamadığınız bir cisim gördüğünüzde eğer ne olduğunu merak ediyorsanız yapmanız gereken basit bir internet araması yapmak ya da her gün gökyüzünü profesyonel anlamda inceleyen astronomlara danışmaktır.
Bize sürekli bir şeyler gördüğü ile ilgili mesajlar atanlar oluyor, çoğunu gelen tariflerden dahi anlayabiliyoruz. Neden? Çünkü gözlemler çoğunlukla sağlıklı olmuyor ve ikinci el olarak bana aktarıldığında üstüne daha da fazla hata eklenmiş oluyor. Bir nevi kulaktan kulağa oyununa dönüyor yani. Buna rağmen ne olduğunu çoğunlukla kolayca anlayabiliyoruz. Bazen ise veriler yetersiz olduğu için bir şey söylemek hatalı olabiliyor, bu durumda daha fazlasını istemek durumunda kalabiliyoruz. Çünkü az önce anlattığımız doğru çıkarımı yapmak için elimizde yeterli veri yoksa, ona bir cevap atfetmemenin doğru olan olduğunu biliyoruz.
Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...
O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...
O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.
Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.
Soru & Cevap Platformuna Git- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- NASA. Nasa-Uap Independent Study Team Final Report (2023). Alındığı Tarih: 19 Ocak 2026. Alındığı Yer: NASA | Arşiv Bağlantısı
- GEIPAN. Mission Geipan. Alındığı Tarih: 19 Ocak 2026. Alındığı Yer: GEIPAN | Arşiv Bağlantısı
- T. Prike, et al. Psychics, Aliens, Or Experience? Using The Anomalistic Belief Scale To Examine The Relationship Between Type Of Belief And Probabilistic Reasoning. (1 Ocak 2017). Alındığı Tarih: 19 Ocak 2026. Alındığı Yer: Science Direct | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 19/01/2026 14:58:20 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/12968
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.