Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Su İçindeki Kabarcıklar, Kozmolojik Yasaları Keşfetmemizi Sağlıyor!

Su İçindeki Kabarcıklar, Kozmolojik Yasaları Keşfetmemizi Sağlıyor!
Tüm damlacık oluşumlarının bir zamanlar evrensellik dahilinde olduğu düşünülmüştü.
The University of Chicago Press - Journals
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Fizikçiler, kapalı bir kabarcık sisteminde evrensellik örnekleri buldular. Bu çalışma, araştırmacıların, tekilliğin garip davranışlarını anlamalarına yardımcı olabilir.

Bu yazı, Quanta Magazine isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bir damla, musluktan (veya herhangi bir yerde) her damladığında, doğada, sihirli bir numara daha gerçekleşir. Bu sihir, bir damlanın ikiye bölünmesinde de kendisini gösterir; bölünme esnasında fiziksel niceliklerin sonsuzlukla flört ettiği tek bir nokta olan tekillikten geçiş çağrısı yapıyor demektir. İki damlayı birbirine bağlayan ve bu damlalar arasında köprü görevi gören o ince "boyun" ise artık hiçbir şeye bağlanamayacak kadar incelip kaybolmak üzereyken, sıvı basıncı ve hızı, sanki sıfıra bölünmüşcesine sonsuzluğa doğru fırlar. Bu noktada, akışkanları tanımlamak için kullanılan denklemler adeta matematiksel bir patlamaya maruz kalmaktadır.

Damlaların bölünmesiyle beraber, değişen düzenin yerini alacak bir yenisi ancak âni bir kırılmadan sonra (damlalar arasındaki bağlantı olan boynun kopuş süreci) geri döner. Buradaki düzen (mevcut bir damlanın ikiye bölünmesi ve iki ayrı damla oluşması veya mevcut bir damlanın diğerinden kopması sürecini kapsar), termodinamik yasalarının ifade ettiği gibidir; yani her değişen/dönüşen mevcut düzen/düzenlilik hâli daima bir miktar farklı bir forma dönüşerek evrenin entropisinde artışa yol açmasına benzer.

Yıllar önce, bu fenomeni inceleyen fizikçiler, bu dağınık ve şiddetli sürecin, gizli bir düzenlilik getirdiğinin farkına vardılar: Dünya'daki her damla, birkaç karakteristik boyun şeklinden birine sahipti!

Yerçekimi, musluk tasarımı, sulama biçimi, teknik aksaklıklar veya yaprak üzerinde biriken suyun kayarak düşmesi şeklinde doğada herhangi bir biçimde kendi oluşum gereği gibi çeşitli faktörler damlamayı başlatmış olabilir; fakat nasıl başlarsa başlasın sonuçta önemli olan şey, sıvının yüzey gerilimi ile damlalar arasındaki boynun ataleti -bu gerilime olan direnci- arasındaki mücadeledir. Chicago Üniversitesi'nden bir fizikçi olan Sidney Nagel, şöyle diyor:

Bu damla, Michigan Gölü kıyılarında yükselen bir dalganın tepesinden koparak oluşmuş olsa bile, damlanın dalgadan ayrılma noktası aynı görünür.

Damlacıklar, farklı malzemeler arasında ve büyük ölçüde farklı koşullar altında bile tamamen aynı şekilde ve aynı zamanda tekrar eden olayları tanımlayan "evrensellik" kavramının temel bir örneği haline geldiler.

Saniyede 10.000 kare su damlaması. Evrendeki her damla (aynı evrensellik sınıfında) aynı karakteristik boyun şekline sahiptir.
Itai Cohen Group / Cornell

Evrenselliğin öngörülebilirlik kapasitesi, birinci sınıf matematiksel modellerin her zaman tam olarak analiz edemediği (çatlama yüzeyleri gibi), dağınık ve değişen sistemlerin geniş çaplı davranışsal özelliklerini açıklamak için kullanılabilir. Evrensellik, araştırmacılara, işin zor yanı olan moleküler veya atomik detaylardan endişe etmeden bu olayları tarif edebilme imkânı sağlar. Emory Üniversitesi'ndeki yumuşak-madde fizikçisi olan Justin Burton şöyle ifade ediyor:

Evrensellik, her yerde bulunan ve karmaşık sistemleri basitleştirmemize yardımcı olan bir fikirdir.

Yeni bir çalışmada ise, dar bir tüpte hapsolan kabarcıklar kullanılarak oluşturulan yeni bir sistemde evrensellik tanımlandı. İşler burada sürpriz bir hâl alıyor, çünkü baloncuklar (kabarcıklar) tarihsel olarak (deneyler süresince kaydedilen aşamalar sayesinde) fizikçilere evrenselliğin sınırlarını öğreten sistem oldu. Artık araştırmacılar, bu tanımlı evrenselliği -deyim yerindeyse- açıp kapamak için bir yola sahipler (çünkü deneylerle oluşturulan sistemler bunu kontrol edebilmeyi sağlıyor).

En nihayetinde, umut, kabarcıklar gibi nispeten basit sistemlerde tekillikleri ve evrenselliği incelemenin, kozmosun gözlem ve inceleme yapma şansımızın daha az olduğu köşelerinde olup bitenler hakkında bize fikir vermesidir. Princeton Üniversitesi'nde makina mühendisi ve son çalışmaların ortak yazarı olan Amir Pahlavan, şöyle belirtiyor:

Damlacıklar ve baloncuklar... Bunları her gün görüyoruz; ancak kara delikleri incelemek ve gözlemlemek çok daha zor.

Evrenselliğin Sonu

Fizikçi Leo Kadanoff liderliğindeki evrensellik kavramının ilk öncüleri, kum yığınlarının üzerindeki kümelenmeden mıknatıslayıcı metallere kadar farklı sistemlerin çoklu ölçeklerde (küçükten büyüğe veya karmaşıklığa göre) çalıştığını keşfetti (Detaylı bilgi için: Sand Pile Avalanche Model ve Kadanoff Sand Pile Model). Bu sistemlerdeki bir devrilme noktasında, mevcut küçük yığınların peşi sıra büyük heyelanlar da oluşabilir (yani bir dizi küçük değişiklik veya olayın meydana geldiği nokta, daha büyük ve daha önemli bir değişikliğe neden olacak kadar önemli hâle gelir). Büyük yığınların sadece büyüklerle, küçük yığınların ise küçüklerle karışması eğilimi erir ve bir seviyede oluşan etkiler bir diğerine sorunsuzca taşınır.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Kısmen Kadanoff'un çalışmasıyla teşvik edilen 1990'ların başındaki fizikçiler, önce teorik olarak sonra da deneysel olarak damlacık oluşumunun evrensel bir fenomen olduğunu gösterdi.

Araştırmacılar, yıllar boyunca, yalnız moleküler bir teorinin, ayrışmayı/kırılmayı (burada damlacık veya kabarcıkların ayrışması, dağılması olarak da kullanabiliriz) tamamen tanımlayabileceğini varsaydılar; çünkü Navier-Stokes Denklemleri olarak bilinen pürüzsüz sıvının tanımı, basınç ve akışkanın hız nicelikleri belirli bir oranın üzerine çıktığında başarısız oluyor. Sistemlerde değişim öncesi ve sonrası (örneğin denklemde ya da deneylerde uygulanan sıkıştırma işlemi gibi veya bir damlacık oluşumu esnasında ayrılan parçanın, ayrılmadan önceki boyun bölgesinin oluşumu sanki bir sıkıştırma işlemine benzer, çünkü sıvının yüzey gerilimi ve boyunun atalet direnci buna neden olan faktörlerden biri) oluşan muntazam şekilleri garanti eden evrensellik sayesinde, Bristol Üniversitesi'nde fizikçi ve matematikçi olan Jens Eggers, moleküllerin kendilerini görmezden gelecek biçimde, akışkanlar dinamiğine dair matematiği tekillik boyunca genişletmenin bir yolunu buldu.

Bilim insanları, Meksika'daki bir otobüsün yer aldığı sistemi ve tavuk gözlerini, bir şekilde kuantum fiziği ve sayı teorisine bağlayan gizemli bir düzen olduğunu keşfetti. Bu durum, evrensellik olarak bilinir.
Quanta Magazine

Bu gelişmelerin ardından, farklı miktarlar ve değişken kıvamlarda sıvı içeren düzenekler kullanılarak pek çok araştırma yapıldı. Bu aygıtların hassas ayarları, fizikçilerin, akışkanlar dinamiğinin açıklanamayan yönlerini incelemelerine ve her biri kendi karakteristik numaralarıyla tanımlanan farklı "evrensellik sınıflarına" erişerek, evrenselliğin sınırlarını keşfetmelerini sağladı.

Esas ses getiren gelişme, Nagel ve Chicago'daki meslektaşlarının düşen bir damlayı incelerken, deneyin etkilerini tersine çevirmeyi başardıklarında geldi: Bir sıvının içinde yükselen hava kabarcığı ile havadan düşen bir su damlasının yerlerini değiştirdiler.

Deneylerle inceltilmiş/seyreltilmiş damlacıkların etkileşiminden edinilen kavrayışın rehberliğinde, projeyi yöneten lisansüstü öğrenci, her bir olayın, aynı şekilde rol oynadığı (yani evrensellik) bir yol araştırarak, düzenek içerisinde her açıdan bölünen kabarcıkları fotoğraflamayı denedi. Yine de kabarcıklardaki her boğum(boyundaki sıkışma) farklı görünüyordu, çünkü kabarcıkların çevresini saran suda yada kabarcığın içerisindeki merkezi hava akımında meydana gelen ilk dalgalanmalar matematiksel açıdan tekilliğe kadar uzanıyordu ve bu durum, boynun Platonik simetrisini bozarak farklılığa neden oluyordu.

Sonunda, takım, kabarcıkların ayrışmasının evrensel olmadığı sonucuna varmak zorunda kaldı. Damlacıkların aksine, oluşan son kabarcık, meydana geldiği koşulları adeta hafızasına kaydederek o koşulları koruyan bir şekil alır. Yani evrenselliği genişletme süresi, bir miktar hava boşluğu ile durdurulmuş oldu (evrenselliğin tanımını tekrar hatırlayalım: farklı malzemeler arasında ve büyük ölçüde farklı koşullar altında bile tamamen aynı şekilde ve aynı zamanda tekrar eden olayları tanımlar). Bunun üzerine Nagel şunu ekliyor:

Size söylenenler tarafından kör edilmeden, deneyin neler söylediğine inanıyorsanız, doğanın aklında başka planları olduğunu göreceksiniz.

Öte yandan, yeni bir çalışma, evrenselliği kabarcıklara geri kazandırmanın bir yolunu ortaya koydu. Çalışma, o zamanlar MIT'deki Ruben Juanes Laboratuvarı'nın bir üyesi olan Pahlavan'ın, havanın, 1 milimetreden daha az genişlikteki tüplerden içeri girmesini sağlayan bir proje üzerinde çalıştığı zamanlarda başladı. Pahlavan, kabarcıkları tanımlayan denklemlerin, boynun, sıkışma noktasına yaklaşırken iki farklı aşamadan geçmesi gerektiğini önerdiğini fark etti. Bu aşamalardan biri, Chicago ekibinin erken çalışmalarında görülen profil ile aynı olacaktır ve diğeri ise tamamen yeni bir aşama olacaktır.

Ayrışmayı aşırı ağır çekimde görüntülediği zaman, Pahlavan, ayrışmadan 1 saniye önceki kabarcık boynunun şeklinin, ayrışma sonrası da kendine benzer olduğunu buldu. Böylece, eğrinin/kavisin (yani ayrışmadan hemen önce, boğum bölgesinde gelişen boynun oluşum sürecinde, sıkışmayla beraber damlada/kabarcıkta meydana gelen eğrilik) bir bölümünü yakınlaştırdıktan(yüksek görüntüleme teknolojisi kullanabildiği için) sonra, oluşan yeni eğrinin, daha büyük ölçekte olduğu gibi aynı görünmesi için sıkıştırılabileceği anladı (Fraktal benzeri kendi kendine benzerlik, evrensel sistemlerin ortak bir özelliğidir, çünkü sistemin özel bir ölçeğe sahip olmadığı kavramıyla ilgilidir). Yani, araştırmacıların daha önce reddetmesine rağmen, evrenselliğin kabarcıklara uygulanabileceğini keşfetti. Ayrıca, ayrışmadan 1 milisaniye önce, orijinal eğri üzerinde daha yakın bir görünüm elde etmek için gereken gerdirme/sıkıştırma tipi değişti; bu, boynun farklı bir kendi kendine benzerlik rejimine geçtiğini gösterir.

Eğriliğin evrimi ve kabarcığın kılcal tüp içerisindeki nihai kopuşu; çap: d = 280 μm, Ca = 0: 016.; Görüntüleme: 20 kfps. Yukarıdaki olayda, kabarcığın, ayrışmaya neden olan ayrıntılara dair bir "hafıza" tutmadığı görülüyor.
Amir Pahlavan
Kabarcık boynu çevresinde bir mikro-kabarcık hareketi. Buradaki mikro kabarcıklar, ilkin eksenel olarak baskın olan ve zaman ilerledikçe radyal(merkezden çevreye uzanan eksenlere doğru simetri durumu) olarak baskın bir akışa geçen, akış-yönünü gösteren bir takipçi olarak hareket eder.
Amir Pahlavan

Düzenlenen yeni bir aşamada ise sistem, nozül (bir akışkanın akış yönünü kontrol etmeye yarayan parçaların genel adı) büyüklüğü gibi ayrıntıları silinerek, evrensel bir rol oynadı. Sonraki ikinci aşama, Chicago ekibinin evrensel olmayan sonuçlarıyla eşleşti; fakat ikinci aşamaya gelince, sistemde hatırlanacak(kabarcığın, meydana geldiği koşulları adeta hafızasına kaydederek o koşulları koruyan bir şekil almasında olduğu gibi) hiçbir ayrıntı kalmadı. Bu nedenle genel sistem evrensel olarak davrandı.

Ayrıca Pahlavan, kabarcık deneyinde, tüp ebadı ve sıvı yoğunluğunu/kıvamını bir düzine yolla değiştirmesine rağmen, her ayrışma aynı şekilde davrandı. Yani bu aşamalarda bir yandan, mevcut durumun tam tersi davranışları/koşulları teste tabi tutularak gerçekleşen her sonucun eşleştiği görülmüş oldu.

Bu çalışma, sistemlerin evrenselliği "açıp kapatabildiğini" kanıtlıyor ve onları kapalı bir sistemin içinde hapsetmek ise bunu yapmanın bir yoludur. Burton şöyle söylüyor:

Bu makalenin güzel bir şekilde gösterdiği şey, bir sınırlandırma/hapsetme etkisi uygulayarak evrenselliği geri kazanmanın bir yolu olduğudur.

Pahlavan ise şunu ekliyor:

Tekilllik oluşumu ilginçtir, çünkü evrensellik sınıfları(her biri kendi karakteristik numaralarıyla tanımlanan farklı sınırlar) buluyor ve başlangıçtaki ayrıntılara kayıtsız kalan şeylerden bahsediyorsunuz; bu yüzden, tekillik, üzerinde çalıştığınız problemden daha genel olmalı.

Buradan şunu anlıyoruz ki; bu sistemlerin, kara delikleri daha iyi anlamak için kullanılabilecekleri anlamına gelir.

Kozmik Tekilllikler

Her ne kadar evrenimizde kara delik açmamız imkânsıza yakın olsa da daha yüksek boyutlarla oyun oynayan teorisyenler, nesnelerin, beş ve üzeri boyuttaki teorik kuzenlerinin -ekstra boyutlardaki silindirik görünümleri için "kara sicim" olarak adlandırılan- daha istikrarsız/belirsiz bir yaşam sağlayacağını keşfetti.

Bu esrarengiz nesneler içe çöküp ikiye ayrılabilirler mi? Beş boyutta genel görelilik tam olarak çözülemeyecek kadar zor; ancak, 2010'da fizikçiler Luis Lehner ve Franz Pretorius kara sicimin akıbetini hesaplamak için bir bilgisayar modeli kullandı.

Pretorius, simülasyona dair, şaşırtıcı derecede tanıdık gelen bir video yayınladı.Sonuçlar tıpkı damlalarına ayrılan bir sıvı akışına benziyordu: Oluşan büyük kabarcıkların arasında meydana gelen akımların, bir noktada odaklanarak şişmesiyle oluşan daha küçük kabarcığın, sırasıyla, ardında meydana gelen daha ince akımların belli odaklarda tekrar şişerek kendisinden de küçük kabarcıklar meydana getirmesi ve bu sürecin devam etmesi. Sıvı davranışı, sicimlerin, sonunda küresel kara delik damlacıklarına dönüşmesi gerektiğini gösterdi. Ancak, parçacık içeren bir kuantum kütleçekimi teorisi olmadan, simülasyon sıkışma noktasına yaklaşırken çöker.

Sicimlerle oluşan kabarcıkların simulasyonu.
Physical Review Letters

Kara sicimlerin ayrışımının evrensel bir süreç olduğu kanıtlanmadı (her ne kadar Pretorius'un, simülasyonların bunun olması gerektiği konusunda ip ucu verdiğini imâ etmesine rağmen); ancak eğer öyleyse, bir ihtimal, tıpkı fizikçilerin kabarcık oluşumunun moleküler detaylarından kaçınmayı başardıkları gibi, teorisyenlerin de kuantum kütleçekimi ayrıntılarını görmezden gelebileceğini düşünüyor. Pretorius şöyle diyor:

Klasik genel görelilikten tamamen ayrılmadan önce ve sonra ne olur belki çözebiliriz.

Proterius'a göre, kabarcıklar arasındaki boynun evrimi ayrışma noktasına yaklaşırken, teorik nesnelerin(teorisyenlerin incelediği farklı boyutlardaki yapılar), kuantum kütleçekimi hakkında söyleyecek ilginç şeyleri olabilir.

Teorik kara sicimlerin ötesinde, evren, tekil ayrılıklar yaşayan olgular/oluşumlarla doludur. Örneğin, dönen bir gaz bulutu yavaş yavaş ikiye bölündüğünde ikili yıldız sistemleri oluşabilir ve nükleer fisyon sırasında atomun ayrılması ise matematiksel bağlamda bir sıvı gibi işlem görebilir (kabarcık deneylerini göz önünde bulundurmak açısından).

Evrenin dinamikleri içerisindeki farklı kuvvetler bu olayları yönlendirir, böylece matematiksel açıklamaları da değişir ve Chicago ekibinin öğrendiği gibi, tüm tekilliklerin evrensel olması şart değildir. Ancak, fizikçiler, damla ve kabarcıkları inceleyerek, başka türden tekilliklerin analizine yardımcı olacak genel bir problem çözme stratejileri oluşturdular. Laboratuvarda gözlemlenebilecek tekillikleri anlamaya çalışırken yaşanan sıkıntılar, bu teknikleri geliştirmek ve genişletmek adına teşvik edici bir neden olacaktır. Burton şöyle ifade ediyor:

Büyük Patlama'dan -ki bu tüm zamanların en özgün tekilliğine benziyor- bir kabarcığın ayrışmasına kadar, bu şeyler her yerde ortaya çıkıyor. Onların temel fiziğini anlamaya çalışmak gerçekten önemli bir meydan okumadır.

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

İlginizi Çekebilecek Sorular
Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 4
  • Muhteşem! 3
  • Bilim Budur! 3
  • Umut Verici! 1
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Çeviri Kaynağı: Quanta Magazine | Arşiv Bağlantısı

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 28/09/2020 09:05:19 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7928

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Karma
Agora
Instagram
Savunma
Zihin
Lipit
Türleşme
Dağılım
Endokrin Sistemi
İhtiyoloji
Psikiyatri
Hafıza
Covıd-19
Köpekler
Mitler
Diş
Kalıtım
Yaşam
Moleküler Biyoloji Ve Genetik
Kadın
Abd
Tehlike
Gelişim
Bitki
Nöron
Ornitoloji
Bilim İnsanı
Fare
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, başarı için en hakiki yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır.”
Mustafa Kemal Atatürk
Geri Bildirim Gönder