Yeni Soru Sor
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Sorulara Dön
Kıvanç Öğretmenoğlu
Üye
0

Ruhun kütlesi 21 gram mıdır?

1,715 görüntülenme
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Soruyu Takip Et
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Tüm Reklamları Kapat
1 Cevap
Ufuk Derin
Skeptik

Ruh, bilimsel bir kavram değildir. Bugüne kadar böyle bir "olgunun" varlığına dair hiçbir somut, güvenilir, tekrar edilebilir ve mantıklı veriye ulaşılamamıştır. Dolayısı ile ruhun kütlesinden de bahsetmek mümkün değildir.

Medicine dergisinde çıkan bir makalesine göre Massachusetts'teki bir hastanede görev alan Dr. Duncan MacDougall, ruhun varlığını ispatlamak ve ağırlığını ölçmek için vakumlu olmayan bir ortamda, kütle kaybının olabileceği bir şekilde, bir deney hazırlamıştır ve ölmekte olan 6 hastasının ölüm anını takip etmiştir. Bu hastalardan sadece 1 tanesi 3/4 ons (yaklaşık 21 gram) kütle kaybetmiştir. Kalan 5 tanesinde hiçbir kütle değişimi olmamıştır (veya deney güvenilir ortamlarda yapılamadığı için denek verileri reddedilmiştir). Doktor, 15 köpekle deneyi tekrar etmiş ve hiçbirinde kütle değişimine rastlamayarak "İnsanların ruhu vardır; ancak köpeklerin yoktur." şeklinde anlamsız bir sonuca ulaşmıştır.

Deney, kontrollü bir düzenek ile yapılmadığı için zaten baştan başarısızdır. Tek bir örneğin kütle kaybının hiçbir anlamı yoktur. Böylesine hassas bir deney için en azından 30, mümkünse yüzlerce örnekten veri toplamak gerekir.

Tüm Reklamları Kapat

Yazar kalan 5 örnekteki kütle kaybı olmayışını tuhaf bir şekilde "teknik aksaklık" olarak tanımlamıştır; ancak kütle kaybı olan tek 1 örneği "isabetli" olarak değerlendirmiştir. Bu, araştırmacı önyargısına ilginç bir örnek teşkil etmektedir.

Dahası, deneyin metodolojisiyle ilgili de bol miktarda sıkıntı bulunmaktadır. Örneğin ölüm anı, günümüz modern teknikleriyle bile tam olarak belirlenememektedir. Buna karşılık MacDougall, makalesinde 40 dakikalık bir zaman dilimindeki değişimleri not almıştır. Bu zaman aralığında yaşanan değişimlerin "ruh çıkışı ile ilgili" olduğunu düşünmek için herhangi bir sebep bulunmamaktadır. Daha büyük bir sıkıntı ise, "ruh" kavramını bilimsel bir kavrammış gibi ele almaktan kaynaklanmaktadır. İnsanların "ruh" gibi bir kavramı icat etme nedenleri, günümüz psikolojisi sayesinde net olarak bilinmektedir; bunu buradaki yazımızdan da okuyabilirsiniz.

Kısaca, yapılan deney popüler kültürde bir mit olmayı başarmış; ancak bilimsel herhangi bir değeri olmayan bir denemeden ibaret görülmelidir. Gerçek bir bilim insanının, 6 insan ve 15 köpek üzerinde yapılan bir deneyde, 5 insanda ve 15 köpeğin tamamında herhangi bir kütle değişimi olmuyorsa, sadece 1 değişime bakarak insanların "ruh"u olduğunu çıkarmak yerine, 5 insan ve 15 köpeğe bakarak hayvanların bedenüstü herhangi bir özelliğe sahip olmadıklarını veya en azından ölüm sırasındaki kütle kaybının önemsenmeyecek miktarda olduğunu ve çevresel/fiziksel unsurlara bağlı olduğunu çıkarması gerekirdi.

Hele ki "fizik-ötesi" olduğu iddia edilen bir varlığın, fiziksel özelliklerle tanımlanması başlı başına bir felsefi çelişki yaratmaktadır. Bu çelişki, bilimsel bazı ek sorunlarla da pekiştirilmektedir. Örneğin eğer ki ruh bir "enerji formu" ise, söz konusu 21 gramlık kütlenin enerjiye dönüştüğü dolaylı olarak iddia edilmiş olmaktadır. 21 gramlık bir kütlenin enerji karşılığı 451 kiloton TNT ile eşdeğerdir. Bu, her ölen kişinin Hiroshima'da patlayan atom bombasının 30 katı saf enerji saçması anlamına gelecektir. Bu, doğru bir iddia değildir.

Tüm Reklamları Kapat

İnsan vücudu, öldükten sonra hafifleşir; ancak bu sabit bir şekilde "21 gram" olarak hiçbir bilimsel deneyde ölçülmemiştir. Bu kütle kaybının sabit bir değer olması beklenmemektedir. Buna rağmen ölüm sonrası kütle kaybı olduğu doğrudur.

Öldüğümüzde idrar torbası gevşeyerek içeride bulunan idrar dışarıya çıkar; rektum gevşeyerek bağırsaklarımızdaki dışkı dışarı çıkar; akciğerlerimiz gevşeyerek barındırdıkları havayı dışarı bırakırlar ve hatta derimizden kimi zaman vücut sıvıları dışarı akabilir (örneğin ağzımızdan tükürük akar). Tüm bunların toplamı, kişilerde farklı miktarlarda kütle kaybına sebep olabilmektedir; bu gayet doğaldır. Bunun, ruh gibi bir bilim-dışı kavramın kütlesi ile ilişkilendirmek hatalıdır.

1998 yılında Donald Gilbert Carpenter tarafından yazılan "Ruhu Fiziksel Olarak Tartmak" başlıklı kitapta söz konusu deneyin doğru olduğu savunuluyor. Bu kitapta diğer hayvanlarda kütle kaybının olmayışı "Köpeklerin ruhu çok hafiftir, o yüzden kantar tartamaz." gibi bir açıklamayla savunulmaktadır. Carpenter, bu hayali açıklamasını daha da ileri götürerek ruhun kütlesiyle ilgili matematiksel bir formülasyon uydurmuş ve köpek ruhunun 1.8 gram olduğunu, bunun kantarın hassaslığından düşük olduğunu ileri sürmüştür. Carpenter, İsa peygamberin de ruhunu hesaplamış ve 384 gram olduğunu bulmuştur.

Daha da ilginç bir durum var: Gerçekten bu kütleyi ölçmeye çalışan bazı diğer araştırmalarda, kütle artışı gözlenmiştir! 2001 yılında koyunlar üzerinde yapılan bir araştırmada, ölüm sırasında kütlenin 1-6 saniye boyunca 18 ila 780 gram arasında arttığı belirlenmiştir. Bu araştırma da tıpkı diğeri gibi çok güvenilir değildir; ancak nihayetinde, farklı araştırmalarda birbirinden tamamen alakasız ve zıt sonuçlar elde edilebildiği, bu kütle değişimlerinin anlamlı olmadığı kolaylıkla görülebilir.

Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Dr. Gerry Nahum, araştırmayı incelemiş ve hatalarını tespit etmiştir. En temel hata, deneyin sadece bir tartı üzerinde yapılması, vakumlu bir ortam yaratılmamasıdır. Çünkü söz konusu tartılar, yeterince hassas olmadıkları için açık havadaki her türlü değişimden etkilenebilirler. Dolayısıyla ölen vücutlar kapalı, mühürlü ve vakumlu bir kutuda bırakılmalıdır.

İkinci sorun, bunun sadece kantara bakılarak yapılamayacak olmasıdır: Elektromanyetik detektörler kullanılmalıdır. Eğer ki kütle kaybı oluyorsa, bunun olduğu anda detektörler enerji değişimini ve akışını yakalamak zorundadırlar. 21 gram, yukarıda belirttiğimiz gibi çok yüksek enerji akışı demektir ve bu, bu kadar yakın mesafeden kolaylıkla tespit edilebilir.

Son olarak kütle kaybı yaşanıyor olsa bile, bu illa "ruh" anlamına gelmemektedir. Beynimiz elektrik faaliyetleriyle çalışan bir makinedir ve öldüğümüzde, vücudumuzda ve özellikle beynimizde bu hücresel metabolizma sayesinde barındırılan enerji serbest kalır. Dolayısıyla ölüm, ister istemez (ter veya nefes kaybına gerek kalmaksızın bile) enerji ve kütle kaybını beraberinde getirebilecektir; bunda şaşılacak bir taraf yoktur.

Şunu çok iyi anlamak gerekiyor: Bilinç, soyut değil, somut bir kavramdır. Bilinç, düşünce, algı gibi olgular da tamamen maddeseldir. Nörobiyolojik süreçler durduğunda, bilinç, düşünce ve algı gibi "soyut" olduğu iddia edilen süreçler de durmaktadır. Dolayısıyla ölüm sırasında bunların yitirilmesi, etrafa belli düzeyde enerji saçılmasına neden olabilecektir.

Dr. Nahum, ölüm sonrası beynin işlevsizleşmesinden ötürü kaybedilen veriler 1 kilogramın milyar kere milyar kere milyar kere milyarda biridir. Şu anda beynimizde depolanan bit sayısı tam olarak bilinmemektedir. Ancak ne kadar olursa olsun bu faaliyet ve bunun değişimi, elektromanyetik detektörler tarafından algılanabilecek düzeydedir. Ruhun varlığı, ölüm sırasında "göğe yükselmesiyle" değil, vücut içerisinde varlığı doğrudan ispatlanırsa doğrulanacaktır. Böyle bir şey bugüne kadar yapılamadığı gibi, daha önceden de söylediğimiz gibi, bilinç, düşünce, algı gibi olguları açıklayabilmemiz için böyle bir varlığın var olmasına gerek de yoktur. Bugün bunlar zaten açıklanabilir unsurlardır.

285 görüntülenme

Kaynaklar

  1. Ç. M. Bakırcı. Ruh Ve Kütlesi: Öldüğümüzde 21 Gram Kütle Kaybeder Miyiz?. (8 Ekim 2011). Alındığı Tarih: 16 Aralık 2021. Alındığı Yer: Evrim Ağacı | Arşiv Bağlantısı
8
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Daha Fazla Cevap Göster
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close