Evrim Ağacı Soru & Cevap
Reklamı Kapat
Puan Ver
2
Puan Ver

Merhabalar. 440 hz ve 432 hz sesler arasındaki farklılıklar bilimsel olarak nasıl görülmektedir?

440 hz seslerin evrenin ve dolayısıyla bizim doğamızla uyumlu olmadığı ve modern müzikte de tonlamanın 440 hz üzerinden yapılarak insanlığa aykırı olduğu söyleniyor. 432 hz ise internetteki birçok içerik üreticisi tarafından 'doğanın sesi, sesle tedavi' gibi argümanlarla savunuluyor. Bu konuda bilimsel bir araştırma ve sonuç var mıdır?

3
2,303 görüntülenme
Teşekkür (1)
Hatırla
Takip
Paylaş
Reklamı Kapat
3 Cevap

Daha önce benzer bir soruya yazdığım cevabı paylaşayım.:

"Öncelikle 440 hz. müzik diye birşey yoktur. 440 hz. Ortalama insan sesinin bulunduğu oktavdaki la notası olarak standardize edilmiştir. İnsan kulağı 20 ile 20000 hz. Frekans aralığındaki sesleri duyabilir. Birbirinin 2 katı frekanstaki titreşimler kulağa aynı gelir. Yani 220, 110 ve 55 frekanslar daha kalın la notalarıdır. 27,5 frekans olması gereken la piyanolara dahil edilmemiştir. Piyanolar bundan 2 nota daha ince olan do ile başlar. Bunların dışında 440 yerine 432 hz. Olarak akord edilmiş bir telin tam la sesi vermediğini büyük çoğunluk farkedemeyecektir bile. Ayrıca bu standardizasyon doğu müziğindeki perdesiz telli enstürmanlar ve 9 koma 1 ses sistemi içerisinde çok az şey ifade eder. "

Bunun dışında bu video tamamen zırva. Evrenin bir sırrı veya frekansı yoktur. Başlığından tutun da çakra noktaları, doğu mistisizmi, müzikle şifacılık gibi türlü sahtebilim örneklerine dayandırılması da zaten zırva olduğunu ele veriyor. Herkes enstürmanını (akord edilebilir bir enstürmansa) istediği frekansa akord etmekte özgürdür. Bu işin matematiği de açıktır. 432 hertzin yasaklanmış olması gibi iddialar cehaletin sınırlarını zorlamaktadır.

2,079 görüntülenme
Puan Ver
6
Puan Ver
Teşekkür (4)
Paylaş
6

1 Hz frekansı Do notası olarak kabul edip Pisagor akorduna göre diğer notaların frekanslarını hesapladığımızda (tam beşli yukarı ya da aşağı giderek) La notası 432 Hz'e karşılık geliyor. Günümüzde kaydedilen Batı müziği formlarındaki tüm eserlerdeyse 12-ton eşit tampereman (12-TET) akort sistemi kullanılır ve La notası 440 Hz olarak alınıp diğer notalar 440 Hz'i 21/12'yle çarparak ya da buna bölerek bulunur. Örneğin La'nın frekansını Pisagor akorduna göre bulmak istediğimizde 1 Hz'i (Do) 3 ile çarparak tam beşlisini bulmuş oluyoruz: Do Re Mi Fa Sol (3 Hz). Buunu bir daha ve bir kez daha 3 ile çarparsak sırayla Re (9 Hz) ve La'ya ulaşıyoruz (27 Hz). Bir frekansı 2 ile çarpmak oktavını 1 arttırır ancak bu işlem sonucunda nota aynı kalır. 27'yi 4 kez 2 ile çarparak 4 oktav yukarı gidersek 27*16=432 Hz'e ulaşıyoruz. Pisagor akordu kullanmadan 12-TET ile kaydedilmiş bir eseri alıp La=432 Hz olacak şekilde frekansını değiştirmenin pek bir anlamı yok çünkü notalar arasında kurulan ilişkiler Pisagor ve 12-TET'de birbirinden farklı. Pisagor akordunun günümüzde tercih edilmemesinin sebebi çoksesli müzikte kullanılan akorlarda ve tonaliteler arası geçkilerde (modülasyon) kulağa uyumsuz gelen tınılar yaratması. Klasik Türk Müziği'nde ise (TSM) geleneksel akort sistemi olarak Pisagor akordu kullanılmaktadır ama standardizasyon gereği 440 Hz'den yola çıkılarak diğer sesler hesaplanıyor. Sonuç olarak, 432 Hz ya da 440 Hz'in doğaüstü herhangi bir özelliği bulunmuyor, bunlar sadece bizim kabullerimize dayanan sayılar (1 Hz'in 1 saniyede 1 osilasyon olmasının insan tarafından belirlenmiş olması gibi). Ancak, aynı melodi Pisagor akordu ve 12-TET ile tespit edilmiş notalara göre çalındığı zaman kulakta farklı etki yaratacaktır. Bunun sebebi, notaların frekanslarının birbirine oranının kullanılan akort sistemine göre değişmesidir. Tam beşli aralığından örnek vermek gerekirse, bir gitar telinin boyunu 2/3'üne indirdiğimizde frekans 1.5 (3/2) katına çıkıyor (220*1.5=330 Hz), ama 12-TET ile aynı işlemi yapmak istediğimizde 7 yarım ses yukarı gitmemiz gerekiyor (220*27/12=329.6 Hz). 220-330 Hz'in aynı anda tınlamasının yarattığı uyumun 220-329.6 Hz ile tam olarak yakalanamadığı doğru, ancak bu küçük taviz bize kompleks çoksesliliğin kapılarını açıyor. Pisagor akorduyla yapılan müziği dinlemenin "şifa" verdiğiyle ilgili bilinen bir çalışma bulunmuyor. 432 Hz kavramı da Pisagor akorduyla gelen bir kavram, bu nedenle "432 Hz'e göre yapılan" müziği dinlemenin olağanüstü etkileri olduğunu iddia etmek bilimsel bir temele oturmuyor.

563 görüntülenme
Puan Ver
1
Puan Ver
Teşekkür (1)
Paylaş
1

Kaynaklar

bilge ciğerci, amatör müzisyen kardeşim,

ünvanından da anlaşıldığı gibi AMATÖR MUZİSYEN siniz.

soruya cevap vermeden önce konuyu çok taraflı olarak araştırsaydınız konuyu küçümsemezsiniz....! size tavsiyem bilip bilmeden insanları yanlış yönlendirmeyin konunun aslını geniş bir çerçeveden araştırarak verin.

357 görüntülenme
Puan Ver
1
Puan Ver
Teşekkür (1)
Paylaş
1
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İnsanlar doğaya zorla değil, onu anlayarak hükmederler. Bu nedenle bilim, sihrin başaramadığını başarmıştır. Çünkü doğayı büyüyle etkileme peşinde koşmamıştır.”
Jacob Bronowski