Bu soruda aslında hatalı bir algı var. Maymun türünden evrimleştiğimiz için kuyruksuz maymun türü değiliz. Kuyruksuz maymun taksonunun kriterlerini karşıladığımız için bir kuyruksuz maymun türüyüz. Bu yüzden balıklardan evrimleştiğimiz için balık türü olmuyoruz. "Balık ataları olan bir kuyruksuz maymun türü" oluyoruz.
Balık veya kuyruksuz maymun gibi büyük taksonlardan anlaması zor olabilir o yüzden küçükten gidelim. Homo erectus bizim atamız olan bir tür. Bu türün belli kriterleri var. "Homo erectus şu şu şu özelliklere sahiptir." diyerek onu diğerlerinden ayıran kriterler belirleniyor. Geçmişe gidelim. Homo erectus popülasyonu evrimleşmeye devam ederken görüyoruz. Evrimleşmeye devam ederken yavaş yavaş o türün özelliklerinin değiştiğini ama hala koyduğumuz kriterlerin değişmediğini gördüğümüzde tür hala aynı türdür. Ancak homo erectus popülasyonu bazı çevresel etkenler sebebi ile bölünür ve o farklı popülasyonlar farklı çevresel şartlarda evrimleşmeye devam ederse belli bir süre sonra koyduğumuz bazı kriterlerin değiştiğini görürüz. Bunu gördüğümüzde "Türleşme yaşanmıştır." deyip yeni tür adı ile birlikte yeni kriterleri tespit ederiz. Bu yeni türe homo sapiens dedik ve şu şu şu özelliklere sahiptir diyerek belirledik. Sadece türler için değil cinsler, familyalar, takımlar, sınıflar... Bütün taksonlar için kriterler belirlenir. Türümüz homo erectus'tan homo sapiens'e evrimleşse de hala homo cinsi için kriterleri sağlıyoruz. İleride uzun bir evrimsel süreç sonunda homo sapiens türü de farklı evrimsel süreçlerden geçip çok farklılaştığında homo cinsinin kriterlerini sağlamamaya başladığında artık homo'dan başka bir cins ismi verilecek ve cins düzeyinde bir evrimsel değişim gerçekleşmiş olacak.
Geçmişte balık atalarımız vardı. Ama evrimsel süreçte atalarımız çok uzun bir evrimsel süreçten geçerek balıkların evrimsel dalından ayrıldı, o kriterleri sağlamamaya başladı. Sonra sürüngen atalarımız vardı. Atalarımız onlardan da ayrıldı. Memeliler evrimleşti. Şu anki evrimsel sürecimizde hala memeli taksonunun kriterlerini sağlıyoruz. Ancak memeliler de evrimleşmeye devam ettiği için kendi içinde ayrışıyor. Biz de bu ayrışmada kuyruksuz maymunların kriterlerini sağlıyoruz. Yaklaşık 45 milyon yıldır kuyruksuz maymunlar içerisindeyiz o yüzden. Büyük taksonların kriterleri geniş olduğu için çok uzun süreler o taksonda kalıyoruz. Örneğin çok çok uzun zaman sonra çok çok değiştiğimizde artık kuyruksuz maymun taksonunun kriterlerini karşılamamaya başlayacağız ve bırakın türü, cinsi üst familya düzeyinde bir evrimsel değişim olmuş olacak.
Yani sözün kısası evrimsel sürecimizde balık atalarımızdan ayrıldık ve o taksonun özelliklerini artık taşımadığımız için balık değiliz ama hala kuyruksuz maymunlar taksonunun kriterlerini sağladığımız için şu anda kuyruksuz maymun türüyüz.
Güzel soru! Evet, söyleyebiliriz. Hatta sadece biz değil, karalarda yaşayan bütün omurgalı hayvanlar teknik olarak fazlasıyla evrimleşmiş balıklardan ibaretler...
Ancak bunu genelde duymama nedeniniz, insanlar gibi türlerin günümüzdeki (modern) Balıklar Sınıfı altında kategorize edilemeyecek kadar farklılaşmış olmaları... Daha ziyade, balıkların da dahil olduğu Gerçek Çeneliler altındayız; ancak orijinal Gerçek Çenelilerin hepsi balıktı. Dolayısıyla halen Gerçek Çeneli olan insanlar (ve diğer tüm karasal omurgalılar) da "fazlasıyla evrimleşmiş birer balık" oluyorlar.
Böyle deyince kulağa komik veya tuhaf geliyor ama gerçekten de olan bu. Tabii:
Bunu daha iyi anlamak için, karalarda yaşayan herhangi bir türü alıp, taksonomisini çok ama çok gerilere kadar takip edebilirsiniz. İnsan üzerinden sorduğunuz için, insan taksonomisini ele alalım:
Burada "balıklar" olarak göreceğimiz seviye, İnfra Şube seviyesinde karşımıza çıkan "gerçek çeneliler". Balıklar içerisinde yaşanan bu dallanma sonucunda, eskiden gerçek çenelere sahip olmayan balık türlerinden, çenelere sahip balıklar evrimleşti. Bu çeneli balıklardan ayrılan bir soy hattının (375 milyon yıl önce) karalara çıkması sonucunda bütün karasal omurgalılar evrimleşiyor.
Tabii o sürece dair çok fazla detay biliyoruz ama burada detaylarına girmeyeceğim. Sadece şunu anlamak önemli: Yeterince geriye gittiğinizde, insan ve diğer bütün karasal omurgalıların atalarının önce sürüngen olarak nitelediğimiz canlılar, sonra amfibi olarak nitelediğimiz canlılar, sonra balıklar olduğunu görüyoruz. Daha da geriye gidebilirsiniz! Ta bakterilere kadar... Bu durumda bütün çok hücreli canlılar, fazlasıyla evrimleşmiş bakteriler (veya daha spesifik olarak arkeler) olarak görülebilirler.
Yani sadece insanlar fazlasıyla evrimleşmiş balık olmakla kalmıyorlar; atlar da fazlasıyla evrimleşmiş balıklar. Dinozorlar da fazlasıyla evrimleşmiş balıklar(dı). Kuşlar da fazlasıyla evrimleşmiş balıklar. Fareler de fazlasıyla evrimleşmiş balıklar. Bütün karasal omurgalılar fazlasıyla evrimleşmiş balıklar. İnsan da karasal bir omurgalı olduğu için, insan da fazlasıyla evrimleşmiş bir balık. O nedenle embriyolojik dönemde gelişirken, boynunuzda solungaçlara dönüşecek yarıklar beliriyor; ama sonradan genomumuzdaki farklı genlerin okunmasıyla bu yarıklar solungaç yerine ses kutusu gibi karasal omurgalılara özgü organlara dönüşüyor.
Yukarıdaki taksonomik hiyerarşide, en altta türümüz var. Üstündeki her bir seviye, insanın daha eski atasal gruplarına işaret ediyor. Burada dikkat edilmesi gereken bir gerçek şu: Her bir alt grup, üst grubun üyelerinden evrimleşti; ancak o üst grup içerisinde bize gelecek soy hattından başka soy hatları da var. En basitinden, insanlar Kuyruksuz Maymunlar içindeki bir soy hattından evrimleştiler ama mesela şempanze ve goriller de Kuyruksuz Maymunlar içindeki başka (ve kimi durumda ortak) soy hatlarından evrimleştiler.
Ayrıca bu hiyerarşide insanlar bir önceki gruptan evrimleşmekle kalmıyor, aynı zamanda o gruba bizzat üyeler. Tabii her katmanda insan haricinde de türler var ama bu hiyerarşi sadece insana giden dala odaklanıyor, diğer kuzenleri görmezden geliyor.
Örneğin, dediğim gibi, soruda "balıklar" olarak bahsettiğiniz nokta, bu hiyerarşide "İnfra Şube" seviyesi. Ama istediğiniz kadar geriye gidebilirsiniz. En tepede Canlılık var ve ondan öncesi de kimyasal evrim yoluyla cansızlıktan canlılığın evrimi (yani abiyogenez). Oradan da Büyük Patlama'ya kadar geri gidebilirsiniz. Ondan öncesinde Kozmik Enflasyon Teorisi gibi daha hipotetik teoriler devreye giriyor. Ondan öncesiniyse bilmiyoruz.