Evrim Ağacı LogoEvrim Ağacı
  • Keşfet
  • Aktif Kullanıcılar
  • Uygulamayı İndir
  • Videolar

  • Güncel Makaleler
  • Bilimdeki Son Gelişmeler
  • EA Akademi
  • Kategoriler
  • Rastgele Makale
  • Bilim Sözlüğü

  • Size Özel
  • EA Sosyal & Gönderiler
  • Soru & Cevap
  • Argümanlar
  • Münazara
  • Podcast
  • Etkinlik & İlan
  • Eser
  • Söz
  • Blog
  • Quiz & Anket
  • Oyun
  • Keşif Kulübü

  • Yaşam Ağacı
  • NASA APOD
  • Sismik Harita
  • Periodum
  • Agora Bilim Pazarı
  • Bilim Turları
  • Premium
  • Darvin
  • Apex Notepad
  • Notopod

©2010-2026 Evrim Ağacı
©2010-2026 Evrim Ağacı
Premium
Sorulara Dön
Anonim
Anonim
ÜyeFizik & Kuantum
Kaynak İstiyor Işık nasıl bir kütle çekime sahip olabilir?
Kütle çekim .kütlesi olan her cismin birbirini çekmesi olarak isimlendiriliyor ve ışıkta bir kütle çekim kuvvetine sahip ama ışığın bir kütlesi yok . Bu nasıl olabiliyor ?
tr.wikipedia.org/wiki/Küt...
482 görüntülenme
Cevap Ver
2
Paylaş
2 Cevap Bulundu.
Alperen Yüncü
Alperen Yüncü
Üye CevabıSen de Cevap Ver

Klasik kütle çekim kanunu (Newton'un kütle çekim kanunu) bahsettiğin gibi kütlesi olmayan şeylerin -mesela ışığın- kütle çekiminden etkilenmeyeceğini öngörür. Bunun yanlış olduğunun ve kütle çekimin daha doğru mekanizmasının genel görelilik olduğunun ilk ispatı ise Eddington'ın yıldızların ışıklarının güneşe yakın bir yerden gelirken Güneşin kütle çekiminden etkilenip büküldüklerini gözlemlemesi olarak kabul edilir.[1]

Einstein'ın genel görelilik teorisine göre bir çekim söz konusu değildir. Cisimler uzay-zaman'da bir bükülmeye neden olur ve cisimler geodesic adı verilen eğriler üzerinde doğal hareketlerine devam ederler. Örneğin hiçbir eğilip bükülme olmayan bir uzayda geodesic düz bir çizgidir dolayısıyla hareket eden bir cisim hiç bir etki altında değilse dümdüz ilerlemeye devam eder. Uzay-zamandaki bükülmelerden ise kendisinin uzay-zamanda yarattığı bükülme ölçüsünde etkilenir. Bir cismin uzay-zamanı ne kadar ve nasıl büktüğü stres-enerji tensörü ile belirlenir[2]. Stres-enerji tensörünün içinde kütlenin yanı sıra enerji, momentum, basınç ve gerilim(shear stress) de bulunur.

Biraz daha populer bir dille anlatmak gerekirse, şu şekilde düşünmekte bir beis yoktur: kütle ve enerji özünde aynı şeydir ve bir cismin kütle çekimden ne kadar etkileneceği veya ne kadar bir kütle çekimine sahip olacağı sadece kütlesi ile değil aynı zamanda enerjisi ile de alakalıdır. Fizikte buna toplam enerji diyoruz(kütle+enerji). Dolayısıyla her şey toplam enerjisine göre bir çekime maruz kalır. Hareket eden kütleli bir cisim için bu kütlesi ile enerjisinin toplamıdır, duran kütleli bir cisim için kütlesidir veya hareket halindeki kütlesiz bir cisim için (misal ışık) enerjisidir. (kütlesiz parçacıklar için durmak tanımlı değildir her zaman ışık hızında hareket ederler. Enerji ve momentumları hızlarından bağımsızdır. Ama bu başka bir başlığın konusu)

Tüm Reklamları Kapat

Kaynaklar

  1. Earman, John, et al. (1980). Relativity And Eclipses: The British Eclipse Expeditions Of 1919 And Their Predecessors. Historical Studies in the Physical Sciences, sf: 49-85. doi: 10.2307/27757471. | Arşiv Bağlantısı
  2. wikipedia. Stres-Enerji Tensörü. (27 Ocak 2022). Alındığı Tarih: 27 Ocak 2022. Alındığı Yer: wikipedia | Arşiv Bağlantısı
155 görüntülenme
Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
2
0
Paylaş
Yasin Kayalar
Yasin Kayalar
Üye CevabıSen de Cevap Ver

Bu duruma dair esasen soruların kaynağı kütle çekime dair bilgilerimizin eksikliği. Çünkü adına tarihsel olarak kütle çekimi demişiz ama kütlesiz bir cisim veya şey için var olunca bu defa kafamız karışıyor. Kütle çekiminin kuantum yapısını ve işleyişini henüz bilim çözemedi. Kütle çekimi bir çok kişi salt cismin özelliği diye düşündüğü için esasen bu çelişki soru olarak insanların zihinlerinde ortaya çıkıyor. Oysa kütle çekimin cismin bir özelliği gibi durmaktan daha çok cisim ile uzay zamanın (evrenin) etkileşimi sonucu ortaya çıkan bir özellik olduğunu anlıyoruz. Einsteinın meşhur denklemine göre kütle eşittir enerjidir. Bazıları bunu da bilgi eksikliğinden tam kavramış değil. Bazı kişiler bununla kömürü yakınca çıkan enerji gibi birşey düşünüyorlar. Oysa Einstein denklemi boyle bir dönüşüm sürecini ifade etmiyor. Kütle eşittir enerji derken gerçekten kütlenin enerji paketi olduğunu ve enerjiden oluştuğunu ifade ediyor. Yani kısacası bütün cisimlerin özü enerjidir ve enerji paketinden oluşmuştur. (Bu durum algıladığımız gibi madde tanımı yoktur yoktur herşey enerjiden oluşmuştur ve enerji aslolan şeydir anlamina gelir. Yani madde algısal etkileşimle yaptığımız bir tanımlamadır. Özünde ise herşey enerjiden oluşur. ) Radyo aktif bozunma vs gibi süreçler ile kütlenin bütünlüğü bozulursa bu durumda maddedeki saklı enerji açığa çıkar. Bu noktayı anlayan kişi enerji ve kütle eşitliğini daha iyi kavrayacaği için kütlesiz ama enerjiden oluşan (bu ifade bile aslında denkleme göre yanlış ve çelişkilidir çünkü belirttiğim gibi kütle zaten enerjiden oluşan bir yapıdır ) Şeylerin neden özünde aynı kütle çekime neden olabileceğini kolaylıkla anlar ve zihnindeki çelişkili gibi duran bilgilerin yanlış (kavramsal) nitelemeye dayalı bir çelişki olduğunu özünde ise aslında çelişki bulunmadığını anlar. Felsefi anlamda görüyoruz ki kavramsal niteleme hataları kimi bazı durumlarda çelişkili gibi duran algılara anlama biçimlerine neden olmaktadır. Yine burada görüyoruz ki algıladığımız şeylere dair mutlaklaşan algılama biçimimiz bu gibi durumları bizlerin anlamasında güçlük yaratabiliyor. Çünkü biz algı olarak örneğin kütledeki ağırlığı cismin özelliği sanıyoruz. Oysa bir cismin ağırlığı tamamen etkisinde olduğu kütle (yer) çekimi ile ortaya çıkan bir özellik. Yani gezegenden gezegene bir cismin ağırlığı üzerinde etkili olan yer çekimi etkisine göre değişir. Bu da bizim örneğin dünya üzerinde algıladığımız cisimlerin ağırlığının mutlak olmadığını anlamamızı sağlar oysa biz bunların aksini düşünemeyiz deneyimsel ve algısal olarak yerleşmiş mutlak bir algıya sahip olduğumuzdan dolayı. Algısal mutlaklığa giren kişi için ise o şey o kişi için mutlak olarak kabul edileceği için bunun aksinin mümkünlüğünü, ihtimal dahilinde olduğunu düşünemez ve bu nedenle de o şeyi red yolunu seçer ve yine bu nedenlerle buna mantıksız saçma gibi nitelemeler de bulunabilir. Bu da o kişinin aslında buna dair zihninin sartlanma içinde olduğunu gösterir. Bu da yine felsefi anlamda çok önemli bir durumu ortaya koyar. Birşeye mutlaklık atfederken çok dikkat etmek gerektiğini. Çünkü her mutlaklık atfı büyük yanılgılı değerlendirmelerle sonuçlanabilir. Mesela burada Stephen Hawking gibi dünyaca ünlü bir fizikçinin (sanıyorum Ceviz kabuğundaki evren kitabında olması gerekiyor ) evrenin kuantum fiziğiyle determinist olmadığının (indeterminist olduğunun) anlaşılmasına rağmen evreni buna rağmen determinist (mutlak belirlenimci) algılamaya devam ederek özgür irademizin olmadığını kabul etmek durumunda kaldığını bunu kitabında vurguladığını görüyoruz. Buradan Hawkingin de nedensellığe dair mutlak bir belirlenimci durumu kabul ettiğini görüyoruz. Oysa kuantum fiziği ile mutlak belirlenimci bir evrende değil indeterminist bir evrende olduğumuz anlaşıldı. Kuantum belirsizlik ilkesinden kaynaklanan bu durum mutlak belirlenimciliği bizler için önlüyordu. Burada da mutlak algılamaya dair bir örneği görüyoruz esasında. Bu yüzden belirttiğim gibi birşeye dair mutlak algı içinde olup olmadığımıza çok dikkat etmemiz lazım. Einsteinın de görelilik ile devrim yapmasının altında o güne kadar mutlak algılanan ve bu yüzden kimsenin aksini düşünmediği şeyleri sorgulayıp düşünmesi ile keşfetmesi olmuştur. Yani mutlak algılanan şeyleri zihninde yıkıp bunları sorgulamıştır. Einsteinın gerçek bir dahi olarak kabul edilmesinin altında da bu öngörüleri yatar. Çünkü onun düşüncelerinde birşeyleri mutlak algılamayı aşan sıradışı düşünüş biçimleri vardı. Bu sayede zamanın mutlak olmadığını gözlemciye göre göreli olduğunu keşfetti. Yine evrende zaman algısının hız ve konuma göre değişebileceğini keşfetti. Aslında birşeyi mutlak algılama beynimize bir nevi şartlanma yolu ile en büyük sınırları ve prangaları vuruyor olabilir. Bu yüzden mutlaklık atfetme konusunda insanın çok dikkatli olması gerekir. Mutlak olmayan birşeye mutlaklık atfetme insan zihnine en büyük sınırları ve yıkılmaz sınırları oluşturabilir.

Kaynaklar

  1. Wikipedia. Kütle-Enerji Eşdeğerliği. (30 Ocak 2022). Alındığı Tarih: 30 Ocak 2022. Alındığı Yer: Wikipedia | Arşiv Bağlantısı
1
0
Paylaş
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.