Geçenlerde izlediğim bir belgeselde insanlarda solungaçların çalışma mekanizmasının bulunduğunu ve bu durumun bazen kendini hıçkırıklar ve kasılmalarla belli ettiğini öğrendim. Konuyla alakalı hiçbir kaynak bulamadım ve size sormak istedim.
Embriyolojik dönemde insan embriyosunda (yine pek çok diğer omurgalı embriyosunda olduğu gibi) boyun bölgesinde balıkların solungaç yarıklarıyla özdeş yarıklar açılmaktadır. Aşağıdaki fotoğrafta embriyonun aydınlık olarak gösterilen kısmındaki yarıklar net olarak görülebilmektedir:
İnsan Embriyosunda Solungaç Yarıkları
İnsandaki yarıklar "solunum" işlevi görmemiştir ve görmeyecektir. Ancak bu, üretilme "sebeplerinin" solunum olmadığı anlamına gelmez. Balıkların genlerinin bir kısmında, bu yapıların "üretimi" ile ilgili bilgiler yer alır. Diğer bir kısmında ise yapı oluşturulduktan sonra diğer organlar ve dokularla nasıl ilişkiler kuracağına dair bilgiler bulunur ve organ buna göre işlevini sürdürür, enzimlerini üretir ve gerekli biyokimyasal tepkimeleri sürdürür. İnsanda (ya da bir diğer hayvanda) bunun yapılması beklenemez, çünkü filogenetik olarak bu yapılar milyonlarca yıl önce yitirilmiştir.
Bu sebeple, bu yarıklar belki talihsiz bir şekilde "solungaç yarıkları" olarak anılsa da (ki "solungaç" yarıkları değillerdir), gerçekten de balıklardaki gibi bir "yarık" olarak yola çıktığı, ancak daha sonradan farklılaşarak başka organların görevlerini üstlendiği görülmektedir.
Tüm Reklamları Kapat
Hıçkırıklar hayatımızın sinir bozucu parçalarıdır. Ancak bu ilginç davranış (daha spesifik olarak "refleks"), evrimsel sürecin harika göstergelerinden birisidir: Evrimsel süreçteki en eski omurgalı atalarımız arasında yer alan ve hava soluyarak oksijen alan balıklar ile bunlardan evrimleşen ilkin amfibiler su içerisinde solungaçlarıyla, su dışarısında ise akciğerleriyle solunum yapabiliyorlardı (bunu halen yapabilen "yaşayan fosiller" bulunmaktadır). Ancak bunu yapabilmeleri için "glottis" adı verilen, halk arasında "gırtlak dili" ya da "hançere" olarak bilinen, nefes borusunun ağız kısmının açılıp kapatılabilir olması gerekmektedir. Denizin içerisindeyken bu atalarımız suyu solungaçlarından geçmeye zorlayarak solunum yaparlardı ve bu sırada akciğerlerinin su dolmaması için glottislerini kapatırlardı. İşte bizlere, yani sözünü ettiğimiz bu antik atalarımızın torunlarına, bu yapıların körelmiş (veya değişmiş) versiyonları ile hıçkırık dediğimiz refleks miras kalmıştır.
Kaynaklar
Ç.M. Bakırcı. Evrim'i Destekleyen/Kullanan Bilimler - 1: Embriyoloji. (15 Ağustos 2011). Alındığı Tarih: 1 Haziran 2021. Alındığı Yer: Evrim Ağacı
| Arşiv Bağlantısı
Ç.M. Bakırcı. Hıçkırık. (26 Mayıs 2014). Alındığı Tarih: 1 Haziran 2021. Alındığı Yer: Evrim Ağacı
| Arşiv Bağlantısı
1,161 görüntülenme
Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
6
0
Paylaş
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.