Puan Ver
0
Puan Ver

Günümüzde hala ilkel kabileler var. Biz nasıl geliştik, onlar neden gelişemediler?

3
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
3 Cevap

Ya "gelişime" ihtiyaç duymadılar ya da ihtiyaç duydukları gelişimi somut olarak gerçekleştirebilecek imkanlara sahip değildiler. Daha kısa ve öz olarak ifade etmek gerekirse "istemediler" veya isteseler de "yapamadılar". Biz tarih boyunca yaptık da onlar benzer imkanlara sahipken neden yapamadılar sorusu "istemedikleri" ihtimalini kuvvetlendiriyor. İstememelerinin altında yatan sebep de kültürleri. Peki, kültürleri ne ki, bizimki gibi bir "gelişimi" istemedi? Bu soruya kesin bir cevap vermek güç. Ancak kanaatim daha az zamanda daha çok kazanç isteğinin tavır alışlarında bulunmaması. Zorunlu ihtiyaçları bugüne karşılandığı için ya böyle bir isteği bugüne kadar gün yüzüne çıkaran olmadı ya da çıkarmak anti-sosyal bir eylem olarak değerlendirildi. Birinci ihtimalin ikincisine göre daha zayıf olduğunu düşünüyorum. Zira insanın tabiatında kültür aksini emretmediği sürece daha az zamanda daha çok kazanç sağlama isteği vardır. Böyle bir isteğin kendiliğinden ortaya çıkmamış olması çok zor. Yine de mevcut ihtiyaçlarının onlara göre az bir emekle zaten karşılanıyor olması böyle bir isteğin doğmasını da engellemiş olabilir. Bu tip ilkel kabilelerin nispeten sıcak bölgelerde bulunuyor olması da bu ihtimali güçlendiriyor. Zira yüksek sıcaklık mevcut ihtiyaçların zaten göreli az bir emekle karşılandığı toplumlarda gevşemeyi, daha çok kazanca erişme isteğini azaltmayı, beraberinde getirir.

Favorilerime Ekle
3

Antropoloji kültürel değişimin iki yolla olduğunu söylüyor: kültür yayılması (diffusion), yani kültürün belli özelliklerinin bir toplumdan diğerine yayılması (tarım metodlarının yayılması gibi) ve kültüre adaptasyon (acculturation). Bu ikincisi daha çok bir dominant kültürün diğerlerini kendine benzetmesi (Batı kültürünün globalleşmesi gibi) diğer kültürleri asimile etmesi olarak tarif ediliyor. Her durumda kültürlerarası etkileşim, ilişki gerekli. Bugün yüzyıllardır aynı şekilde yaşamaya devam eden kabileler başka kültürlerle ilişkisi olmayanlar. Bilerek, isteyerek (Çin uzun süre kapalı toplum olmaya çalıştı, şimdi de sınırlamaya, istediği gibi yönetmeye çalışıyor örneğin ama bu kısmen ve baskıyla mümkün) kendini ayrı tutanlar yavaş değişiyor. Veya çok ayrı, uzak (Amazonların derinliğinde örneğin) yerlerde oldukları için dış dünyaya kapalı olan toplumlar var. Yani değişim için farklıların karşılaşması lazım. Batı'nın değişiminde ve bunun 16. yüzyıldan itibaren çok hızlanmasında da İslam medeniyeti ile ilşkiler, sömürgecilikten gelen finans, doğal kaynak ve iş gücü olduğu kadar, farklı kültürlerle karşılaşmış olmalarının da etkisi var elbette ve tabi REKABET.

Favorilerime Ekle
2

Gelişemediklerini düşünmüyorum. Popülasyonun bir kısmının mevcut yapıdan kopup bir başka göç rotasında geliştiği muhtemel olsa gerek. Öte yandan yeterli beslenme barınma ve izole tutan şartların hayati tehditler oluşturmaması, kendi yağında kavrulma durumunda bu sağlanan/korunan standartı bozan canlı türü olmadığı düşünüyorum. Zor, yaşamın değişim/dönüşüm anahtarıdır.

Tüm bu -hepimizin- bildiklerine ek olarak yakınlarda yaşayan diğer kabilelerle ilişkiler de oldukça önemli. Burada ilginç olan popülasyon sayısının sabite yakın bir oranda tutulmasının nasıl sağlandığı ile ilgili. Sadece hastalık ve şartlar mı sabit tutuyor nüfusu? uzun süreli gözlemler önemli ve öğrenme/kavrama güçlerini tespitte faydalı olacaktır. Dil gelişimleri, fotografik hafıza potansiyelleri, organlar ve özellikle beyin araştırmaları yapılmalı.. Uyaranlara modern insan beyin alanlarıyla örtüşen tepkiler mi veriliyor. Duygulanımları yarattıkları kültür ile geçmiş insanlar/kültürler arasında örtüşen bir rota var mı incelenmeli..Bu toplulukların varlığından öğrenecek çok şeyimiz var.

Favorilerime Ekle
1
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Gözlediğimiz Evren değil, Evren'in bizim sorgulama yöntemimiz sonucunda ortaya döktükleridir.”
Werner Heisenberg
Geri Bildirim Gönder