Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Sorulara Dön
Mehmet Özdede
Üye
0

Bilinci kanıtlamak mümkün müdür?

Karşınızdaki bir insana kendi bilincimizi nasıl kanıtlayabiliriz?
323 görüntülenme
Bilinci kanıtlamak mümkün müdür?
Bilinci kanıtlamak mümkün müdür?
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Soruyu Takip Et
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Tüm Reklamları Kapat
1 Cevap
Enes Buhari
Enes Buhari
4,307 UP
Felsefe Yüksek Lisans Öğrencisi

Eğer bilinç, onu deneyimlediğimiz haliyle gerçekten varsa ki eleyici materyalizm savunucuları onun var olmadığını düşünürler maddenin onu nasıl meydana getirdiğini anlamak oldukça problemli bir hale gelir. David J. Chalmers’ın isimlendirmesiyle bu problem, bilincin zor problemi (the hard problem of consciousness) olarak literatüre geçmiştir. Öte yandan, kimilerine göre, evrende bilincin ortaya çıkışını anlamadaki zorluk, natüralist varsayımlardan kaynaklanmaktadır. Zira bu anlayışlar, evrendeki her fenomenin maddi bir açıklamasının olduğunu ima eder ve böyle bir evrende ise bilincin ortaya çıkışını anlamak oldukça zordur. Oysa natüralizm yerine teistik bir varsayımdan hareket edildiğinde, evrende bilincin ortaya çıkışı bir muamma olmaktan çıkacaktır. Zira bilinçli bir varlık olan Tanrı’nın yarattığı evrende bilincin ortaya çıkışı, tümüyle maddi bir evrende bilincin kendiliğinden ortaya çıkışına kıyasla daha olasıdır.

Bilinç kanıtının (Argument from Consciousness) başlangıç noktası da burasıdır. Eğer bilincin ortaya çıkabilmesi için fiziki âlemin ötesinde bir açıklamaya ihtiyaç duyuluyorsa, o halde, fiziksel âlemin ötesinde tabiatüstü hiçbir şeyin bulunmadığını iddia eden natüralist düşünce yanlış olmalıdır. Zira iddia doğruysa, evrende en azından bir olgunun (bilincin) açıklaması için maddi âlem yeterli değildir. Bu noktadan hareketle bazı teistler, natüralizmin yanlış olduğunu ve bilincin varlığını izah edebilmek için teistik bir açıklamanın gerekli olduğunu savunurlar. En azından teizm, bu düşünürlere göre, bilinci açıklama noktasında natüralizmden daha makul bir bakış açısı sunmaktadır.

Tüm Reklamları Kapat

Bilinç argümanının, Richard Swinburne ve Robert Merrihew Adams gibi felsefeciler tarafından öne sürülmüş diğer bir versiyonu ise zihinsel durumların çokluğundan ve bunların beyinle aralarındaki bağıntıdan (cor-relation) hareketle Tanrı’nın varlığına ulaşır. Argümana göre, beyindeki herhangi bir olayın, zihinsel bir olaya neden olabilmesi için zihinsel olayların maddeye indirgenemez yani maddeden farklı olduğu düşünüldüğünde bu ikisi arasında bir bağıntı olduğu anlamına gelmektedir.

Metafiziğin en derin sorularından biri “Neden hiçbir şey yok değil de var?” sorusudur. Bu soruyu bir başka şekilde ifade edersek: “Evren neden yok değil de vardır?” Evrenin niçin var olduğuna ilişkin nihai bir açıklama peşinde olan bu soruya pek çok farklı cevap sunulmaya çalışılmışsa da burada yalnızca ikisinden bahsetmek yeterli olacaktır: teizm ve natüralizm. Teizm, evrenin zati (personal) bir Tanrı tarafından var edildiğini iddia ederken, natüralizm ise evrenin ya da herhangi bir fenomenin var olmak için tabiat-üstü bir açıklamaya ihtiyacı olmadığını iddia eder. Natüralizmin, özellikle akademik çevrelerde, teizme karşıt olarak benimsenen hâkim paradigmayı yansıttığı söylenebilir. Ayrıca o, nihai bir açıklama sunma peşinde olması sebebiyle, tıpkı bir din gibi evrene ilişkin genel bir bakış açısı sunmaktadır.

Tüm Reklamları Kapat

Natüralistlere göre, evrenin bir bütün olarak varlığı hakkındaki açıklama bir kaba olguyla son bulsa da evrenin içerisindeki olgulara dair bilimsel açıklamalar, tabiat kanunlarına dayalı fiziksel açıklamalar olmalıdır. Dolayısıyla evrendeki her şey, natüralist bakış açısına göre, tabiatın sınırları içerisinde yani tabiatüstü herhangi bir şeye başvurulmadan açıklanmalıdır. Her ne kadar fiziksel âlemin sınırları ve maddenin ne olduğu meseleleri tartışmalı hususlar olsa da natüralizmin, Tanrı gibi tabiat-üstü varlıklara başvurmayan açıklamaların peşinde olduğunu ifade edebiliriz.

Bilinç kanıtının devreye girdiği nokta tam da burasıdır. Eğer evrende, natüralist paradigmanın açıklama sunamayacağı yani yalnızca fiziksel süreçlere başvurarak açıklanamayacak fenomenler varsa bu durumda farklı bir paradigmanın gerekliliği ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla bilincin veya zihinsel durumların fiziksel süreçlerle açıklanamayacağı ispat edilebilirse, natüralizmin yetersizliği kanıtlanmış olacaktır. Şimdi, bilinç kanıtına geçmeden önce, bu argümanın savunucularının bilinçle ne kastettiklerine kısaca bakalım.

Bilinç kanıtındaki ‘bilinç’ ifadesinin, zihin dünyamızın öznel yönüne vurgu yaptığını ifade edebiliriz. Çağdaş zihin felsefesinde, genellikle, bilincin bu öznel yönüne işaret etmek adına ‘bilincin fenomenal durumları’ veya ‘fenomenal bilinç’ gibi ifadeler kullanılmaktadır. Fenomenal durumlar, deneyime konu olan ‘ham hisler’ (raw feelings) yani şeyleri nasıl algıladığımızın öznel hissini ifade eder. Bu gerekçeyle, elinizdeki çalışma kapsamında bilinç, zihin ya da zihinsel dünya, insanın bu öznel yönüne işaret etmek amacıyla birbirinin yerine kullanılmıştır. Öte yandan fiziksel dünya ise, herkesin gözlemine açık olan, diğer bir ifadeyle üçüncü-şahıs perspektifinden tarif edilebilen nesnel alana işaret eder. İnsanın öznel bir yönünün mevcudiyeti meselesi günümüzde tartışmalı olsa da bilincin varlığını kabul eden realist bir bakış açısından bu öznel yönün ne anlama geldiği üzerinde kısaca duralım.

İnsanın özsel olarak gayri-maddi bir ruh olduğunu ifade eden Richard Swinburne bile beden olmaksızın, diğer bireyler ve evrenle etkileşimde bulunamayan yalnız/izole varlıklar haline geleceğimizi düşünür. Yani bizler, fiziksel bedenlerimiz sayesinde evrende birtakım değişikliklere yol açar ve ondan etkileniriz.

Fakat söz konusu deneyimlerimiz olduğunda ise açıkça dışarıya yansıttığımız fiziksel etkilerden ziyade öznel dünyamız ön plana çıkar. Acılarımız, mutluluklarımız, duygularımız, hayallerimiz ve düşüncelerimiz öznel yaşantımızı oluşturur. Elbette ki öznel yaşantımızı dış dünyaya aksettiren çok sayıda davranışımız mevcuttur ama dış dünyaya yansıttıklarımız kadar yansıtmadıklarımız da bulunur. Örneğin, mutlu olduğumuz bir anda gülücükler saçabiliriz ve diğer insanlar da bizim mutlu olduğumuzu fark edebilirler. Ancak mutlu oluşumuz, yalnızca dış dünyaya aksettirdiğimiz davranıştan ibaret değildir. Mutlu oluşumuzun daha önemli olan kısmı, mutluluğun öznel hissiyatında gizlidir. Yani Thomas Nagel’ın meşhur ifade tarzıyla, “öyle olmak nasıl bir şeydir?” sorusunun karşılığı olan ve tarif edilemeyen öznel bir kısım bulunur. Örneğin, doğum gününüzde beklediğiniz ama alamadığınız bir hediyenin verdiği hüzne sahip olmanın öznel hissini yaşayabilirsiniz. Ya da bu tür özel günleri umursamayan biri olarak bu durumdan hiç etkilenmeyebilirsiniz. Dışarıdan gözlemleyen bir kimse de sizin ne hissettiğinize ilişkin yorumlar yapabilir ve hatta hislerinize ilişkin doğru bir çıkarımda da bulunabilir. Yine de yaşadığınız tecrübe, dışa aksettirdiğiniz fiziksel davranışınızdan ibaret değildir. Sizin, dışarıdan gözlemin dışında, öznel tecrübeye konu olan bir içsel yaşamınız da mevcuttur. Hatta dışarıya gülücükler saçarken kan ağlamanız ya da üzgünmüş gibi göründüğünüz bir olaya içten içe seviniyor olmanız da mümkündür.

Fakat söz konusu deneyimlerimiz olduğunda ise açıkça dışarıya yansıttığımız fiziksel etkilerden ziyade öznel dünyamız ön plana çıkar. Acılarımız, mutluluklarımız, duygularımız, hayallerimiz ve düşüncelerimiz öznel yaşantımızı oluşturur. Elbette ki öznel yaşantımızı dış dünyaya aksettiren çok sayıda davranışımız mevcuttur ama dış dünyaya yansıttıklarımız kadar yansıtmadıklarımız da bulunur. Örneğin, mutlu olduğumuz bir anda gülücükler saçabiliriz ve diğer insanlar da bizim mutlu olduğumuzu fark edebilirler. Ancak mutlu oluşumuz, yalnızca dış dünyaya aksettirdiğimiz davranıştan ibaret değildir. Mutlu oluşumuzun daha önemli olan kısmı, mutluluğun öznel hissiyatında gizlidir. Yani Thomas Nagel’ın meşhur ifade tarzıyla, “öyle olmak nasıl bir şeydir?” sorusunun karşılığı olan ve tarif edilemeyen öznel bir kısım bulunur. Örneğin, doğum gününüzde beklediğiniz ama alamadığınız bir hediyenin verdiği hüzne sahip olmanın öznel hissini yaşayabilirsiniz. Ya da bu tür özel günleri umursamayan biri olarak bu durumdan hiç etkilenmeyebilirsiniz. Dışarıdan gözlemleyen bir kimse de sizin ne hissettiğinize ilişkin yorumlar yapabilir ve hatta hislerinize ilişkin doğru bir çıkarımda da bulunabilir. Yine de yaşadığınız tecrübe, dışa aksettirdiğiniz fiziksel davranışınızdan ibaret değildir. Sizin, dışarıdan gözlemin dışında, öznel tecrübeye konu olan bir içsel yaşamınız da mevcuttur. Hatta dışarıya gülücükler saçarken kan ağlamanız ya da üzgünmüş gibi göründüğünüz bir olaya içten içe seviniyor olmanız da mümkündür.

Bu noktada bir natüralist, bilincin varlığını açıklamaya çalışmak yeri-ne onu kaba bir olgu olarak kabul etmek isteyebilir. Chalmers’ın da ifade ettiği gibi: “[B]ilincin, belirli bir fiziksel sürece eşlik ediyor oluşu, sadece fiziksel olguların hikâyesini anlatarak açıklanamayan bir olgudur. Bir an-lamda bu eşlik etme, bir kaba olgu olarak kabul edilmelidir”. Yani bir natüralist, bilincin varlığından hareketle teizmi kabul etmek yerine, onun yalnızca var olduğunu söyleyip açıklamayı burada bitirmek isteyebilir. Bilinç kanıtı savunucuları ise teistik açıklamanın, bu şekilde kaba olguya başvurmaktan daha makul olduğunu düşünürler. İmkânsız olmasa bile, maddi bir evrende bilincin kendi kendine ortaya çıkış ihtimali, onlara göre, Tanrı’nın yarattığı bir evrene nazaran oldukça düşüktür. Bu nedenle güncel bilinç kanıtları, çoğunlukla, natüralist varsayımla bilinci açıklamanın imkânsız olduğunu savunmazlar. Bunun yerine bilincin varlığının natüralizmden ziyade teizme işaret ettiğini iddia ederler. Diğer bir ifadeyle, bilincin varlığı, teistik çerçevenin natüralizme göre daha olası olduğuna işaret etmektedir.

Graham Oppy ise bu kanıta karşı, teistik cevabın natüralizmden daha iyi bir açıklama sunmadığı şeklinde bir itirazda bulunur. Ona göre, Tanrı’nın ezelden beri var olduğunu söylemek, evrende bilincin nasıl veya niçin var olduğunu anlamak için fazladan bir açıklama sunmamaktadır. McGinn’in de benzer bir itirazda bulunur ve ekler “çünkü Tanrı’nın fiillerinin, zihinleri üretmesi de eşit derecede gizemlidir”. Fakat Moreland’e göre bu itiraz, natüralizmin bilimsel açıklama yöntemi göz önünde bulundurulduğunda geçerliliğini yitirmektedir. Zira natüralist bilimin, evrendeki her fenomeni maddeyle açıklama iddiası göz önünde bulundurulduğunda, kaba bir olguya başvurmak, vaat edilen açıklamaya aykırı bir durum oluşturmaktadır. Moreland, bu durumu, J. J. C. Smart’ın ifadelerine başvurarak şöyle dile getirir; “Öyle gözüküyor ki, bilimin ilgilendiği kadarıyla evrendeki hiçbir şey, fiziksel bileşenlerin artarak karmaşıklaşan düzenlenişinden başka bir şey değildir. Yalnızca biri dışında her yerde durum böyledir: bilinç. … Ben bunun böyle olabileceğine inanamıyorum. Her şey fizik terimleriyle açıklanabilirken … duyumların istisna olarak dışarıda tutulması bana açıkça inanılmaz gözüküyor”. Bu sebeple, evrende sonradan maddenin karma-şıklaşmasına bağlı olarak ortaya çıktığı iddia edilen bilinci, natüralizmin bir kaba olgu olarak açıklama girişimi, onun temel tezine aykırı gözükmektedir. Bilinci istisnai bir durum olarak görüp onun bir kaba olgu olduğu varsayıldığında, yalnızca bir vakayı açıklamak adına, genel teoriye (natüralizm) aykırı bir yöntem izlenmiş olacaktır. Bu ise mantıkta ad hoca olarak adlandırılan, teorinin/savın açıklamakta güçlük çektiği durumlarda, sırf durumu kurtarmak adına ana teze uygun olmayan cevap geliştirme hatasına düşmek olacaktır. Buradan hareketle Moreland, teistik açıklamanın, bilinci açıklama açısından natüralizme göre daha yetkin olduğunu ifade etmektedir.

Tüm Reklamları Kapat

Bilinç kanıtına bir diğer itiraz ise bilincin fiziksel süreçlerle açıkla-namaz olduğu iddiasına yöneliktir. Belki de bilimin ilerlemesiyle birlikte, bilinç de açıklığa kavuşacaktır. Tıpkı geçmişte de açıklanamayacağı düşünülmüş ama daha sonra açıklığa kavuşmuş pek çok fenomen gibi. Yakın geçmişten bir örnek vermek gerekirse, bir zamanlar canlılık da bir gizem olarak görülmüş ve bunun maddi süreçlerle açıklanmasının imkânsız olduğu düşünülmüştür. Fakat daha sonrasında, canlılığın aslında o kadar da gizemli bir şey olmadığı anlaşılmıştır. Pekâlâ, aynı durumun bilinç için de geçerli olmayacağını nasıl bilebiliriz?

Chalmers’ın bu soruya cevabı, yaşam analojisinin bilince uygulanamayacağı şeklindedir. Zira yaşam, öznel deneyimlere başvurmadan, fiziksel olarak ve üçüncü-şahıs perspektifinden açıklanabilecek bir fenomendir. Diğer taraftan bilinç ise, üçüncü şahıs perspektifinden gözlemlenebilir verilerin ötesinde, birinci şahsın öznel perspektifini de kapsamaktadır. Dolayısıyla yaşam faaliyetini açıklamak için öznel deneyimlerden bahsetmek gerekmez. Oysa zihinsel yaşantıların kapsamlı bir izahını nesnel bir yolla (üçüncü-bakış perspektifinden) yapmak mümkün değildir. Acılarımızı, mutluluklarımızı, arzularımızı ve diğer zihinsel hallerimizi, bazen davranışlarımız aracılığıyla dışarıya yansıtıyor olsak da onların önemli bir kısmı özneldir. Dolayısıyla, Chalmers’a göre, bilinci açıklamak için üçüncü-şahıs perspektifi yetersizdir. Bu nedenle gelecekte de üçüncü-şahıs perspektifine dayalı bir bilim anlayışının bilinci açıklaması beklenmemelidir.[1]

Yine bilinç hakkında şu konulara da bakabilirsiniz:

https://evrimagaci.org/bilinc-nedir-7210

https://evrimagaci.org/zihin-felsefesi-bilinc-nedir-bilincin-kategorileri-ve-temel-tartismalar-nelerdir-7864

0
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Daha Fazla Cevap Göster
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Sorulara Dön
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Youtube
Süper Askerler: İnsanlar, Diğer Maymunlar ile Çiftleşebilir mi?
Süper Askerler: İnsanlar, Diğer Maymunlar ile Çiftleşebilir mi?
Kargalar 200 Yıl Yaşıyor Olabilir mi?
Kargalar 200 Yıl Yaşıyor Olabilir mi?
Piyango Nasıl Kazanılır? (GARANTİLİ)
Piyango Nasıl Kazanılır? (GARANTİLİ)
Kendi Kendine Konuşanlar Deli mi?
Kendi Kendine Konuşanlar Deli mi?
Zaman Oku: Zamanın İleri Aktığını Nereden Biliyoruz?
Zaman Oku: Zamanın İleri Aktığını Nereden Biliyoruz?
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.
ve seni takip ediyor
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close