Prof. Dr. Ali Demirsoy, Sitokrom-C Molekülünün Tesadüf Olamayacağını ve Evrimle Açıklanamayacağını İtiraf Etti mi?

Gece Modu

Bu içerik, Evrim Ağacı'nın Gerçeklik Analizi Araştırmaları'nın bir parçasıdır. Bu sistem çerçevesinde analiz edilen iddialar, "Gerçek", "Karışık", "Sahte" şeklinde üç sınıfa ayrılmaktadır. Aynı analiz sistemi çerçevesinde, ünlü insanlara atfedilen sözler de incelenmektedir. Bu sözler, "Gerçek", "Hatalı Atıf", "İspatsız" ve "Sahte" şeklinde dört sınıfa ayrılmaktadır.

İddia

Özünde bir Sitokrom-C'nin dizilimini oluşturmak için olasılık sıfır denecek kadar azdır. Yani canlılık eğer belirli bir dizilimi gerektiriyorsa, bu tüm evrende bir defa oluşacak kadar az olasılığa sahiptir denebilir. Ya da oluşumunda bizim tanımlayamayacağımız doğaüstü güçler görev yapmıştır.

Gerçek mi?

Çarpıtılmış

Sözün Gerçeği Nasıl?

Bugün en iyi incelenen enzimlerden biri, tüm hayvanlarda (keza bitkilerde) oksijeni hücre dışından hücre içine taşıyan sitokrom-c enzimdir. Hemen hemen tüm hayvanlarda (Şekil 2.17)'de görüldüğü gibi, birkaç ayrıcasını (bazı hayvanlarda 104 amino asitten dahafazladır) göz önüne almazsak amino asitten meydana gelmiştir. 20 amino asidin dizilimi 20104'ü bir kombinasyon verir. Fakat şekilde verildiği gibi 11 canlı türünde sitokrom-c'nin karşılaştırılması yapılmış ve aminoasitlerin dizilimindeki farklılıklar gösterilmiştir. İnsandan, hamur mayasına kadar değişik gruplardan verilen örnekler, evrimsel açıdan ilginç bir bağlantı göstermektedir. Akrabalık derecelerine göre sitokromların amino asitlerinde değişiklikler görülmektedir, örneğin maymunun sitokrom-c'si (Rhesus maymunu) insanınkinden ancak bir yerde aminoasidinin değişik olmasıyla ayrılır, insanla köpek arasındaki fark 11 aminoasidin bulunuş yerlerindeki farktır. En büyük fark ise insan ile hamur mayasının arasındaki farktır (bu tabloda). Bu kadar büyük olasılıkların içerisinde farklı türlerin pek az amino asit ile birbirinden farklı olması basit bir rastlantı ile açıklanamaz. Bu, tüm canlıların aynı kökenden geldiğini ve zamanla dallanarak değişik türleri ortaya çıkardığını kanıtlar. Protein sentezinde de aynı genetik kodların kullanılması bu birliğin bir sembolüdür. Çünkü aynı amino asitler aynı genetik kodlarla şifrelenir.
Şekil 2.17: Sitokrom C'nin 11 farklı türde (insandan bira mayasına) yapısının şematik olarak verilmesi. Sitokrom C özel dizilimi olan bir proteindir ve hücrenin iç oksijen taşınmasında vazgeçilmez ödev gören bir organik bileşiktir. Her protein gibi 20 çeşit amino asitten yapılmıştır. Her amino asit, tablomuzda farklı bir geometrik figürle gösterilmiştir. Akrabalık bağlarının yakın ve uzaklığına göre amino asitlerin diziliminde farklılıklar olduğu açıkça görülmektedir, Örneğin Rhesus maymunu ile bir amino asidimizin yeri farklı olmasına karşın (58. sırada), köpekle olan aminoasit dizilim farkı 11'dir. Bu, bira mayasından insana kadar olan akrabalığın bir rastlantıyla değil, belirli bir evrimle olduğunun kanıtıdır (Ditfurth'dan).
Şekil 2.17: Sitokrom C'nin 11 farklı türde (insandan bira mayasına) yapısının şematik olarak verilmesi. Sitokrom C özel dizilimi olan bir proteindir ve hücrenin iç oksijen taşınmasında vazgeçilmez ödev gören bir organik bileşiktir. Her protein gibi 20 çeşit amino asitten yapılmıştır. Her amino asit, tablomuzda farklı bir geometrik figürle gösterilmiştir. Akrabalık bağlarının yakın ve uzaklığına göre amino asitlerin diziliminde farklılıklar olduğu açıkça görülmektedir, Örneğin Rhesus maymunu ile bir amino asidimizin yeri farklı olmasına karşın (58. sırada), köpekle olan aminoasit dizilim farkı 11'dir. Bu, bira mayasından insana kadar olan akrabalığın bir rastlantıyla değil, belirli bir evrimle olduğunun kanıtıdır (Ditfurth'dan).
Ali Demirsoy

Sitokrom-c'nin aktif merkezlerinde meydana gelecek bir mutasyon, o hücrenin ölümüne neden olur ve dolayısıyla gelecek döllere aktarılamaz. Enzimin diğer kısımlarını oluşturan amino asitlerde meydana gelecek değişiklikler, eğer enzimin tersiyer yapısını büyük ölçüde değiştirmiyorsa, kalıtsal olabilir. Bir de amino asitlerin bazıları bu tersiyer yapının oluşumunda aynı etkiye sahiptirler. Bu nedenle bu tip amino asitler arasındaki değişimler ölüme neden olmaz. Prof. Dayhoff'un bilgisayarla yaptığı araştırmalarda bu mutasyonların zamana göre hızı hesaplanarak bir evrimsel saat yapılmaya çalışılmıştır. Buna göre birbirine en yakın türler en az amino asit farklılıklarda ayrılırlar ve zaman olarak da daha yakın bir ataya sahiptirler. Amino asit farkları çoğaldıkça, dolayısıyla mutasyonların sayısı çoğaldıkça, ortak ataların zamansal çakışma noktaları gerilere doğru uzanmaktadır. Bu durumda insanın en yakın atası maymununkiyle, en uzak atası (tabloya göre) hamur mayası ile çakışmaktadır.

Bayan Dayhoff'un bilgisayarla yaptığı karmaşık hesaplar sonucu, bu aminoasitler arasındaki farklılaşmanın zamansal eşdeğeri saptanmıştır. Buna göre insanlar tavuklar ile 280, amfibilerle 490 ve diğer tüm canlılar ile 750 milyon yıl önce ortak bir ataya sahiptir. Bu, tam anlamıyla açıklanabilirse, evrimsel bir takvimin yapılması çok zor olmayacaktır. Ütopik bir görüşe göre bu takvim bize geçmişteki enzimlerin ve canlı proteinlerinin tekrar sentezlenmesini olası kılacaktır. Yani jeolojik devirlerdeki dölü tükenmiş hayvanların tekrar yaratılmasına olanak tanıyacaktır.

Özünde bir sitokrom-c'nin dizilimini oluşturmak için olasılık sıfır denecek kadar azdır. Yani canlılık eğer belirli bir dizilimi gerektiriyorsa, bu tüm evrende bir defa oluşacak kadar az olasılığa sahiptir denebilir. Ya da oluşumunda bizim tanımlayamayacağımız doğaüstü güçler görev yapmıştır.

Bu sonuncusunu kabul etmek bilimsel amaca uygun değildir. O zaman birinci varsayımı irdelemek gerekir.

Sitokrom-c'nin belirli bir amino asit dizilimini sağlamak, bir maymunun daktiloda hiç yanlış yapmadan insanlık tarihini yazma olasılığı kadar azdır (maymunun rastgele tuşlara bastığını kabul ederek). Bu durumda enzimlerin çok daha kısa molekül olarak ortaya çıktığını ve ancak belirli amino asitlerin belirli yerlerde bulunma zorunluluğunun olduğunu varsayarız. Yani bir enzim bir molekül canlılığın temelini oluşturmuştur. Daha sonra enzim molekülleri gelişmeye başlamıştır. Değişim mutasyonlarla ve belki de bazı eklenmeler ile ortaya çıkmıştır. Fakat enzimin aktif merkezlerinde meydana gelecek mutasyonlar (enzim yaşamsal öneme sahipse) o canlının, en azından o hücrenin ölümüne neden olacaktır. Dolayısıyla aktif merkezlerde bir mutasyonun meydana gelme ve yaşama şansı yok gibidir. Bu nedenle değişik canlı gruplarında bulunan aynı tür enzimlerin (sitokrom-c gibi) aktif grupları hemen hemen aynıdır, örneğin sitokrom-c'nin hem grubu taşıması gibi (!). Bugün enzimlerin aktif grupları arasında (aynı tip enzimlerde) bir birliğin olması bu nedendendir. Buna karşın tersiyer yapıyı sağlayan protein grubunda mutasyonlar meydana gelir ve tersiyer yapı bozulmadığı sürece aktif ligini devam ettirir. Aynı bağ yapısına sahip amino asitlerin değişimi bu yapıyı bozmayacaktır. Nitekim enzimlerin karşılıklı karşılaştırılması gerçekte tersiyer yapının bozulmadan amino asit değişimi yaptığını göstermektedir.

DNA'nın oluşumunda bu enzim birliği bir amaca yönelik olmayan nükleotit sentezlenmesini gerçekleştirmiştir. Nitekim DNA-polimeraz enzimi, ister yapay olsun ister doğal olsun her çeşit nükleotit dizisinin replikasyonunu (kendini çoğaltmasını) sağlamaktadır. Bu nedenle bir çoğalma işleminin oluşabilmesi için belirli bir dizilimin olmasına ve doğaüstü bir olasılığın olmasına gerek yoktur. Yapay olarak sentezlenmiş nükleotit dizileri (yani bir çeşit DNA zinciri), DNA-polimeraz enzimi ile çoğaltılmaktadır (kendi kendine). Bu nedenle bir zamanlar dünya koşullarında oluşmuş DNA zinciri (herhangi bir dizilimde olabilir) ve enzim birliği bir yaşamın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yalnız bu DNA bir gene ve kullanılan enzim de DNA-polimeraza denktir. Yani 'bir enzim bir gen' yaratılışı söz konusudur. Oluşan DNA birçok değişik dizilimde meydana gelmiştir ve her biri bir yaşam ünitesini meydana getirmiştir. Bu düzeyde bir seçme yaşam birimleri üzerinde etkin olmaya başlamıştır ve en başarılı olan kendi bileşimini gelecek döllere aktarmayı başarmıştır. Bu durumda canlılığın kökenini sihirli bir nükleotit dizilimine bağlamak sakıncalı ve yanlıştır. Yaşam, birçok dizilimin içerisinde en başarılı olanı olarak ortaya çıkmıştır. Fakat evrendeki daha değişik koşullarda başka tip dizilimlerin daha başarılı olabileceği de kaçınılmazdır. Yani canlılık belirli sınırlar içinde oluşan değişik bileşimlerdeki DNA ve enzim birliğinin ortaya çıkardığı kimyasal bir üretimin kendisidir.

Çok değişik yaşam formlarının ortaya çıktığı ilk zamana geri döndüğümüzde, tekrar aynı koşullarda bugüne dek yeni bir evrimi başlatırsak, şu anda dünyada bulunan canlıların tekrar oluşma şansı yok denecek kadar azdır. Çünkü belirli amino asitlerin dizilim şansı bir daha oluşamayacak kadar azdır. Dolayısıyla daha değişik bir evrim çizgisi 'şansa' bağlı olarak, ama doğal seçimin güçlü etkisi altında, belirli sınırlar içinde daha değişik biçimde gelişecektir. Sonuçta bizim bugün gözlediğimiz canlı çeşitlerinin aynısı hiçbir zaman meydana gelmeyecektir. Yani evrimin getirdiği çeşitlilik şansla-çevre koşullarının ortaklaşa oluşturdukları bir yapıdır. Düzgün bir tepeden akan sel gibidir, hangi yöne akarsa o yatağı derinleştirir ve her yöne akma şansı aynıdır; fakat aşağı doğru akmasını sağlayan çevre koşulunun kendisidir. Hedef çevre koşulu tarafından işaret edilir, yol şansla saptanır.

Sözün Kökeni

Yukarıda alıntılanan kesit, Prof. Dr. Ali Demirsoy'un Kalıtım ve Evrim isimli kitabının 61-63'üncü sayfalarında yer alan 2.4.4. Moleküler Yaratılışta Tesadüf Olasılığı başlığı altında yer almaktadır.

Bilgiler

Prof. Dr. Ali Demirsoy, kendine has ilginç anlatım uslubu ile bilinen bir evrimsel biyologdur. Verdiği seminer ve konferanslarda evrim ile yaratılış konularını çatıştırmaktan çekinmeyen, yeri geldiğinde evrim karşıtı görüşleri açıkça alaya alan, onlardan ödünç aldığı bilim dışı terminolojiyi esprilerle harmanlayarak bu bilim dışı görüşleri savunanları tiye almaktan hoşlanan bir kişiliğe sahiptir. Dolayısıyla kimi zaman sözleri özenle cımbızlanarak, (en azından satir ve komedi anlayışından yoksun veya art niyetli) yaratılışçılar tarafından "bir evrimcinin itirafları" tarzı bir retorikle, bağlamından kopartılarak aktarılmakta ve bu yolla Dr. Demirsoy'un iddiaları çarpıtılmaktadır.

Ali Demirsoy, sitokrom-c'nin kendiliğinden, son haliyle var oluverdiğine ("yaratıldığına") inanmamaktadır; çünkü etrafımızda bu şekilde var oluveren hiçbir unsur bulunmamaktadır ve bundan milyarlarca yıl önce bir şeylerin bu şekilde oluştuğunu düşünmemize neden olacak hiçbir bilimsel argüman bulunmamaktadır. Bu konunun detaylarını burada incelemiştik.

Ayrıca cımbızlanan paragraf bağlamında okunacak olursa, Prof. Dr. Ali Demirsoy'un söylemek istediği, yukarıdaki videomuzda izah ettiğimiz ile paraleldir. Elbette süpergüçler bir şeyleri yaratabilirdi. Elbette belli bir evren versiyonu belki de süpergüçler tarafından yaratılmıştır. Bunları bilemeyiz; bilmiyoruz. Bilimsel şüphecilik çerçevesinde bu olasılıkları hiçbir zaman görmezden gelmiyoruz. Ancak bunların hiçbiri bilimsel açıklamalar olamaz! Çünkü bilimin boş hipotez kavramı, bunları gerçek olarak açıklamamıza engel olmaktadır.

Basitçe özetleyecek olursak: Bir molekülün karmaşık yapısı karşısında şaşkınlığa düşüp, "Aha işte bunu artık açıklayamayız; demek ki bir süpergüç yaratmıştır." demek bilimsel bir yaklaşım değildir. Eğer buna yenik düşecek olursak, akla gelebilecek her unsuru bu şekilde açıklamaya meyledebiliriz; bu durumda da konuların gerçek nedenlerini asla keşfedemeyiz.

Gerçekten de, bu kolayca düşülebilecek yenilgi kabullenmesi duygusunu aşıp, bilimsel bir irdeleme yapıldığında, herhangi bir proteinin son haliyle yaratılmadığını, evrimsel süreçten geçerek var olduğunu görmekteyiz. Bu konuyla ilgili olarak buradaki ve buradaki yazılarımızı okumanızı tavsiye ederiz. Prof. Dr. Ali Demirsoy, Gürkan Hacır tarafından sunulan Şimdiki Zaman programının 12 Ocak 2019 tarihli programında bu konuya tekrardan izah etmiştir (aşağıdaki videonun 34. dakikasından itibaren izleyebilirsiniz):

Dolayısıyla, bağlamında okunduğu takdirde Prof. Dr. Ali Demirsoy'un herhangi bir itirafta bulunmadığı, bilimsel prensiplerin temellerine uygun şekilde davranarak, bilimsel şüphecilik ve sorgulama sürecinden geçerek konuyu irdelediğini ve okurlarına anlattığını söylemek mümkündür. Bu bakımdan ele alınacak olursa, sözlerinin bilim karşıtları tarafından çarpıtıldığı söylenebilir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 9
  • 12
  • 7
  • 5
  • 2
  • 3
  • 2
  • 3
  • 1
  • 2
  • 2
  • 2

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 17/09/2019 02:42:30 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/612

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bilim, gündelik düşüncelerimizi hassas bir şekilde düzenlemekten fazlası değildir.”
Albert Einstein
Geri Bildirim Gönder