Balık Hala Balık, Bakteri Hala Bakteri, Kuş Hala Kuş...

Yazdır
  • Bu yazıyı 5 dakika 36 saniyede okuyabilirsiniz.
Balık Hala Balık, Bakteri Hala Bakteri, Kuş Hala Kuş...

Evrimle ilgili en sık karşımıza çıkan argümanlardan birisi şudur: "Evrime örnek istiyoruz, balıklardan, bakterilerden, kuşlardan bahsediyorsunuz. Ama verdiğiniz örneklerde canlılar değişiyor demenize rağmen balık hala balık, bakteri hala bakteri, kuş hala kuş. Bir tip canlı, bir diğer tip canlıya dönüşmüyor. Bunun neresi evrim? Olsa olsa adaptasyon örneğidir bunlar."

Bu konuyu ele aldığımız videoyu izleyebilirsiniz:

 

Aslında bu argümana ve hatalarına, oldukça fazla izlenen bir videomuzda kısaca değinmiştik, merak edenler için buraya da koyalım: 
 

Ancak argümanın yaygınlığından ötürü, ayrıca ve detaylıca ele alıp, neden hiçbir bilimsel geçerliliği ve değeri olmadığını göstermekte fayda görüyoruz. 

Şunu belirtmekte fayda var: Argüman, baştan sona tamamen hatalı olsa da, bu hata tek katmanlı değildir, birden fazla seviyededir. O nedenle parça parça incelemek daha anlaşılır kılacaktır:

 

"Bir tip canlı, bir diğer tip canlıya dönüşmüyor." 

İlk olarak, modern biyolojide "tip" (ya da "çeşit") diye resmî bir kavram bulunmamaktadır. En azından bu argümanın savunucularının kastettiği anlamda kullanılan bir "tip" kavramı bulunmamaktadır.

Zaten bu sözcüğün böyle seçilmesinin de bir nedeni vardır. Bu argümanı savunan kişiler, "Bir tür,  bir diğer türe dönüşmüyor!" diyememektedirler. Çünkü hem laboratuvar deneyleriyle, hem de doğadaki gözlemler ile, türlerin yeni türlere evrimleştiği ispatlanmıştır. Hatta gözlerimizin önünde evrimleşen türler bile bulunmaktadır! Bunu bilen ama yine de evrime karşı olan kişi ve kurumlar, sözcük seçiminde tercih değişikliği yapmak zorunda kalmışlardır. O nedenle "tür" yerine "tip" demektedirler. 

Ama semantik detaylara takılmadan argümanı inceleyecek olursak, kişilerin iddiası özünde şudur:

Hani, balık bir ata dönüşmüyor? Bir kuş, sincaba evrimleşmiyor? Bir bakteri, kol bacak çıkarıp koşmaya başlamıyor? Her canlı, hala eski kategorisinde kalıyor. O zaman evrimleşiyor diyemeyiz.

Bu kısım da, orijinal argümanın kendisi gibi, birden fazla seviyede hatalıdır. 

İlk olarak, az sonra biraz daha detaylıca değineceğimiz gibi, evrimin tanımı bir canlının bir diğerine dönüşmesi değildir. Evrimden söz edebilmemiz için, bir kelebeğin timsaha evrimleşmesi gibi anormal ve aslen evrimsel biyoloji çerçevesinde yeri olmayan dönüşümlere gerek yoktur. Dolayısıyla argüman içinde ima edilen beklenti, bilimsel gerçekleri ve kavramları doğru bir şekilde yansıtmamaktadır. 

İkincisi ve daha önemlisi, argüman totolojik bir safsataya düşmektedir. Zira "balık yine balık" derken işaret edilen hayvan grubu olan "balık", içerisinde 33.600 civarında farklı tür bulunan taksonomik bir sınıftır. Dolayısıyla elbette bir balık, yeni bir balık türüne evrimleştiğinde, durup dururken balık olmayı bırakıp, bir diğer canlı sınıfına, mesela bir bitkiye ya da protistaya evrimleşmeyecektir.

Neden? Taksonominin ne olduğundan ve nasıl çalıştığından ötürü... Taksonomi çerçevesinde bizler zaten türleri, "yüzgeci var, suda yaşıyor" gibi aşırı yüzeysel özelliklere göre kategorize etmeyiz. Çok detaylı incelemeler, genetik analizler, karşılaştırmalı anatomiden gelen verileri kullanarak türleri kategorize ederiz. Bu türler bir araya gelerek cinsleri, cinsler bir araya gelerek aileleri, aileler bir araya gelerek takımları, takımlar bir araya gelerek sınıfları, sınıflar bir araya gelerek şubeleri, şubeler bir araya gelerek alemleri, alemler bir araya gelerek alanları, alanlar bir araya gelerek "canlılık" dediğimiz kavramı oluştururlar. Yani balıklar, koskocaman bir sınıftır ve sınıf altında kalan bütün taksonomik seviye (takım, aile, cins, tür) düzeyinde yaşanan değişimler, evrimsel olmak zorundadır. Zira evrimsel süreç, bu sınıflandırmaları mümkün kılan süreçtir. Eğer evrim olmasaydı, taksonomik gruplar da asla oluşamazdı. Evrim olmasaydı, bir tür bir diğerine evrimleşip, kendi evrimsel yolağına girip, yepyeni cinsleri var edemezdi. Yani taksonominin başarıyla çalışıyor olması, evrimin varlığının en temel kanıtlarından birisidir. 

İlginçtir; aslında taksonomi bilgisi liselerde gayet detaylı bir şekilde öğretilmektedir. Ancak eğitim sistemimiz içinde öğrendiklerimizi, bu alanda da gerçek hayata uygulayamadığımız görülmektedir. Halbuki taksonomiden anlayan biri, bu taksonomik kategoriler içinde nesiller boyunca ve popülasyon bazında yaşanan her değişimin evrimsel bir değişim olmak zorunda olduğunu bilecektir.

Argümanın totolojik safsataya düştüğünü söylüyor olma nedenimiz, her zaman bir katman üste çıkarak evrimsel değişimi görmezden gelebilecek olmamızdır: "Balık hala balık, evrim nerede?" "Canlı hala canlı, evrim nerede?", "Evren hala aynı Evren, evrim nerede?" şeklinde, daha kapsayıcı olan seviyelere çıkarak, son derece üst düzey (örneğin taksonomik şube düzeyindeki) ve kapsamlı evrimsel değişimlere bile burun kıvırabiliriz. Halbuki evrim, "tür bazında olan değişim" olarak bile tanımlanmaz! Bu da bizi ikinci noktamıza getiriyor:

 

"Canlı hala aynı canlı."

Argümanın bu kısmı, evrimin yaşanması için illa canlıların köklü bir şekilde değişmesi gerektiği varsayımına dayanmaktadır. Yani hata, makroevrimi (büyük ve kapsamlı değişimlerin) evrimin gerçek tanımı olduğunu varsaymaktadır. Halbuki makroevrim, gerçekte evrimin tanımı değil, sonucudur. Evrim, bir türün popülasyonları içindeki gen ve özellik dağılımının nesiller içindeki değişimidir. Bu değişim, moleküler ve genetik düzeyde başlar, yüzeyse fiziksel özellikler üzerinden devam eder ve köklü fiziksel değişimlere dönüşür. Yani damlaya damlaya göl olur. Birikimli evrim, türleri kökten değiştirir. Konuyla ilgili olarak bu videomuzu izleyebilirsiniz:
 

 

Eğer ki evrimin tanımı doğru bir şekilde biliniyor olsaydı, muhtemelen bu yanılgıya da asla mahal kalmamış olacaktı. Bu nedenle, Evrim Dersleri'mizin tamamının izlenmesini tavsiye ediyoruz. Özellikle bu konuyla ilgili olan ilk dersimizi de buradan izleyebilirsiniz:

 

Ancak bu temel kavramların algılanması ötesinde, evrimsel süreçte ne kadar ufak gözükürse gözüksün, bir özelliğin türe eklenmesi, o türün "aynı canlı" olarak kalmadığının garantisidir. Zira argüman sahipleri, bu ufak değişimlerin evrim olmadığını ima ederek, bir canlının hiçbir ara basamaktan geçmeksizin yepyeni varlıklara dönüşmesini beklediklerini ima etmektedirler. Bu, bilimsel olarak mümkün olmadığı gibi, evrimsel biyoloji dahilinde de hiçbir zaman öngörülmemiş olan bir değişim tipidir. Dahası, aynı hem bu ara basamakların evrim olmadığını söyleyerek, hem de evrimde ara basamakların olmadığını iddia ederek doğrudan doğruya çelişkili bir tutuma düşmektedirler. Evrim, birikimli ve kademeli olarak ilerler. En ufak değişimler, popülasyon için de nesiller boyunca birikerek, devasa değişimleri yaratırlar. 

Yani bir değişimin evrimsel değişim olması için, illâ türler arası geçiş yaşanması şart değildir. Buna rağmen, bunun gözlendiği örnekler de bol miktarda bulunmaktadır (ve yukarıda bağlantıları verilmiştir).

Dolayısıyla bu iddianın bilimsel bir geçerliliği veya değeri yoktur.

 

"Bu olsa olsa adaptasyondur." 

Bu konuya daha önceden detaylıca değinmiştik. Meraklısı için şu videomuzu buraya bırakalım:

Ancak kısa bir özet geçmek gerekirse: Adaptasyon, Doğal Seçilim yoluyla gerçekleşen evrimsel değişimlere verilen bir isimdir. Yani adaptasyon olan her değişim, evrimsel bir değişim olmak zorundadır. Ancak her evrimsel değişim, adaptasyon olmak zorunda değildir; çünkü evrimi mümkün kılan tek mekanizma Doğal Seçilim değildir (bkz: Cinsel Seçilim, Genetik Sürüklenme, Yapay Seçilim vb.). 

Bu basit tanımdan görülebileceği gibi, söz konusu argüman sadece bilimsel olarak geçersiz değildir; aynı zamanda argüman sahipleri, modern bilimin tanımlarından bihaberdirler ve/veya kastî olarak bu tanımları çarpıtmaktadırlar. 

Dolayısıyla, argüman baştan sona, tamamiyle hatalıdır. 

Evrim, bir doğa yasasıdır. Bağımsız gözlemlerle gözlenmiş, laboratuvar ortamında tekrar edilmiş ve doğrulanmıştır. Evrim Teorisi, bu doğa yasasını açıklayan bilimsel teorinin adıdır. Konuyla ilgili olarak, bu videomuz izlenebilir:


Görsel Kaynağı: AnimalHi

1 Yorum
Çağrı Mert Bakırcı
Çağrı Mert Bakırcı
Kurucu, Baş Editör
Profil
Geri Bildirim

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close