Özgür İradenin Gerçekten Var ve Evrimin Bir Ürünü Olduğuna Dair Bir Savunu...
Özgür İradenin Gerçekten Var ve Evrimin Bir Ürünü Olduğuna Dair Bir Savunu...

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Evrim Ağacı olarak, veri yetersizliği nedeniyle bilimin henüz net bir yargıya varmakta zorlandığı konularda sadece tek bir taraftan yazılar sunarak okurlarımızı yönlendirmek istemiyoruz. Bilimsel geçerliliğe sahip, güvenilir, sağlam temelli olduğu sürece Evrim Ağacı olarak savunmadığımız görüşlere de yer vermeye çalışıyoruz. Özgür iradenin gerçekten var olup olmadığı sorunu, bu konulara güzel bir örnek... Bugüne kadar özgür irademizin muhtemelen bir yanılgı olduğu ve gerçekte var olmadığını ileri süren, gözlem ve deneylere dayanan bol miktarda makale ve yazı yayınladık. Bu yazımızdaysa karşı tarafa da söz vererek gerçekten de bir özgür irademizin olduğunu düşünmemize neden olabilecek neler olduğuna bir bakış atacağız. Çünkü bilim insanlarının giderek artan bir kısmı özgür iradenin bir illüzyon ve algı yanılgısı olduğunda hemfikir olmaya başladı gibi gözüküyorsa da, özgür iradenin evrimsel bir avantaj nedeniyle gerçekten de evrimleştiği ve gerçek bir olgu olduğunu düşünen de birçok bilim insanı halen bulunuyor. Umuyoruz ki faydalı olacaktır.

İnsanların özgür iradeye sahip olmadığını söylemek moda haline geldi. Çoğu bilim insanı, özgür irade fikri ile fizik ve kimya yasalarının uzlaşabileceğini hayal bile edemezler. Beyin araştırmacıları, özgür iradeye yer bırakmayacak şekilde beynin sadece kimyasal ve elektriksel durumların doğrudan sonucu olarak ateşlenen sinir hücrelerinin toplamından başka bir şey olmadığını söylerler. Başka bilim insanları, insanların bilinçdışı ya da genetik yatkınlıklar gibi davranışlarının altında yatan nedenler hakkında farkındalıkları olmadığını; ve tüm davranışlarımızın bu şekilde belirlenmiş olabileceğinden hareketle bilinçli seçimlerin bir yanılsama olduğunu iddia ederler.

Bilim insanları genel kabulleri çürüttüklerine dair iddialarda bulunmaktan zevk alırlar (ve kariyerlerini bu şekilde ilerletirler); ve dolayısıyla özgür iradeye saldırmak ilgi çekici olur. Ancak, bazı ciddi eleştirilerin işaret ettiği gibi özgür irade karşıtı iddialar yanıltıcı olabilir ve bazen de düpedüz hatalıdır.

Özgür irade ile ilgili tartışmalar, çoğunlukla özgür iradenin tanımlanması ile ilgilidir. Özgür iradeyi reddeden çoğu uzman, özgür iradenin bilimsel olmayan tuhaf yorumuna karşı çıkarlar, örneğin özgür iradenin nedenselliği içermemesi gibi. Uzun zamandır arkadaşım ve meslektaşım olan John Bargh'ın bu konuyu bir tartışmada ifade ettiği gibi, "Özgür irade, nedensellikten muaf olmak anlamına gelir". Özgür iradenin olmadığı savunan başka bilim insanları, özgür iradeden kastedilen şeyin ruh ya da diğer doğaüstü varlıkların davranışa neden olması olduğunu belirtir ve beklendiği üzere bu açıklamaları bilimsel bulmazlar.

Bu iddialar çoğu insanın, dışsal baskıların yokluğunda ne yapacağına bilinçli olarak karar verme ve kendi davranışlarının sorumluluğunu kabul etme olan, özgür irade anlayışını etkilemez. Neredeyse hiç kimse, insanların karar verirken benlik kontrolü ve mantıksal akıl yürütmede bulunduklarını inkar etmez. Özgür irade fikrinin altında psikolojik gerçeklik vardır. Asıl tartışma bu gerçeğe özgür irade denilip denilemeyeceği ile çok az ilgilidir. Özgür iradeden ne kastedildiğine dair tartışmayı bir kenara bırakırsak, altında yatan gerçekliğin ne olduğunu anlamaya başlayabiliriz.

Özgür iradenin nedenselliği doğaüstü bir şekilde ihlal ettiğinde ısrar etmenin bir anlamı yok. Özgür irade de yalnızca bir neden çeşididir. Bir kişinin evlenmeye karar vermesini sağlayan nedensel süreçlerle, yokuş aşağı yuvarlanan topa, sıcak güneşin altında eriyen buza, çivileri çeken mıknatısa ya da düşüp yükselen hisse senetlerine neden olan süreçler aynı değildir. 

Farklı bilim dalları farklı neden çeşitlerini keşfederler. Fizik alanında Nobel ödüllü Phillip Anderson, yaklaşık 40 yıl önce bu durumu "Çok Olan Farklıdır" isimli kısa makalesinde gayet güzel açıklamıştır. Fizik belki de en temel bilim dalıdır, ancak merdivenin basamaklarında ilerlemeye devam edersek kimya, sonra biyoloji, sonra fizyoloji, sonra psikoloji ve sonra ekonomi ve sosyoloji yer alır; ve her bir basamakta yeni nedensellik çeşitleri büyük resme dahil olur.

Anderson'un açıkladığı gibi, her bilim dalının araştırma konusu daha alttaki basamaklara tam olarak indirgenemez; ama aynı zamanda bunları da ihlal edemez. Davranışlarımız fizik kanunlarını çiğneyemez, ancak yerçekimi, sürtünme ve elektromanyetik yüklerin ötesindeki güçler tarafından etkilenir. Karbon atomları ile ilgili sayısız gerçek, hayatınızın anlamını bir kenara bırakın, hayatın kendisini dahi açıklayamaz. Farklı nedenler organizasyonun farklı basamaklarında işler. Eğer İç Savaş'ın tarihini sadece kas hareketleri ve sinir hücrelerinin ateşlenmesi ile yazacak olursanız, ortaya çıkan (çok uzun ve sıkıcı) kitap savaşın ana fikrini tamamıyla kaçırır. Özgür irade, fizik yasalarını ve hatta sinirbilimkileri ihlal etmez, ama bunların ötesindeki nedenleri gerektirir.

Özgür iradenin evrimi canlılar seçim yapmaya başladıklarında başlamıştır. Bitkiler ve hayvanlar arasındaki fark, önemli bir erken adımı gösterir. Bitkiler yer değiştirmezler, dolayısıyla nereye gideceklerine karar vermelerine yardımcı olacak beyinlere ihtiyaçları yoktur. Hayvanların ise vardır. Özgür irade, eylemlilik de denilen basit kendini kontrol süreçlerinin gelişmiş şeklidir. 

Bir sincap ağaca kıyasla çok daha karmaşıktır ve ağacın yapamadığı pek çok şeyi yapabilir. Bir köpek tarafından kovalandığında ne yöne doğru koşacağına karar vermesi gerekir. Bu seçim süreci basit olabilir, ama yine de bir seçimdir. Binlerce laboratuvar çalışması sıçanların kendilerine ödül getirecek seçimler yapmayı nasıl öğrendiklerini gösterir. Bu basit eylemlilik insanların özgür irade adını verdiği çok daha karmaşık seçimlere doğru nasıl evrimleşti?

Her yerdeki canlılar iki problemle karşılaşırlar: yaşamkalım ve üreme. Tüm türler bu temel problemlerin üstesinden gelmek zorundadır aksi halde soyları tükenir. İnsan türü bu problemleri çözmek için sıra dışı bir strateji kullanır: Kültür. İletişim kurarız, karmaşık sosyal sistemler geliştiririz, ticaretle uğraşırız, kolektif bilgi biriktiririz, devasa sosyal kurumlar yaratırız (hükümetler, hastaneler, üniversiteler, şirketler). Tüm bunlar, daha rahat ve güvenli yollardan hayatta kalmamıza ve ürememize yardım eder. Eğer yaşamkalım ve üreme başarısını biyolojik terimlerle ölçecek olursanız, bu büyük sistemlerin bizim için oldukça iyi işlediğini söyleyebiliriz.

Madem kültür bu kadar başarılı, neden diğer türler de kullanmıyorlar? Kullanamazlar, çünkü kültürün gerektirdiği içsel psikolojik yeteneklerden yoksundurlar. Atalarımız, kültürün başarılı olabilmesi için gerektiği şekilde davranabilme becerisi ile evrimleşti. Özgür irade büyük olasılıkla işte bu noktada bulunacak, yani karmaşık sosyal sistemleri oluşturabilmenin ve sürdürebilmenin tam olarak gerektirdiği şekilde insanların kendi davranışlarını kontrol edebilme yeteneğinde. 

Kültürel sistemlerin işlemesi için hangi psikolojik yeteneklere ihtiyaç vardır? Kültürel bir grubun üyesi olabilmek için insanların kültürel davranış kurallarını anlayabilmesi gerekir, ki buna ahlak ilkeleri ve resmi kanunlar da dahildir. İnsanlar diğerleriyle seçimleri hakkında konuşabilmeli, grup kararlarına katılabilmeli ve kendilerine verilen rolleri taşıyabilmelidirler. Pilavdan iPhone'a kadar kültürün getirileri muazzamdır, ancak sadece insanlar işbirliği yapar ve kurallara uyarlarsa bu sistem işleyebilir.

Eğer özgürlüğün hiç bir kural olmaksızın istediğini yapabilmek olduğunu düşünüyorsanız, özgür iradenin kurallara göre davranabilmek için olduğunu duymak sizi şaşırtabilir. İstediğini yapabilme kapasitesi ormanda yaşayan her hayvanın içinde vardır. Özgür irade bundan çok daha gelişmiş bir davranış biçimidir. Yani, bir canlının yeni durumlara göre kendi davranışlarını adapte etmesi, ve istediğini elde ederken toplumun karmaşık kurallarına hala uyuyor olabilmesi gerekir.

İnsanlar, dürtülerini ve arzularını bastırarak kurallar çerçevesinde kendilerini hoşnut etmenin yolunu bulmak zorundalar. Aynı zamanda da çeşitli gelecek senaryolarını kafalarında canlandırabilmelidirler ("eğer bunu yaparsam şu olur, bundan dolayı başka bir şey yapmalıyım ki başka bir sonuç elde edeyim...."); ve şu andaki davranışlarını bu gelecek tasavvurlarına göre yönlendirebilmelidirler.

Kısacası, özgür irade insanlarda evrimleşen içsel karar verme süreçleridir. İşte bu özgür irade fikrinin arkasındaki gerçekliktir: akılcı karar verme ve benlik kontrolü süreçleri. Özgür irade ya budur, bu değilse de hiçbir şey değildir. Eğer özgür iradeyi kabul ediyorsanız, bu şekilde kabul etmeniz gerekir. Eğer özgür iradeye inanmamakta ısrarcıysanız, özgür irade için kastedilen süreçler genellikle bunlardır. Her iki şekilde de bir olgu olarak özgür irade gerçektir. İnsanların yaşamını anlayabilmek için bu olgunun nasıl işlediğini anlamak çok önemlidir.

Bahsedilen olgu özgür irade denilmeyi hak eder mi? Ben öyle olduğunu düşünüyorum. Felsefeciler insanlarda özgür iradenin olup olmadığını, sanki bu sorunun basitçe evet ya da hayır gibi bir cevabı varmış tartışırlar. Fakat gerçekten çok az psikolojik olgu tamamen dikotomiktir. Bunun yerine, çoğu psikolojik olgu bir boyut üzerindedir. Bazı davranışlar diğerlerine göre açıkça daha özgürdür. Daha özgür olan davranışlar bilinçli düşünme ve karar vermeyi, benlik kontrolünü, akılcı muhakemeyi, daha medeni kişisel çıkarlar peşinde koşmayı içerir.

Benlik kontrolü de bir çeşit özgürlük sayılır çünkü benlik kontrolü dürtülerimize göre hareket etmemekle başlar. Herhangi bir uyaran tepkiyi harekete geçirdiğinde basit beyinler buna göre davranır: Aç bir yaratık yiyecek peşinde koşar ve onu yer. İnsan beyninin daha yenilerde evrimleşmiş kısımları bu dürtülerin üstesinden gelebilmeye yarayan, örneğin aç olsak dahi diyette olduğumuz, vejetaryen olduğumuz ya da yiyeceği güvenilir bulmadığımız için yemeyi reddedebilmemize olanak sağlayan çok daha  kapsamlı mekanizmalara sahiptir. Benlik kontrolü dürtülerimiz doğrultusunda hareket etmekten ziyade akılcıl ilkelere göre hareket etme olanağı sağlar.

Davranışlarımıza yol gösteren ahlaki ilkeler gibi soyut fikirleri kullanmak bizi, fizik ya da kimya kitaplarında bulabileceğimizden çok ötesine götürür; ve dolayısıyla bizler nedenselliğin basit şeklinin ötesine geçme anlamında özgürüz. Tekrar etmek gerekirse, fizik yasalarını çiğneyemeyiz ama fiziksel nedenselliğin ötesinde yeni nedenler ekleyerek hareket edebiliriz. Hiç bir elektron Altın Kuralı (herkese iyi davranma kuralını) anlayamaz; ve aslında çok kapsamlı bir araştırma bile bu atomun Altın Kural'a uyan ya da uymayan bir insana ait olup olmadığı hakkında bir ipucu sağlayamaz. Arz ve talebin ekonomi yasaları gerçek nedenlerdir, ancak kimyasal tepkimelere indirgenemez ve bunlarla tam olarak açıklanamazlar. Özgür iradeyi de bu şekilde anlamak, seçimler yapma olarak düşünülen popüler özgür irade anlayışı ile dünyaya dair bilimsel anlayışımızı uzlaştırma olanağı sağlar.


Yazan: Roy F. Baumeister (Florida Eyalet Üniversitesi Psikoloji Bölümü Profesörü)

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Bu yazı Slate sitesinden çevrilmiştir.
  2. Harris, S. (9 Eylül 2012). Life Without Free Will
  3. Gazzaniga, M. S. (18 Mart 2012). Free Will is an Illusion, but You're Still Responsible for Your Actions. The Chronicle Review.
  4. Coyne, J. A. (18 Mart 2012). You Don't Have Free Will. The Chronicle Review. 
  5. Chivers, T. (12 Ekim 2010). Neuroscience, free will and determinism: 'I'm just a machine'. The Telegraph.
  6. Bloom, P. (18 Mart 2012). Free Will Does Not Exist. So What? The Chronicle Review. 
  7. Mele, A. R. (18 Mart 2012). The Case Against the Case Againt Free Will. The Chronicle Review. 
  8. Bargh, J. A. (23 Haziran 2009). The Will is Caused, Not "Free": Our Belied in Free Will is Mainly Self-Serving. Psychology Today. 
  9. Anderson, P. W. (1972). More is Different. Science, 177 (4047), 393-396.

Hiroşima'ya Atılan Atom Bombası Sizin Kentinize Düşseydi?

SKA: Gelecek Neslin En Büyük Radyoteleskop Projesi

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim