Neden Sürekli Mutlu Olmak İstememelisiniz?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

1990'larda, Martin Seligman adlı bir psikolog, insan mutluluğu üzerindeki çalışmayı doğrudan psikoloji araştırma ve kuramının merkezine koyan olumlu psikoloji hareketine liderlik etti. Bu hareket, sırasıyla kişinin doğal potansiyeline ulaşmanın ve kişinin hayatında anlam oluşturmanın önemini vurgulayan, 1960'larda insancıl ve varoluşsal psikoloji ile başlayan bir akımı devam ettirdi. O zamandan beri, mutluluğu artırma ve insanların daha tatmin edici yaşamlar sürmesine yardımcı olma hedefiyle binlerce çalışma ve yüzlerce kitap yayınlandı.

Peki neden mutlu değiliz? Neden insanların bildirdiği mutluluk seviyeleri 40 yıldan fazla süredir hareketsiz kaldı?

Sapkın bir şekilde, mutluluğu artırmak için gösterilen bu gibi çabalar, aslında bizler çoğu zaman memnuniyetsiz olmaya programlanmış olabileceğimiz için akıntıya karşı nafile bir yüzme çabası olabilir.

 

Hepsine Sahip Olamazsınız!

Sorunun bir bölümü, mutluluğun sadece tek şekilde olmaması.

Jennifer Hecht, mutluluk tarihi üzerinde çalışan bir düşünür. Hecht, Mutluluk Efsanesi kitabında, hepimizin farklı mutluluk türleri deneyimlediğini fakat bunların bütünleyici olması gerekmediğini ileri sürüyor. Bazı mutluluk türleri, birbiriyle çatışabilir bile. Diğer bir deyişle, bir mutluluk türüne çok fazla sahip olmak, diğerlerine yeterli miktarda sahip olma becerimizi baltalayabilir; bu yüzden, tüm mutluluk türlerine aynı anda büyük miktarlarda sahip olmak bizim için imkansızdır. Örneğin, iyi bir iş yaşamı ve iyi bir evlilik üzerine kurulu tatmin edici bir yaşam, uzun bir süre boyunca gelişen bir şeydir. Pek çok çalışma gerektirir ve sıklıkla, parti veya anlık kararla çıkılan seyahatler yapmak gibi kişisel keyiflerden kaçınmayı gerektirir. Bu aynı zamanda, zamanınızın çoğunu iyi arkadaşlar eşliğinde birbiri ardına keyifli günlerle geçiremeyeceğiniz anlamına gelir. 

Diğer taraftan, dur durak bilmeden çalışmak, hayattaki pek çok keyifli şeyi kısmanızı gerektirir. Dinlenme günleri ve arkadaşlıklar son bulabilir. Hayatın bir alanında mutluluk artarken, genelde diğerindeki azalacaktır. 

 

Güllük Gülistanlık Bir Geçmiş, Potansiyel Dolu Bir Gelecek

Bu ikilem, beyinlerimizin mutluluk deneyimini işleme şekliyle daha karmaşık hale gelir. Aşağıdaki örnekleri düşünün.

Hepimiz, bir cümleyi "... daha iyi olmaz mıydı?" ifadesiyle bitirmişizdir (örneğin, "üniversiteye gitsem...", "aşık olsam...", "çocuk sahibi olsam...", vb.). Benzer şekilde, yaşlı insanların cümleleri sıklıkla "...ne güzeldi değil mi?" diye bitirdiğini duyarız. Birisinin "Şu an ne güzel değil mi?" dediğini ne kadar seyrek duyduğunuzu düşünün.

Elbette geçmişimiz ve geleceğimiz her zaman şu andan daha iyi olmaz. Fakat durumun bu olduğunu düşünmeye devam ederiz. Bunlar, geçmiş ve gelecekteki mutluluk hakkında düşünen zihin bölgemizdeki acı gerçeklik duvarının tuğlalarıdır. Bütün dini inançlar, bunlardan inşa edilmiştir. İster atalarımızdan kalma (her şeyin harika olduğu!) Cennet Bahçesi, ister Cennet veya Valhalla'daki akıl sır ermez gelecek mutluluğunun vaadi hakkında konuşalım, sonsuz mutluluk her zaman ilâhi sopanın ucundan sarkan havuçtur. Beyinlerimizin neden bu şekilde çalıştığına dair bulgular vardır; çoğumuz, iyimser önyargı olarak adlandırılan ve geleceğimizin şimdiki zamanımızdan daha iyi olacağını düşünme eğilimi olan bir şeye sahibiz.

Bu olguyu sınıfıma göstermek için, yeni dönemin başında öğrencilerime geçmiş üç yıl boyunca sınıfımdaki tüm öğrencilerin aldığı ortalama notu söyleyeceğim. Ardından onlara almak istedikleri notu isimsiz olarak bildirmelerini söyleyeceğim. Bu örnek harika bir şekilde çalışıyor: Hiç aksamaz şekilde, eldeki kanıt göz önüne alındığında, beklenen notlar birinin makul olarak bekleyebileceğinden çok daha yüksektir.

 

Hal Böyleyken, Bizler İnanırız.

Algısal psikologlar ayrıca Polyanna İlkesi olarak adlandırılan bir şey belirlediler. Bu durum, geçmişteki hoş bilgileri hoş olmayan bilgilerden daha fazla işlediğimiz, anlattığımız ve hatırladığımız anlamına geliyor. (Burada, geçmişteki hatalar ve hayal kırıklıklarına saplanan bunalımdaki bireylerde istisna vardır.)

Yine de çoğumuz için, eski güzel günlerin çok güzel görünme sebebi, hoş şeylere odaklanmaya ve günlük tatsızlıkları unutmaya yatkın olmamızdır.

 

Öz Yanılgı, Evrimsel Bir Üstünlük Mü?

Geçmiş ve gelecek hakkındaki bu yanılgılar, kişinin kendini masum şekilde kandırmasının aslında mücadeleye devam etmesini sağlamasıyla birlikte, insan aklının uyumsal bir kısmı olabilir. Eğer geçmişimiz harikaysa ve geleceğimiz çok daha iyi olabilirse, o halde tatsız (veya en azından, olağan) şimdiki zamanın sorunlarını hallederek yoluna koyabiliriz. 

Bütün bunlar bize, mutluluğun kısa süren doğası hakkında bir şey söylüyor. Duygu araştırmacıları, keyifsel monotonluk adı verilen bir şeyi uzun süredir biliyor. Bir amaca ulaşmak için çok çalışıyoruz ve getireceği mutluluğu tahmin ediyoruz. Maalesef, kısa bir sonuçtan sonra hızlı bir şekilde temel çizgimize, olağan doğamıza geri dönüyoruz ve bizi neredeyse kesinlikle (ve nihayet) mutlu edeceğine inandığımız sıradaki şeyi kovalamaya başlıyoruz.

Öğrencilerim bunu duymaktan kesinlikle hoşlanmıyor: Nasıl olursa olsun şimdi mutlu olduklarını ima ettiğim zaman moralleri bozuluyor; bunun sebebi muhtemelen, bundan 20 yıl sonra ne kadar mutlu olacakları hakkında düşünmeleri. (Bir dahaki sefer, belki onlara gelecekte üniversitede çok mutlu olduklarını hatırlayacakları konusunda güvence vereceğim!) Bununla beraber, loto kazananlar ve formunun zirvesinde olan (her şeye sahipmiş gibi görünen) diğer bireylerle yapılan çalışmalar, gerçekten istediğimiz şeyi elde etmenin hayatlarımızı değiştireceği ve bizi daha mutlu yapacağı hayali konusunda düzenli olarak pişmiş aşa su katıyor.

Bu çalışmalar, bir milyon TL kazanmak gibi olumlu olayların ve bir kazada felç olmak gibi talihsiz olayların, bir bireyin uzun vadeli mutluluğunu önemli oranda etkilemediğini buldu. Görev süresi elde etme hayali kuran yardımcı doçentler ve ortak olma hayali kuran avukatlar sık sık kendilerini neden böylesi bir acele içinde olmuş olduklarını merak ederken buluyorlar. Nihayet bir kitabı yayınladıktan sonra, dikkatimin "Ben kitap yazan biriyim!"den "Ben sadece bir kitap yazmış olan biriyim"e ne kadar hızlı gittiğini farketmek benim için moral bozucu olmuştu. 

Fakat, en azından evrimsel bir bakış açısından, bunun böyle olması gerekiyor. Geçmişin sıcak ve belirsiz hatıraları, aradığımız hislerin elde edilebilir olduğu konusunda bize güvence verirken, şu andan memnun olmamak ve geleceğin hayalleri bizi motive halde tutuyor. Aslında, sürekli mutluluk, bir şey yapma isteğimizi tamamen baltalardı; en eski atalarımız arasında mükemmel şekilde hoşnut olanlar, nal toplamış olabilirlerdi.  

Bu durum moral bozucu değil, tam tersi olmalı. Mutluluğun var olduğunu (ve ziyareti hiçbir zaman uzatmayan hoş bir misafir olduğunu) fark etmek, geldiği zaman onun değerini daha çok bilmemize yardımcı olabilir. Dahası, hayatın tüm yönlerinde mutluluk sahibi olmanın imkansız olduğunu anlamak, size dokunan mutluluğun keyfini çıkarmanıza yardım edebilir.

Kimsenin "her şeye sahip olmadığını" fark etmek, psikologların mutluluğu engellediğini bildiği bir şeyi azaltabilir: kıskançlığı.


Yazanlar: Frank T. McAndrew ve Cornelia H. Dudley (Knox Üniversitesi Psikoloji Bölümü profesörleri)

Kaynak: Bu yazı ScienceAlert adresinden çevrilmiştir.

Beyninin %90'ı Olmadan Yaşayan Bir Adam, ''Bilinç'' Kavramımıza Meydan Okuyor!

Eddington Limiti: Karadelikler, Sanılanın Aksine Kusursuz ''Yutucular'' Değildir!

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim