Modern İnsanın Zihni ve Bedenindeki Avcı Toplayıcı Atalarımızdan İzler
Modern İnsanın Zihni ve Bedenindeki Avcı Toplayıcı Atalarımızdan İzler

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Yaşlı büyüklerimiz "Kerahet vakti uyunmaz" derler. Güneş batmadan hemen önce, kerahet vakti kestirilen bir kaç saatlik uyku sonrası yaşanılan ağır sersemlik, modern şehirli yaşam düşünüldüğünde oldukça anlamsız görünebilir. Kerahet uykusunun yaşattığı cehennem hissinin anlamlı olabileceği alternatif bir yaşam biçimi mevcut mudur? Güneş batmadan hemen önce yatılan uykudan uyandığımızda sersem şekilde, nerede ve hangi zamanda olduğumuzu bile şaşırmamız, evrimsel süreç içerisinde geliştirilmiş "Bunu bir daha yapma" uyarısı veya ceza mekanizması olabilir. Güneş batmadan yarım saat önce avcı toplayıcı atalarımızın uzun gece için su, atıştırmalık yiyecek, gece ateşi için odun toplama ve vahşi hayvanlar için güvenlik önlemi alma zamanı, uyuma zamanı değil. Nasıl ki kesikler sonucu acı çekmek, kanamayı ve dolayısıyla ölümü engelleyici uyarı mekanizması ise kerahet uykusu sonucu yaşanılan küçük çaplı travma da "Gece için hayati öneme sahip hazırlıkları yap" uyarısı olabilir.     

Tek başına bilimsel bir metot olmasa da, modern insanın geçmişine dair makul gibi görünen tahminlerin arkeoloji, paleontoloji veya genetik bilimi ile teyit edilmesi, tezlerimize nispeten bilimsel kimlik kazandıracaktır. Yapacağımız, sonuçtan sebepleri bulmak, izlerden geçmişi anlamak, bir açıdan kompleks bir makineyi tersine mühendislik ile çözümlemektir (Reverse Engineering). Analizimiz, insanın 2.000.000 senelik avcı toplayıcı atalarından kalan genetik, metabolik ve hormonal yapılanması üzerine giydirilmiş, 10.000 senelik tarım devriminin getirdiği şehir kültürüne göre yapılacaktır. 2.000.000 milyon senelik bir geçmişin 10.000 senelik yerleşik şehirli yaşam üzerinde izler bırakmaması mümkün değildir.                  

Modern insanda testosteron hormonunun hem seksi hem de şiddeti birlikte körüklemesi erkek atalarımızın kadın atalarımız için rakipleri ile mücadeleye girdiği, kadınların kendisi için mücadeleyi kazanan erkeği tercih ettiği sonucuna götürebilir. Kadınların efendi erkek yerine bıçkın erkek tercihi muhtemelen evrimsel geçmişimizden kaynaklanıyor. Bir kısım modern kadının günümüzde bile erkeğin bağlılığını sınamak için kıskandırma taktikleri ile erkek rakipler için mücadele ortamı yaratmaya çalışması tezimizi destekliyor. Ayrıca, boyalı gazetelerin 2.sayfa haberlerinde kriminal şiddet olaylarının çoğunun erkek tarafından işlenen, bir şekilde cinsellikle bağlantılı suçlar olması tezin tuzu biberi. Velhasıl kelam, testosteron modern yaşamın yapısına uygun olmadığı halde avcı toplayıcı atalarımız tarafından kucağımıza bırakılmış el bombasıdır.

Modern insanda C vitamini sentezleyen genin mevcut olması ama bu genin çalışmaması atalarımızın dışarıdan yeterli miktarda meyve alabildiğini gösterir. Dahası C vitamini sentezleyen en yakın kuzenimizin lemurlar olması avcı toplayıcı dönemden önce de meyve tükettiğimizi gösterir. Öğlen yemeklerinden sonra şekerleme yapma isteği ya da ağır yemekten sonra uyku ihtiyacının hasıl olması avcı toplayıcı atalarımızın yiyeceğe kolaylıkla ulaşamadığı fikrini doğuruyor. Nadiren avlanan geyiğin ertesi gün bozulacağı için kabile üyelerince pişirilip anında ve bolca tüketilmesi ve yemek sonrasında uyuklanması, metabolizma hızının düşürülerek, sonraki ava kadar gerekli enerjinin glikojen ve yağ olarak depolanmasını sağlıyor olabilir. Sıklıkla yaşanan açlık nedeni ile glikojen depolamaya uygun bir metabolizma avcı toplayıcı atalarımız için avantaj iken modern insanda obeziteye yol açtı. Ortalama 70 kg'lık yetişkin modern bir insan, iç organların harcadığı enerji hariç, 20 kcal'lik bir iş için, kendi kilosunu koruyarak, 100kcal'lik enerjiye sahip besin alması gerekir. İnsanın enerji dönüştürme mekanizması %20 verimlidir, bu son teknoloji güneş panelleri ile aynı değerde bir verimliliktir. Yüksek verimli katabolizma avcı toplayıcı atalarımızın sıklıkla açlık çektiği delillerinden diğeridir. 

Modern insanın homini-gırtlak besin tüketip kilo almama ütopyasının gerçeğe dönüşmesi için verimliliğin %10 civarına düşmesi gerekir. Ayrıca modern insanın besinleri buzdolabında uzun süre depolama fırsatı var iken, avcı toplayıcı atalarından miras kalan besinleri vücutta depolama metabolizması, hala avcı toplayıcı bedende yaşadığımızın delilidir.  

Eğer modern bir insan avcı toplayıcı olarak yaşamaya karar verseydi yaklaşık hangi kiloda olurdu? Kişiden kişiye değişmekle birlikte, perhiz yapan obez bireyler belli bir kiloya kadar hızlıca inerler, ama bir noktadan sonra bünye kilo vermeye direnerek plato dönemine girer. Muhtemelen bu direnç noktası, genetik mimari projemizin avcı toplayıcı hayata göre kodlandığı, aynı zamanda doğal avcı toplayıcı yaşama göre evrimleşmiş kişisel kilomuzdur. Eğer avcı toplayıcı yaşama geri dönseydiniz muhtemelen perhizde sizi zorlayan plato dönemindeki kiloya sahip olacaktınız.

Hafif ev kıyafetleriyle, ne soğuk ne de sıcak, kendimizi en rahat hissettiğimiz sıcaklık 20-25 °C aralığıdır. Bilim insanları ve mühendisler arasında bu değerin üst sınırı 25°C oda sıcaklığı olarak kabul edilir. Sonuçtan sebebe gidersek, çıplak kıyafetsiz avcı toplayıcı atalarımızın 4 mevsim sıcaklık ortalaması 20-25 °C arasında değişen coğrafi bölgelerde uzunca bir süre yaşadığını söyleyebiliriz. Arkeolojik ve genetik veriler atalarımızın Orta Afrika Rift Vadisinde uzunca bir süre yaşadıklarını destekliyor. Buzul Çağındaki bir kaç derecelik ortalama sıcaklık düşüşü de hesaba katıldığında, Orta Afrika mevsimsel sıcaklık değişiminin kendimizi rahat hissettiğimiz 20-25°C sıcaklık aralığında kaldığı görülüyor.

 

İçeriğinin okunması ve anlaşılması gerekirken, kutsal kitapların idolleştirilerek cevşen ve muska olarak boyuna asılması, soyut inanca yatkın olmayışımız, inancı somutlaştırma ihtiyacımız atalarımızın uzun dönem putperest olarak yaşadıklarını gösteren delil olabilir. Hala avcı toplayıcı olarak yaşayan Amazon ve Afrika Yerlilerinin semavi dinler yerine pagan inançlara sahip olmaları tezimizi destekliyor. Sami dinleri, putperest inançları yıkmak için kutsal kitaplar getirdi, buna karşın insanoğlu bu kitapları çok kısa süre sonra putlaştırdı. İronik fakat hayatın olağan akışına aykırı değil. 

Korku, öfke, endişe gibi duygular analitik düşüncenin merkezi korteksin faaliyetlerini kısıtlayarak sağlıklı düşünmeye engel olur. Hayatta ilerlemenin analitik becerilerin sınanmasına bağlı olduğu, her yaşta sınavlara tabi tutulduğumuz modern dönemde bu tür duyguların sağlıklı düşünmemizi etkileyerek bizleri sınavlarda başarısız kılması aleyhimize işleyen bir süreçtir. Korku, öfke, endişe gibi duyguların beynimizin analitik yönünü baskılayarak bizleri fevri davranmaya yöneltmesi, sanki ölümle burun burunaymış gibi kan ter içinde bırakması, avcı toplayıcı dönemden yadigâr bir özelliktir. Aslan, kaplan gibi yırtıcı hayvanlarla karşılaşıldığında korteks merkezli durumu analiz etme yerine, amigdala merkezli savaş ya da kaç komutunun istem dışı duygusal durum olarak belirmesi bize zaman kazandırıyordu. Atalarımız için çevresinde olup bitenleri, yaşama ve üreme konusunda olumlu, ya da yaşam ve üreme konusunda olumsuz olarak ikiye ayırarak siyah veya beyaz algılamak vahşi doğanın dinamiklerine uygundu. Kabile üyelerinin yılan tarafından zehirlenmesi veya şelale başında tüm kabile üyelerinin karnını doyuracak ceylanın avlanması gibi yaşam deneyimlerinin amigdala merkezli olumlu ya da olumsuz duygular ile çeşnilendirilerek hafızaya alınması yaşama ve soyunu devam ettirme konusunda avantaj sağlıyordu. Hâlbuki korteksin entelektüel faaliyetleri, örneğin felsefe, siyah ve beyaz algıyı değil, gri tonlu algıyı destekler. Kortekse göre iyi-kötü, güzel-çirkin, faydalı-faydasız, tehlikeli-tehlikesiz gibi net ayrımlar yoktur, bunların gri tonları vardır, ancak aslan karşısında gri tonları değerlendirerek felsefe yapmanız hayatınıza mal olabilirdi. Vahşi doğada siyah-beyaz iki tercih vardır ve bunun istem dışı duygu olarak gelişmesi zaman kazandırır ve yaşamda kalma konusunda avantaj sağlar. Korku ve umut, ödül ve ceza, canlıları motive eden temel iki dinamiktir. Sirk hayvanları ödül ve ceza uygulanarak istenilen kalıba sokulur, eğitim sistemimizde çocuklar ödül ve ceza uygulanarak adam edilir. Hatta Sami dinlerinin bu kadar başarılı olmasının arka planında cennet ve cehennem inancının yarattığı korku ve umut hislerinin sağladığı yüksek motivasyon yatar. Özetle vahşi doğada analitik düşünceyi ortadan kaldırarak hızlı ve kesin tepki vermemizi sağlayan amigdala merkezli korku hissi, modern yaşamda hedefi belli olmayan stres olarak belirdi.   

Reklam sektörünün zihnimizin rasyonel tarafına değil de duygusal tarafına hitap etmesi, atalarımızda amigdala merkezli duyguların, korteks merkezli nesnel düşüncelerden daha önemli olduğu fikrini destekliyor. Büyük anne, dede, baba, anne ve çocukların bir arada aile saadeti yaşadığı iftar sofrasında açılan meşrubatın reklamı, sizin duygusal merkeziniz amigdalaya hitap ederek satışlarını arttırmayı hedefler. Hâlbuki korteks, meşrubatın sağlığa zararlı bir içecek olduğunu söyler.       

Uzmanlarca, iletişimin %70'inin vücut dili, %20'sinin ses tonlama, %10'unun ise konuşmanın içeriği olduğu görüşü, atalarımızın çok uzun bir süre sadece vücut dilini kullanarak anlaştıkları, uzunca bir süre vücut dili üstüne sesler ekledikleri ve bu sesleri tonladıkları, nispeten daha kısa bir süre önce de ikisinin üzerine anlamlı sözleri ekleyerek konuşmaya başladıkları fikrini doğuruyor. Zaten bu süreci bebekler üzerinde de gözlemleyebiliriz. Bebekler ilk iletişimlerini ağlayarak, gülerek, somurtarak, kızararak sağlarlar, biraz büyüdüklerinde tek ses çıkarsalar bile o sesi farklı şekillerde tonlayarak anlaşmaya çalışırlar, en sonunda konuşmaya başlarlar. Bebeklerde konuşma, eğitim olmadan mümkün değildir, ama vücut dili ve tonlama eğitim olmadan da gerçekleşir, yani doğuştan gelir. Kurtların, şempanzelerin,  insan yavrusunu yetiştirdiği kayıtlı vakalarda, çocuklar vücut dilini ve ses tonlamayı kullanabiliyorlar fakat konuşamıyorlar. Vücut dili ve güçlü ses tonlama ile desteklenen içeriği boş çelişkili hamasi nutukların geniş kitlelerce teveccüh görmesi modern dönemde rasyonel olmasa da avcı toplayıcı dönemde anlamlıydı. Avcı toplayıcı atalarımız için duygular düşüncelerden daha önemli idi, duyguları en iyi gösterme yolu ise vücut dili ve ses tonlama becerisi idi. Maalesef iletişimin bu önem sıralaması modern dönemde "Vücut dili ve tonlama ile desteklenerek güçlü bir şekilde söylenen yalan, güçsüz bir şekilde dillendirilen hakikatten daha fazla prim yapar" arızasını da doğuruyor. 20.yüzyılın ortalarında Hitler gibi vücut dilini ve tonlamayı başarılı bir şekilde kullanan hatiplerin, gerçekte hala avcı toplayıcı olan geniş kitlelerin idrakine perde çekerek, Dünyanın kaderini değiştirmeleri, dahası 21.yüzyılda da algının gerçeğin yerine ikame edilmesi, insanlığın geleceğine dair umutları kırıyor.   

Evrimsel süreçte sosyal yaşam geliştiren canlılar birey olarak güçsüz olsalar bile, organize olduklarında avlanma, besin bulma ve aslan ve kaplan gibi yırtıcılardan kurtulma konusunda avantaj sağlarlar. Avcı toplayıcı sosyal grubun, karar veren bir kaç beyin yerine tek beyni olması organizasyonun başarı oranını yükseltir. Yırtıcı hayvanlar karşısında stratejik polemiklere girmek zaman kaybettirir. Vahşi doğada kararlar hızlıca alınmalıdır, aksi takdirde grubun hayatı tehlikeye girer. Grubun diğer üyelerinin karizmatik alfa erkeğe biat etmesi avcı toplayıcı yaşamda avantaj sağlarken, modern yaşamda besin bulma ve yırtıcılardan kurtulma gibi dertler olmamasına rağmen hala tek adam diktasına meyilli olmamız, demokrasinin, ortak aklın ve çoğulculuğun kök salmasında engel teşkil ediyor. Alfa erkeğe biat, avcı toplayıcı bedende yaşayan modern insanın diğer umut kırıcı özelliğidir.    

Avcı toplayıcı atalarımızdan izleri en net şekilde görebileceğimiz dönem, şehir kültürünün henüz üzerinde etkili olmadığı insanın bebeklik dönemidir. Emeklemeye başladığında bebekleri zapt etmek mümkün değildir. Kapının arkasında ne var? Sonraki kapının arkasında ne var? Televizyonun içine bu kadar insan nasıl sığdı? gibi sorularla harekete geçen bebekler küçük kaşiflerdir, tıpkı avcı toplayıcı atalarımız gibi. Yaklaşık 60.000 sene önce Orta Afrika’dan yola çıkan atalarımızın Dünyaya yayılmalarındaki tek motivasyon, yiyecek ve av peşinde sürüklenmek değildi. Karşı adada ne var? Dağın arkasında ne var? Nehrin karşısında ne var? sorularına cevap arayışı, atalarımızın Afrika’dan Asya’ya, Asya’dan Amerika’ya, Avustralya’ya ve Avrupa’ya yayılmalarını sağladı. Kâşif atalarımızdan devraldığımız zihniyet sayesinde bugün Dünyanın dışına çıkmayı başardık, Aya insan gönderdik. Dünya dışı yaşamla karşılaşma umuduyla içerisinde Türkçe "Sabah şerifleriniz hayrolsun" selamının da bulunduğu, Dünyanın bütün dillerinden selamların kaydedildiği altın plağı Voyager-1 uzay aracıyla Güneş Sistemi dışına çıkarmayı başardık. 

"Düşman göster! Dayanışma duygusunu kışkırt! Düşündürme!" Hitler'in 3-D stratejisi, modern insanın amigdala etkinliğinin aktive edilerek, zihnimizin derinliklerindeki hamasi avcı toplayıcıyı ortaya çıkarmaya yönelik alfa erkek stratejisidir. Elinde oku ve yayı ile pek tehlikeli olmayan avcı toplayıcı insan, binlerce nükleer bomba ile Dünyanın sonunu getirebilecek kapasitededir. Neyse ki yine avcı toplayıcı atalarımızdan aldığımız keşfetme, merak, hakikat arayışı, düşünme, analiz etme, öngörü gibi korteks aktiviteleri sayesinde karamsar tablonun tersine dönmemesi için hiç bir sebep yok.

Soluk mavi nokta, Voyager-1'in güneş sisteminden çıkmadan önce, 6.4 milyar kilometre ötede son bir defa kamerasını geriye doğrultarak mavi gezegenimizi çektiği fotoğraftır. Carl Sagan'ın 1994 yılında bu fotoğraftan esinlenerek attığı tirat, insanlık için ders niteliğindedir.   

Şu noktaya tekrar bakın. Orası evimiz. O biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor. Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kâşif, ahlak hocası, yoz siyasetçi, her süperstar, her "yüce önder", her aziz ve günahkâr onun üzerinde, bir günışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde.

Evrenin sonsuzluğu karşısında Dünya çok küçük bir sahne. Bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferle bir toz tanesinin bir anlık efendisi oldular. O zerrenin bir köşesinde oturanların başka bir köşesinden gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetleri düşünün, ne çok yanılgıya düştüler, birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler, birbirlerinden ne kadar çok nefret ediyorlardı.

Böbürlenmelerimiz, kendimize atfettiğimiz önem, evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki hezeyanımız, hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor. Gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnız bir toz zerresi. Bu muazzam boşluk içindeki kaybolmuşluğumuzda, bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok.

Dünya, üzerinde hayat barındırdığını bildiğimiz tek gezegen. En azından yakın gelecekte, gidebileceğimiz başka yer yok. Ziyaret edebiliriz, ama henüz yerleşemeyiz. Beğenin veya beğenmeyin, şu anda Dünya sığınabileceğimiz tek yer.

Gökbilimin mütevazılaştırıcı ve kişilik kazandıran bir deneyim olduğu söylenir. Belki de insanın kibrinin ne kadar aptalca olduğunu bundan daha iyi gösteren bir fotoğraf yoktur. Bence, birbirimize daha iyi davranma sorumluluğumuzu vurguluyor, ve bu mavi noktaya, biricik yuvamıza.

Ağrı Tedavisi ve Ghrelin

Gülümse Çöl Çimi Çekiyorum!

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim