Mantar Zehri Üzerinden Evrimi Anlamak: Mantarlar Neden Zehirlidir?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Evrim tarihi son derece ilginç özelliklerle doludur. Her türün soy hattının ve nesillerinin evrimsel süreçte başından geçenler, onlarda hangi özelliklerin evrimleşip hangilerinin evrimleşmeyeceğini belirlemiştir. Bu, öngörüsü olmayan bir süreçtir. Çevre değiştikçe, canlı popülasyonları içerisinden en uyumlu olanlar hayatta kalmış ve üremiş, en uyumsuzlar elenmiştir. Böylece her yeni nesil, bir öncekinden daha adaptif olabilmiş ve böylece tür evrimleşmiştir. Bu sürece bir bütün olarak baktığımızda, yenebilir gibi gözüken bazı şeylerin hiç de yenemez olduğunu; yenemez gibi gözüken bazı şeylerin de son derece yenebilir olduğunu görüyoruz. 

Bundan kasıt nedir? Meyveleri düşünün... Her gün yediğimiz meyveler, her ne kadar artık hepsi özel üretim olduğu için yapay seçilim ve gen müdahaleleri sayesinde genetiği değiştirilmiş olsalar da, bir canlının (spesifik olarak bir bitkinin) üreme organlarıdır. Bir köpeğin testislerini kesip yemezsiniz veya bir zürafanın vajinasından çorba yapmazsınız. Ancak bir bitkinin meyvelerini yememizde sorun görmeyiz. Bu son derece mantıklıdır da... Çünkü evrimsel süreçte meyveler, biz onları yiyelim diye var olmamıştır; ancak bitkilerin üreme stratejisi, onları yenebilir kılmıştır. Neden mi? Çünkü bitkiler hareketsiz canlılardır; ancak her canlı gibi üremek zorundadırlar. Bu durumda gerek üreme hücrelerini, gerekse de döllenmiş hücrelerini (tohumlarını) toprağa saçabilmelidirler. Kimi zaman bunu doğrudan polen ya da tohumları etrafa saçarak yaparlar. Ancak çoğu bitkide, bunun yerine, lezzetli, kokulu ve parlak, etli dokular evrimleşmiştir. Bunlar, hayvanları üzerlerine çeker ve tüketmeye zorlar. Çünkü hayvanlar da besin bulmak zorundadırlar ve bitkiler gayet güzel bir kaynaktır. Bitkilerin meyvelerini yerler; ancak meyveler aslında minik truva atlarını, yani tohumları içlerinde barındırır. Tohumlar genellikle çok dirençli yapıdadırlar ve meyveleri yiyen canlının tüm sindirim kanalı boyunca kendilerini korurlar (en azından çoğu zaman) ve dışkıyla atılırlar. Böylece, ağacın bulunduğu yerden metrelerce veya kilometrelerce ötede toprağa ulaşabilirler. Böylece bitki yayılmayı başarır. Çünkü hayvan, tohumu beraberinde taşımıştır. Bu hayvan yeri geldiğinde bir dinozor olmuştur, yeri geldiğinde insan, eşek, kuşlar veya bir başka canlı... Bu sebeple bitkiler, aslında bir canlının üreme organları olması bakımından yenmemesi gerekir gibi gözükseler de; son derece yenilebilir yapılardır.

Ancak bazı canlılarda durum tam tersidir: örneğin mantarlarda... Son derece dolgun, etli, parlak yapılı mantarlar vardır. Bunlar leziz gözükürler; ancak birçoğu ölümcül derecede zehirlidir! Peki ama neden? Evrimsel süreçte neden böyle bir yol ayrımına gidilmiştir? Çünkü mantarlar, bitkilerden ayrı bir taksonomik sınıf olsalar da, onlar gibi sabit canlılardır. Dolayısıyla yayılmaya ihtiyaç duyarlar. Ancak neden bazı mantarlar onları yiyenleri öldürürler? 

Bu sorunun cevabı, evrimsel sürecin her canlı için aynı şekilde işlemeyişindendir. Yani soru, "Neden Sadece İnsanın Beyni Bu Kadar Evrimleşmiştir?" başlıklı makalemizden de okuyabileceğiniz gibi, orada işlediğimiz soru ile aynıdır. Hiçbir maymun türünün amacı insan olmak değildir. Hiçbir mantar türünün amacı da bitkiler gibi olmak değildir. Hatta hiçbir canlının evrimsel süreçte bir hedefi olamaz; çünkü evrim öngörüsüzdür ("kör saatçi" benzetmesi buradan gelir). Her canlının evrimsel süreçte başından geçenler bambaşkadır ve dolayısıyla aynı sonuçlar birebir elde edilemez. Tabii buna zıt durumlar da görmek mümkündür: Benzer ortamların benzer seçilim baskısı altında kalan canlılar, benzer evrimsel değişimler yaşayabilirler. Örneğin balıkların su adaptasyonlarına, karalardan denizlere dönen memelilerde de benzer bir şekilde rastlarız. Bu, "yakınsak evrim" denen özel bir evrim türüdür; ancak buna mantarlarda rastlamamaktayız.

Peki mantarlarda bulunan zehrin sebebi nedir? İngiltere'nin en meşhur mantar bilimcisi (mikolog), doğa bilimci Peter Marren çok net bir cevap veriyor:

"Mantar zehri, biyokimyasal bir evrim hatasıdır."

Bu kadar basit. Ancak tabii açıklamayı bununla kısıtlı tutmuyor ve bilimsel gerçeklere de değiniyor:

"Mantarlarda mide bulunmaz. Ancak tahta veya mineraller gibi sert cisimleri tüketebilirler. Bunu, çok güçlü kimyasallardan oluşan cephanelerini kullanarak yaparlar. Bu tür bir kimyasal cephanesine doğanın başka hiçbir köşesinde rastlamayız. Bunlar sayesinde bu sert cisimleri parçalarlar ve tüketirler. Ancak garip bir gerçek var: Her mantar her canlıyı zehirlemiyor gibi gözüküyor. Bizleri zehirleyen bazı mantarları diğer hayvanlar sorunsuz bir şekilde yiyebiliyorlar."

Bu çok ilginç bir noktadır. Mantarların neyi ve kimi zehirleyeceği, sadece o mantarın biyokimyasal yapısıyla onu tüketen canlının vücudu arasındaki ilişkiyle belirlenir. Bu durum örneğin zehirli yılanlarda böyle değildir. Evet, bir yılanın zehri bir hayvanı öldürebilecekken, bir diğerini sadece geçici felç edebilir. Ancak hepsinde etkisi hemen hemen aynıdır. Çünkü yılanlar, evrimsel süreçte kendilerini avlayan avcılarla karşılıklı olarak evrimleşmişlerdir ve yine evrimsel süreçte birbiriyle (yakın veya uzak) akraba olan tüm türlerde bu zehrin etkisi kabaca aynıdır. Mantarlarda ise durum farklıdır: Hiçbir mantarın zehri, belli bir hayvanı zehirlemek için özelleşmemiştir. Bu sebeple bir mantarın zehirleyiciliği türler bazında büyük oranda rastlantısaldır. Belki bir şempanze ve bir insanı zehirleyen mantarların birbirine benzerliği, bir eşek ile insanınkinden daha fazla olacaktır; ancak yine de her zaman arada böyle bir ilişki bulunmak zorunda değildir.

Mantarlardaki zehirli unsurlar, özel olarak üretilen bir "toksin"den kaynaklanmaz. Bu durum, mantarların spesifik olarak bir canlıyı zehirlemek için özelleşmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Onların bazı türlerinin bazı diğer türleri zehirleyen kimyasalları, metabolik faalyetler sırasında üretilen "ikincil metabolitler" olarak bilinen kimyasallardır. Bunlar, bir canlının büyümesinde, gelişmesinde veya üremesinde görev almayan, metabolik tepkimeler sırasında üretilen ve yokluğunun canlıya zarar vermediği kimyasallardır. Bir canlıda ikincil metabolitlerin yokluğu zararlı olmayabilir; ancak o metabolitlerin beslenme yoluyla bir diğer canlıya aktarılması, o canlı için ölümcül olabilir. Zehirli mantarları yediğinizde olan da budur. 

Mantarlarla ilgili bu gerçek, tam da Stephen Jay Gould'un "adaptasyoncu evrim ekolü"ne karşı çıktığı noktayı desteklemektedir. Evrimsel Biyoloji'nin "Adaptasyoncular" olarak bilinen ekolü var olan her özelliğin evrimsel bir avantaj sağlıyor olmasından ötürü evrimleştiğini iddia ederler. Öyle ki, bunu belli bir sınırın ötesine götüren adaptasyoncu ekol, toprağa sahip olma arzusu, yersiz öfke krizleri ve hatta tecavüz gibi davranışların bile evrimsel bir anlamı olduğunu düşünürler. Bu ekol tamamen uyduruk bir argümanlar silsilesine sahip değildir; tam tersine savlarını oldukça güçlü bir şekilde destekleyen örnekler doğada bulunmaktadır. Ancak karşılarında, her canlı özelliğinin evrimsel bir anlamı olması gerekmediğini söyleyen "Sıçramalı Dengeciler" olarak bilinen bir ekol vardır. Bu kişiler, bazı özelliklerin anlama sahip olmadan, rastgele sebeplerle canlılarda bulunabileceğini, evrimin her zaman sadece adaptif özellikler üzerinden ilerlemek zorunda olmadığını ileri sürerler. Mantar zehri de bu ikinci grubun savlarına katkı sağlayan bir örnektir.

 

Teşekkür: Feyza Polat

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Independent
  2. Mushroom Poisoning
  3. Mushroom Appreciation

Herkes Kendi Dilinde...

Timsahlar, İnsanlar ve Arkadaşlar...

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim