Evrim Ağacı

Koronavirüs Salgını Hepimizin Hayatını Değiştirecek. İşte 34 Düşünürün Gelecekte Neler Olacağına Yönelik Tahminleri!

Koronavirüs Salgını Hepimizin Hayatını Değiştirecek. İşte 34 Düşünürün Gelecekte Neler Olacağına Yönelik Tahminleri!
Tavsiye Makale

Bu yazı, Politico isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Koronavirüs krizi, daha önceden toplumu kökten değiştiren diğer krizlere benzer, hatta belki onlardan daha köklü bir şekilde hayatımızı yeniden düzenliyor. Bu kriz nedeniyle nasıl seyahat ettiğimiz, alışveriş davranışlarımız, ülkelerde uygulanan güvenlik önlemleri ve gözlem yöntemleri ve hatta kullandığımız dil bile köklü bir şekilde değişti, değişiyor.

Belki de aylarca evde kapalı kalmamıza neden olacak olan bu yeni virüs, daha şimdiden hükümetlerle, dış dünyayla, hatta birbirimizle olan ilişkimizi yeniden düzenliyor. Uzmanların önümüzdeki aylarda veya yıllarda görmeyi bekledikleri bazı değişiklikler size alışılmadık ya da rahatsız edici gelebilir: Ülkelerin sınırları sürekli kapalı mı kalacak? Ülkemizde çok sevilen yakın temas, bir tabuya mı dönüşecek? Restoranlara ne olacak?

Ancak kriz anları, bazen beklenmedik fırsatlar da sunar: Teknolojinin daha kompleks ve esnek kullanımı, daha az kutuplaşma, doğal güzelliklerin tekrar görülmesi ve hayatın diğer basit zevkleri... Kimse tam olarak neyin ne olacağını bilmiyor, ama burada okuyacaklarınız, uzmanların toplumun (hükümet, sağlık, ekonomi, yaşam tarzlarımız ve daha fazlası açısından) yapabilecekleri en iyi tahminlerdir.

Toplumsal Değişiklikler

1. Bireysellik tehlikeli hale gelir.

Deborah Tannen, Georgetown'ta bir dil bilim profesörüdür ve en son olarak, Söyleyebileceğim Tek Kişi Sizsiniz: Kadınların Dostluk Dilinin İçinde kitabının yazarıdır.

11 Eylül saldırıları ile Amerikalılar daha önce sadece uzak topraklarda gerçekleşeceğini düşündükleri felaketin, kendi ülkelerinde de yaşanmasıyla ne kadar savunmasız olduklarını öğrendiler. 2008 mali krizi, Büyük Bunalımın ekonomik çöküşü gibi geçmiş dönemlerin felaketlerine maruz kalabileceğimizi anlamamızı sağladı ve şimdi, 1918 grip salgını hayatımızda bir hayalet gibi dolaşıyor.

Bu “masumiyet” veya kayıtsızlık, yapageldiğimiz bazı şeyleri değiştirmemizin gerekebileceği yeni bir dünyada yaşama yoludur. Artık nesnelere dokunmanın, başka insanlarla birlikte olmanın veya kapalı bir alanda havayı solumanın riskli olabileceğini biliyoruz. Bu farkındalık, her insan için farklı sürede eski haline dönecek, ancak bu yıl bu felaketi yaşayan herkes için asla tamamen yok olamayacak. El sıkışmaktan veya yüzlerimize dokunmaktan irkilmek refleksif hale gelebilir ve hepimiz elimizi yıkamadan duramayacağımız bir hale gelebiliriz.

Başkalarının yanında olmanın rahatlığı, rahatsızlığa dönüşebilir; özellikle de yakından tanımadığımız kişilerle temas halinde olmamız gerekirse. "Bunu çevrim içi yapmak için bir neden var mı?" diye sormak yerine; “Bunu yüz yüze yapmak için iyi bir neden var mı?” diye soracağız. Ne yazık ki, geniş bantlı hızlı internet bağlantısına kolay erişimi olmayanlar daha dezavantajlı konumda olacaktır. Çevrim içi iletişim hızlanacak: Fiziksel olarak daha uzak olmak belki kötü olabilir fakat bu aynı zamanda daha fazla bağlantı demek. Dünyanın farklı yerlerinden farklı insanlarla daha çok iletişime geçebileceğiz ve herkesten uzak olduğumuz için kendimizi daha da güvende hissedeceğiz.

Financial Times

2. Yeni bir vatanseverlik.

Mark Lawrence Schrad siyaset bilimi doçenti ve yakında çıkacak olan Likör Makinesinin Parçalanması: Küresel Bir Yasak Tarihi adlı kitabın yazarıdır.

Amerika uzun süredir vatanseverliği silahlı kuvvetler olarak görüyor. Ama bir virüsü vuramazsınız. Koronavirüsün ön cephesinde olanlar askere alınanlar, paralı askerler veya askere alınmış erkekler değildir; onlar doktorlarımız, hemşireler, eczacılar, öğretmenler, bakıcılar, mağaza görevlileri, hizmet çalışanları, küçük işletme sahipleri ve çalışanlarıdır. Li Wenliang ve Wuhan'ın doktorları gibi, birçoğu ilk etapta değeri anlaşılmayan görevler üstleniyor ve daha önce hiç deneyimlemedikleri kontaminasyon ve ölüm riskiyle karşı karşıyalar.

Her şey bittiğinde, belki de onların bu fedakarlıkları gerçek vatanseverlik olarak bilinecek, doktorlarımızı ve hemşirelerimizi selamlayarak, şimdi askeri gaziler için yaptığımız gibi “hizmetiniz için teşekkür ederiz” diyeceğiz. Onlara sigortalı sağlık yararları ve kurumsal indirimler sunacağız, sağlıklarını ve hayatlarını bizim için feda eden bu yeni insan sınıfı için heykeller inşa edeceğiz. Belki de sonunda, vatanseverliği, başkasının topluluğunu havaya uçurmaktan ziyade topluluğunuzun sağlığını ve yaşamını geliştirmek olarak anlamaya başlayacağız. Belki de Amerikan vatanseverliğinin ve toplum sevgisinin sivilleşmesi, tüm bu berbat karmaşanın faydalı sonuçlarından biri olacaktır.

3. Kutuplaşmada bir düşüş.

Peter T. Coleman, Columbia Üniversitesi'nde “önlenemeyen çatışma” alanında uzman bir psikoloji profesörüdür. Bir sonraki kitabı, Çıkış Yolu: Zehirli Kutuplaşmanın Üstesinden Gelmek, 2021'de yayınlanacak.

Pandemi, sistemimizi olağanüstü bir şoka uğratarak, Amerika’yı 50 yıldır düştüğü siyasi ve kültürel kutuplaşma tuzağından kurtarma potansiyeline sahiptir. Bu da ileride öğretilerimizde dayanışma ve işlevselliği aşılamamıza neden olacak. Söylediklerim idealist gelebilir, ancak bunun olabileceğini düşünmek için iki temel nedenimiz var.

Behavioral Scientist

Birincisi, insanların ortak bir dış tehditle karşılaştıklarında farklılıklarını aşmaya başladıkları “ortak düşman” senaryosudur. COVID-19 bize Cumhuriyetçilerle Demokratları ayırt etmeyecek, füzyon benzeri bir enerji ve yeniden gruplanmamıza yardımcı olacak tek bir amaç sağlayan müthiş bir düşman sunuyor. İngiltere'ye karşı 56 günlük Nazi bombalama kampanyası olan Blitz sırasında, Winston Churchill'in kabinesi, insan iyiliğinin -fedakarlığın, merhametin, maddi ve manevi cömertliğin- yükselişine şahit oldu, bu desteğe hayran kaldı ve onunla moral buldu.

İkinci neden “siyasi şok dalgası” senaryosudur. Çalışmalar, güçlü, radikal ve değişmez tutumların, bir tür büyük şok karşısında istikrarsızlaştırıldıktan sonra genellikle değişime daha yatkın hale geldiğini göstermiştir. Bu hemen gerçekleşmek zorunda değildir, ancak 1816-1992 arasında meydana gelen devletler arası 850 çatışmaya dayanan bir araştırma, yüzde 75'inden fazlasının büyük bir istikrarsızlık şokundan sonraki 10 yıl içinde sona erdiğini buldu. Toplumsal şoklar farklı şekillerde sonuçlanabilir, işleri daha iyi veya daha kötü hale getirebilir. Ancak şu anki gerginlik seviyemiz göz önüne alındığında, bu senaryo, şu anın, kültürel ve politik söylemimizde daha yapıcı kalıpları teşvik etmeye başlama zamanı olduğunu göstermektedir. Değişim zamanının kapımızda olduğu çok açıktır.

4. Gerçek uzmanlara olan inanca dönüş.

Tom Nichols, ABD Deniz Harp Okulu'nda profesör ve Uzmanlığın Ölümü'nün yazarıdır.

Amerika birkaç yıldır gayri ciddi bir ülke oldu. Bu bize barış, refah ve yüksek düzeyde tüketici teknolojisinin sağladığı negatif bir lüks. Bir zamanlar odaklandığımız şeyleri -nükleer savaş, petrol kıtlığı, yüksek işsizlik, hızla artan faiz oranları- düşünmemiz gerekmiyordu. Terörizm, ordumuzdaki gönüllüleri ana vatanın öncü koruyucu birlikleri olarak çölün uzak köşelerine gönderdiğimiz bir tür kavramsal tehdide dönüştü. Hatta bir reality show yıldızını, devletin çoğu işlevini oluşturan bürokrasi ve uzmanlığa popülist bir saldırı olarak cumhurbaşkanlığına yükselttik.

COVID-19 krizi bunu iki şekilde değiştirebilir. Birincisi, daha şimdiden insanlara uzmanlığın önemli olduğunu zorla kabul ettirdi. Pandemiden önce uzmanları küçümsemek kolaydı, ama pandemiden sonra insanlar, Anthony Fauci gibi tıp uzmanlarından bilgi almak istediler. İkincisi, Amerikalılar yeni bir ciddiyete dönebilir ya da en azından hükümetin ciddi insanlardan oluştuğu fikrine geri yönelebilir. Trump yönetiminin hem Amerikalıları sağlıklı tutmakta hem de ekonominin pandemik güdümlü patlamasını yavaşlatmaktaki başarısızlığı, halkın hükümetten duygusal tatminden başka şeyler de istemesine yetecek kadar sarsabilir.

Enterpreneur

5. Daha az bireycilik.

Eric Klinenberg sosyoloji profesörü ve New York Üniversitesi Halkla İlişkiler Enstitüsü'nün direktörüdür. Halk Sarayları: Sosyal Altyapı; Eşitsizlik, Kutuplaşma ve Sivil Yaşamın Düşüşüyle Mücadeleye Nasıl Yardımcı Olabilir adlı kitabın yazarı.

Koronavirüs pandemisi piyasa toplumu ve hiper bireycilik ile olan romantizmimizin sonunu işaret ediyor. Otoriterizme yönelebiliriz. Başkan Donald Trump'ın Kasım seçimlerini askıya almaya çalıştığını düşünün. Askerî bir baskı olasılığını düşünün. Distopik senaryo ama gerçekleşebilir. Ama ben bu sefer başka yöne gideceğimize inanıyorum. Şimdi sosyal organizasyon için piyasa tabanlı modellerin feci bir şekilde başarısız olduğunu görüyoruz, çünkü Trump ve altındakilerin çıkarcı davranışları bu krizi olması gerekenden çok daha tehlikeli hale getiriyor.

Bu sona erdiğinde, yeni politikalar geliştireceğiz, kamu mallarına -özellikle sağlık alanında- ve kamu hizmetlerine önemli yeni yatırımlar yapacağız. Toplumsal yaşamın bugünkünden daha az seviyede olacağını sanmıyorum. Aksine, kaderimizin nasıl birbirine bağlı olduğunu daha iyi görebileceğiz. Devlet okulları eleştirel düşünme ve bilim öğretemediğinden dolayı böyle feci bir pandemide dışarı çıkıp gezen komşumdan nefret ettiğim gibi, kasiyerlerine ve mutfak çalışanlarına ücretli hastalık izni vermeyen bir restorandan yediğim ucuz hamburgerin beni hastalığa karşı savunmasız bırakmasından da nefret ediyorum. Eğer hükümet büyük bir durgunluk veya depresyonda işlerini kaybedecek milyonlarca işçinin gelirini garanti etmezse ekonomi ve desteklemeye yardımcı olduğu sosyal düzen çökecektir. Hükümet öğrenci borçlarını azaltmaya veya iptal etmeye yardımcı olmazsa, genç yetişkinler hayata atılamayacaklar. Koronavirüs pandemisi büyük acı ve ızdıraba neden olacaktır. Ancak bizi, kim olduğumuzu ve neye değer verdiğimizi yeniden düşünmeye zorlayacak ve uzun vadede içimizdeki iyiyi yeniden keşfetmemize yardımcı olacaktır.

6. Dinî ibadet farklı görünecektir.

Amy Sullivan “Kamu Menfaati İçin Oy Ver” kurumunda strateji direktörüdür.

Biz bir Paskalya halkıyız ("dirilişe, umuda inanırız" anlamında -e.n.), birçok Hristiyan, umut ve yaşamın korku karşısındaki zaferini vurgulayarak söylemeye düşkündür. Peki bir Paskalya halkı, Paskalya sabahı birlikte şükredemezse, en kutsal günlerini nasıl güzel geçirebilirler? Eğer Fısıh Seder (Hamursuz Bayramı -e.n.) ziyafeti, Zoom uygulaması üzerinden yapılmak zorunda kalınırsa ve o sırada internet bağlantısı donarsa, Yahudiler nasıl esaretten kurtuluşlarını kutlayabilirler ki? Müslüman aileler, oruçlarını açmak için sevdikleriyle toplanamaz ve teravih namazı için camiye gidemezlerse, Ramazan'ı kutlayabilirler mi?

Tüm inançlar savaş, diaspora veya zulüm gibi olumsuz koşullar altında inancı canlı tutma zorluğuyla uğraşmıştır; ancak hiçbir zaman aynı dönemde bu zorlukla karşı karşıya kalmadılar. Karantina zamanında din, dinî görevlinin ayinleri yapması ve cemaatin de bu ayinlere katılması kavramlarında zorluklarla karşı karşıya kalacaktır. Ancak aynı zamanda bu durum, ayinlere uzaktan katılma konusunda yeni fırsatlar da yaratacaktır. Tefekkür ve içselbakış yöntemleri daha yaygın bir hale gelebilir. Ve belki de, kamu yararından bahsedenleri “sosyal adalet diye yırtınanlar” olarak yaftalayan kültür savaşı da insanlığın birbirine bağlı bireylerden oluştuğunu daha da iyi anladığımız şu günlerde biraz yatışır.

7. Yeni reform biçimleri.

Jonathan Rauch Atlantic'e katkıda bulunan bir yazar ve Brookings Enstitüsü'nde kıdemli bir üyedir.

Dünyadaki birçok insanın yaşadığı bir salgın olan HIV/AIDS, koronavirüsten birçok şekilde farklıydı (ve hâlâ da farklı), ancak bundan bir ders çıkarabiliriz: Salgın, değişimi tetikler. Kısmen hükümetler bizi başarısızlığa uğrattığından, eşcinseller toplumdaki yerimizi değiştiren ve günümüzde kalıcı mirasa sahip organizasyonlar, ağlar ve know-how oluşturmak için seferber oldular. Koronavirüs sonrasında da bazı benzer değişiklikler görürsem şaşırmam. İnsanlar sıkıntı içindeyken birbirine bağlanmak ve birbirini desteklemek için yeni yollar buluyorlar; sağlık sisteminde ve belki de hükümette büyük değişiklikler talep edileceğinden eminim. Yepyeni bir birbirine-bağımlılık ve toplum bilincine sahip olacaklar. Kesin etkileri tahmin edemiyorum, ama eminim onları yıllarca göreceğiz.

Harvard Business Review

Teknolojik Değişimler

1. Çevrim içi araçların önündeki engeller kalkacak.

Katherine Mangu-Ward, Reason dergisinin genel yayın yönetmenidir.

COVID-19, hayatımızı daha fazla çevrim içi hale getirmenin önündeki birçok yapay engeli ortadan kaldıracak. Elbette ki her şey sanal olamaz. Ancak hayatımızın birçok alanında gerçekten yararlı çevrim içi araçlara sahip olma çabası, genellikle aşırı ihtiyatlı bürokratlarla eski sistem taraftarlarının hâlâ güçlerini koruması nedeniyle yavaşlatıldı. Örneğin tele-tıp için faturalandırmaya izin veren Medicare, telefona dayalı tıbbi yardım olan teletıbbın Skype, Facetime ve e-posta gibi uygulamalar üzerinden yapılmasına izin vermekte çağın çok gerisinde kalmıştı. Yasa koyucular, bu kriz için olmasa bile, uzun yıllar boyunca bu konuda fazlasıyla ağırdan aldılar. İlköğretim öğrencileri için evde ve çevrim içi eğitim zorunlu olarak uygulamaya konuldu. Bu yöntem ileride belki birçok aile tarafından tamamen veya kısmi olarak tercih edilecek. Birçok üniversite öğrencisi, boş bir kampüste pahalı bir yurt odasına geri dönmek istemeyecek ve uzun süredir yenilik bekleyen yüksek öğretim sektöründe büyük değişiklikler yapmaya zorlayacaklardır. Birçok kişi bir saat işe gidip gelmek veya evde verimli çalışmak arasındaki farkın sadece bir veya iki uygulamayı indirme yeteneği ve patronlarından izin almak ve onları ikna etmek olduğunu öğrenmeye başladı. Şirketler uzaktan çalışmanın faydasını gördüklerinde de çalışanlarına bu yeni seçeneği sunmamaları hem daha zor hem de daha pahalı olacaktır. Sadece bir e-posta ile halledilebilecek iş toplantıları (aynı şekilde doktor randevuları ve okulda eğitim) bir toplantı için insanlar artık yol kat etmeyecek.

2. Daha sağlıklı bir dijital yaşam tarzı.

Sherry Turkle, MIT'te bilim ve teknoloji üzerine sosyal araştırmalar profesörü, MIT Teknoloji ve Benlik Girişimi'nin kurucu direktörü ve son olarak, Konuşmayı Geri Kazanma: Dijital Çağda Konuşma Gücü'nün yazarıdır.

Belki de cihazlarımızın başında geçirdiğimiz zamanı, onlar aracılığıyla oluşturabileceğimiz topluluk türlerini yeniden gözden geçirmek için kullanabiliriz. Koronavirüs nedeniyle uygulamaya başladığımız sosyal mesafenin ilk günlerinde bunun ilk ilham verici örnekleri gördük. Viyolonsel ustası Yo-Yo Ma, onu ayakta tutan bir şarkıyı her gün canlı bir konserle yayınlıyor. Broadway divası Laura Benanti, lisede müzikal bir gösteri hazırlayan öğrencilerin bu sene sahneye çıkamayacaklarını bildiği için onlardan gösterilerini kendisine yollamalarını istedi. Kendisi ve kampanyaya katılan Lin-Manuel Miranda bu gösterileri izleyeceklerine söz verdiler. Bazı girişimciler çeşitli karakterlerin şarkılarını dinlemek için zaman ayıracaklarını söylediler. Uzman yoga eğitmenleri internet üzerinden ücretsiz dersler vermeye başladı. Ekrandaki bu farklı hayat, sizi bazen bir video oyununda saatler geçirmenize bazen de süslü bir profil fotoğrafı hazırlamanıza fırsat sunar. Bu, insanların cömertlik ve empatilerini gösterebilecekleri yeni bir ortam oluşturuyor. İnsanlar kendilerine dönüp soruyorlar: “Farklı olarak ne sunabilirim? Geçmişte edindiğim ve şu anda kullandığım bilgi, beceri ve olanakları nasıl sunabilirim? İnsanların neye ihtiyacı var?” Eğer gelecekte en güçlü içgüdülerimizi cihazlarımıza uygularsak, bizim için bu salgının sonucu güçlü bir mirasa dönüşebilir. Hepimiz ayrı ayrı fiziken yalnız değiliz, birlikte yalnızız.

3. Sanal gerçekliğe bir nimet.

Elizabeth Bradley, Vassar College'ın başkanı ve küresel sağlık bilginidir.

Sanal gerçeklik (VR), tecrit edilmiş, karantinaya alınmış veya yalnız başına olsak bile istediğimiz deneyimleri yaşamamıza olanak sağlar. Belki bir sonraki salgında bu şekilde adapte olacağız ve güvende kalacağız. Kendini izole etmek zorunda olan insanların sosyalleşmesine ve zihinsel sağlığına yardımcı olan bir VR programı olmalı. Gözlük taktığınızı düşünün ve aniden bir sınıfta veya başka bir ortak ortamda ya da olumlu bir psikoloji kaynaşma eğitimindesiniz.

Sağlık ve Bilim Alanındaki Değişimler

1. Teletıbbın yükselişi.

Ezekiel J. Emanuel, Pennsylvania Üniversitesi'nde tıbbi etik ve sağlık politikası bölümü başkanıdır.

Bu salgının sağlık hizmetleri sunumundaki paradigmayı da değiştireceğine inanıyorum. Teletıp yıllardır az maliyetli, yüksek verimli kolay bir sistem olmasına karşın bir kenara atıldı. Hastaneler pandemi vakalarıyla dolup taştığı için insanlar artık uzaktan tedavi yöntemlerine yoğun ilgi gösteriyor. Bu değişimin size olan faydası ise, sizi ulaşım süreci ve maliyetinden, bekleme salonunda sıkıcı bir süre geçirmekten kurtarmasının yanı sıra enfekte olmaktan da koruyacak olması.

InTouch Health

2. Daha güçlü aile bakımı için bir başlangıç.

Ai-Jen Poo, Ulusal Yerel İşçi İttifakı ve Nesiller Boyunca Bakım Müdürüdür.

Koronavirüs pandemisi, milyonlarca ailenin bir can simidi olmadan bu krizden geçmek zorunda kalmasına sebep olduğu için bakım altyapımızda boşluklar açığa çıkardı. Sevdiklerimizin hasta olması ve çocuklarımızın birdenbire okuldan süresiz olarak eve gelmeleri ile ailelerimiz, sağlığımız ve mali sıkıntılar arasında zor seçimler yapmak zorunda kalıyoruz. Sonuçta, çocuk bakımı yardımı son derece maliyetlidir ve çok az çalışanın ücretli aile ve sağlık izni vardır, bu da kaçırılan işin, ödenemeyecek fatura anlamına gelmesiyle sonuçlanır.

Bu kriz, hepimizin katkıda bulunduğu, hepimizin yararlandığı, biz çalışırken çocuk ve yaşlı bakımından engelli insanlar için yardıma kadar ailemizi desteklememize yardımcı olan tek bir kamu fonu olan Evrensel Aile Bakımı için yaygın politik desteği açığa çıkarmalıdır. Giderek artan yaşlı nüfusun ve onların bakımını üstlenen on milyonlarca aile ile profesyonel bakıcının karşılanmayan ihtiyaçları, koronavirüs nedeniyle hepimizin odak noktası oldu. Onların bakımı her zaman ortak bir sorumluluğumuz olmuştur ve öyle de olacaktır. Ancak politikamız bunu hiçbir zaman tam olarak desteklemedi. Bugün bulunduğumuz nokta, ne kadar sıkıntılı olsa da, bunu değiştirmemiz için bize bir fırsat sunmaktadır.

3. Hükümet, Big Pharma olacak.

Steph Sterling, Roosevelt Enstitüsü'nde savunuculuk ve politika başkan yardımcısı ve “Kamu Yararı: İlaçların Kamulaştırılması Yoluyla Demokratikleştirilmesi” başlıklı makalenin ortak yazarıdır.

Koronavirüs, ilaç ve aşıların geliştirilmesi, araştırılması ve üretilmesi için maliyetli, verimsiz, piyasa tabanlı sistemimizin başarısızlıklarını ortaya koymuştur. COVID-19, son 20 yılda gördüğümüz birkaç koronavirüs salgınından biridir, ancak mevcut sistemimizin mantığı -özel sektör gelişimini teşvik etmeyi amaçlayan bir dizi maliyetli devlet teşviki – aşıyı 18 aydan önce bulamayacağımız bir duruma bizi sürüklemiş oldu. Özel ilaç firmaları, kârlılığı sağlanana kadar gelecekteki bir halk sağlığı acil durumu için bir aşıya veya başka bir önleme öncelik vermeyecek ve bu nedenle kitlelerin hastalıktan kırılmasını önlemek için çok geç kalınmış olacak. Aktif ilaç bileşenlerinin tedarik zincirlerinin zayıf olmasına bir de yeni ilaçların üretilmesini sınırlayan patent ihlalleri eklendiğinde, kamu sektörünün ilaç geliştirme ve üretiminde çok daha aktif ve doğrudan sorumluluk alması gerektiğine dair fikir birliği oluşmuştur. Bu daha verimli, çok daha esnek yaklaşım, temel sağlık ihtiyaçlarını karşılamak için yıllardır başarısız bir şekilde süren piyasa temelli teşviklerin yerini alacaktır.

Axios

4. Bilim yeniden hüküm sürmeye başlıyor.

Sonja Trauss, YIMBY genel müdürüdür.

Hakikat ve onun en popüler elçisi bilim, bir nesilden daha fazla bir süredir güvenilirliğini yitirmektedir. Obi-Wan Kenobi'nin Jedi Dönüşü'nde bize söylediği gibi:

Etrafımızı saran gerçeklerin çoğunun büyük ölçüde kendi bakış açımıza bağlı olduğunu göreceksiniz.

2005 yılında, Donald Trump'tan çok önce, Stephen Colbert giderek gerçeğe dönüşen siyasi söylemi tanımlamak için “doğrumsuluk” terimini icat etti. Petrol ve gaz endüstrisi, tütün endüstrisinin yürüttüğü aynı çabayı takiben, gerçeğe ve bilime karşı onlarca yıldır süren bir savaş sürdürüyor. Bütün bu çabalar hep birlikte, iktidardakilerin koronavirüs hakkındaki raporların hiç de bilimsel olmadığını, sadece siyaset yapıldığını iddia edebildikleri ve bu iddianın milyonlarca insana makul göründüğü bir duruma yol açtı. Bununla birlikte, halk, mikrop teorisi ve logaritmik (üstel) büyüme gibi bilimsel kavramları yeniden ve hızlı bir şekilde öğreniyor. Bilime karşı şüpheyle yaklaşanlar, tütün kullanımı veya iklim değişikliğinden farklı olarak, koronavirüsün etkilerini hemen görebilecektir. En azından önümüzdeki 35 yıl boyunca, halkın salgın hastalıklar ve halk sağlığı alanında çalışan uzmanlara kısmen de olsa saygı duyacağını bekleyebiliriz.

Yönetim Alanındaki Değişimler

1. Kongre sonunda sanallaşabilir.

Ethan Zuckerman, MIT'teki medya sanatları ve bilimsel uygulamalarda doçent, Sivil Medya Merkezi direktörü ve Dijital Kozmopolitler: İnternetin Bizi Neden Bağladığını, Neden Bağlamadığını ve Nasıl Yeniden Bağlayabilir? adlı kitabın yazarı.

Koronavirüs salgınının yarattığı etki sebebiyle birçok kurum sanallaşmaya gitmek zorunda kalacak. Değişimden büyük fayda sağlayacak kurumlardan biri de yasama organları (parlamentolar) olacak. Bu kriz boyunca yasama organlarının çalışmaya devam etmesi gerekli, ancak toplantıları 10 veya daha az kişiyle sınırlamak için tavsiye verildi, Meclis katında toplantı şu anda özellikle akıllıca bir seçenek değil; nitekim orada çalışanlar arasında da koronavirüs testi pozitif olanlar çıktı.

Bunun yerine, bu, meclis çalışanlarının bölgelerine geri dönmeleri ve sanal yasama sürecini kalıcı olarak başlatmaları için harika bir zaman. Bu hamle şu anda sağlık açısından gerekli olmakla kalmıyor, aynı zamanda yan faydaları da var. Milletvekilleri temsil ettikleri seçmenlere daha yakın olacak, yerel perspektifleri ve konuları daha yakından görebilecekler. Sanal bir mecliste lobi yapılması daha zordur, zaten toplantı ve kokteyller tüm ülke çapında iptal edildi. Partiye bağlılık yerine yerel bağlılıkları hatırlayan temsilcilerin partiyle paralel hareket etmesi de zorlaşabilir.

Uzun vadede, sanallaştırılmış bir Meclis, günümüzdeki Meclis'in en büyük sorunlarından olan koltuk sayısı paylaşımı ve artırımını çözmemize yardımcı olabilir. (E.N.: Bu bilgi ABD için geçerlidir: Meclis, 1920 yıllarından bu yana önemli ölçüde büyümüş değil, yani bir temsilci, yasa koyucuların zorunlu tuttuğu 30.000 yerine ortalama 770.000 seçmen için konuşuyor.) Sanal bir meclisin 21. yüzyıl teknolojilerini kullanarak işini iyi, hatta daha iyi yapabileceğini gösterirsek, belki de meclisi daha verimli bir yere taşıyabiliriz.

2. Hükümetin gücü geri dönüyor!

Margaret O’Mara Washington Üniversitesi'nde tarih profesörü ve The Code: Silicon Valley ve America Remaking of the Code'un yazarıdır.

Koronavirüse karşı verilen savaş, hükümeti çoktan halka normalden daha fazla görünür bir hale getirdi. Halk sağlığı görevlilerinden günlük brifingler aldıkça, valilerimizden rehberlik edindikçe ve ulusal liderlerimizden yardım ve umut aldıkça, “büyük hükümet”in hayatımızda ve sağlığımızda oynadığı kritik rolü görüyoruz. Koronavirüs bize yıllardır yatırım yapmadığımız ve uzmanlarını işten çıkarttığımız kamu sağlığı ve kamu altyapısına yönelik durumu da hatırlatmış oldu. Bu saatten sonra sadece “büyük hükümet” olmak yetmeyecek, aynı zamanda büyük ve bilge bir hükümet olmak gerekecek.

New Europe

3. Devlet hizmeti, prestijini yeniden kazanıyor.

Lilliana Mason, Maryland Üniversitesi, College Park'ta hükümet ve politika alanında doçent ve Uncivil Anlaşması: Politika Kimliğimize Nasıl Geldi? adlı kitabın yazarı.

Hükümetin doğası gereği kötü olduğu fikri, koronavirüs sonrasında devam etmeyecek. Bu olay, işleyen bir hükümetin sağlıklı bir toplum için çok önemli olduğunun küresel çapta kanıtıdır. Artık ilk duyuşta şüpheyle karşılanan “Ben hükümet görevlisiyim ve size yardım etmek istiyorum” cümlesi eskisi kadar korkutucu değil, hatta çoğu insan umutsuzca şu anda bunu duymak istiyor. Hükümet için çalışanların yeniden vatansever onurunu taşıyacağı günleri görebiliriz.

4. Yeni bir kent federalizmi.

Archon Fung, Harvard Üniversitesi'nin John F. Kennedy Hükümet Okulu'nda vatandaşlık ve özyönetim profesörüdür.

Amerika’nın İkinci Dünya Savaşı ile mücadele travması, daha güçlü bir Amerikan hükümeti ve ulusal dayanışma için temeller attığı gibi, koronavirüs krizi, devletlerin ve yerlilerin adalet, dayanışma ve ileri görüşlü demokratik problem çözme merkezleri haline geldiği yeni bir kent federalizminin tohumlarını ekebilir. Birçok Amerikalı, bu eşi görülmemiş zorluk karşısında ulusal liderliğin başarısızlığını anlatıyor. Arkamıza baktığımızda bazı toplumların krizi diğerlerinden daha iyi yönettiğini görebiliyoruz. Hükümet, kent ve özel sektör liderlerinin ortak iyilik için özveri ruhuyla birlikte güçlerini birleştirdiği ülkelerin daha başarılı olduğunu görebilirsiniz.

Washington Üniversitesi'ndeki viroloji laboratuvarı, en çok ihtiyaç duyulan zamanda COVID-19 testini CDC ve diğer devlet kurumlarından önce getirdi. Bazı valiler, belediye başkanları, eğitim yetkilileri ve işverenler sosyal mesafeleri zorlayarak, kampüsleri ve diğer yerleri kapatarak ve en savunmasız kişileri desteklemek için kaynakları yönlendirerek öncülük ettiler. Bazı toplulukların kentsel yapısı, evde kalan, gelirini kaybeden, çocuklarını dışarı göndermeyen, kendini karantinaya alan, istiflemekten kaçınan, birbirini destekleyen milyonlarca sıradan vatandaşın sorumluluğunu ve "fedakarlığını" arttırdı. Hatta bu fedakarlık sağlık çalışanlarını desteklemek için tıbbi malzeme toplamaya kadar ileri gitti. Koronavirüs bu yüzyılın insanlığa en manidar meydan okumasıdır. Yeni bir dayanışma duygusuyla sarmalanan eyalet ve şehirlerdeki vatandaşlar, iklim değişikliğinde ve tarihe iz bırakacak eşitsizlik çağımızı ekonomiye herkesi dahil etme şekline dönüştürmede muazzam zorluklarla yüzleşecek.

5. Yaşadığımız kurallara artık bağlı olmayabiliriz.

Astra Taylor bir yönetmen ve “Demokrasi Var Olamayabilir: Ama Gittiğinde Özleyeceğiz” adlı eserin yazarı.

Amerika’nın koronavirüse karşı aldığı önlemler basit bir gerçeği açığa çıkardı: Kesinlikle uygulanamaz ya da imkansız denilen politikaların aslında nasıl da uygulanabildiğini görmüş olduk. 2011’de “Wall Street’i İşgal Et” aktivistleri öğrencilerin sağlık ve eğitim borçlarının silinmesi için talepte bulunduğunda ana akım medya ve diğer herkes sadece gülerek geçiştirmişti. Aradan geçen yıllarda, konuyu zorlamaya devam ettik ve sürekli olarak taleplerimizin gerçekçi olmadığı söylendi. Artık bildiğimiz “kuralların” gereksiz olduğunu ve toplumu daha kırılgan ve eşitsiz hale getirdiğini biliyoruz.

Örneğin en başından beri borçlarını ödeyemeyen insanların evden çıkarılmaları engellenebilirdi. Evsizler hükümet binalarına yerleştirilip korunabilirdi, elektrik ve su faturalarını ödeyemeyen insanların elektriğini ve suyunu hemen kesmemize gerek yoktu, ücretli hastalık izni tüm işçiler için bir hak olarak sayılabilirdi, ipoteklenen mülk ve malların ödemesi geç yapıldığı için anında haciz konmasına gerek yoktu. Başkan Donald Trump, federal öğrenci kredilerine olan borçlanmayı dondurdu. New York Valisi Andrew Cuomo, New York Eyaletine ödenmesi gereken tüm tıbbi ve öğrenci borçlarını beklemeye aldı. Şimdi de Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, daha büyük bir ekonomik teşvik paketinin bir parçası olarak öğrenci kredileri üzerindeki borçları tamamen iptal etmeyi tartışıyorlar.

Kriz sırasında kuralların geçerli olmadığı açıktır, bu da neden ilk başta kural olduklarını sorgulamanızı sağlar. Bu sadece duraklatma düğmesine basmak ve acıyı geçici olarak hafifletmek için değil, aynı zamanda hikayesini duymadığımız milyonlarca insanın en başında bu kadar savunmasız kalmamasını sağlamak üzere kuralları kalıcı olarak değiştirmek için eşi görülmemiş bir fırsat.

Foreign Policy

6. Kurumlara duyulan güveni yeniden canlandırdı.

Michiko Kakutani, 2018'de çok satan Hakikatin Ölümü'nün yazarı ve New York Times'ın eski kitap eleştirmeni.

Koronavirüs salgını, umarız ki Amerika halkının, Donald Trump'ın başkanlığı sırasında sürekli saldırdığı kurum ve değerlerin aslında demokrasinin işleyişi ve ulusal bir krizle etkin bir şekilde baş edilebilmesi için çok önemli varlıklar olduğunun farkına varmasını sağlayacak. Devlet kurumlarının sağlığımızı korumak, özgürlüklerimizi korumak ve ulusal güvenliğimizi denetlemek için uzmanları (parti taraftarlarını değil) kadroya alması, kararların gerekçeli bir politika süreci yoluyla liyakat ile alınması ve kanıta dayalı bilime, tarihsel ve jeopolitik bilgilere dayandırılması gerektiğinin kabulü gerekir (Trump'ın "alternatif gerçeklerine", şahsi çıkarlarına ve Thomas Pynchon'un Gravity's Rainbow'da dediği gibi "öfke, anlık heves, halüsinasyon ve her alandaki pisliklerine" göre değil). Trump'ın “Önce Amerika” dış politikası yerine çok taraflı diplomasiye geri dönmeliyiz ve özellikle iklim değişikliği ve salgın gibi küresel sorunlarla uğraşırken müttefiklerle ve düşmanlarla iş birliğinin gerekli olduğu anlayışına geri dönmeliyiz.

En önemlisi, kamu güveninin yönetişim için çok önemli olduğunu ve bu güvenin gerçeği şeffaflıkla anlatmaya bağlı olduğunu hatırlamamız gerekir. Tarihçi John M. Barry, 1918 grip salgınının dünya çapında yaklaşık 50 milyon insanı öldüren yürek parçalayıcı hikayesini anlattığı, 2004 yılında basılan The Great Influenza (Büyük Grip Salgını) kitabında, bu felaketten çıkarılacak ana dersi şöyle özetlemiştir: “Otoriteler halkı güvenini geri kazanmalıdır ve bunu yapmanın yolu da hiçbir şeyi çarpıtmamak, halka karşı dürüst olmak, kimseyi manipüle etmemektir.”

7. Politik Ayaklanma Beklenebilir.

Cathy O’Neil algoritmik denetim şirketi ORCAA'nın kurucusu ve CEO'sudur ve Weapons of Math Destruction: Büyük Veri Eşitsizliği Nasıl Artırır ve Demokrasiyi Tehdit Eder adlı eserin yazarı.

Koronavirüs sonrasında muhtemelen yeni bir siyasi ayaklanma, bir Wall Street'i İşgal Et 2.0 olacak, ancak bu sefer çok daha büyük ve öfkeli bir ayaklanma. Salgın durumundaki endişe verici aciliyet sona erdiğinde, zengin, iyi bağlantılı ve iyi kaynaklara sahip toplulukların ne ölçüde el üstünde tutulduğunu, yoksul ve damgalanmış toplulukların ne kadar imha ve ihmal edildiğini göreceğiz. Dahası, ancak çok acil sayılan durumlarda politik bir eylem alındığını, trilyon dolarlık kurtarma projelerinin nasıl hızlıca seferber edilebileceğini de göreceğiz. Uzun süredir göz ardı edilen ve nihayet ihtiyaçlarının sadece süreğen olarak ihmal edildiği değil, aynı zamanda siyasi olarak öyle gerektiği için süreğen olarak reddedildiği mesajını alan popülasyonların bu projelere uygun görülmemesi, kökten ve şiddetli tepkilerle sonuçlanabilir.

Seçim Sürecine İlişkin Değişimler

1. Elektronik oylama yaygınlaşacak.

Joe Brotherton, elektronik oylama sağlayan bir girişim olan Democracy Live'ın başkanıdır.

COVID-19 un kurbanlarından biri de muhakkak ki kitlelerin uzunca bir süre yakın temasta olmasını gerektiren, aşırı meşakkatli oy kullanma sistemi olacaktır. Kongre'nin askeri ve denizaşırı seçmenler için elektronik oy hakkı gerektiren bir yasa çıkardığı 2010'dan bu yana kademeli olarak bu eski modelden uzaklaşıyoruz ve bazı eyaletler artık engelli seçmenler için evde oy verme olanakları sağlıyor. Seçim yetkilileri böyle bir salgının ortasında güvenli bir oy verme ortamını nasıl sağlayacaklarıyla uğraşıyorlar. Uzun vadede, oy verme işlemi için mobil cihazlarımızı kullanarak güvenli, şeffaf, uygun maliyetli, daha ileri bir teknolojinin benimsenmesi mümkündür. Kısa vadede ise bazı bölgelerde 2020 seçimleri için hibrit (oy pusulaları ve listeleri ile birlikte cep telefonundan oy verme yönteminin beraber kullanıldığı) bir model ortaya çıkıyor. Bu seçeneğin daha yaygın olması gerekli. Açık olmak gerekirse, cep telefonundan veya evde oy verme olanağı sunup kağıt oy pusulaları da üreten kanıtlanmış teknolojiler var. Bu sistem sadece teoride kalan bir fikir değil; zaten denizaşırı askerlerimiz ve engelli seçmenlerimiz tarafından yaklaşık on yıldır 1000'den fazla seçimde kullanılan bir yöntem. Bu yeni teknoloji koronavirüsten sonra normal olarak algılanmalı ve hemen uygulamaya konmalıdır.

2. Seçim Günü “Seçim Ayı” olacak.

Lee Drutman, Yeni Amerika'da kıdemli bir akademisyen ve İki Partili Kıyamet Döngüsünü Kırmak: Amerika'da Çok Partili Demokrasi Örneği adlı eserin yazarı.

Koronavirüs döneminde nasıl seçim yapabiliriz? Vatandaşların istedikleri zaman ve istedikleri yerde oy vermesini kolaylaştırarak, Seçim Günü büyük kalabalıkların ve uzun kuyrukların bir sağlık riski oluşturmasını engellememiz gerekir. Seçim Gününü etkili bir şekilde Seçim Ayına (gerekirse birkaç aya) dönüştürüp oy vermenin belli bir süreye yayılmasını ve uzaktan oy verme seçeneğinin herkese tanınmasını sağlayabiliriz. Bu geçiş, herkese eşit muamele edilmesini sağlamak ve sahtekarlığı önlemek için dikkatlice planlanmalıdır. Şu anki durumda, seçim görevlilerinin risk altında bulunduğu (ki bu görevlilerin daha yaşlı kişiler olduğu düşünülürse risk artıyor) kalabalık oy kullanma yerleri büyük bir sorun, yetkililer seçimin ne olursa olsun yapılabilmesini sağlamak üzere planlar geliştirmek için büyük bir baskı altına girecek. Bu kalıcı bir değişiklik gerektiğini gösterecektir. Vatandaşlar daha uzun bir sürede oy verme ve/veya posta yoluyla oy kullanma kolaylığını yaşadıktan sonra, bir daha eski sisteme dönmek istemeyecekler. Daha fazla kolaylık, daha yüksek seçmen katılımını sağlayacak ve potansiyel olarak Amerika'daki parti taraftarlarının rekabetini değiştirecektir.

Truthout

3. Posta ile oy kullanmak norm haline gelecektir.

Kevin R. Kosar, R Street Enstitüsü'nün araştırma ortaklıklarından sorumlu başkan yardımcısıdır.

Şimdiye kadar beş eyalet -Georgia, Kentucky, Louisiana, Maryland ve Ohio- ön seçimleri erteledi. Daha fazla eyalet bu seçimleri erteleyebilir. Ancak bu seçimler süresiz olarak ertelenemez. Partilerin sonbahar genel seçimlerinden önce kurultaylarını yapmaları ve bir başkan adayı seçmeleri gerekiyor. Bazı raporlara göre, koronavirüs Haziran'a kadar ve hatta yaz sonuna kadar Amerikalıları tehdit etmeye devam edebilir. Çoğu eyalet için bu durum, seçim politikasının bir seçim felaketi haline geleceği anlamına gelir. Zamanımız daralıyor.

Neyse ki, halk sağlığını gözeterek seçmenlerin oy kullanma haklarını kullanmaları için daha önce test edilmiş bir yol var: posta yoluyla oy vermek. Denizaşırı görev yapan askerler yıllardır posta aracılığıyla oy kullanıyorlar. Washington, Oregon ve Utah gibi bazı eyaletler zaten herkesin evde oy kullanmasına izin veriyor. Bu eyaletlerde, her seçmene bir oy pusulası gönderiliyor ve daha sonra seçmenler posta yoluyla ya da sandık başında oy kullanabiliyorlar. Seçmenler zaten posta yoluyla seçmen kartlarını ve seçim rehberlerini alıyorlar. Neden oy pusulası da alıp oy kullanamasınlar? Sandık başında oy kullanmanın ortaya çıkardığı riskler göz önüne alındığında, eyaletlerin artık geri kafalı sistemlerini modernize etmek üzere derhal harekete geçmeleri için acil bir nedeni var.

Dale Ho, Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği'nde Oy Hakları Projesi'nin direktörüdür.

COVID-19 salgını, çoğu insanın yapmak zorunda olduğu sandık başında oy kullanma yöntemine eşi görülmemiş bir tehdit oluşturuyor. Ancak kimsenin sağlığı ve oy kullanma hakkı arasında seçim yapmak zorunda kalmamasını sağlamak için atabileceğimiz birkaç belirgin adım var.

İlk olarak, her uygun seçmene bir oy pusulası ve ön ödemeli posta ile kendinden sızdırmaz bir dönüş zarfı gönderilmelidir. “Seçim Günü” damgası olan tüm oy pusulaları kabul edilmeli ve sayılmalıdır. Posta yoluyla verilen oylarda hata veya teknik sorunlar olduğunda, önce seçmenlere durumu bildirip bunları düzeltmeleri için bir fırsat vermeden bu oylar geçersiz sayılmamalıdır. Eyaletler aynı zamanda engelli seçmenler ve sınırlı İngilizce yeterliliğine veya sınırlı posta erişimine sahip olan ya da oy pusulaları postayla gönderildikten sonra kaydolan seçmenler için sandık başında oy kullanma olanağı sağlayabilirler.

Seçim yetkilileri, daha genç kişileri seçim görevlisi olarak belirlemeli, kendi seçmenlerinin sağlık ve güvenliğini sağlamak ve daha önce görülmemiş miktarda posta ile oy verme olasılığını hızlı ve doğru bir şekilde sayma kapasitesini artırmak için ekstra kaynak ayırmalıdır. Eyalet yetkilileri ayrıca seçim görevlilerinin Seçim Gününe kadar oy pusulalarını saymalarını yasaklayan kısıtlamaları ortadan kaldırmalıdır (15 eyalette bu tür kısıtlamalar bulunmaktadır). Ve medya, posta yoluyla gönderilen oy pusulası sayısının rekor düzeyde olduğu bir ortamda sonuçları tablo haline getirmenin ve kazananları açıklamanın tahmin edilenden daha uzun sürebileceğine dair kamu beklentilerini belirlemeye yardımcı olmalıdır.

Eyalet yetkilileri yukarıdakilerin tümünü yapamasa bile, mümkün olduğunca çoğunu uygulamaya almalıdır. Mevcut salgın krizi bu değişiklikleri daha da gerekli hale getiriyor.

Küresel Ekonomide Yaşanacak Değişimler

1. Kitle tüketimi ile ilgili daha fazla kısıtlama.

Sonia Shah Pandemik: Kolera'dan Ebola ve Ötesi'ne ve Bir Sonraki Büyük Göç: Hareket Halindeki Yaşamın Güzelliği ve Terörü adlı eserin yazarı.

En iyi senaryoda, pandeminin yarattığı travma, toplumu, gelecekteki salgınlara ve iklim felaketlerine karşı kendimizi savunmak için makul bir fiyatla kitlesel tüketici kültürü üzerindeki kısıtlamaları kabul etmeye zorlayacaktır. Onlarca yıldır insanoğlunun aç gözlülüğü sebebiyle endüstriyel faaliyetlerle sürekli olarak yayılıyoruz, bu nedenle yabani türleri bize daha yakın ama daha küçük habitat parçalarına sıkışmaya zorluyoruz. SARS-CoV-2 gibi hayvan mikroplarının insan vücuduna geçmesine ve salgınlara neden olmasına yol açan da buydu. Hayvan virüslerinin insanların vücuduna sıçramaları yerine hayvanların bedenlerinde kalabilmesi için endüstriyel ayak izimizi küçültmeye ve vahşi yaşam ortamlarını koruma kararı alabiliriz. Böylece doğrudan yabanıl hayatla alakalı virüsleri büyük ihtimalle daha az görebiliriz. Evrensel temel gelir ve zorunlu ücretli hastalık izni, politika tartışmalarının merkezine oturacaktır. Kitle karantinasının sona ermesi, yakın ilişkiler için baskılanan talepleri, ardından da küçük bir doğum patlamasını serbest bırakacak. Evlerinde toplumdan uzak kalmaya zorlanan genç kuşak tekrardan toplu yaşamı tercih edip kültürü buna göre şekillendireceği için çevrim içi eğitime ilişkin abartılı sözler son bulacak.

FPRI

2. Daha güçlü yerel tedarik zincirleri.

Todd N. Tucker, Roosevelt Enstitüsü'nde Yönetişim Çalışmaları direktörüdür.

2018'in eski günlerinde, Trump yönetimi, ulusal güvenlik nedenlerinden ötürü ithal çeliğe gümrük vergisi uygulaması getirdiği için uzmanlar tarafından sürekli eleştirilmişti. Trump o zamanlar: “Çeliğin yoksa ülken de yok” şeklinde bir tweet atmıştı. Ancak çoğu ekonomist için metal pazarındaki sıkıntıların gerçek sebebi Çin'di, Çin'e ek olarak diğer ABD müttefiklerine de tarife uygulamak saçmaydı, argüman şöyle devam etti: Sonuçta, Amerika, çelik endüstrisini tamamen kaybetse bile, Kuzey Amerika ve Avrupa'daki müttefiklerin tedarikine hâlâ güvenebilirdik.

2020'ye gelelim. Henüz Mart ayının başında ABD müttefikleri limanları kapatmak ve ihracatı sınırlamak da dahil olmak üzere önemli sınır kısıtlamaları düşünüyorlar. Koronavirüsün kendi başına ticaret yoluyla aktarıldığına dair bir gösterge olmamakla birlikte, büyük bir ekonomik gerilemenin üstüne jeopolitik gerginliklerin de eklenmesi Amerika’nın normal tedarik zincirlerine erişimini kısıtlıyor, çeşitli ürünleri ülke içinde yetiştirme kapasitesinin eksikliği de hükümetin tehlikelere karşı çabuk yanıt verme yeteneğini sınırlıyor. Makul insanlar, Trump’ın çelik tarifelerinin doğru zamanda doğru yanıt olup olmadığı konusunda farklı yorumlarda bulunabilir. Bununla birlikte, önümüzdeki yıllarda, hükümetin tedarik zincirlerinde yeterli sayıda -hatta müttefiklerinden gelen ticaret şoklarına karşı bile dirençli- yedek oluşturma gibi çok daha büyük bir görevi olduğu görüşüne Demokratlar, Cumhuriyetçiler, akademisyenler ve diplomatlardan daha fazla destek gelecektir. Bu, yakın geçmiştekinden bile önemli bir tutum değişimi olacaktır.

Dambisa Moyo bir iktisatçı ve yazardır.

Koronavirüs pandemisi, küreselleşmiş bir tedarik zinciri sisteminin verimliliği, maliyeti ve faydaları ile yerel tabanlı bir tedarik zincirinin sağlamlığını karşılaştırmak için şirketler üzerinde baskı yaratacaktır. Daha sağlam bir iç tedarik zincirine geçmek, giderek kırılan bir küresel tedarik sistemine bağımlılığı azaltacaktır. Ancak bu, insanların ihtiyaç duydukları malları almasını daha iyi sağlarken, bu değişim muhtemelen şirketlere ve tüketicilere yansıyan maliyetleri artıracaktır.

3. Eşitsizlik aralığı genişleyecek.

Theda Skocpol, Harvard'da hükümet ve sosyoloji profesörüdür.

Amerika'daki eşitsizlik tartışmaları genellikle en alt yüzde 99 ile en üst yüzde 1 arasındaki büyümeye odaklanıyor. Ancak ilk beşinci ile diğerleri arasında da büyüyen bir aralık vardır ve bu aralık bu krizle daha da kötüleşecektir.

Amerikalıların en zengin beşte biri, son on yıllar içerisinde gelir hiyerarşisinde altındaki kişilerden daha fazla gelir kazanmıştır. Daha çok evli, iyi eğitimli ve yüksek maaşlı profesyoneller veya yöneticiler olarak, interneti olan evlerde çocuklarına çevrim içi eğitim, ayrı yatak odası sağlayabilecek seviyedeler. Bu krizde çoğunun gelir seviyesinde bir değişme olmayacak ve ihtiyaç duydukları her şey kapılarına gelecek.

Amerikalıların diğer yüzde 80'i ise finansal olarak bu hava yastığından yoksundur. Bazı ailelerin durumu bozulmasa da birçoğu iş kaybı, ailevi sorumluluk ve sıkıntılarla mücadele edecek. Daha çok bekar ebeveynler veya evine tek gelir giren kişiler olarak, çoğunlukla evden çalışma olanakları yoktur ve daha çok hizmet veya dağıtım sektöründe, koronavirüs ile temas etme tehlikesi daha yüksek işlerde çalışırlar. Çoğu durumda, çocukları evde eğitim göremeyecektir, çünkü bu ebeveynler eğitim verme konusunda yetersiz kalacaktır veya evlerinde yüksek hızlı internete erişim yoktur.

Yaşam Tarzı Açısından Değişimler

1. Eğlenme hasreti.

Mary Frances Berry, Pennsylvania Üniversitesi'nde Amerikan sosyal düşüncesi, tarihi ve Afrika kültürü çalışmaları profesörüdür.

Halihazırda tasarım aşamasında olan bazı gelişmeler muhtemelen hızlanacaktır, örneğin bina ve ev girişlerinde veya güvenlik amacıyla ses teknolojisini kullanmak gibi. Kısa vadede, üniversiteler müfredatlarına pandemi hakkında dersler ekleyecek ve bilim insanları tahmin, tedavi ve teşhis yöntemlerini geliştirmek için araştırma projeleri tasarlayacaklar. Ancak tarih başka bir sonucu daha ortaya koymaktadır. 1918-19 İspanyol gribi ve I. Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra, birçok Amerikalı dertsiz tasasız sadece eğlenmek istemiş, bu durum arabaların ve radyonun tanıtımını kolaylaştırmıştı. Yasa değişikliği kapsamında yeni oy kullanabilen genç “flapperlar”* eğlenceden eğlenceye koşuyorlardı. Mantıkdışı yatırımlar ABD'yi ve dünyayı Büyük Buhran'a sürükleyene kadar yaklaşık 10 yıl boyunca ekonomi hızla toparlandı ve gelişti. Geçmiş davranışlar göz önüne alındığında, bu salgın sona erdiğinde de muhtemelen insanlar yine aynı rahatlama duygusu ve sosyalleşme, stres atma ve eğlence arayışında olacaklar.

*Flapper: Dağınık saçlı genç kız. Metnin orijinalinde geçen “Bobbed their hair” hem kısa saç küt kesim anlamına hem de o dönemdeki dağınık saçlı likörünü yudumlayan özgür kadın anlamına gelmektedir.

HBR

2. Daha az dışarda(n) yemek ısmarlama, daha fazla pişirme

Paul Freedman, Yale'de tarih profesörü ve en son Amerikan Mutfağı: Nasıl Bu Hale Geldi? adlı eserin yazarı.

Amerikalılar son birkaç yıldır dışarıda hazırlanan yemeklere evde yaptıkları yemeklerden daha fazla para harcıyorlar. Ama şimdi restoranların çoğu kapalı ve herkes evde izole durumda olduğu için çoğumuz bu dönemde yemek pişirmeyi öğreneceğiz ya da hatırlayacağız. Kimimiz yemek pişirmeye bayılacak (kendimden pek umutlu olmasam da) kimimiz de pes edip dışarıdan ısmarlayacak. Bu durumda en azından bir süreliğine evde yemek yiyeceğimiz kesin.

3. Parkların yeniden canlanması.

Alexandra Lange, Curbed'deki mimar eleştirmenidir.

İnsanlar genellikle parkları futbol sahaları, barbeküler veya oyun alanları gibi belirli alanları için kullanırlar. Ancak bu, parkları daha az değerli kılan bir şey değildir. Ailemle birlikte Brooklyn'de oturuyorum ve her gün bir kez yürümek için dışarı çıkıp kuzeyde Brooklyn Köprüsü Parkı'ndan güneyde Brooklyn Tepesi Yolu'na doğru bir tur atıyoruz. Bazı insanların Golden Gate Parkı'ndaki yolların kapatılmasını istediklerini duyuyorum, böylece insanlar için daha da fazla alan açılmış olacak. Britanya'da “National Trust (Ulusal Güven)” örgütü daha fazla ücretsiz bahçe ve park açmaya çalışıyor. Büyük şehirlerin çoğunun son on yılda önemli yatırımlar yaptığı kent parkları, hem kalabalığı kaldıracak hem de sosyal mesafeyi sağlayacak kadar büyüktür. İyi ki Kuzey Yarımküre'de mevsim ilkbahar.

İnsanlar, bu pandemiden kurtulduklarında, parkların sadece büyük alanların ve yoğun büyük binaların arka planı olarak değil, aynı zamanda görsel olarak birlikte olma ve rahatlama fırsatı yaratan alanlar olarak da değerini daha fazla anlamış olacaklar. Şimdilerde alışveriş merkezleri hakkında bir kitap yazıyorum ama şu anda ziyaret etmenizi kesinlikle tavsiye etmem (tüm yüzeyler virüs dolu). Genellikle bu merkezler de aynı işleve hizmet eder: gidilecek, birlikte olacak bir yer. Şu anda elimizde parklar var. Her şey bittikten sonra bir araya gelebileceğimiz herkese açık, herkesin kolayca ve tüm hava koşullarında erişebileceği daha fazla kamu yatırımı görmek isterim, artık aramızda üç adım olmasına gerek kalmasa bile.

4. "Değişim" anlayışımızda bir değişiklik.

Matthew Continetti, Amerikan Girişim Enstitüsü'nün daimi üyesidir.

“Paradigma değişimi” gazetecilikte en fazla kullanılan ifadelerden biridir. Koronavirüs pandemisi de tam bu tür değişimlerin gözlenebileceği bir olgudur. Amerikan toplumu, çoğunlukla serbest pazar ve dışavurumcu bireycilik topluluklar gibi liberal demokratik kurumlarımızın mevcut parametreleri dahilinde işleyen belirli bir değişim modeline aşinadır. Ancak koronavirüs sadece bağışıklık sistemine saldırmakla kalmaz. İç Savaş, Büyük Buhran ve II. Dünya Savaşı gibi, özgür toplumun temellerini enfekte etme potansiyeline sahiptir. Eyalet ve yerel yönetim, bu çok boyutlu krizi ele almak için çeşitli ve bazen de birbirine tamamen zıt hızlarda ilerlemektedir. Küresel ekonomi, buhrana dönüşebilecek bir gerilemenin başlangıç aşamasına çoktan girdi. Zaten, Amerika'nın büyük kısmı tamamen kapandı. Amerikalılar bol para harcayan bir toplum olmaktan bir çırpıda çıktılar, hükümet de ancak savaş zamanında görülebilecek adımlar atıyor. Olabilecekler hakkındaki düşüncelerimiz zaten değişti. Koronavirüsün hem bireysel sağlık hem de halk sağlığı kapasitesi için yarattığı tehlike devam ederse, “değişim” anlayışımızı gözden geçirmek zorunda kalacağız. Paradigma değişecektir.

Bloomberg

5. Artık alışkanlığın zorbalığı yok.

Virginia Heffernan Magic and Loss: The As as the Internet'in yazarıdır.

İnsanlar genellikle günlük alışkanlıklarından pek sapmayı tercih etmezler. Ancak son zamanlarda “en etkili” ve “en verimli” şekilde yaşamak ve hayatımızı buna göre optimize etme çabaları ve reklamları, en sıkıcı yaşamları kahramanca bir şeymiş gibi göstermeye çalışan bir ev endüstrisi yarattı. Jordan Peterson (Kanadalı klinik psikolog, yazar ve Toronto Üniversitesi'nde psikoloji profesörü -e.n.) yıllardır erkek hastalarına sabah kalktıklarında ilk iş olarak yataklarını yapmalarını söylüyor. Haftada Dört Saat Çalışma, Alışkanlığın Gücü ve Atomik Alışkanlıklar gibi kitaplar, okurlarını çok çalışıyor ve az yiyor durumda tutabilmek için belli davranışları otomatik olarak yapmaya yönlendiriyor.

Ancak COVID-19, Peterson'ın (veya başka bir alışkanlığı dayatmaya çalışan katı disiplincinin) zamanımızın lideri olmadığını düşündürüyor. Albert Camus de Veba'da salgının kurgusal bir Cezayir kasabasını tek bir şeyle yok ettiğini söylüyordu: tekdüzelik. Camus insanı ezip yok edecek kadar sıkıcı olan liman kasabasını şöyle anlatıyor: “Gerçek şu ki, insanın canı sıkılır ve alışkanlıklar edinmeye özen gösterir. (E.N.: Veba'nın Can Yayınları baskısından, Çev.: Nedret Tanyolaç Öztokat)” Alışkanlıklarına bağımlı olan kasaba halkı hayal gücünden yoksundur. Ölümün onları takip ettiğini anlamaları çok uzun sürer ve tramvaya binmeyi, çalışmayı, bovling oynamayı ve sinemaya gitmeyi bıraktıklarında artık çok geçtir.

Belki de Camus'nün zamanında olduğu gibi, hem bu hastalığın hem de otokrasinin verdiği korkuyla günlük takvimimize değil de sağduyumuza, hayal gücümüze ve tuhaflıklarımıza kulak verebiliriz. Günlük hayatımızı daha coşkulu ve cesur bir yaklaşımla sürdürmek şimdi daha da fazla önemlidir, böylelikle Trump gibi zorbalara, saçma sözlerle muhafazakarlığa ve çevresel ve fizyolojik olarak yıkıcı davranışlara (araba kullanmak, et yemek, elektrikli cihazları kullanmak gibi bazılarını çok sevsek de) kapılmayız. Bu mevcut salgın dönemi, bize dünyada kısa bir zamanımız olduğunu, kıyamete bir kaldığını, birlikte huzur içinde ve anlamlı bir hayat sürmenin yatak yapmaktan ve kurnaz yatırımlardan çok uzak olduğunu fark ettiren çok gerçekçi bir dünya görüşü sağlayacaktır. Alışkanlıklar Olmadan Yaşamanın Gücü!

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 8
  • Tebrikler! 19
  • Bilim Budur! 3
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 7
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 3
  • Umut Verici! 5
  • Merak Uyandırıcı! 4
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 3
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 01/06/2020 03:21:32 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8475

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Güncel
Deri
Balıklar
Lgbt
İlaç
Mit
Maymun
Ay Ve Dünya
Ara Geçiş Türleri
Böcekler
Ölüm
Oyun Teorisi
Yaşlılık
Farmakoloji
Genel Görelilik
Bilim Tarihi
Sağlık Personeli
Jinekoloji
Balıkçılık
Yapay Seçilim
Sağlık Bilimleri
Etimoloji
Önlem
Doğa Yasaları
Kozmik Mikrodalga Arkaplan Işıması (Cmb)
Zehirli Mantar
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Eğer ki uzaylılar Dünya'ya gelseydi, onlara halen enerji kaynağı olarak yerin derinliklerinden fosil yakıt çıkardığımızı söylemeye utanırdım.”
Neil deGrasse Tyson
Geri Bildirim Gönder