''Kopernik, Güneş'in Merkezde Olduğunu Keşfetmedi...''

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Son dönemlerde böyle başlayan cümleler kurmak moda oldu. Devamında da, “Bu keşifleri ondan çok öncesinde X kişisi" veya "Y toplumu keşfetmişti, o kişi gelip fikri bunlardan aldı.” diye devam edilir. Eğer “bilimsel düşünce” ve bilimin işleyişi hakkında bilginiz yoksa, böyle düşünebilir, ikna edebilir veya ikna olabilirsiniz. Neyse, biz Copernicus (Kopernik) üzerinden anlatalım derdimizi:

Kendisinden çok önce Aristarchus ve ondan birkaç yüzyıl sonra Biruni (ve aradaki birçok kişi) Copernicus’a atfedilen güneş merkezli “dünya” (sistem) modelini dile getirmiştir, bu bilinen bir gerçek.

Fakat Copernicus’u onlardan ayıran, onun gözlemlerini, savını destekleyecek biçimde bir yayın haline getirmesidir. Güneş merkezli evren modeline ulaşmak için yaptığı gözlemleri, “başkalarının da tekrarlayabileceği” biçimde toplamış, delillerini ortaya koymuştur. Tıpkı, mikrobun (tek hücreli canlıların) varlığını eski Yunan düşünürlerinin ve "bizimkilerden" Akşemseddin’in dile getirmesi gibi... Benzer şekilde canlıların sabit olmadığı fikrini Antik Yunan'da Empedokles'in ya da "bizimkilerden" el-Cehiz'in, Biruni'nin, el-Tusi'nin, el-Dinavari'nin, İbn Miskeveyh'in, İbni Haldun'un, el-Haytam'ın, el-Kazini'nin bahsetmiş olması, üzerinde kafa yorması gibi. Fakat, mikrobun varlığını ve nasıl bir şey olduğunu, nasıl çalıştığını şüpheye yer bırakmayacak biçimde açıklayan Pasteur’dur. Canlıların neden değiştiğini, nasıl değiştiğini, evrim sürecini, mekanizmalarını ve bariz sonuçlarını ortaya koyan Darwin'dir. O halde, mikrobun veya evrimin kaşifine ilk çağ Yunan bilginleri veya İslam bilginleri diyemeyiz. Çünkü bunlar, mikroorganizmaların varlığını kanıtlayabilecek tek bir çalışma veya tekrarlanabilir kontrollü deneyler yapmamış, sadece olabilirliğinden söz etmişlerdir. Benzer şekilde evrimin kaşifi, Darwin'den birkaç (on) sene önce de bu fikirler üzerinde duran Lamarck, Chambers, Erasmus Darwin (bizim Darwin'in dedesi) ve benzerleri de değildir. Bu saydığımız isimler, evrimin olabilirliğinden söz etmiş, ancak nasıl, neden, ne yöntemlerle olduğundan bahsetmemiş, ortaya somut ve tekrarlanabilir veriler koyamamış, sadece bir olasılık noktasında bırakmışlardır.

Bir olguyu dile getirmek, ispatlamaktan farklıdır. Bu bir öngörüdür. Öngörüler de elbette kıymetlidir. Antik Yunan filozoflarının modern bilimde gördüğümüz neredeyse her şeyi önceden öngörmeleri muazzam bir başarıdır. Ancak bunların hepsi birer öngörü, birer ihtimaldir. Bu öngörüleri doğrulayan ise somut bilimsel çalışmalardır. Bir öngörünün kabul edilmesi için onu “delilleri” ile birlikte açıklamanız gerekir. Herkesi ikna edebileceğiniz “elle tutulur” argümanlar ortaya koyabilmelisiniz. Bugün birisi çıkıp ısrarlı bir biçimde “eğer kütleçekimi kontrol altına alabilirsek” ışıktan hızlı yolculuk yapabiliriz diyebilir. Paralel evrenlerden, çoklu evrenlerden bahsedebilirsiniz. İnsan evriminin henüz bilmediğimiz bir diğer boyutta devam ettiğini söyleyebilir, şu anda burada dizileyemeyeceğimiz kadar bol sayıda argüman geliştirebilirsiniz. Bu tür fikirlerin büyük bir kısmı, saygın bilim insanlarınca bile ileri sürülmektedir.

Ancak bu öngörüleri kim yaparsa yapsın, o öngörüyü net bir şekilde test ederek ortaya koyan kişinin adı tarihe geçecek, kaşif o olacaktır. Çünkü bilim somut verilerle işler, öngörüler bu işin bir parçasıdır; ancak nihai sonucu asla olmamıştır ve asla da olmayacaktır. Tabii öngörünün ne kadar detaylandırıldığı da önemlidir. Örneğin Higgs Bozonu örneğinde, elinde somut bir ispat olmamasına rağmen Peter Higgs, eldeki verileri en iyi açıklayan açıklamanın bu bozon olacağını ileri sürmüştür. Bu iddiadan on yıllar sonra, öngörü doğrulanmış ve Higgs'in adı tarihe geçmiştir. Çünkü Higgs, teorik bir biçimde bunun bu şekilde olması gerektiğini göstermiştir. Tıpkı Einstein'ın öngörülerinin teorik olarak gösterilmesi ama pratik olarak ispatının yıllar sonra yapılması (hatta bazı durumlarda halen yapılamaması) gibi. Yani teorik çalışmalarla, gözlemsel öngörüler birbirine karıştırılmamalıdır. Bir teorik çalışma elbette somut veriler sunabilir; ancak bir gözlemsel öngörünün sahibi, o öngörünün doğru çıkması durumunda muhtemelen "kaşif" ya da "mucit" olarak anılmayacaktır.

O halde; Güneş merkezli (yani dünyanın evrenin merkezi olmadığı) evren gerçeğini ilk keşfeden kişi Copernicus’tur. Bu olguyu elle tutulabilir, üzerine düşünülebilir ve bir şekilde kanıtlanabilir biçimde ortaya koyan ilk kişidir. Hal böyleyken, zamanında o bunu demişti, öteki şöyle yapmıştı demenin anlamı yok. Copernicus, öncüllerinden çok daha büyük bir “dahi”dir.

Geliştiren: ÇMB

Kaynak: Kozmik Anafor

Köpeklerin En Yakın Kurt Atalarının Soyu Tükendi!

Mars Yüzeyinde Su Yatakları Fotoğraflanmış Olabilir!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim