Geçtiğimiz 10 yılda Amerika Birleşik Devletleri, yenilenebilir enerji üretimi konusunda dikkate değer bir gelişme kaydetti.[3] Paris İklim Anlaşması'nın imzalandığı 2015 senesinde ülke, rüzgâr ve güneşten elektriğinin %5,7 kadarını üretmişti. 2021'de bu oran %13 idi. 2022 Mart'ında %18 iken, Nisan 2022'de bu oran %20'lere ulaşmıştır.[2] Bu oransal tırmanış, Teksas'tan Dakota'ya kadar çok sayıda yel değirmeninin yükselmesinin, Great Plains (Büyük Düzlükler) ve Midwestern eyaletlerinde ortaya çıkan bir "rüzgâr enerjisi patlaması" sayesinde mümkün olmuştur.
Bu bariz yükseliş, Birleşik Devletler'e mahsus bir durum değildir; bilakis, tüm dünyada benzer ivmelenmeler görülmektedir. Küresel bağlamda, rüzgâr ve güneş, 2005'ten beri her yıl en hızlı gelişen elektrik üretim türleri olmuştur. Bu yenilenebilir sistemlerde üretilen küresel güç, 2015 ile 2021 yılları arasında iki katından fazla artış göstermiş, 2021'de dünya genelinde elektriğin %10,3'ünü karşılarken, 2020'de bu oran %9,3'e tekabül etmektedir. Tümüyle ele alındığında, bu sistemler kömür, gaz ve hidrojenden sonra 4. en büyük küresel elektrik kaynağıdır.