Karşılıklı Evrim: İncir ve İncir Arıları

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

İncirleri hepimiz biliriz, bir meyve olarak da görevini çok iyi bir şekilde yerine getirir kendisi bir çok yönden. İncirler aslen tropik bitkilere girerler ve yaklaşık 850 tür ile temsil edilirler dünyamızda. Moraceae familyasında Ficus cinsi olarak yer almışlardır sistematik düzeyde. Biz tabi insanoğlu olarak tarımda kendimizi geliştirirken çoğu zaman farkında olmadan biyolojiden sıklıkla da faydalanıyoruz, bu sayede de kendi kendini dölleyebilen kültüre edilmiş yenilebilir incirler söz konusudur ama doğada incirler insan eli değmeden önce çoğu zaman bir değil, birden çok tozlaştırıcı rolde canlının devreye girdiği karmaşık ve zorunlu bir mutualistik ilişki içindedirler.

Bu ortak yaşam formunda da karşımıza incir arıları çıkar. Tanıştırayım, bu sempatik arılar, diğer arılarla beraber Hymenoptera takımında yer alırlar. Bir sürü arı familyası söz konusudur. Bizim en çok bildikleriniz genelde bal arılarıdır, onların da arasında değişik ve ilginç türler vardır. Bir örneği için buraya tıklayabilirsiniz.

İncir arıları da hepsi birden bu takım içinde Agaonidae familyası altında birleşmişlerdir ve 20 adet cinse ayrılmışlardır evrimsel süreçte. Olayın gidişatına geçmeden önce bereketli incir ağacımıza geri dönüş yapmam gerekiyor. Bu ağaçlar genellikle yılda iki defa olmak üzere 500 -1.000.000 meyveden oluşan ürün verebilir. Çiçeklerine sikonyum denilen bu ağaçlar tohum oluşturmak için en az bir arı türünün tozlaştırmasına ihtiyaç duyarlar. 

Dişi arı incirin çiçek pulcuğundan sikonyuma giriş yapar, onun amacı aslında yavrularının güven içinde dünyaya gelebilmesini sağlamaktır ve meyvenin içinde boynu kısa olan dişi çiçeklerin içine yumurtalarını bırakır. Kendisi orada ölür, ama kendisinden sonra neslini devam ettirmeyi de garantilemiş olur. Dişi arı meyveye girdiği anda yumurtanın konmadığı diğer çiçeklerin de döllenmesine vesile olur, çünkü kendisi meyvenin içerisine girerek tozlaşma sürecinde rol oynar farkına bile varmadan. Yavru arılar ise incririn ovaryumu haline gelen bölgesinde gelişirler. Arıların yumurta bırakmadığı çiçekler de tohum oluştururlar. Kanatsız formda olan erkek arılar tohumlarından çıktıktan bir süre sonra incirin ovaryumunda dişi partnerlerini bulurlar ve orada çiftleşirler. Kısa bir süre sonra da dişi arılarımız incirden çıkıp diğer incirleri dolaşır ve polen toplar. Yeterince polen topladıktan sonra da başka bir incir ağacını bulur ve oraya yumurtalarını yerleştirdikten sonra ölür. Döngümüz bu şekilde yoluna devam eder. 

Burada ilginç noktalardan biri incir ağaçları ya dişidir ya da erkektir. Yani dişi arılar taşıdıkları polenler erkek ve dişi incirleri bir araya getirmektedirler. Dişi arıların nereden cinsiyet ayrımı yaptıklarına gelirsek de incirler tarafından üretilen belli kimyasallar vasıtasıyla arıların döllenmesine yardımcı olacağı incir ağacını bulabilir. Buraya kadar okumuşsanız anlamışsınızdır, o inciri yiyerek hem arıların aşk yuvalarını heba ediyorsanız bir de kendileri içindeyken hem de iki incir ağacının arasına girerek izdivaçlarına engel oluyorsunuz. Tabi bizim genelde yediğimiz incirlerin çoğu başta da belirttiğim gibi kültüre edilmiş vaziyettedirler, yani arılara ihtiyaç olmadan kendi kendilerini dölleyebilirler. 

Doğada bir sürü arı türü mevcuttur, ama yalnızca incir arıları incir meyvesinin deliğinden girebilecek kadar küçüktür ve ikinci olarak yalnızca onun duyargaları incir meyvesinin salgıladığı kimyasalları fark edebilecek kapasitededir. Ama incir ağaçları tozlaşmak için yalnızca bu arılara muhtaç değillerdir, arılar ama spesifik olarak bu incir ağacına muhtaç olmuşlardır doğada nesillerini devam ettirebilmek adına. Bu ortak evrim neticesinde de bir üreme izolasyonu sağlanmıştır yani arıların uçabildiği yerlerde sonuçta incirler yayılım gösterebilmiştir. Başka böceklerin tozlaştırmasını beklemelerine gerek kalmadan bu arılarla aralarında gelişen bu ortaklık iki türü de evrimin en iyi örneklerinden biri haline getirmiştir. Bu ilişkinin ilk kökenlerinin 70-90 milyon yıl önce ortaya çıktığı bilinmektedir. 

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Demirsoy, A., 2006, Yaşamın Temel Kuralları, Cilt: 2, Kısım, 2, Omurgasızlar/Böcekler, Entomoloji, Dokuzuncu Baskı, Ankara, 2006 
  2. Gullan, P, Cranston, P., The Insects - An Outline of Entomology, 4th ed

27 Ocak - 2 Şubat 2014

Anahatları ile Neolitik Çağ - 2

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim