Gece Modu

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, BBC isimli kaynaktan alınmıştır; ancak anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş, içeriği zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Kaplumbağaların ataları, kabuksuz hayvanlardı. Dolayısıyla evrimsel süreçte, kabuksuz bir atasal türden, kabuklu türler evrimleşmiş olmalıdır. Evrimsel biyologlar, bu geçişte bulunan türlere yönelik yaptıkları keşiflerle, hem Evrim Teorisi'ni geçmek zorunda olduğu en zorlu testlere tabi tutuyorlar, hem de doğadaki evrim yasasının nasıl çalıştığını daha iyi anlamamıza katkı sağlıyorlar. Gelin hiçbir kabuğa sahip olmayan ataların, nasıl bugünkü meşhur kabuklu türlere evrimleştiğini hep birlikte öğrenelim.

Ön kaplumbağaların davranışlarını gösteren bir illüstrasyon.
Ön kaplumbağaların davranışlarını gösteren bir illüstrasyon.
BBC

Kaplumbağa Kabukları, Kaburga ve Omurlardan Evrimleşti!

Kabuk dediğimiz anatomik oluşum, kaynaşmış kaburga (costa) ve omur (vertebra) kemiklerinden köken alarak evrimleşmiştir. Dolayısıyla ağırlıklı olarak kollajen, kalsiyum fosfat ve birtakım mineraller içerir. Bu kemiklerin ilkin kaplumbağalarda henüz evrimleşmediğini görüyoruz.

Ancak bu geçişe dair tüm türler henüz eksiksiz olarak keşfedilememişti. Bu da, evrimsel süreci gösteren fosil kaydında bir boşluğun oluşmasına neden olmaktadır. Elbette bu "boşluk", böyle bir türün evrimleşmiş olamayacağı anlamına gelmemekteydi; sadece henüz bulunamadığı anlamına gelmekteydi. Bir diğer deyişle evrimsel biyologlar, atasal türler ile torun türler arasında çok spesifik bir tarihte yaşamış olması gereken bir türün var olması gerektiğini biliyorlardı; ancak böyle bir tür keşfedilemediği için, fosil kaydındaki bu eksikliğe "boşluk" deniyordu.

İşte yeni keşfedilen Eorhynchochelys sinensis türü antik ve kabuksuz ön-kaplumbağa fosili, fosil kaydındaki boşluğu harika bir şekilde doldurmayı başardı. Bu boşluğun doldurulmuş olması, evrimsel biyoloji ve bilim için büyük bir zaferdir!

 Eorhynchochelys sinensis türünün neredeyse bütün iskeleti.
Eorhynchochelys sinensis türünün neredeyse bütün iskeleti.
BBC

Kaplumbağaları Yakından Tanımak...

Kaplumbağalar, anapsid tipte kafatasına sahiptir. Yani kafatasında delikler bulunan diğer sürüngen kuzenlerinden farklıdır. Kafatası tiplerini anlattığımız yazımıza buradan ulaşabilirsiniz. Bu yüzden evrimsel olarak da kuzenlerinden farklı bir soy hattında seçilim göstermeye devam etmişlerdir. Evrimleşen anapsid, sinapsid ve diapsid kafatası tiplerinin yeni yeni türleştiği Permiyen Dönemi'nde (298-251 MYÖ) kaplumbağalar da karapaks (üst kabuk) ve plastron (alt kabuk) denilen anatomik oluşumlardan yoksundular.

Yaklaşık 280 milyon yıl önce yaşamış Eunotosaurus africanus türü, kabuk yapısından yoksun ve dişlere sahip bir canlıydı. Fakat geniş T şeklinde omurlara (vertebra) ve yassı kaburgalara (costa) sahipti. Dolayısıyla kabuğa evrimleşecek ilkin anatomik oluşumları seçilim göstermeye başlamıştı. Daha sonra keşfedilen, 240 milyon yıl önceye ait olduğu bilinen kabuksuz ön-kaplumbağa türünü ele aldığımız yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Kabuğun (karapaks) evrimini gösteren bir çalışma.
Kabuğun (karapaks) evrimini gösteren bir çalışma.
A New Approach to Earth History

Boşluğu Dolduran Yeni Fosil!

Şimdi ise iki kişilik yatak büyüklüğünde, 228 milyon yıl öncesine ait bir proto-kaplumbağa türü Çin'de keşfedildi. Bu ön-kaplumbağa veya ilkin-kaplumbağa türü Eorhynchochelys sinensis olarak isimlendirildi. Yani "Çin'e ait gagalı ön kaplumbağa" demek. Çünkü günümüz kaplumbağalardan farklı olarak tuhaf bir gagaya ve dişlere sahip. Peki evrimleşen kabukların yararı nedir? Aslında kaplumbağaları dış etmenlerden koruduğu bilinir; fakat daha da önemlisi suyun altında daha fazla kalabilmelerini sağlar. Zira yaklaşık 50-60 kemiğin kaynaşarak oluşturduğu kabuğun içerisinde potasyum ve magnezyum depolanır. Böylece nefesini tutan kaplumbağalarda kana salınarak, laktik asit birikimini azaltır. Bu yüzde saatler boyunca 3 derece sıcaklıkta nefesini tutan kaplumbağanın anoksik asidoz olma riski önlenir. Bu türde, kaburgalarının (costa) genişlediğini görüyoruz. Aslında kaplumbağa evrimindeki bütün ara basamaklar harika bir şekilde yerine oturuyor.

Yeni tanımlanan türün tuhaf gagasını ve dişlerini gösteren bir illüstrasyon.
Yeni tanımlanan türün tuhaf gagasını ve dişlerini gösteren bir illüstrasyon.
BBC

Çünkü önceden Geç Trias'a ait 220 milyon yıl önce yaşadığı bilinen Odontochelys semitestacea türü keşfedilmişti. Bu türü özgün kılan, günümüz kaplumbağalara nazaran tamamen oluşmuş bir plastron (alt kısım) ve yeni oluşmaya başlamış bir karapaks (üst kısım) bulunduruyordu. Yani kaburgalar artık fazlası ile genişlemiş ve kaynaşmış; fakat omurlar günümüz kaplumbağalar gibi bütün olarak kaynaşmamıştı. Ayrıca dişleri de vardı. Demek ki plastron, karapakstan daha önce evrimleşmişti. Dolayısıyla yeni tanımlanan Eorhynchochelys sinensis türü ve daha sonra yaşadığı bilinen Odontochelys semitestacea türü bize plastronun evrimini harika bir şekilde gösteriyor.

Unutmamak gerekir ki evrimsel süreçte, embriyonik süreç gibi bir "tamamlanma" söz konusu değildir. Evrim, sonlanan veya biten bir süreç değildir; tıpkı kütleçekiminin, tamamen hareketsiz olan cisimler için bile "bitmemiş" olması gibi... Dolayısıyla hiçbir kaplumbağa, bütünsel halde bir kabuk oluşturma peşinde değildir. Sadece evrimin mekanizmaları ile seçilim gösteren popülasyon içerisindeki gen frekansının değişimi ile ilgilidir. Bu seçilim, kaplumbağa kabuklarına gidecek yoldaki her bir varyasyonun (çeşidin) avantajlı konuma geçmesi yönünde meydana geldiği için, kaplumbağaların soy hattında da giderek daha sert ve büyük kabuklar evrimleşmiştir. Bu da, tamamen kabuksuz atalardan, kabuk sahibi bambaşka canlıların, tamamen doğal süreçlerle evrimleşebileceğini göstermektedir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 1
  • 2
  • 0
  • 1
  • 0
  • 1
  • 1
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Türev İçerik Kaynağı: BBC
  • Britannica. Origin Of Turtles. (2018, Ağustos 24). Alındığı Tarih: 24 Ağustos 2018. Alındığı Yer: Britannica

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 18/09/2019 00:57:22 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7373

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Eğer Hiroshima ve Nagasaki'yi öngörebilecek olsaydım, denklemimi 1905'te yırtıp atardım.”
Albert Einstein
Geri Bildirim Gönder