İnsan Sağlığını Tehdit Eden 10 Hastalık!

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Taksonomik olarak en üst düzeyde bir kategori (yani bir "alan", İng: "domain") olan Bacteria (Bakteriler), en büyük prokaryotik mikroorganizma grubudur. Genellikle 0.5 ila 5 mikrometre uzunluğundadırlar; küre, çubuk, spiral gibi birçok şekilde vücut yapısına sahip olabilirler. Bakteriler ile ilgili daha fazla bilgiyi Yaşam Ağacı projemiz üzerinden alabilirsiniz.

Georgia Üniversitesi'nin verilerine göre dünya üzerinde bulunan bakteri sayısı 510305*10^{30} civarındadır; yani 5 katrilyon kere katrilyon ya da 5,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000 civarındadır. Buna kısaca 5 nobilyon denir.

Bakterilerin tüm canlılar üzerinde hem olumlu hem olumsuz etkileri bulunmaktadır. Olumlu etkileri olanlar "yararlı bakteriler", olumsuz etkiler gösterenler ise "zararlı bakteriler" olarak isimlendirilmektedir. Biz bu yazımızda insanlar üzerinde olumsuz etkiler gösteren bakterilerin yaptığı hastalıklar üzerinde duracağız.

Sadece bakteriler de değil! Bazı hastalıklar, viral enfeksiyonlarla meydana gelir. Virüsler, canlı değillerdir; ancak canlılığın eşiğinde olan cansız varlıklardır. Yani bir virüs, bakteri değildir! Bu ikisi ayrı varlıklardır. Virüslerin neden canlı sayılmadığını buradaki yazımızdan öğrenebilirsiniz. Ancak canlı da olsalar, cansız da olsalar virüsler insan sağlığını tehdit eden birçok önemli hastalığın ana sebebidirler. Bu yazımızda onlardan birkaç tanesini göreceksiniz.

Hazırsanız, başlayalım:

1) Kuduz

Rabiaz ya da Lyssa olarak da isimlendirilmektedir. Merkezi sinir sistemini ağır bir şekilde tutan, hayvanlardan insanlara geçen bir hastalıktır. Kuşlarda ve böceklerde kuduz virüsüne rastlanmaz. Hastalığa sebep olan bakteri Rhabdovirus’tur. Kuduz hayvanların salyasında bulunur ve genellikle ısırma ile bulaşır. Eğer gerekli koruyucu önlemler alınmazsa çok süre geçmeden kesinlikle öldürücüdür. Bugüne kadar belirtileri kendini gösterdikten sonra kurtarılan 6 vaka bildirilmiştir; bunlardan ilki 2004 yılında ilk defa Milwaukee Protokolü denen, kuduz aşısı kullanılmayan deneysel bir protokolün uygulanması sayesinde hayatta tutulan 15 yaşındaki Jeanna Geise'dir. Bu vakalardan bir tanesinin rapolarına göre hastanın bilinci tamamen kapanmış ve 6 gün komada kalmıştır. Tedavinin 10. gününde hasta gözlerini açmış, annesini tanıyabilmiş fakat konuşma ve yürüme gibi temel faaliyetleri tekrar öğrenmek zorunda kalmıştır. Geri kalan vakalarda aynı tedavi yöntemi uygulanmış ancak başarı elde edilememiştir. Kuduz hastalığında ölüm özellikle solunum felci ile gerçekleşir.

Kuduz birinin görünümü...
Kuduz birinin görünümü...
Hawaii State Department of Health

1882 senesinde mikroskopla bile görülemeyen kuduz virüsünü Pasteur keşfetti. Hastalığın kuluçka süresi 8 günden 2 yıla kadar değişebilir. Bu devrede kuduz aşısı yapılırsa hastalık belirti vermeden önlenebilir.

Kuduz virüsüne sahip olan hayvanlarda 3 dönem gözlemlenir.

  • Melankolik Dönem : Bu dönem hayvanda huy değişimi gözlemlenir. Oldukça sakin olan bir hayvan çok kısa bir süre içerisinde agrasif davranışlar sergileyebilir. Aynı durum tam tersi için de geçerlidir.
  • Saldırganlık (kudurma) Dönemi : Tipik kuduz belirtileri bu dönemde gerçekleşir. Hayvanlar oldukça saldırgandır. Köpeklerde ısırma, kedilerde tırmalama gibi savurgan davranışlar gözlemlenir. Halk içerisinde “kuduz hayvan sudan korkar” düşüncesi sanılanın aksine “korkmak” değildir. Hayvan kuduz virüsünden dolayı yutak felci geçirir. Bundan dolayı su içemez ve suya isteksizdir.
  • Felç Dönemi : Bu dönemde virüs vücutta her yere yayılmıştır. Lezyonlar (doku bozukluğu, yara ) şekillenmiş ve kudurma dönemi geçmiştir. Etkenler beyin sapı ve hayati merkezlerin bulunduğu yerde üremesi sonucu felçler meydana gelir. Bunun sonucunda ölüm gerçekleşir.

Kuduz hastalığının tedavisi için ısırığın lokasyonunun bilinmesi büyük önem taşır. Lokasyon hastalığın belirtilerini gösterip göstermemesi konusunda yardımcı olur.

Kuduza karşı en etkili yöntem, ısırık öncesi ve sonrası dönemde yapılan aşılardır. Her yıl 55.000 kişiyi öldüren kuduzun aşısı, veteriner veya laboratuvar görevlisi gibi yüksek riskli işlerde çalışan kişilerde ısırık öncesinde koruyucu olarak, diğer kişilerde ise ısırıktan sonra semptomlar ortaya çıkmadan önce, mümkünse ısırıktan hemen sonra veya en kısa sürede yapılmalıdır. Hastalık belirtileri oluştuktan sonra aşıların etkisi dikkate değer miktarda düşmekte; hatta Milwaukee Protokolü haricinde herhangi bir tedavisi bulunmamaktadır.

2) Nekrotizan Fasiit (Et Yeme Hastalığı)

Nekrotizan Fasiit, çocukluk çağında nadiren görülen ilerleyici bir yumuşak doku enfeksiyonudur. Streptococcus pyogenes bakterilerinin neden olduğu bu hastalıkta bakteriler, kırmızı ve beyaz kan hücrelerini yok eden toksinler üretirler. Bu bakteri türü, hayvanlara bulaştığı zaman vücut hücrelerini yok ettiği için kimi zaman et yiyen bakteriler olarak da bilinirler. Bu sebeple bu hastalığa “et yeme hastalığı” da denmektedir.

İnsanlar bu hastalığa genellikle açık yaradan veya deri üzerindeki ufak çiziklerden yakalanmaktadır. Hastalık, kişiden kişiye bulaşıcı değildir. Sağlıklı bir bağışıklık sistemine sahip olan ve yara bakımı hijyeni uygulayan sağlıklı bireylerde hastalığın gelişimi oldukça düşük ihtimallidir. Bu nedenle açık her yarada bu hastalığa yakalanmazsınız; ancak yine de dikkatli olmakta fayda var!

Nekrotizan Fasiit hastalığına yakalanmış ve ardından ölmüş bir hastayla ilgili olarak bir doktorun şu sözleri oldukça çarpıcıdır:

On bir yaşlarında erkek hasta sol kolunda bir gün önce başlayan şişlik ve ağrı yakınmaları ile acil polikliniğimize başvurdu. Fizik muayenede sol kolda şişlik, ısı artışı ve pasif hareketlerle ağrı mevcuttu, kızarıklık yoktu. İzleminde etkilenen bölge üzerinde ekimotik-büllöz lezyonlar (Ekimoz; travmaya bağlı olarak cilt altındaki kılcal damarların hasar sonucu kanın cilt altına sızmasıdır. Lezyon ise, organların yapısında görülen bozukluktur.) oluştu ve bu lezyonlar göğüs yan duvarına yayıldı. Uygun antibiyotik ve destek tedavisine rağmen lezyonlar hızla ilerledi ve yatışının ikinci gününde septik flok (kan zehirlenmesi) nedeniyle hasta kaybedildi. Aspire edilen bül sıvısında Streptococcus pyogenes üredi.

Bu hastalığa yakalanmış hastaların fotoğraflarını koyamıyoruz; çünkü aşırı rahatsız edici. Eğer yüksek düzeyde rahatsız edici hastalık fotoğraflarını görmeyi göze alabilirseniz, buraya tıklayarak görebilirsiniz.

3) AIDS

AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu), HIV ( İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) etkeni virüsüyle insanda bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan bulaşıcı bir hastalıktır. HIV, insanda bağışıklık sistemine yavaş yavaş nüfuz ederek vücudun enfeksiyonlara karşı direncini kırar ve hasta kişiyi çeşitli rahatsızlıklara karşı savunmasız bırakır. Bunun sonucunda ölüm mutlaktır. AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır. Bu süreçte ölümcül enfeksiyonlara ve kansere sıklıkla rastlanır. Kanında HIV taşıyan bireye HIV Pozitif denir.

HIV virüsü kana bulaştıktan sonra uzun yıllar boyunca hastalığın belirtileri gözükmeyebilir. Hatta kişi kendini çok iyi hissedebilir. Bazı vakalarda, HIV Pozitif bir kimsenin 8 ile 10 yıl AIDS’a yakalanmadığı görülmüştür. Bulaşma gerçekleştikten sonra en az 3 ay sonra ELISA (Enzim Bağlantılı Bağışıklık Testi) testi en doğru sonucu vermektedir.

AIDS'li birinin vücudu
AIDS'li birinin vücudu
YUVA Mauritus

HIV/AIDS Hangi Yollarla Bulaşır?

Kan ve kan ürünleri, sperm veya diğer cinsel sıvılar üzerinden insandan insana bulaşabilir. Ayrıca plesanta ve süt yoluyla da anneden bebeğe bulaşabilir. Bu virüs oldukça hassastır. Bu sebeple vücut dışında havada ve suda uzun süre yaşayamaz. Bu nedenle bulaşabilmesi için vücut sıvılarının doğrudan teması gerekmektedir.

HIV/AIDS Hangi Yollarla Bulaşmaz?

  • Gündelik temaslarla, aynı odada bulunma, aynı bölgede yaşama ve aynı havayı soluma gibi yollarla bulaşmaz.
  • HIV sağlıklı deriden bulaşmaz.
  • El sıkışma, deriye dokunma, okşama, kucaklaşma, sosyal öpüşme ile bulaşmaz.
  • Tükürük, gözyaşı , ter, aksırık, öksürük, idrar ve dışkı ile bulaşmaz.
  • Yiyecekler ve içecekler ile çatal, kaşık, bardak, tabak, telefon ile bulaşmaz.
  • Sivrisinek ve diğer böceklerin sokması ile bulaşmaz.
  • Tuvalet, duş, musluk, yüzme havuzu, deniz, sauna, hamam gibi yerlerde bulaşmaz.

4) Staph Enfeksiyonu

Stafilokok enfeksiyonuna neden olan Staphylococcus aureus bakterileri deride, hatta sağlıklı bireylerin burunlarının içinde bile bulunan bir bakteri türüdür. Staphylococcus aureus bakterileri metisilin gibi antibiyotiklere direnç kazanacak şekilde evrimleşmiştir; dolayısıyla metisilin içeren antibiyotikler veya metisiline bağlı penisilin gibi geniş spektrumlu antibiyotikler ile bu bakterileri öldürmek mümkün değildir.

Staph enfeksiyonu, kişiden kişiye fiziksel temas ile yayılabilir. Eğer bu hastalık sebebi olan bakteri insan vücudunu girdiyse, kan dolaşımına karışarak eklem, kemik, akciğer veya kalbinizi etkileyebilir ve birey için ölümcül sonuçlara sebep olabilir. Ama eğer savunma sisteminiz güçlüyse, bu tehlikelerin hiçbiriyle karşılaşmadan, son derece hafif bir enfeksiyon da geçirebilirsiniz.

Erken/orta dönem enfeksiyon...
Erken/orta dönem enfeksiyon...
Encompass HealthCare

Bu enfeksiyonun da fotoğrafları oldukça rahatsız edici; buradan görebilirsiniz.

5) Suçiçeği

Suçiçeği Varisella zoster virüsünün sebep olduğu vücutta kaşıntılı, kırmızı döküntüler, yorgunluk ve ateş gibi kendini gösteren bulaşıcı bir hastalık türüdür. Suçiçeği tanısı oldukça basittir. Hastalık genellikle çocuk yaştaki kişilerde görülür.

En sık 5 ile 10 yaşları arasında karşılaşılan çok bulaşıcı, ateşli ve döküntülü bir viral enfeksiyon hastalığıdır. Direkt temas ile veya havadan hastaların salgıları ile bulaşır. Hasta kişilerle temastan 14-22 gün sonra belirtiler başlar. Döküntüler kırmızı kabarıklar halinde başlar. 1- 2 saat içerisinde yanmış gibi içi su dolu kabarcıklar halini alır. En sonunda kabuklaşarak kurur.

Suçiçeği geçiren bir çocuk...
Suçiçeği geçiren bir çocuk...
Immunisation Advisory Centre

Döküntüler çok kaşıntılıdır. Kaşıntı önlenmezse döküntü hızla başka yerlere yayılabildiği gibi ikincil bakteriyel enfeksiyon komplikasyonlarına da yol açabilir. Nadiren orta kulak iltihabı, zatürre, beyin-beyincik iltihabı gibi komplikasyonları da olabileceğinden, döküntüler ortaya çıktıktan 4 gün sonra, ateş hala düşmemişse veya öksürük, sık nefes alma, kulak ağrısı uykuya eğilim, dengesiz yürüme, yürürken sendeleme gibi belirtiler ortaya çıkarsa mutlaka bir doktora başvurmak gerekir.

Suçiçeğinin tedavisi de oldukça basittir. Doktorunuzun önereceği ateş düşürücü ile ateşin düşmesi, ağızdan alınabilecek veya cilde sürülebilecek ilaçlarla kaşıntının önlenmesi önerilir. Bu dönemde aspirin kesinlikle kullanılmamalıdır. Bu hata ciddi bir karaciğer komasına sebep olabilir. Suçiçeği geçiren bir hastada kabuklar dökülmeden kesinlikle liflenme veya keselenme yapılmamalıdır.

6) Menenjit

Beyni saran zarların (meninks) iltihaplanmasıyla oluşan ve erken evrede tedavi edilmediğinde başta işitme kaybı, beyin hasarı ve ölümle sonuçlanabilen ciddi bir bakteriyel enfeksiyondur. Şiddetli bir baş ağrısı menenjitin en sık rastlanan belirtilerindendir. Ama tabii ki her baş ağrısı menenjit demek değildir. Baş ağrısı dışında en sık rastlanan belirtiler; boyun sertliği ve yüksek ateştir. Menenjit antibiyotikle tedavi edilebilir. Menenjite önlem almak için aşı yöntemi de uygulanmaktadır. 

Menenjit
Menenjit
EM Lyceum

Menenjite sebep olan bakterilerin türü, insanların yaşlarına göre farklılık gösterebilir. Örnek olarak yeni doğan bireylerde Escherichia coli ve Listeria monocytogenes bakterileri menenjite neden olur. Yetişkin ve ergenler için ise Neisseria meningitidis ve Streptococcus pneumoniae bakterileri hastalığın en yaygın nedenidir.

7) Pnömoni

Zatürre olarak bilinen bu hastalık tıbbi ismiyle pnömoni olarak bilinir. Birden fazla bakteri türü bu hastalığa sebep olsa da en çok rastlanan türü Streptococcus pneumoniae'dir. Bu bakteriler aynı zamanda kulak enfeksiyonlarına, sinüs enfeksiyonlarına ve menenjite neden olabilirler. Hastalık antibiyotik tedavisine karşı yüksek oranda olumlu yanıt vermektedir. Pnömokok aşısı, risk altındaki bireylerin hastalığa yakalanmasına büyük ölçüde engel olmaktadır.

Enfeksiyon, genellikle basit bir soğuk algınlığı gibi başlar ve ilerler. Genel olarak ateş, titreme, öksürük, balgam, göğüste hırıltı gibi belirtileri vardır. Hastalık, hasta bireyle yakın temasta, onun öksürüğünden ve aynı tabak, çatal ve kaşığı kullanmakla bulaşıcı olabilir. Ancak mikrobu alan her birey zatürre olmayacaktır. Basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu ile atlatılabilir. 

8) Tüberküloz

Mycobacterium tuberculosis denilen bir bakteri türünün neden olduğu tüberküloz hastalığı genellikle akciğerlerde görülür. Ancak vücudun diğer bölgelerine de yayılabilen bulaşıcı bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre yılda 9 milyon kişinin tüberküloz hastalığına yakalandığını bilmekteyiz. 

Tüberküloz
Tüberküloz
The Merck Manuals

Tüberküloza yakalanmış bir hasta uygun tedavi görmediği sürece yaşaması çok düşük bir ihtimaldir. Tüberkülozun tedavisi için geliştirilmiş antibiyotikler, hastalığın başlangıç evresinde yüksek oranda iyileştirici etki göstererek kişinin sağlığına kavuşmasını sağlar. Tedavi sırasında ve öncesinde hastalığı bulaştırmamak için izolasyon(karantina) tedavi sırasında önem taşımaktadır. Tedavinin süresi enfeksiyonun büyüklüğüne göre 6 ay ile 1 yıl arasında değişmektedir. 

Tüberkülozun belirtileri: Uzun süreli öksürük,yüksek ateş ve geceleri terlemek, şiddetli göğüs ağrısı ve ilerleyen dönemlerde görülen kanlı balgam görülmesi.

9) Kolera

Vibrio cholerae isimli bakterinin neden olduğu bağırsak enfeksiyonudur. Genel olarak yoksulluk içinde yaşayan kalabalık gruplarda ve savaş ortamlarında kolayca yayılıp ölümlere yol açan bulaşıcı bir enfeksiyondur. Genellikle kirlenmiş yiyecek ve su ile bulaşan gıda kaynaklı bir hastalıktır. Dünyada yaklaşık her yıl 3 ila 5 milyon arasında vakayla karşılaşılmaktadır. Bu hastalığa yakalananların 100.000’inde ölüm gerçekleşmektedir. Bakteri vücuda girdikten 6-48 saat içerisinde hastalık ortaya çıkar. Kimi olgulara göre aniden kusma ve ishalle başlar; günde 30-40 defaya kadar pirinç suyu görünümünde dışkılama olur. 

Kolera
Kolera
National Geographic

Kolera tipik olarak enfekte kişiyi nemlendirerek tedavi edilir. Daha ağır vakalarda ise antibiyotik tedavisi kullanılır. Bunun yanında hasta kişi bol sıvı tüketmesi gerekmektedir. Vitamin ve mineral içeriği yüksek olan besinler ile beslenmek bu hastalığın tedavi basamaklarından bir tanesidir.

10) Dizanteri

Shagella bakterisinin sebep olduğu bulaşıcı ve salgın bir bağırsak enfeksiyonudur. Yaşlılarda, çocuklarda ve bebeklerde dizanteri çok daha tehlikelidir. Kolera gibi kirli yiyecek ve sulardan yayılmaktadır. Dizanterinin bulaşıcılığı çok hızlıdır. O yüzden hijyen çok önemlidir. Bunun yanında dizanteri hastasıyla cinsel ilişkiye girmekte bulaşma sebeplerindendir. Bozulmuş veya son kullanma tarihi geçmiş besinleri tüketmekten uzak durulması gerekmektedir. Dizanterinin şiddetli belirtileri arasında kanlı ishal, yüksek ateş ve ağrı bulunur. Bakteri vücuda girdikten 3 ile 7 gün arasında hastalık kendini gösterir. 

Dizanterinin tedavisi kolera gibi nemlendirme (hidratasyon) yöntemi ile tedavi edilmektedir. Hastalığın şiddetine göre antibiyotiklere de başvurulabilinir. 

Tüm bu hastalıklardan korunmak için ne yapmalıyız?

1) Hijyen:

Ellerimizi düzenli yıkamak, enfeksiyonlardan korunmak için yapılacak en iyi önlemdir. Her yemekten önce, dışarıdan eve gelindiğinde ve hatta yapabiliyorsanız her imkanda ellerinizi yıkamak çok önemlidir. Çünkü ellerimiz hem kendi vücudumuz ile hemde dışarıdaki tüm nesnelerle temas halindedir. Hastalık etkeni bakterileri dışarıdan alabileceğimiz gibi bizden de başkalarına bulaştırabiliriz. Bu durumda sadece kendimizi değil çevremizi de düşünmemiz gerekmektedir. Bu nedenle hijyen çok önemlidir.

2) Doğru beslenme düzeni kurmak:

Sağlıklı beslenmek enfeksiyonların önüne geçme konusunda çok önemli bir yer alır. Bol vitaminli ve mineralli besinler tüketmek sağlığımız için yapabileceğimiz en önemli unsurlardandır. Bunun yanında dışarıdan yediğimiz sağlıksız yiyecekleri olabildiğince azaltmak bu tür hastalıklara karşı alınabilecek en güçlü önlemdir. Şekerli gıdalardan uzak durmaya çalışın. Şekerli gıdalar mikropların vücuda rahat bir şekilde girebilmesi için en kolay yoldur. Vücudun korucusu olan C vitamini alımını arttırın.

3) Ortamı havalandırın:

Bulunduğunuz ortamın kalabalık ve havasız olması solunum yoluyla bulaşabilecek hastalıkların bulaşma ihtimalini arttırmaktadır. Dolayısıyla toplu ortamlarda, örneğin okul döneminde öğrenciler ve öğretmenler ile kalabalık toplu taşıma araçlarında bulunanlar birçok farklı mikroplarla karşılaştıkları için solunum enfeksiyonu hastalıklarından daha sık yakınıyorlar. Bu nedenle oda ve ortamların ortalama olarak saat başı 10 dakika gibi bir süre düzenli olarak havalandırılması önem taşıyor.

4) Aşılarınızı unutmayın:

Sonbahar aylarında yıllık grip veya yaşa uygun zatürre (pnömokok) aşılarının mutlaka yaptırılması gerekiyor. Özellikle risk grubundaki kişiler (5 yaşından küçük çocuklar, 65 yaşından büyükler, hamileler, diyabet, kalp ve böbrek hastalığı ile kronik hastalığı olanlar) için yıllık grip aşısı çok önemli. Ailede çeşitli tedavileri nedeniyle bağışıklığı baskılanmış kişiler varsa onların da aşılanmaları gerekiyor.

5) Masanızı her gün temizleyin:

Özellikle öksürmenin ve hapşırmanın olduğu ortamda mikroorganizmalar yüzeylere de yayılabiliyor. Dolayısıyla her sabah işe başlamadan önce masa ve bilgisayar klavyesi gibi sık temas edilen yüzeyleri standart temizleyiciler ile temizlemeniz, üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmanız için önemli.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  • Ana Görsel Kaynağı: SF

2018 Nobel Kimya Ödülü, Evrimin Kimya Alanındaki Uygulamalarına Verildi!

Ay Görevlerindeki Ayak İzleri, Astronot Ayakkabılarıyla Uyuşmuyor mu?

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim