Gece Modu

Bu yazı, The Four Biggest New Things We Learned About Human Evolution In 2018 isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

2018, insan evrimine dair birçok yeni keşfin yaşandığı bir yol oldu. Bu yazıda ise bunlardan en önemli 4 tanesinden bahsedeceğiz:

1 - Bilinen En Eski Mağara Sanatı Örnekleri Neandertaller Tarafından Yapıldı!

Neandertaller büyük ihtimalle en iyi bilinen soyu tükenmiş hominin türü. Avrupa ve Batı Asya'da son 500 bin yıl içerisinde yaşayıp, 40 bin yıl önce, modern insanların Avrupa'ya varmalarından bir süre sonra yok oldular. Her ne kadar "zeki olmayan kaba saba insansılar" şeklinde bir imaja sahip olsalar da arkeolojik buluntular her geçen gün bunun aksini kanıtlıyor.

Geçtiğimiz Şubat ayında, Neandertaller'in de modern insanlar gibi tarih öncesi sanat ürettiğini gösteren çok önemli kanıtlar elde ettik. Birleşik Krallık'taki Southampton Üniversitesinden Alistair Pike ve ekibi Kuzey İspanya'daki 3 mağaradaki, mağara sanatı bulgularını incelediler ve bu kalıntıların yaklaşık 65 bin yıllık olduğunu gösterdiler. Bu zaman dilimi modern insanların Avrupa'ya varmalarından oldukça önceyi gösteriyor, o dönemde Avrupa'da bulunan tek insan türü ise, Neandertaller.

Boyamalar çok gösterişli sayılmaz, kırmızı çizgilerle yapılmış basit bir sembol ve el kalıbından oluşuyor. Fransa'daki Lascaux mağarasındaki hayvan çizimleriyle karşılaştırılabilecek nitelikte değiller diyebiliriz. Fakat bu bulgular, modern insanların da yakın zamanda yaptıklarıyla aynı seviyelerde diyebiliriz.

Asıl merak edilen ise, Neandertaller ve modern insanlar sanatı ayrı ayrı mı icat ettiler, yoksa ortak atalarından mı bu davranış biçimini miras aldılar. İkinci seçenek de pek olasılık dışı sayılmaz. Belki de insanlar yarım milyon yıldır sanat üretiyorlardır.

2 - Ebeveynleri Farklı Türlere Ait Olan Kız Çocuğu: Denny

Neandertaller, Avrupa ve Batı Asya'da yaşarlarken, Denisovanlar da Asya ve belki de Endonezya ve Papua Yeni Gine'ye kadar olan bölgelerde yaşadılar. Denisovanlar hakkında çok az şey biliyoruz çünkü elimizde pek iskelet örneği yok; bilgilerimizin çoğu DNA'larından geliyor. Fakat kesin olan bir şey var; o da Neandertaller ile çiftleştikleri.

Geçtiğimiz Ağustos ayında yayınlanan makale, Denisovanlara adını da veren Sibirya'daki Denisova Mağarası'nda bulunan bir kemik parçası, 90 bin yıl önce bu mağarada bir homininin yaşadığını gösterdi. Ama bu sıradan bir hominin değildi. Araştırıcıların adlandırdığı üzere "Denny", yarı Neandertal - yarı Denisovan meleziydi. Annesi Neandertal, babası Denisovan idi. Bu da Denny'nin keşfedilen ilk birinci nesil hominin melezi olmasını sağladı.

Yine de, Denny bildiğimiz tek melez değil. Romanya'da bulunan 37 bin yılık Oase 1 bireyi de 4-6 nesil öncesinde bir Neandertal ataya sahipti.

İlk nesil olanını da içeren bu tarz melezleri bulabilmek, eğer tarih öncesi çiftleşmeler nadirse çok büyük bir tesadüf olurdu. Leipzig, Almanya'daki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsünden Svante Pääbo'ya göre her ne kadar Neandertaller ve Denisovanlar belirgin bir şekilde birbirlerinden farklı bile olsalar, her karşılaştıklarında çiftleşmiş olmaları olası.

3 - Little Foot Fosili Henüz Tanımlanmamış Bir Türe Ait Olabilir!

Little Foot (Tr. Küçük Ayak) fosili, Afrika'da 2 ila 4 milyon yıl öncesinde yaşamış olan Australopithecus cinsine ait olduğu düşünülen tama yakın bir iskelet. Johannesburg, Güney Afrika'daki Witwatersrand Üniversitesinden Ronald Clarke, bu iskeleti 1990'larda Sterkfontein Mağarası'nda buldu ve özenli bir şekilde gün yüzüne çıkarabilmek için 20 yıl harcadı. İlk detaylı analiz ise geçtiğimiz Kasım ayında geldi. Little foot, gençliğinde yaşadığı bir kol sakatlığına dair izleri hala barındıran ve neredeyse tamamıyla vejetaryen bir diyete sahip olan yaşlı bir dişiydi.

Clark'ın en büyük iddiası ise Little Foot'un, A. africanus veya A. afarensis (Lucy'nin ait olduğu tür) gibi Australopithecus türlerinin bireyi olamayacağı yönünde. Clark, bu fosilin farklı bir türe ait olduğunu ve ait olduğu türe de 1940'larda önerilen ve daha sonra kullanılmamaya başlanan bir tür ismi olan Australopithecus prometheus isminin uygun olduğunu söylüyor.

Diğer antropologlar ise, Little Foot'un farklı bir türe ait olduğunu söylemek için çok erken olduğunu söylüyor. Öyle olsa bile Australopithecus prometheus'un taksonomik olarak uygun bir tür ismi olmadığını ve bu yüzden başka bir isim seçilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Fakat her şekilde, bulunan en tama yakın hominin iskeletlerinden biri olan bu fosil sonunda çalışılmaya hazır durumda.

4 - Atalarımız Afrika'nın Dışında Düşündüğümüzden Daha Erken Yaşamaya Başladı!

90'lardan bu yana, antropologların çoğu türümüzün birkaç yüz bin yıl önce Afrika'da ortaya çıkıp diğer kıtalara oldukça yakın zamanlarda (belki 70 bin yıl öncesi civarında) yayıldığı konusunda hemfikir. Fakat bu düşünce geçtiğimiz yıllarda ve özellikle 2018'de değişme eğilimi gösteriyor.

Homo sapiens'in Afrika'da ortaya çıktığı fikri hala oldukça makul görünüyor. Fakat daha önce modern insanın ilk ortaya çıktığı yer Doğu Afrika, belki de günümüz Etiyopya'sı olarak düşünülürken, Afrika kıtasının tamamında yaşamış olduklarına dair kanıtlar artıyor.

Görünen o ki, atalarımız Afrika dışında yaşamaya 70 bin yıldan daha önceki zamanlarda başladılar. İsrail'deki Qafzeh ve Skhul mağaralarından modern insanların bu bölgede 120 bin yıl önce yaşamış olduğuna dair kanıtlar halihazırda bulunuyordu. Fakat bunun kısa süreli, başarısız bir göç olduğu düşüncesi hakimdi. Bu izleri bırakanların torunlarının orada yaşadıklarına dair pek bir kanıt bulunmuyordu. Geçtiğimiz Ocak ayında ise arkeologlar Misliya Mağarası yakınlarında en az 177 bin yıllık bir modern insan çenesi bulduklarını gösterdiler. Bu da bu bölgelerin on binlerce yıl boyunca sürekli modern insanların yaşam alanı olduğunu ve daha ileriye de gitmiş olabileceklerini gösterdi.

Aynı şekilde, geçtiğimiz Kasım ayında Çin'in güneyindeki Guanyindong Mağarası'nda 160-170 bin yıllık taş aletleri buldular. Bu taş aletlerle birlikte herhangi bir iskelet kalıntısı bulunmadığı için, yapanların kim olduğu kesin olarak bilinmiyor.

Afrika'dan çıkışta önemli bir yol sayılabileceği için Arabistan belki de ne olduğunu anlamamız için önemli olabilir. Nisan ayında arkeologlar, Suudi Arabistan çölünde en az 85 bin yıllık bir insan parmak kemiği buldular. Ayrıca bu bölgede 190 bin yıl öncesine kadar tarihlenen taş aletler de bulundu. Belki de bunlar Neandertaller ya da belki de modern insanlar tarafından yapılmıştı.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 2
  • 2
  • 0
  • 1
  • 1
  • 1
  • 0
  • 1
  • 1
  • 1
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Çeviri Kaynağı: The Four Biggest New Things We Learned About Human Evolution In 2018
  • Viviane Slon, et al. (2018). The Genome Of The Offspring Of A Neanderthal Mother And A Denisovan Father. Nature.
  • Robin Huw Crompton, et al. (2018). Functional Anatomy, Biomechanical Performance Capabilities And Potential Niche Of Stw 573: An Australopithecus Skeleton (Circa 3.67 Ma) From Sterkfontein Member 2, And Its Significance For The Last Common Ancestor Of The African Apes And For Hominin Origins. BioRxiv.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 21/10/2019 19:32:37 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7521

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bilim, hatalarla doludur. Ancak faydalı hatalarla... Çünkü o hatalar, gıdım gıdım birikerek bizi gerçeğe ulaştırır.”
Jules Verne
Geri Bildirim Gönder