Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bir iletişim sistemi olan dil, önemli birçok özelliğe sahiptir (Hockett, 1960). Çocukken okulda öğrenmek için saatlerinizi harcadığınız “dil bilgisi” her dilin özelliklerinden biridir. Basit bir şekilde tanımlamak gerekirse, dil bilgisi için, bir dizi kelimenin anlamını kontrol eden kurallar bütünü denilebilir. Örneğin, ben size “Bu kimdir?” şeklinde bir soru sorsam, bu soruya verilebilecek uygun cevabın bir obje ya da yer isminden ziyade, bir kişi ismi olduğunu biliyorsunuz. Biliyorsunuz, çünkü, kuralları yani dil bilgisini anlayabiliyorsunuz. Bir dil için limitsiz sayıda kurallar vardır ve bu kurallar öğrenildikten sonra, yine limitsiz sayıda ifadeyle bir roman veya yaratıcı düşünceler elde edilebilir. Bu özellik, üretkenlik olarak adlandırılmaktadır ve dile ait önemli özelliklerden bir diğeridir. Buna bağlı olarak, bir dilin herhangi bir yere veya duruma ait olmaması, yani istenilen durumda ve yerde kullanılabilir olması dille ilgili “durumsal özgürlük” kavramını ortaya çıkarmaktadır.

Dilin bu önemli özelliklerine değindikten sonra, temel sorumuza gelebiliriz: “Hayvanlar konuşabilir mi?”. Bu soru yüzyıllardır insanların üzerine düşündüğü bir sorudur. Kim ev köpeğinin ya da kedisinin konuşmasını dilememiştir ve konuşsaydı ne diyeceğini merak etmemiştir ki? Bu konuda yapılan en kapsamlı araştırmada, hayvanlara insanların kullandığı dil öğretilmeye çalışılmıştır. Araştırmacılar genellikle hayvanlarla konuşma yolunu seçerken, Dr. Doolittle ise hayvanların konuşmasını sağlama yoluna gitmiştir. 

Ancak soruya yanıt vermeden önce, sorulacak soruya çok dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamalıyız: çünkü birbiriyle aynıymış gibi gözüken sorular, aslında tamamen farklı araştırmalara işaret ederler: "Hayvanlar iletişim kurabilir mi?" veya "Hayvanlar konuşabilir mi?" veya "Hayvanlar bir iletişim diline sahip midir veya öğrenebilirler mi?" Bu soruların birbirinden bambaşka olduğunun farkına varılması gerekir. Bildiğimiz sayısız hayvanın birçoğu birbiriyle iletişim kurabilir; hatta öyle ki bitkilerde, mantarlarda ve hatta tek hücreli bakterilerde bile "iletişim" yetisine rastlanmaktadır. Benzer şekilde, son soru da oldukça net bir şekilde cevaplanmıştır: birçok primat türü, işaret dili gibi insanlara has ve özelleşmiş iletişim dillerini öğrenebilir, kendi ihtiyaçlarını anlatmak için kullanabilir; hatta kendisine öğretilen sembolleri kullanarak, kendisine öğretilmeyen sembollere işaretler üretebilir! Ancak burada ele aldığımız, "iletişim" ya da "iletişim dilini öğrenmek" değildir. Burada tartıştığımız "konuşmak"tır.

Konuşmanın tanımını yapmak oldukça güçtür. Aslında "insan iletişiminin özelleşmiş formu" gibi bazı çok basit tanımlar yapılmıştır; ancak bu, tüm türleri kapsayıcı ve insanın neden ayrı bir konuşma yeteneğine sahip olduğu konusunu araştırmak için faydalı bir tanım değildir. "Genellikle 10.000 civarında içeriğe sahip bir sözcük havuzundan seçilen belli anlam kalıpları ve isimler kullanarak belli bir algoritmaya uygun olarak (sintaktik bir biçimde) yapılan iletişim" gibi daha teknik tanımları da mevcuttur. Ne yazık ki insanın konuşmasının diğer hayvanların vokalizasyonlarıyla farkı ve hatta böyle bir fark olup olmadığı konusunda henüz bilim camiasında bir anlaşma söz konusu değildir ve tartışmalar sürmektedir. Fakat bu tartışmalara girmek yerine, diğer hayvanlara bizler gibi konuşabilmeyi öğretmeye yönelik birkaç çalışmadan bahsetmek istiyoruz:

Hayvanlara dil öğretmek için gerçekleştirilen çalışmaların en iyi bilinenlerinde, şempanzeleri, gorilleri, orangutanları ve cüce şempanzeleri içerir şekilde büyük maymunlarla çalışılmıştır. Büyük maymunlarla çalışılmasının sebebi, anatomi, kan kimyası ve DNA gibi özelliklerinin insanlarla oldukça uyuşmasıdır. Bu yüzden de, dil hakkında yapılan çalışmaların çoğunun odağı bu hayvanlar olmuştur. Yapılan ilk çalışmalarda, şempanzelerin şimdiye kadar dili kullanmamasının sebebi, bu hayvanların herhangi bir motivasyona ve cesaretlendirmeye sahip olmayışına bağlanmıştır. Bu fikirden yola çıkarak, bebek şempanzeler, insan bebeklerle ev ortamında yetiştirilmiştir (Hayes ve Hayes, 1951; Kellogg ve Kellogg, 1933). Bu araştırma, halk tarafından büyük bir ilgiyle karşılanmıştır, hatta Viki adlı bir şempanze ünlü olmuştur. Fakat, ne yazık ki, şempanzeler ev ortamında yetiştirilmelerine karşın insanlar gibi konuşmayı öğrenememişlerdir. Viki, yalnızca 4 kelime kullanmayı öğrenebilmiştir. Bu kelimeler, bardak, yukarı, anne ve babadır (cup, up, mama, papa). Görüldüğü üzere, hayvanların doğal bir şekilde insanlar gibi konuşmayı öğrenmesi mümkün değildir. Hayvanların işaret dili gibi dilleri öğrenmesiyle, o dili taklit etmesi birbirine karıştırılmamalıdır. Çünkü iletişim kurmak ile "konuşmak" farklı şeylerdir. Bazı hayvanlar insanların konuşma seslerini birebir taklit edebilirler. Örneğin bazı papağanlar ve lir kuşları bunu başarabilirler. Ancak bu, "konuşma" anlamına gelmemektedir, çünkü yukarıda yaptığımız teknik tanımdan görebileceğiniz gibi, bu hayvanlar kendi ihtiyaçlarına göre bu sesleri seçmemektedirler; sadece taklit etmektedirler.

Lakin bu konu bile oldukça tartışmalıdır, çünkü meşhur örnek Alex gibi giri papağanlar, olağanüstü bir dil yeteneğine sahiptirler. Bu durum, bilim insanlarının kafasını karıştırmaktadır. Çünkü örneğin Alex'e "sarı" ve "elma" gibi sözcükleri kullanmak öğretilmiştir ve gerçekten renkleri, sayıları, meyveleri birbirinden ayırt edip sözcüklerle bunları ifade edebilir. Ancak daha önemlisi, "armut" gibi kendisine öğretilmemiş objeleri, bildiği kelimeleri birleştirerek isimlendirebilmektedir: örneğin armut için "sarı elma" sözcük grubunu kullanabilmektedir! Bu yeteneği (ancak bu yeteneğin yaygın olmayışı ve doğal olarak bu hayvanlarda kullanılmayışı) tartışmaları sonuçsuz bırakmaktadır. Bu konuda daha fazla bilgiye ihtiyacımız olduğu bir gerçek... 

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • R. A. Powell, et al. (2012). Introduction To Learning And Behavior. ISBN: 978-1111834302. Yayın Evi: Cengage Learning.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 17/08/2019 21:47:16 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/2511

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Mikroskop insana önemini gösterdi; teleskop da önemsizliğini...”
Manly P. Hall
Geri Bildirim Gönder