Gece Modu

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Yazıya başlamadan önce ufak bir test yapalım mı? Şu Japonca kelimelerin Türkçe anlamlarını tahmin etmeye çalışın (cevaplar yazının içerisinde):

Kibikibi: a) yorgun
  b) enerjik
   
Bukubuku: a) şişman
  b) zayıf
   
Pikapika: a) karanlık
  b) aydınlık
   
Wakuwaku: a) heyecanlı
  b) sıkkın
   
Taisetsu: a) önemsiz
  b) önemli
   
Abunai: a) tehlikeli
  b) güvenli

Konuya balıklama dalmadan önce dilbilimin araştırma alanlarından biri olan sözcük oluşumuna dair birkaç şey söyleyelim. Sözcükler yapay veya doğal birçok morfolojik süreç sonucunda türetilir. Bunlar arasından örnek olarak ekleştirme (yani sözcüğün başına veya sonuna ek getirerek yeni bir sözcük oluşturma. Ör. iyi-iyilik), ödünç alma (yani başka bir dilden alınan sözcüğü bir dile uyarlama. Ör. votka, robot, zebra, garaj), ödünç çeviri (yani bir dildeki sözcüğün veya sözcük öbeğinin başka bir dile doğrudan çevirisi. Ör. shopping centre-alışveriş merkezi, answer key-cevap anahtarı) veya ses öykünmesi (yani doğadan alınan bir sesin bir sözcüğe verilmesi, onomatope. Ör. şırlamak, tıslamak, havlamak, hışırtı, gıcırtı) verilebilir. Bu yazıda aklımızda tutmamız gereken yöntem en sonuncusu, yani ses öykünmesi (İng. “onomatopoeia”).

Bunu cebe attıktan sonra dilbilimden bir kavramla devam edelim: dilin nedensizliği. Sanırım bu kavram en iyi şekilde bir örnekle açıklanabilir. Türkçeden bir sözcük düşünün: köpek, fare, masa, top, kâğıt… Şimdi de bu sözcüğün ifade ettiği anlamı, ta ki o sözcük size anlamlı gelmeyi bırakana dek geri plana itin (bu konuda o sözcüğü aklınızdan veya sesli olarak tekrar tekrar söylemek yardımcı olabilir). Dilin nedensizliği, bir sözcükle o sözcüğün ifade ettiği anlam arasındaki işte bu boşluktur. Yani “köpek” sözcüğü tek başına “tüylü, hareketli, kulaklarının arkasının kaşınmasına bayılan dört ayaklı bir canlı”yı ifade etmez. O sözcüğü gördüğümüzde veya işittiğimizde tırnak içerisinde belirtilen niteliklere sahip canlıyı düşünmemiz için aslında hiçbir sebep yoktur.

Şimdi ben buraya neden çıktım, niçin çıktım, nasıl çıktım, gelelim oraya. Max Planck Psikodilbilim Enstitüsü ve Radboud Üniversitesinden araştırmacılar, Japonca bilmeyen bir grup Hollandalı öğrenciye Japonca idyofon (yani kulağa, ifade ettiği anlam gibi gelen; yani “dilin nedensizliği” kavramının aksine işaret eden) sözcükler göstermişler ve öğrencilerden bu sözcüklerin anlamlarını tahmin etmelerini istemişler. Öğrenciler de kibikibi (enerjik), bukubuku (şişman), pikapika (aydınlık) ve wakuwaku (heyecanlı) gibi sözcüklerin anlamlarını şans faktörünün elenmesine yol açacak oranda doğru bilmişler.

Sonrasında araştırmacılar ikinci bir grup öğrenciden de Japonca sözcükler öğrenmelerini istemişler. Öğrenciler bu sözcüklerin yarısını gerçek anlamlarıyla (yani kibikibi-enerjik, bukubuku-şişman) diğer yarısını da zıt anlamlarıyla (pikapika-karanlık, wakuwaku-sıkkın) öğrenmişler. Bunun sonucunda öğrenciler, gerçek anlamlarıyla öğrendikleri sözcükleri, zıt anlamlarıyla öğrendiklerinden çok daha iyi hatırlayabilmişler.

Ancak araştırmacılar bu sonucun tamamen idyofon sözcüklerin bu özelliklerinden kaynaklandığına emin olmak için üçüncü bir grup öğrenciden de birtakım sıradan (idyofon olmayan) sözcükleri yine yarısı gerçek anlamlarıyla diğer yarısı da zıt anlamlarıyla olacak şekilde öğrenmelerini istemişler (taisetsu-önemli, abunai-tehlikeli). Fakat bu deneyin sonucunda sözcük öğreniminde (ister gerçek anlamıyla öğrenmiş olsunlar, ister zıt anlamıyla) hiçbir farklılık meydana gelmemiş.

Hayli wakuwaku bir köpek.

Hayli wakuwaku bir köpek.

 

Şimdi bu noktada ses öykünmesiyle türetilmiş sözcükler ve idyofon sözcükler arasındaki farka değinmek gerek. Öncelikle, açık konuşmak gerekirse Türkçede idyofon sözcük var mı, emin değilim. Ancak Avrupa dillerinde pek az kullanılırken Asya dillerinde, özellikle de Japoncada bol miktarda bulundukları biliniyor. Ses öykünmesiyle türetilmiş sözcüklerden farklarıysa şu: Onomatope sözcükler tanımladıkları sesin kaynağıyla fonetik açıdan çok büyük bir benzerlik taşırken (bir örnek için bkz. Ylvis – What Does The Fox Say?), idyofon sözcükler bundan çok daha karmaşık ve çok yönlü anlamları ifade edebiliyor. Örneğin Japoncada kuyokuyo sözcüğü “önemsiz bir şeyi göz ardı etmek”, yoçiyoçi sözcüğü de “yürümeye yeni başlamış bir çocuğun yürümeye çalışırkenki sallantı hareketi” anlamına geliyor.

Peki hocam, bu bilgiler gerçek hayatta ne işimize yarayacak? Bu deney, öncelikle şunu ortaya koyuyor: Tüm kültürlerde ve dillerde duyumsal olguları ifade etmek için benzer sesler kullanıyoruz. Dahası, ses ve anlam arasındaki bu bağlantılar sözcük öğrenimine dair kuramların, yaklaşımların ve yöntemlerin geliştirilmesine büyük katkı sağlıyor. Araştırmanın bir diğer önemi de geleneksel dilbilimdeki “dilin nedensizliği” ilkesinin dayanaklarından birini daha zayıflatıyor olması.

Matrix’teki gibi bir süper-bilgisayardan beyne doğrudan bağlantı yoluyla bilgi yükleme yöntemi henüz geliştirilmediğinden şu anda bir dil öğrenmeye karar vermişseniz muhtemelen aylarca dil kurslarına gitmeniz gerekecek. Ancak öğrenmek istediğiniz dildeki sözcükleri öğrenmeye idyofon veya onomatope olanlardan başlarsanız motivasyonunuzun ve cesaretinizin kaybolmasını önleyebilirsiniz (ki bir dil öğretmeni olarak bunların pek de küçümsenmemesi gereken etkenler olduğunu söyleyebilirim).

 

Düzelten: Şule Ölez

Kaynak: Neuroscience News

Notlar: 

  1. Araştırmanın özgün metnini şu bağlantıdan 12 dolar karşılığında satın alabilirsiniz.
  2. Bilimsel bilgiyi özgürleştiren Alexandra Elbakyan’a selamlar, sevgiler.
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 17/11/2019 19:37:14 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/4211

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Reklam
Reklam
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bilgisayarlardan nefret edenlerle ilgili sorun şudur: Gerçekte bilgisayarlardan değil, üşengeç bilgisayar programcılarından nefret ederler.”
Larry Niven
Geri Bildirim Gönder