Huzur İçinde Uyusun: Büyük Bariyer Resifi (Doğum: 25 Milyon Yıl Önce - Ölüm: M.S. 2016)
Huzur İçinde Uyusun: Büyük Bariyer Resifi (Doğum: 25 Milyon Yıl Önce - Ölüm: M.S. 2016)

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Avustralya'nın meşhur Büyük Bariyer Resifi (BBR), uzun bir hastalık dönemi sonunda hayatını kaybetti. Öldüğünde, 25 milyon yaşındaydı. 

Ömrü boyunca BBR, yeryüzünde yaşayan en büyük canlıydı. Öylesine büyüktü ki, Dünya yörüngesindeki araçlarımızdan çıplak gözle görülebilen tek canlıydı! 2250 kilometre uzunluğunda, 2900 resifin ve 1050 adanın birleşiminden oluşmaktaydı. Toplam alanı Birleşik Krallık'tan daha büyüktü ve tüm Avrupa'daki biyoçeşitliliğin toplamından daha fazla çeşitliliği tek başına bünyesinde barındırmaktaydı. Vücudu içerisinde 1625 farklı balık türü, 3000 farklı yumuşakça türü, 450 farklı mercan türü, 200 farklı kuş türü, 30 farklı balina ve yunus türü yaşamaktaydı. Bugüne kadarki başarılarının arasında yeryüzünün en büyük dugon yaşam alanı ve yine yeryüzünün en büyük yeşil kaplumbağa çiftleşme alanı olmak vardı.

BBR, Avustralya kıtasının doğusunda, Miyosen Çağı'nda doğdu; yani günümüzden 25 milyon yıl kadar önce! Hayatının ilk 24,999 yılı  mutluluk içerisinde ve ortalamada sürekli büyüme ile geçti. Mercan adı verilen ve küçük, anemon-benzeri milyonlarca hayvanın bir araya gelmesiyle oluşan kolonilerden meydana gelmişti. Karmaşık ve güvenli yapısı, BBR'nin kısa sürede okyanusun en önemli yaşamalanı haline gelmesine neden oldu. Çağlar boyunca deniz seviyeleri yükselip alçaldıkça, resif de kendisine Avustralya sahillerinden 225 kilometre açıklıkta bulunan, karmakarışık bir labirenti andıran, resifler ve mercan adalarından oluşan bir yaşamalanı yarattı. Bu yapı öylesine korunmalıydı ki, dış duvarları okyanusun 1 kilometre kadar derinliklerine gitmekteydi. Bu akılalmaz yaşam çeşitliliği ve yapısal karmaşıklık, onu ziyaret eden insanlar için unutulmaz bir macera imkanı sunmaktaydı. Elbette ki, bu dünyanın dışındanmış gibi gözüken renkleri ve desenleri, nesiller boyunca özlenecektir.

Resifin yaşadığı alanın aktif bir bireyi olduğunu söylemek, BBR'nin hakkını vermeye yetmez. BBR olmaksızın etrafındaki ekolojik komünitenin var olması asla mümkün olmazdı. BBR'nin nimetleri ve sunabileceklerinin sınırsızlığını onu ilk defa 60.000 yıl önce, Asya'dan Avustralya'ya göç etmeyi başardıktan sonra keşfeden insan atalarımız tarafından hemen fark edilmişti. O zamanlarda BBR'nin üst katmanları kireçtaşı falezlerinden ve kaynakça inanılmaz zengin olan sayısız mağaralardan oluşmaktaydı. Avustralya Deniz Bilimleri Enstitüsü'nden olup, BBR'nin en önde gelen savunucularından olan ve BBR'nin %20'si kadarını tek başına keşfeden Charlie Veron, eski insanlar tarafından ilk defa bulunan resifleri "Taş Çağı Ütopyası" olarak adlandırıyor. Aborijin klanları o dönemlerde bu resiflerde milenyumlar boyunca çeşitli canlıları avladılar, balıkçılık yaptılar. Bu avlanma süreci, resiflerin ölümüne kadar durmaksızın devam etti.

Resifin Dünya çapında üne kavuşması 1770'li yıllarda Kaptan James Cook'un bu resiflerin bulunduğu ölümcül sulardaki labirentlerde ustaca yolunu bulmasına denk gelmiştir. Her ne kadar resifler, onu gören herkesçe aşkla sevilmiş olsa da, Cook resiflerin bir hayranı değildi. Günlüğüne şöyle not düşmüştü:

"Her taraftaki denizler, kıyıdan bir anda ortaya çıkıveren sığlıkları ve suların içinden çıkıveren kayaları saklamakta."

Cook'un gemisi bu sığlıklardan birine oturmuş ve gemisini neredeyse batırmıştı; ancak Cook, birkaç aylık mücadele sonunda kendisini sığ kıyılardan kurtarmayı başarmıştı. 

O günlerden sonra BBR, çok nadiren insanların ilgi odağından düştü. Kaşifler, bilim insanları, sanatçılar, turistler için bir tutku haline gelen BBR, kısa sürede Avustralya'nın gurur madalyası haline geldi. Ancak bu, Kraliyet Ailesi'nin resiflerin neredeyse yarısını 1960'larda petrol ve maden firmalarına kiralamasına engel olmadı. Bu hamle, Avustralya'nın ilk çevre koruma hareketini ve 10 yıl boyunca sürecek olan "Resifleri Koru" kampanyasını da tetiklemiş oldu. Çevrecilerin mücadelesi sayesinde 1975 yılında resif, Büyük Bariyer Resifi Deniz Parkı adını aldı. Bu unvan; resifler üzerindeki ve çevresindeki balıkçılığın, gemiciliğin, beşeri gelişmenin yasaklanması anlamına geliyordu. Bu sayede resiflerin hayatta kalması garanti altına alınabilecek gibi gözüküyordu. 2008 yılında yayınladığı Zaman İçerisinde Bir Resif adlı kitabında Veron, son sözler olarak şu cümleleri seçmişti:

"Artık rahatlıkla emin olabiliriz ki, gelecek nesiller de bu harika yaşam alanını sonsuza kadar deneyimleyebilecektir. Ne var ki, insanların doğa üzerindeki etkisi kabul edilemez boyutlara vardığı düşünülecek olursa, az önce yazdığım cümleyi ileri sürmenin imkansızlığı anlaşılacaktır."

1981 yılında UNESCO BBR'ni Dünya Mirası Sit Alanı ilan etti ve onun "Dünya üzerindeki en etkileyici denizel alanı" olduğunu belirtti. Bu yıl, aynı zamanda resifin ilk defa kitlesel olarak "beyazlama/ağarma" sürecinden geçtiği yıl oldu. 

Mercanlar büyüleyici renklerini ve besinlerinin önemli bir bölümünü, yüzeylerinde yaşayan alglerden alırlar. Algler fotosentez yaparlar ve şeker üretirler. Mercanlar da bunu yerler. Ancak su sıcaklığı aşırı yükseldiğinde, algler de aşırı fazla oksijen üretirler. Bu kadar fazla oksijen zehir etkisi yapar. Bundan korunmak için mercanlar, üzerlerindeki algleri uzak tutacak önlemler alırlar. Fakat bu da büyük bir sorundur: Algler olmaksızın mercanlar kemik beyazına dönerler ve açlıktan ölmeye başlarlar. Eğer ki su sıcaklıkları kısa bir süre içinde eski haline dönebilirse, mercanlar da yeni algleri üzerlerine çekerek kendilerini kurtarabilirler. Ancak eğer ki su sıcaklıkları yüksek kalırsa, sadece birkaç ay içerisinde tamamen ölürler. 

İşte 1981 yılında su sıcaklıkları aşırı yükselmiş ve resifin iç kısımlarındaki mercanların 3'te 2'si beyazlamıştır. Bu durum, bilim insanlarının resiflerin beyazlamasının nedeninin küresel iklim değişikliği olduğunu düşünmesine neden olmuştur. Bu da, resifleri sit alanı ilan etmenin BBR'yi kurtarmaya yetmeyeceğinin anlaşılmasıyla sonuçlanmıştır.

2000'li yıllara geldiğimizde kitlesel beyazlama olayları artık "sıradan" bir hal almıştır.1997-1998 yıllarının kışında bir sonraki devasa beyazlama olayı yaşanmıştır. Bundan daha da beteri, 2001-2002 yıllarında yaşanmıştır. Bundan da beteri 2005-2006 yıllarında meydana gelmiştir. Bu zamana kadar artık, küresel ısınmanın tek tehdidinin su sıcaklıklarının artırmak olmadığı da anlaşılmıştır. Okyanuslar, atmosferde biriken karbondioksitten ötürü daha fazla karbon tutmaya başladıkça, daha da asidik bir hal almaya başlamışlardır. Bu asitlenme, resifin içerisindeki mercanları eritmeye ve çözmeye başlamıştır.

Resifin sağlığından endişelenen bir grup insan bu gidişata müdahale etmeye çalıştı. Bunlardan birisi de Veron'du. Veron, 2009 yılında tüm Kraliyet Cemiyeti karşısında meşhur "Büyük Bariyer Resifi İdam Kuyruğunda Mı?" başlıklı konuşmasını yaptı. Veron, konuşma başlığında sorulan soruya hızlıca, olumlu bir cevap verdi: 

"Bu hiç de eğlenceli bir konuşma değil; ancak hayatımda hiç bu kadar önemli bir konuşma da yapmamıştım. Eğer ki atmosferik karbondioksit seviyesi milyonda 450 parçacığa ulaşacak olursa - ki buna 2025 yılında ulaşılması bekleniyor, bu resifin ölümü olacaktır."

Çok ciddi bir müdahale resifleri kurtarabilir miydi, kimse bilemez. Ancak çok net olarak bildiğimiz bir şey var ki, böyle bir çaba sarf edilmedi. Tam tersine, resifleri ölümüne dikkat çekmeye çalışan çağrılar Avustralya hükümetinin ta kendisi tarafından halı altına itildi. Avustralya hükümeti tarihindeki en büyük kömür madeninin açılmasına izin vermekle kalmadı, hemen sonrasında, 2016 yılında, Birleşmiş Milletler'in küresel ısınmanın Dünya Miras Sit Alanları üzerindeki etkisiyle ilgili yayınlayacağı bir rapordan BBR'nin çıkarılmasını sağladı. Avustralya Çevre Bakanlığı bu hamleyi şöyle açıkladı:

"Deneyim sayesinde biliyoruz ki Dünya Mirası Sit Alanları hakkındaki olumsuz yorumlar, turizmi olumsuz etkilemektedir."

Bir diğer deyişle Avustralya hükümetine göre eğer ki resiflerin öldüğünü insanlara söylerseniz, Avustralya'ya gelmekten vazgeçebilirler!

O zamana kadar anlaşıldı ki resifler, tarihindeki en büyük ve ölümcül beyazlama olayını yaşamaktaydı. Bu öylesine kitlesel bir beyazlama olayıydı ki, resiflerin bundan kurtulması imkansızdı. Resiflerin daha kuzeyindeki, daha sıcak olan bölgelerin %50'si civarı öldü. Veron, Avustralya'nın Saturday Paper gazetesine şöyle diyor:

"Resiflerin kuzeyi tamamen yok oldu. Orası adeta bir savaş alanı gibi. Cidden aşırı üzücü... Şu anda Dünya üzerinde okyanusların daha yüzyıllar boyunca giderek ısınmasını ve asitlenmesini önleyebilecek hiçbir güç bulunmuyor. Dolayısıyla gelecek hakkında hayallere kapılmamak lazım. Ben, bir zamanlar Dünya üzerindeki en muhteşem işe sahiptim. Şimdiyse oldukça tatsız olduğunu düşünüyorum. Artık 71 yaşındayım ve tahminen bu resiflerden daha uzun yaşayacağım."

Büyük Bariyer Resifi, gezegenimiz üzerinde ölen son resiflerden birisi olacak. Ondan önce Güney Pasifik'teki Mercan Üçgeni, Florida Keys Adaları açıklarındaki Florida Resifi ve gezegenimizdeki diğer birçok diğer resif ölmüştü. Şu anda gezegenimizin resiflerini temsil eden son mercan kayalığı, Belize Bariyer Resifi gibi gözüküyor.

Huzur içinde uyu Büyük Bariyer Resifi...

Seni biz insanlar katlettik!

 

Editör Notu: Bazı bilim insanlarına veya bilimseverlere göre Büyük Bariyer Resifi'nin tamamen öldüğünü ilan etmek, koruma çabaları önünde engel yaratabilir ve birazcık aceleci bir karar. Çünkü onlara göre resifin şu ana kadar %22'si tamamen ölmüş vaziyette. Ancak bu miktar ve iklimbilim ile koruma biyolojisinden gelen bilgilerimiz, bazı diğer istatistiklerle birleştirildiğinde, ilan edilen durumun gerçeklikten dikkate değer miktarda uzak olmadığı anlaşılmaktadır. Örneğin, bazı resmi kaynaklara göre resifin ölme oranları çoktan %50'yi geçmiş durumda ve bu, resif kolonisinin çökmesi için fazlasıyla yeterli bir miktar - hele ki, atmosferik karbondioksit oranlarının 2016 yılında geri döndürülemez bir şekilde milyonda 400 parçacığı aştığı düşünülecek olursa... Ayrıca yazıda verilen beyazlama olaylarına ek olarak, Nisan ayında tespit edilen bir diğer beyazlama olayının resifin %93'ünü etkilediği tespit edilmiştir. Üstelik bir bütün olarak ele alındığında, kolonyel bir canlının %22-50 civarının yok olması, o koloninin muhtemelen geri dönülemez bir süreç içerisinde olduğunu göstermektedir - ki BBR'nin başına gelen de budur. ARC Mercan Resifleri Araştırmaları tarafından 911 mercan üzerinde yapılan bir incelemeye göre, resifin sadece %7'si beyazlama olayından kurtulabilmiştir, %60-100 arası ise aşırı beyazlama düzeylerine ulaşmıştır. Orijinal kaynakta verilen bazı bilgilerde ufak tefek hatalar olsa da (şimdi, hepsi tarafımızdan düzeltilmiştir), bu hataların yerine gelen bilgiler durumu daha da iyileştirmeye yaramamaktadır. Örneğin, orijinal kaynakta ilk beyazlama olayının 1981 yılında yaşandığı söylense de, bu olay 1998 yılında yaşanmıştır; yani resif, çok daha kısa bir sürede çok daha ciddi miktarda hasar görmüştür! 

Türkiye'de mercan kayalıklarının korunması adına dikkate değer bir emek sarfedilmediği için, atılan başlık ve verilen bilgilerin Türkiye'deki çabaları (?) herhangi bir şekilde olumsuz etkileyeceğine inanmıyoruz. Kaldı ki, resifler için on yıllardır emek harcayan insanların gidişatın kötülüğünden haberdar oldukları ve bundan herhangi bir şekilde etkilenmeden çalışmalarını sürdürdükleri bilinen bir gerçektir. Zaten bu haber, bunun gibi insanların giderek umutsuzluğa düşmeleri sonucunda kaleme alınmış bir yazıdır. Elbette ki, bu yazıyı "Artık yapacak bir şey kalmadı; dolayısıyla bir şey yapmayalım." olarak algılamamak gerekiyor. Pandaları önce pratik olarak yok edip, sonra yok olmanın eşiğinden kurtarmayı başarmış bir tür olarak, resifler için de bir şansımız belki bir yerlerde vardır. Lakin panda örneğinin aksine, resifleri etkileyen küresel ısınma ve buna bağlı olarak meydana gelen değişimler, türümüzün artık kontrolünün dışında olan faktörlerdir. 

Bu gerçekler göz önüne alındığında, bazı okurlarımızın Huffington Post gazetesini kullanarak iddia ettiği gibi (halbuki gazetenin böyle bir iddiası yoktur) haber "hatalı" değildir - sadece bazı eksikleri vardır ve bazı diğer bilim insanlarına göre ilan aşırı acelecidir; fakat hiç kimse, küresel ısınmanın bazı etkilerinin geri döndürülemez olduğunu, su sıcaklıklarının artışı ile okyanus asitlenmesinin daha yüzyıllar boyu devam edeceğini, dolayısıyla resiflerin ölüme doğru gittiğini ve muhtemelen geri döndürülemez olduğunu inkar etmemektedir. Dolayısıyla haberin içeriği biraz fazla "heyecanlı" olsa da, verdiği mesaj bakımından herhangi bir hatası bulunmamaktadır. 

Ne yazık ki küresel iklim değişikliği bazı yıkıcı gelişmeleri şu anda durdursak bile, insan eliyle de gerçekleşen bu doğa olaylarının momentumu bile yıkıcılığını asırlar boyu sürdürebilecektir. Küresel ısınmayı tersine çevirmek konusunda pratik olarak başarısız olduğumuz gerçeği göz önüne alınacak olursa, haberin başlığının veya içeriğinin dikkate değer miktarda hatalı olmadığı görülecektir. Dilerseniz mercanların ölüm tarihini M.S. 3016 ya da M.S. 5016 olarak alabilirsiniz. Bu durum, 25 milyon yıldır var olan bir organizmanın içinde bulunduğu durumu değiştirmeyecektir. 

İlginiz için teşekkürler.

Sevgiler.

 

Kaynak: Outside Online

Buz Küplerinin Bir Tarafı Neden Genelde Beyaz, Geri Kalanı Şeffaftır?

İlk Gece Etkisi: Neden Alışık Olmadığınız Yatakta Uyuyamazsınız?

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim