Tüm Reklamları Kapat

Geyikler ve Sığınlar Neden Boynuzlarını Dökerler?

3dk
Geyikler ve Sığınlar Neden Boynuzlarını Dökerler?
Sığın
Pixabay
Tüm Reklamları Kapat

Alaska'da bir kapı zili kamerasına yakalanan, bir sığının bir anda boynuzlarını döktüğü ve ani bir olay karşısında ürkerek gecenin karanlığında kaybolduğu görüntülerin ardından dünyanın her yerinden insanlar, bu olayın nedenini sorgulamıştı.

Kapı zili kamerasına yakalanan sığının söz konusu videosu.
NBC News

Sığınlar, dünyanın en büyük geyik türüdür; erkekleri omuz hizasında yaklaşık 180 santimetreden daha uzun olabilir ve 36 kilogramı bulan boynuzlarıyla ağırlıkları 800 kilogram civarına ulaşabilir.

Montana Üniversitesi'nde bir yaban hayatı biyoloğu olan ve Blackfeet Kabilesi'nin (Montana'da bir Amerikan Yerlisi kabilesi) bir üyesi olan Landon Magee, sığınlardan şöyle bahsediyor:[1]

Tüm Reklamları Kapat
Sığınların yaşam alanlarında bulunmak biraz tehlikelidir. Özellikle de yavruları olan bir dişi sığına yaklaşacak olursanız hayvanın sinirlenmesi işten bile değildir.

İnsanlar tarafından pek şahit olunmasa da boynuzlarını dökmek erkek sığın, geyik, Kanada geyiği ve Cervidae familyasının diğer üyeleri için son derece normaldir ve bu olayı her yıl yaşarlar. Cinsiyet açısından tek istisna ise dişi Ren geyikleridir, onlar da familyanın erkekleri gibi boynuz sahibi olur ve dökerler. Maine İç Su Balıkları ve Vahşi Yaşam Departmanı'nda sığınlar üzerine çalışan biyolog Lee Kantar, şunları söylüyor:

Erkek bir sığının boynuzları, doğumundan bir yıl kadar sonra büyümeye başlar ve genel olarak her yıl şekil ve hacimce gelişir. 11 yaşlarına girene kadar gelişim devam eder, sonrasında ise minimum düzeye iner.

Her Hayvanın Boynuzu Aynı mı?

Çoğu insan, çiftlik hayvanlarının boynuzlarıyla geyik, sığın gibi hayvanların boynuzlarını bir tutmak gibi bir yanılgıya düşer; fakat işin aslına bakıldığında bunların arasında büyük bir fark vardır.

Koç, keçi, inek ve daha pek çok memeliyi süsleyen boynuzlar aslında direkt olarak kafataslarının bir parçasıdır ve asla dökülmezler. Bizim de saç ve tırnaklarımızda bulunan bir protein olan keratinden oluşurlar; ölüdürler ve tabanlarına yeni maddeler eklendikçe her yıl büyürler. Yaklarda ve bazı antilop türlerinde dişiler de bu kafatası çıkıntılarına sahiptir.[2]

Bu cansız yapıların aksine, çatal boynuzlar yaşam doludur. Maine'de sığın yavrularını yakalamak için kar fırtınasını bekleyen Kantar, bir e-postasında şöyle söylüyor:

Tüm Reklamları Kapat
Çatal boynuzlar ilkbaharın başlarından yaz sonuna kadar hızla büyüyüp gelişen, yüksek oranda damarlanmış dokulardır.

Yılın çoğunda, boynuzların olması gereken bölge ince, kadifemsi kıllarla kaplıdır. Ve bu bölgenin altında, alttan alta büyüyen kemik yapısı için kalsiyum, fosfor ve diğer besinleri taşıyan kanla dolu damarlar bulunur. Boynuzların oluşumu içinse bu kadife bölgedeki dokunun ölmesi ve hayvan tarafından kazınması gerekmektedir, böylece dövüşe hazır kemikleri ortaya çıkabilir.

Çatal boynuzların oluşumu ve gelişimi memeliler sınıfında en hızlı oluşan veya gelişen doku olarak bir Guinness Dünya Rekoruna sahiptir.[3] Yaz döneminde, yani sürecin pik noktasında boynuzlar, günde neredeyse 2.5 santimetre kadar uzayabilir.

Boynuzlar Neye Yarıyor?

Boynuzlar çoğunlukla birer silah olarak görülse de aslında üremek için gelişmiş enstrümanlardır. Bir dişi için rekabete girişileceği sırada küçük boynuzlara sahip bir erkek, büyük boynuzlara sahip bir erkek tarafından kolaylıkla caydırılabilir. Kantar'a göre dişi, heybetli boynuzlara sahip bir erkeği fiziksel olarak daha formda algılayabilir ve onunla çiftleşmeyi tercih edebilir.

Sığınlar, yalnızca aynı büyüklükteki iki erkek karşı karşıya geldiğinde dövüşe tutuşurlar. Boynuzlarını birbirilerine geçirir ve hangisinin daha avantajlı konuma geçeceğini görmek için onları sağa sola döndürüp birbirilerini iterler. Erkek sığınlar ayrıca bazen birbirilerini böğürlerinden veya butlarından boynuzlayarak ölümcül yaralara ya da karşılarındakinin yırtıcılara yahut doğa koşullarına yenik düşmesine neden olabilir. Bu tarz düelloların nispeten nadir olmasının sebebi de budur, çünkü çok fazla şeye mâl olabilirler.

Geyikgiller Neden Boynuzlarını Dökerler?

Sonbahardaki üreme mevsimi, ya da başka bir deyişle "kızgınlık" geçtiğinde geyikgiller erkeklerinin artık boynuzlarına ihtiyacı yoktur. Aslına bakılırsa başlarındaki bu ihtişamlı süsler omuzlarında birer yük olmaya başlar.

Yaban hayatı sorumluları ve biyologlar her yıl, yanlışlıkla boynuzlarını birbirine kenetlemiş erkek geyikgillere dair ihbarlar alıyorlar. Bu duruma düşmüş olan erkekler aldıkları yaralar, açlık ya da yırtıcıların saldırması sonucu genellikle hayatlarını kaybediyor.

Bütün bunların yanı sıra boynuzlar geyikgiller için, özellikle de insanlara yakın yerlerde yaşayanlar geyikler için kendi başlarına bile bir tehdit olabilir: Geyikler, sığınlar ve Kanada geyikleri sıkça dallara, çitlere, çöplere ve hatta Noel süslerine takılmış halde bulunurlar!

Boynuzuna Noel süsleri takılmış bir geyik.
Boynuzuna Noel süsleri takılmış bir geyik.
X

Geyikgiller için iyi haber ise başlarındaki o ihtişamlı süslerin tek kullanımlık olmasıdır. Günler kısaldıkça geyikgil erkeklerinin vücutları eskisi kadar testosteron üretmemeye başlar ve bunun sonucunda her boynuzun tabanında, pediselde (İng: "pedicle"), demineralizasyon baş gösterir. Magee, bu süreçten şöyle bahsediyor:

Ve böylece pediselin kavrama kabiliyeti yavaş yavaş yok olur ve geyiklerin zıplayıp tekrar yere inmeleri, kafalarını sallamaları ya da bir başka erkekle kavgaya tutuşmaları bile onları yerinden söküp atabilir. Sonraki yıl ise tüm bu süreç yeniden başlar.
Rastgele Yazıya Git
9
Alt Başlıklar
MAKALE SONRASI

Bu makale üzerine konuşmaya devam et

Topluluk sohbetine katıl, yorum bırak veya ayrıntılı bir soru sor.

Bilimsel bir hata mı gördün?
Bu Makale Sana Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem!
    Muhteşem!
    4
  • Merak Uyandırıcı!
    Merak Uyandırıcı!
    2
  • Tebrikler!
    Tebrikler!
    1
  • Bilim Budur!
    Bilim Budur!
    0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel!
    Mmm... Çok sapyoseksüel!
    0
  • Güldürdü
    Güldürdü
    0
  • İnanılmaz
    İnanılmaz
    0
  • Umut Verici!
    Umut Verici!
    0
  • Üzücü!
    Üzücü!
    0
  • Grrr... *@$#
    Grrr... *@$#
    0
  • İğrenç!
    İğrenç!
    0
  • Korkutucu!
    Korkutucu!
    0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Çeviri Kaynağı: National Geographic | Arşiv Bağlantısı
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misin?

Şu iki siteden biriyle hemen destek olabilirsin:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracıyla 29.10.2026 23:53:50 tarihinde oluşturuldu. Evrim Ağacı'ndaki içerikleri birden fazla editör sürekli gözden geçiriyor, güncelliyor ve geliştiriyor. Bu çıktıdan sonraki güncellemeleri görmek ve içeriğin en güncel hâlini okumak için şu adrese git: evrimagaci.org/s/17977

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı sürece izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş hâlleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.

Keşfetmeye Devam Et