Evrim Ağacı

Ejderin Zehri: Komodo Ejderlerinin Ağzı Gerçekten "Kirli" mi?

Komodo Ejderleri Avlarını Daha Çabuk ve Etkili Öldürmek İçin Ağızlarındaki Bakterileri Zehir Olarak Kullanıyor mu?

Ejderin Zehri: Komodo Ejderlerinin Ağzı Gerçekten
Tavsiye Makale

Bu yazı, National Geographic isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

1969 yılında Walter Auffenberg adında bir biyolog, oranın en ünlü sakinini, yani Komodo ejderini incelemek adına Endonezya'nın Komodo Adası'na taşındı. Dünyanın en büyüğü olan bu devasa kertenkele, 3 metre uzunluğuna ulaşabiliyor ve geyik, manda gibi büyük avları alt ediyor. Auffenberg bu kertenkeleleri bir yıl boyunca gözlemledi ve 1981 yılında davranışlarına ilişkin bir kitap yayımladı.

Bu kitap, ona bir ödül kazandırırken, aksini ispat etmenin otuz yıl sürdüğü ve günümüzde hala yaygın olarak inanılan bir efsaneyi (miti) de ortaya çıkardı.

Auffenberg; manda gibi büyük hayvanların, komodo ejderleri tarafından yaralanmasının, bir süre sonra ölümcül enfeksiyonlara neden olduğunu fark etti. Elinde bir kanıt olmamakla beraber, bu gözleme dayanarak komodo ejderlerinin avını etkisiz hale getirmek için bir zehir biçimi olarak bakterileri kullandığını öne sürdü. Avını ısırdıktan sonra açılan yaralara ağızlarındaki mikropları yağdırdığını, bunun da kurbanı güçten düşürdüğü ve nihayetinde öldürdüğünü iddia etti.

Bu açıklamayı ders kitaplarında, vahşi yaşam belgesellerinde, hayvanat bahçelerinde bulunan pankartlarda ve daha pek çok kaynakta bulmak mümkün.

Ancak bu, doğru değil. Queensland Üniversitesi'nden Bryan Fry şöyle diyor:

Bu bilgi, nicedir hakikatmiş gibi gösterilen bir peri masalı haline geldi.

2009 yılında Fry, "komodo ejderinin ölümcül ısırığı"nın ardındaki gerçeği, tıbbi bir tarayıcı yoluyla keşfetti. Ejder; kan basıncını düşüren, ciddi kanamaya sebep olan, pıhtılaşmayı önleyen ve şok riskini artıran toksinlerle dolu zehir bezlerine sahip ancak bu bakterileri zehir olarak (İng: "bacteria as venom") kullanmıyor, aksine sahip olduğu zehri, işlevi doğrultusunda (İng: "venom as venom") kullanıyor.

Ejderlerin kafatasının kapsamlı bir analizine dayanan Fry'a göre, ejderler "yakala, parçala, salgıla" (İng: "grip, rip and drip") taktiğini kullanarak avını öldürüyor. Tırtıklı dişleriyle ısırıp güçlü boyun kaslarıyla parçayı geri çekiyor. Sonuç ise büyük, açık yaralar. Salgılanan zehir daha sonra kan kaybını hızlandırıyor ve avı şoka sürüklüyor.

Telegraph

Ancak bu, ejderlerin oral mikropları da salgılayabileceği olasılığını tamamen yok etmiyor. Bu mikroplar üzerinde araştırma yapmak üzere Fry, hayvan ısırıklarının barındırdığı mikroplar üzerinde uzman olan, UCLA Tıp Fakültesi'nden Ellie Goldstein ile temasa geçti. Goldstein, tüm dünyadaki uzmanlara, en az biri Komodo ejderinden olmak üzere olağandışı ısırık yaralarını tedavi etmeleri konusunda çağrı yaptı. Şöyle diyor:

Bakterileri zehir olarak kullanma modeli, hatalı ve artık geçerli olmayan çalışmalara dayanıyor gibiydi. Güvenebileceğimiz iyi bir veri yoktu.

Goldstein aynı zamanda bünyesinde bu ejderleri barındıran birkaç hayvanat bahçesiyle de iletişim kurmaya çalıştı. Şöyle diyor:

Çoğu cevap bile vermedi, bazıları ise anlayamadığım nedenlerden dolayı araştırmayı engellemeye, saptırmaya çalıştı.

Goldstein'ın takımının bir üyesi olan Kerin Tyrrell ise şöyle diyor:

Ve bu kişiler bu çalışmanın çoktan yapıldığını ve yeni hiçbir bulgunun ortaya çıkmayacağını söyledi.

Neyse ki; Los Angeles, Honolulu ve Houston'daki üç hayvanat bahçesinin yetkilileri yardımcı olma konusunda istekliydi. Oluşturulan takım 10 yetişkin, 6 yavru olmak üzere 16 ejderin ağzından örnek almayı başardı.

Ancak, beklenen olmadı. Araştırmadan hiçbir şey çıkmadı. Buldukları tüm mikroplar, ejderlerin yediği son yemeklerde yaygın olanlardı. Hiçbir öldürücü tür, hızlı bir ölüme ve ölümcül bir enfeksiyona sebep olacak hiçbir mikrop yoktu. Özellikle az ya da çok miktarda da değillerdi. Fry şöyle diyor:

Ejderlerin ağızlarındaki bakteri seviyesi, esir bir aslandan ya da tazmanya canavarından elde edeceğimizden çok daha düşük. Komodolar sahiden temiz canlılar. Bu bulgu da tabuttaki 'bakterileri zehir olarak kullanma' fikrine çakılan başka bir çivi.

Elbette, doğal ortamlarındaki ejderlerin ölümcül bakterileri barındırabileceği iddia edilebilir. Ancak esir hayvanlar da ne steril bir ortamda yaşıyor, ne de steril yiyecekler yiyor. Doğal ortamlarındaki ejderler gerçekten bakterileri zehir olarak kullanıyorsa, esir olanlar en azından bu bakterilerin ağızlarında çoğalmasını sağlayacak bir şeye sahip olmalılar. Fry şöyle diyor:

Eğer vahşi doğada bakterilerin ağızlarında çoğalmasını sağlayabiliyorlarsa, esaret altında da bunu yapıyor olabilmeliler. Ancak böyle bir durum söz konusu değil. İncelenen ejderlerin ağızları herhangi esir bir etoburdan daha farklı değildi.

Auffenberg'ün kitabının dışında, bakteri-zehir hipotezine tek destek Arlington Teksas Üniversitesi'ndeki bir ekipten geliyor. Bu ekip 2002 yılında; 26 tane vahşi doğada olan, 13 tane de esir durumunda bulunan 39 komodo ejderinin salyasında 54 adet hastalığa neden olan patojenin de dahil olduğu geniş bir bakteri yelpazesine rastladı. Salyayı farelere enjekte ettiklerinde farelerin çoğu öldü ve kanları belirli bir mikrop -Pasteurella multocida- açısından zengindi.

Ancak Fry bu çalışmanın gülünç olduğunu düşünüyor.

Evet, vahşi ejderler üzerinde çalışmış olabilirler; ancak Fry'ın esir hayvanlarındaki mikroplar, onların çalışmasındaki vahşi ejderlerdeki mikroplara daha yakındı. Keşfettikleri patojenler de bir hayvanın mikrobiyal çevresinin öldürücü olmayan, normal üyeleri. Pasteurella mikrobu üzerine yoğunlaşsalar da, bu mikrop 39 ejderhanın sadece 2'sinde bulundu. Goldstein ise esir ejderlerde bu mikroba hiç rastlamadı.

En önemlisi de, tüm ejderlerde tek bir mikrop türü saptanması gibi bir durum söz konusu değil.

Bu ejderler nasıl olur da bu kadar değişken bir stratejiyi kullanabilir? Fry şöyle diyor:

Bu evrimsel açıdan mantıksız.

Tyrrell'a göre ise bakteriyi zehir olarak kullanma hipotezinin tek çıkış noktası, ekibin sadece laboratuvar kültürlerinde yetişebilen bakterileri tanımlamış olması. Bazı türler bu şekilde tanımlanamıyor, bu yüzden bu bakterilerden biri ejderin ölümcül ısırığına katkıda bulunuyor olabilir.

Fry; bakterilerin, ejderin kurbanlarını öldürmesine yardım ettiğini düşünüyor, ancak Auffenberg'ün iddia ettiği şekilde değil. Ejderler, geyik veya domuz gibi orta büyüklükyeki memelileri avladığında, kurbanlar zaten kan kaybından oldukça hızlı ölüyor. Bakteri yardımcı oluyor, evet; ancak asıl önemli olan kurbanda açılan yaralar.

Manda ise bambaşka bir hikaye.

Bu hayvanlar, komodo ejderlerine insanlar tarafından tanıtıldı. Hemen öldürmek için çok büyükler ve ilk saldırıdan kaçma konusunda oldukça iyiler. Doğal ortamlarında geniş bataklıklara karışıp hemen kaybolurlar, ancak Komodo Adası'nda böyle bir olanakları yok. Bu durumda, mandalar durgun ve kendi dışkılarıyla kirlenmiş su birikintilerine sığınırlar. Bu mikrobiyal ortamda ise yaraları çok çabuk enfekte olur. Fry şöyle diyor:

Yoğun yaz sıcağında havuzunuza bir sürü inek gübresi atıyorsunuz, bacaklarınızı çok eski bir ustura ile tıraş ediyorsunuz ve gün boyunca o suyun içinde bekliyorsunuz. Alın size korkunç enfeksiyonlu yaralar!
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 6
  • Tebrikler! 21
  • Bilim Budur! 7
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Güldürdü 2
  • İnanılmaz 2
  • Umut Verici! 1
  • Merak Uyandırıcı! 3
  • Üzücü! 1
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 28/05/2020 22:06:24 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8460

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Güncel
Kültür
Nörobilim
Kuantum Fiziği
Nöron Hücresi
Su Ayısı
Haber
Grip
Su
Yıldız
Beslenme Biçimi
Ses Kaydı
Kuyruk
Kertenkele
Çin
Hastalık Dağılımı
Solunum
Dünya
Kozmoloji
Yörünge
Hormon
Hastalık Kataloğu
Bilim İnsanları
Anatomi
Evrimsel Antropoloji
Çiftleşme
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İnsanlar kitabımın 10 sene içinde unutulacağını söylüyor. Belki de... Ancak destek olan prestijli bilim insanlarına bakarak söyleyebilirim ki, konunun kendisi unutulmayacaktır.”
Charles Darwin
Geri Bildirim Gönder