Genetiği Değiştirilmiş Makaklar: Maymunların Beynine İnsan Genleri Eklendi!

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

National Science Review dergisinde yayımlanan bir çalışmada Çinli bilim insanları, insanlardan aldıkları mikrosefalin ya da kısaca MCPH1 genini 11 farklı makak maymununa aktardılar. Bunu başarabilmek için, maymun embriyolarını, genin insan versiyonunu taşıyan virüslerle enfekte ettiler. Bu virüsler maymun embriyolarında çoğaldıkça, bu özel olarak seçilmiş genleri embriyoların hücrelerine enjekte ettiler.

MCPH1 geni, insanlarda beyin gelişimini kontrol eden önemli bir gen. Örneğin bu genin hasarlı olduğu bebekler normalden çok daha küçük kafalarla doğuyorlar ve bu nedenle de bu genin beyin büyüklüğüyle ilişkili olduğu düşünülüyor. Gen, insanlar ile diğer kuyruksuz maymunlar arasında bariz farklar gösteriyor. Bu nedenle de insanları evrimsel süreçte farklılaştıran genlerden birisi olmaya oldukça uygun bir aday.

Genin eklendiği makaklardan 6 tanesi hayatını kaybetti; 5 tanesi ise yaşamını sürdürdü. MRI taramaları ve hafıza testlerinden geçirilen makakların, kontrol grubuna göre daha büyük beyinleri olmadığı tespit edildi; ancak kontrol grubundakilere göre, renkler ve kutular halindeki resimleri tespit etmeye dayalı kısa-dönem hafıza testlerinde daha büyük başarı gösterdiler. Dahası, kontrol grubuna göre beyinleri daha uzun sürede gelişti; tıpkı insan bebeklerinde olduğu gibi...

Araştırmacıların amacı, evrimsel biyolojinin en meşhur sorularından birisini deneysel olarak yanıtlama yönünde ilk adımları atmaktı: İnsanlar nasıl bu kadar eşsiz bir zekaya sahip olacak şekilde evrimleşti? Bu sorunun cevabının MCPH1 geni ile ilgili olabileceği düşünülüyor. Ancak sadece bu gen ile kendilerini sınırlandırmıyorlar. Araştırmacılar şöyle söylüyor:

Araştırmacılarımızdan birisi SRGAP2C isimli bir gene odaklanıyor. Bu DNA varyantı, 2 milyon yıl kadar önce, Australopithecus cinsi atalarımız Afrika savanalarında erken insanlara doğru evrimleşirken ortaya çıkmış bir gen. Bu gene popüler olarak "insanlık tuşu" adı veriliyor ve erken insan zekası evriminde "kayıp ara basamak" olarak görülüyor. Sonucun ne olacağını söylemek içinse şu anda erken.

Araştırmacıların denedikleri bir diğer gen ise FOXP2 geni. Her ne kadar genin insanlardaki etkisi güncel çalışmalarla sorgulanıyor olsa da, bu genin insan evriminde türümüze dil kabiliyetini kazandırdığı düşünülüyor. Örneğin İngiltere'de bir ailede bu gende meydana gelen bir mutasyon, konuşma güçlüğüne sebep olmuştu. Tokyo'dan Berlin'e kadar uzanan geniş bir coğrafyadaki bilim insanları ise, farelerde bu geni mutasyona uğratarak seslerindeki değişimleri incelemekteler. Araştırmacılardan biri olan Kunming Zooloji Enstitüsü genetik uzmanı Bing Su, 2016 yılında Nature dergisine şöyle demişti:

Bu genin eklendiği maymunların birden konuşmaya başlamasını elbette beklemiyoruz; ancak bazı davranışsal değişimler görmeyi bekliyoruz.

Evrimin belirli bir türe Doğal Seçilim yoluyla kazandırdığı belirli bir özelliğin evrimsel detaylarını tespit etmeyi hedefleyen bu tarz çalışmalara seçilim araştırmaları adı veriliyor. Uzmanlar, genlerin değişim ve popülasyon içinde yayılım biçimlerine bakarak Darwinci Seçilim'in izlerini tespit edebiliyorlar. Örneğin Bing Su'nun daha önceki araştırmaları, Himalayalar'da yaşayan yakların yüksek dağlarda yaşamalarını mümkün kılan adaptasyonların genetik izlerini tespit etmeyi içeriyordu. Bir diğer çalışmada, soğuk iklime bağlı olarak insan derisinin renginin evrimini incelemişti.

Çalışma Etik veya Yasal mı?

Bu tarz çalışmalara genetiği değiştirilmiş organizma deneyleri deniyor. Özellikle de türler arası gen aktarımının çalışıldığı araştırmalara transgenik tür deneyleri adı verilmekte.

Bu araştırmalar birer "etik kabus" olarak görülse de, aslında birçok ülkede tamamen yasal vaziyette. Örneğin ABD'de de bilim insanları insan-hayvan melezleri yaratarak tıbbi transplantlar geliştirmeye çalışmışlardı: Örneğin insan hücrelerini domuz ve koyun embriyolarına karıştırmışlardı. Fakat ABD'de bu tarz araştırmalar devlet fonlarıyla desteklenemiyor; sadece özel firmalarca sürdürülebiliyor.

Fakat işin etik kısmı birazcık daha karmaşık. Birçokları, insanlarla diğer hayvanların özelliklerini karıştırmanın, nihayetinde tamamen insanlaştırılmaya çalışılan türlerle sonuçlanacağından endişeleniyor. Çinli araştırmacılar ise bunun bir kaygan zemin argümanı olduğunu söylüyorlar. Yani sırf ufak değişimler yaratabiliyoruz diye, bu değişimlerin nihayetinde bir hayvanın bütün genlerini değiştirerek insansı formlara dönüştüreceğimiz anlamına gelmediğini söylüyorlar.

2010 yılında Kolorado Üniversitesi'nden biyoetikçi Jacqueline Glover, "İnsan Olmayan Hayvanlar Üzerinde Transgenik Çalışmalar Yaparak Bizi İnsan Yapan Şeyleri Keşfetmenin Etiği" başlıklı makalesinde, insan beyin genlerinin diğer kuyruksuz maymunlara eklenmesinin etik olmadığını ileri sürmüşlerdi. Çinli bilim insanları da buna katılıyor: Şempanzeler ile genlerimizin %98'i aynı olduğu ve çok yakın bir ortak atayı paylaştığımız için deneylerde şempanzeler kullanılmasını doğru bulmuyorlar.

Ancak kuyruklu maymunlar (ya da kısaca maymunlar), kuyruksuz maymun değiller. Son ortak atamız 25 milyon yıl kadar önce yaşadı ve bu uzaklık, Çinli bilim insanları için yeterli bir mesafe. Su, şöyle diyor:

Her ne kadar genomları bize yakın olsa da, aramızda on milyonlarca fark bulunuyor. Sadece birkaç insan geni eklendi diye bu hayvanların maymunluktan çıkıp insanlaşması imkansız.
Denek olarak kullanılan bir Rhesus maymunu
Denek olarak kullanılan bir Rhesus maymunu
Scott Olson

William ve Mary Koleji'nden antropolog Barbara King ise buna şöyle yanıt veriyor:

Bu araştırma tam bir etik kabusudur. Her şeyden önce, genetiği değiştirilmiş maymunlardan 6 tanesi hayatını kaybetmiş; demek ki bu çalışma daha baştan çoğunlukla ölümcül bir uygulamaya sahip. Geri kalan beş tanesinin ileride ne tip hayatlar yaşayacağı, hayatlarının nasıl değişeceği, deney laboratuvarlarına hapsolmak zorunda kalıp kalmayacağı da sorulması gereken sorular.

Primatlar, insanlarda hastalıkların nasıl geliştiğini anlamak için sıklıkla kullanılan model canlı gruplarından birisi. Ancak tabii ki bir primata hastalık bulaştırıp, türü nasıl etkilediğini incelemek etik olarak bir şey; bir türe insan-benzeri zeka vermeyi umduğunuz genleri eklemek bambaşka bir şey. İlkinde hayvana doğrudan zarar verme amaçlı bir müdahalede bulunurken, ikincisinde beklenmedik durumlar haricinde türe zarar vermek bir yana, daha başarılı olmasını mümkün kılacak bir değişim yaratılmış oluyor.

Buna rağmen, etik uzmanları bu deneylerin uygun olmadığı görüşünde. Çünkü bir maymuna insan genlerini eklemek, o maymunun gerçekliği nasıl algıladığı ve onunla nasıl etkileştiğini kökünden değiştiriyor.

Çin, bu araştırmadan kısa bir süre önce de tasarım bebekler ile gündeme gelmişti. Konuyla ilgili olarak şu videomuzu izleyebilirsiniz:

Ne Düşünüyorsunuz?

Siz ne düşünüyorsunuz? Deney, burada anlatıldığı detayları göz önüne alınacak olursa, etik midir? Twitter'daki anketimizin sonuçları şöyle:


Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • S. Samuel. Scientists Added Human Brain Genes To Monkeys. Yes, It’s As Scary As It Sounds.. (2019, Nisan 12). Alındığı Tarih: 15 Nisan 2019. Alındığı Yer: Vox
  • D. Holl. Chinese Scientists Implant Human Brain Genes Into Monkeys. (2019, Nisan 14). Alındığı Tarih: 15 Nisan 2019. Alındığı Yer: The Epoch Times
  • L. Shi. (2019). Transgenic Rhesus Monkeys Carrying The Human Mcph1 Gene Copies Show Human-Like Neoteny Of Brain Development. National Science Review.
  • A. Regalado. Chinese Scientists Have Put Human Brain Genes In Monkeys—And Yes, They May Be Smarter. (2019, Nisan 10). Alındığı Tarih: 15 Nisan 2019. Alındığı Yer: MIT Technology Review

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 19/08/2019 01:34:22 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7753

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Timsahlar kolaydır. Seni öldürmeye ve yemeye çalışırlar. Asıl zor olan insanlardır. Bazıları önce arkadaşınmış gibi davranırlar...”
Steve Irwin
Geri Bildirim Gönder