Evrimsel Psikolojinin Faydası Nedir?

Bu yazı, Quillette isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

İçgüdülerimizin bilincimizdeki yansımalarını ‘Durum bundan ibaret, yapacak bir şey yok.’ yaklaşımıyla naifçe kabul etmektense onları tüm çıplaklığıyla ele almak, zararlı sonuçlar doğurduklarında onları etkisizleştirebilmemizdeki ilk adımdır. 

Steven Pinker, The Better Angels of Our Nature


Büyük fikirler genelde büyük yankı uyandırır ama çok azı bunu “doğal ve cinsel seçilim yoluyla evrim” fikri kadar sarsıcı şekilde yapmıştır. Bazı mutasyonların diğer bazılarına üstün gelerek sağ kalması sayesinde insanların insan olmayan atalardan evrimleştiği fikri, halihazırda el üstünde tutulan sayısız ideolojiyi rahatsız etmiştir. Doğal seçilim, varoluşumuzun kutsallıkla onaylandığı yönündeki dini kabule hakaret niteliğindedir; bencil rekabetin modern dünyanın yaşadığı bir sapkınlık olduğu yönündeki yenilikçi yaklaşımı rahatsız eder ve ayrıca doğada amaç ve ahlak arama şeklindeki yaygın arzuyu yolundan çıkartır . Bu sınır ihlalleri hesaba katıldığında, evrimin halkla olan ilişkisinde ciddi sorunları olması şaşırtıcı değildir.

Evrim kendine en güçlü muhalefeti evrimsel psikoloji* alanında insan aklını yorumladığında çeker. Evrimin insanın akli özelliklerini açıklayamadığını ilk savunan Alfred Russel Wallace’tan (Charles Darwin’le beraber doğal seçilimi keşfeden İngiliz natüralist) bugüne dek, insanlar bu tarz girişimleri ürpererek karşılamışlardır. Ünlü dil bilimci Noam Chomsky – ki kendisi dilin, Darvinci evrimle evrimleştiği fikrini biraz da yüz kızartıcı bir şekilde reddeder- evrimsel psikolojinin neredeyse tamamen yararsız olduğunu söylemiştir. Bu bilimsel alan medyada sıklıkla, beyaz ataerkilliği korumak için sağcı bir metot olarak sunulmuştur. Hatta Stephen Jay Gould gibi bazı evrimsel biyologlar evrimsel psikolojiyi ‘kısır spekülasyonların alanı’ olarak görüp küçümsemiştir.      

Eleştirenleri, evrimsel psikolojiye genelde birbiriyle ilişkili iki sebeple karşı çıkar. İlki, insan aklı çok karmaşık olduğu için, onu biçimlendiren seçilim baskılarını ne zaman araştırmaya kalksak kestirimlerle sınırlı kalırız. İkincisi, bu kestirimler genellikle adaletsiz bir statükonun korunmasına hizmet ettiği için bütün alan güvenilmez bir girişimdir.   

Darvinci bakışın, karmaşık biyolojik tasarımı açıklamanın tek yolu olduğunu ya da evrimsel psikologların çoğunun aslında oldukça özgürlükçü kişiler olduğunu ya da insan doğasını tanımlamanın günümüz dünyasındaki insan davranışları için bir reçete olmadığını hadi boş verelim. Eleştirenler, evrimsel biyolojiyi değersiz kılma konusunda bu noktaların herhangi birinde yanılıyor olabilirler ama bir alanın saygınlığını lekeleyerek yalnızca bilimsel ya da felsefi olarak pot kırmış olmanın ötesine geçiyorlar. Evrimsel psikolojinin ırkçı, cinsiyetçi ya da faşist olduğunu ağızdan ağıza yayarak aslında hayatın büyük bir bölümünü geliştirecek değerli bir perspektiften toplumu yoksun bırakmış oluyorlar. 

Evrimsel psikoloji - pek öyle sunulmasa da - kendisini, diğerlerini ya da evrendeki yerimizi anlamak isteyen herkes için temel bir bilgeliktir . İnsan aklını biçimlendirmiş olan seçilim baskılarına dair bir kavrayışın yoksunluğunda, varoluşumuzun büyük bölümü sinir bozucu biçimde kafa karıştırıcıdır. Mesela, neden benlik algımızla ilgili meselelerle sık sık kendi kendimize ket vururuz? Neden yaşamlarımızı dinginlik yerine statü peşinde koşarak geçiririz? Ünlüler hakkındaki dedikodularla neden bu kadar çok zaman harcarız? Neden çoğunlukla dış güzelliği içsel niteliklerin önüne koyarız? Ve neden inatla siyasi partilere bağlılık yeminleri ederiz? Evrime başvurmadan bu soruları tam olarak cevaplamayı bekleyemeyiz. Aksine, başkalarını (ve bazen de kendimizi) yüzeysel, kendine güvensiz ve sinir bozucu görmeye umarsızca devam ederiz.    

Buna karşılık, Darvinci bir bakışı benimseyerek daha önce anlamsız görünen birçok şeyi kavrayabiliriz. İnsan aklı, Pleistosen Çağı’nın Afrika düzlüklerinde, okuma-yazma bilmeyen, teknoloji yoksunu, yüksek düzeyde sosyal, sıra dışı düzeyde el becerisi yüksek ve meraklı primat kabilelerinde evrimleşti. Aklımızın içinde serpildiği koşullar bugün yaşadığımız dünyadan önemli derecede farklıydı.  

Darvinci bir bakışı benimseyerek insan davranışı ile ilgili daha önce anlamsız görünen pek çok şeyi kavrayabiliiz.
Darvinci bir bakışı benimseyerek insan davranışı ile ilgili daha önce anlamsız görünen pek çok şeyi kavrayabiliiz.
Wikimedia Commons

Hayırseverliğin ya da sosyal yardımlaşmanın önünde pek bir engel yoktu; bu da sosyal bağların, yaşam ve ölüm arasında genellikle belirleyici olduğu anlamına geliyordu. Dolayısıyla sosyal imajına yeterince önem vermeyen bireyler kendilerini hızlıca gen havuzunun dışında buluyordu. Dedikodu, kabileler küçük olduğu için önemli sosyal gelişmelerden haberdar olmanın etkili bir yoluydu. Bunlar, People ya da Us Weekly gibi magazin dergilerinin döneminden önce, kabilenin yüksek statülü üyelerinin hayatta kalımı ve üreme başarısını ciddi düzeyde etkileyebildiği zamanlardı. Dedikoduya katılmamak potansiyel olarak ölümcül bir hataydı. Evrimsel cennet bahçemizde tıp pek gelişmemişti dolayısıyla sağlıklı olmak günümüzden de fazla önem taşıyordu. Cinsel partner ya da uzun süreli arkadaşlar ararken yüz simetrisini ve beden orantısını (yani fiziksel güzelliği) hesaba katmak son derece önemliydi. Bir kişinin güzelliği; sakatlanma, enfeksiyon ya da bedenin düzgün gelişememesi sonucu bozulmuşsa bu kişiyle ilişkiye girecek olanlar kaynaklarını karşılık veremeyebilecek bir partnere adama riskini üstlenmiş oluyordu. Ve son olarak, kabilemizde yaşayıp öldüğümüz için dayanışma önem taşıyordu. Güvenilir barış antlaşmalarının, serbest ticaretin ve adalet sistemlerinin ortaya çıkışından önce yabancılara ön yargıyla bakmak -en azından başlangıçta- mantıklıydı.      

Bu örneklerin gösterdiği üzere, günümüzde bizi etkileyen irrasyonel güçlerin çoğunun (yabancı düşmanlığı, kendine yönelik güzellik takıntısı ve zararlı şöhret kültürü de bunlara dahil) evrimsel geçmişimizde rasyonel kökleri bulunmaktadır. Evrimsel psikolojiyi eleştirenler, insanlığın daha temel içgüdülerine meşruiyet kazandırdığını düşünerek genelde bu düşünce biçiminden korkarlar fakat zamanında adaptif* olanın bugün illâ iyi anlamına gelmediğinin de insanlar genelde farkındadır. Mesela, tarih öncesi zamanlarda şekere olan eğilimimizin bir anlamı olduğunu öğrendik diye marketteki şeker reyonlarına akın etmeyiz. Aksine, şeker düşkünlüğümüzün ardındaki evrimsel mantığı kavramak bizi ona karşı daha çok eleştirel kılar, daha az değil. İnsanları yalancılara, hilecilere ve hırsızlara dönüştürmek şöyle dursun, evrimsel psikoloji bizim kişisel gelişim çabalarımıza bir temel oluşturur.    

Modern uygarlığın düzeltilmesi gereken birçok sorunu vardır ki bunların hepsi bir biçimde evrimsel geçmişimizden bize miras kalan akıllarımızla ilişkilidir. Olabilecek en iyi dünyada yaşamak istiyorsak sorunlarımızı sadece fark etmemiz ve eleştirmemiz yetmez; onları anlamalıyız da. Anlayış eksikliğinde sorunlar ezici görünebilir, sonuç alamama kaynaklı engellenmişlik duygusuyla bizi sert tepkiler vermeye ya da kaderciliğe teslimiyete götürebilir. Hatta, günümüzde bunların ikisi de insanlığın zihnini meşgul eder hale gelmiş görünüyor. Evrimsel psikoloji toplumsal sorunlara ışık tutarak arkalarındaki mantığı kısmen aydınlatmaktadır. Bu yolla, kör bir engellenmişlik duygusunu gerçek bir kavrayışla değiştirmeye yardım ederek anlamlı bir değişimin önünü açar.     

Tabii ki, tek başına Darvinci bir bakış açısı sorunlarımızı çözmeyecek fakat eğer okurlar bu perspektifin gücünden şüphe duyuyorlarsa onları aşağıdaki deneye katılmaya davet ediyorum. Bir dahaki sefere, irrasyonel insan davranışları yüzünden kendinizi usanmış hissettiğinizde geri çekilin ve Darvinci bir tutum takının. Bu tür bir davranışa avantaj sağlamış olabilecek evrimsel bağlamı düşünün. Tarih öncesi zamanlarda bunun adaptif olup olamayacağını sorgulayın. Arkasındaki evrimsel mantığı deşifre etmeye çalışın. Kavga eden çocuklarınıza sinirlendiğinizde, politikacıların sahteliği yüzünden ümidinizi kaybettiğinizde ya da market çıkışlarındaki dedikodu dergilerini görüp tiksindiğinizde, evrimsel geçmişimize dair merakın verimsiz mutsuzluğunuzu biraz olsun dağıttığını ve daha berrak düşünebilmek için sizi özgür kıldığını görebilirsiniz.  

Şimdi, bu deneyin ölçeğinin büyüdüğünü; antropoloji, arkeoloji, bilişsel bilim, oyun teorisi vb. alanlardan gelen bilgiyle desteklenip geliştirildiğini düşünün. Böylesi bir girişimin insan varoluşuna dair birçok şeyi açıklığa kavuşturma potansiyeli vardır. Akıllarımız, erdemlerini ve zaaflarını atasal koşullara borçlu olduğu için günümüzü geçmişe bakmadan anlayamayız. Evrime başvurmadan modern yaşamı anlamayı ummak, fiziğe bakmadan kimyayı anlamayı ummaya benzer. Bu durumda, ne kadar denersek deneyelim resmin tamamına hiçbir zaman hakim olamayız. 

Evrimsel geçmişimizde dedikoduya katılmamak potansiyel olarak ölümcül bir hataydı. İnsan aklı, Pleistosen Çağı’nın Afrika düzlüklerinde, okuma-yazma bilmeyen, teknoloji yoksunu, yüksek düzeyde sosyal, sıra dışı düzeyde el becerisi yüksek ve meraklı primat kabilelerinde evrimleşti.
Evrimsel geçmişimizde dedikoduya katılmamak potansiyel olarak ölümcül bir hataydı. İnsan aklı, Pleistosen Çağı’nın Afrika düzlüklerinde, okuma-yazma bilmeyen, teknoloji yoksunu, yüksek düzeyde sosyal, sıra dışı düzeyde el becerisi yüksek ve meraklı primat kabilelerinde evrimleşti.
Pixabay

Ve nasıl ki başkalarına evrimsel bir mercekten bakabiliyorsak kendimize de bakabiliriz. Geçmişin aklımızı nasıl biçimlendirdiğini kavrayarak düşüncelerimizi, duygularımızı ve davranışlarımızı daha yetkin bir şekilde kontrol edebiliriz. Bizi mutlu etmek için değil, genlerimizi yaymak için evrimleşmiş olan içgüdülerimizin, dürtülerimizin ve arzularımızın etkisinde sıkça acı çekiyoruz. (Daha net söylemek gerekirse hiçbir şey aslında bir şey “yapmak” için evrimleşmedi; daha ziyade, adaptasyonlar henüz var olmalarını durduracak bir durum olmadığı için sürüyor.) Anlık istekleri pek mutluluk getirecek cinsten olmasa da kendilerine sorulduğunda insanlar mutluluğu bulmak istediklerini söyler. Pek az kalıcı tatmin bırakan gelip geçici zevklerin peşinden gitmeye eğilimliyizdir. Evrimsel psikolog Geoffrey Miller’in “The Mating Mind”da (Çiftleşen Beyin) söylediği gibi bunun temel nedeni, evrimin işinin bizi tatmin etmek değil, motive etmek olmasıdır. Bunu akılda tutarsak, modern zamanlarda anlam bulmaktan çok Pleistosen dönemde hayatta kalmaya daha uygun olan bu dürtü ve arzularla aramıza bilinçli bir şekilde mesafe koyabiliriz.  

Bilim, insanlığı aydınlatıp geliştirdiğinde ve bunun sonucunda kendimize dair bilgimizi ve kavrayışımızı arttırarak bizi özgürleştirdiğinde en asil halini alır. Evrimsel psikolojiyi durgun bir bilimsel alan olarak göz ardı etmek, şu an itibariyle kullanabileceğimiz, bize en yakın bilgelik kaynaklarından birini kaçırmak anlamına gelir. Buna rağmen birçok kişi “kendini bilme”yi korkutucu bir olasılık olarak görüyor. Kendimizi keşfetmeye açılan kapıların önünde korkuyla duran birileri hep olacaktır. Bu gibi kimselerin, kendini bilmeyi arzulayan kişileri caydırmasına izin vermemeliyiz.

Bu makale Quillette sitesinden alınmıştır. Yazarı Triston Flock, bir mühendislik öğrencisi ve yazardır; fen bilimleri ve hukuk alanlarından lisans diploması bulunmaktadır. @tbonesbeard Twitter hesabından takip edebilirsiniz.


Sözlük:

Evrimsel psikoloji: Psikolojiyi ve özelde insan psikolojisini evrimsel bir bakış açısıyla inceleyen bilim alanıdır. Psikolojik özelliklerin hangilerinin doğal ve cinsel seçilim yoluyla evrimleşmiş adaptasyonlar olup olamadığını araştırır.  

Adaptif özellik: Taşıyıcısının uyum başarısını arttıran özelliklere denir.

Konuyla ilgili Evrim Ağacı Tavsiyeleri:

  1. Türler arasındaki, özellikle de hayvanlarla insanlar arasındaki düşünsel, duygusal ve davranışsal ilişkileri merak edenlere etolog-primatolog Frans de Waal'in tüm kitaplarını tavsiye ederiz.
  2. Frans de Waal'in, hayvanlarda adalet duygusunu ölçen hayli ünlenmiş bir deneyin de gösterildiği şu TED konuşması da ilginizi çekebilir (Türkçe altyazı seçeneği vardır):


Kaynaklar ve İleri Okuma:

  • Çeviri Kaynağı: Quillette
  • Ana Görsel Kaynağı: Flickr / Ronald Woan
  • Tristan Flock. What Good Is Evolutionary Psychology?. (2018, Kasım 23). Alındığı Tarih: 23 Kasım 2018. Alındığı Yer: Quillette

Neden Dünyanın İki Seviyesi Var? | Hipsometrik Eğri

Üç Farklı Türün Melezi (Hibriti) Olan Kuş!

Çevirmen

Emre Ertürk

Emre Ertürk

Çevirmen

Katkı Sağlayanlar

Damla Şahin
Damla Şahin
2. Editör
Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim