Evrim, Yıldırım ve Tesadüf: Evrimde Rastgelelik Kavramını Yıldırımları İnceleyerek Anlayabiliriz!

Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Evrim, bir yıldırım gibidir.

Fotoğrafta gördüğünüz yıldırımın yere ulaşana kadar kat ettiği mesafede ve bulutların gökyüzünde kapladığı alanda, bir yıldırımın herhangi spesifik (belirli) bir yolu izleme ihtimali akıl almaz derecede küçüktür.

Dışarıdan bakan biri, bir yıldırımın tamamen rastgele bir yol izlediğini düşünecektir. Yıldırımın gidişatını, kıvrımlarını, zigzaglarını, hiçbir kural ile çerçevelendirilmemiş, kör bir tesadüf sanacaktır. "Neden şu şekilde çakmadı da, bu şekilde çaktı?" veya "Neden tam olarak bu yolu izledi de, şu diğer yolu izlemedi?" diye soracaktır.

Halbuki bu "rastgelelik", enerji yüklü yıldırımın havadaki en az dirençli yolu takip etmesindendir ve tamamen iyi tanımlanmış, rastgele olmayan, kendini tekrar eden doğa yasalarıyla şekillendirilmiştir. Üstelik yıldırım nereden gitmesi gerektiğini bilmez. Elektrik potansiyeli altında hareket etmeye zorlanan elektrik yükü, havanın tüm kısımları boyunca hareket etmeye çalışır; ancak akım, yalnızca daha az dirence sahip yoldan daha hızlı ve kolay akabildiği için, yükün geri kalanı da bu yolu takip eder ve yıldırım yeryüzüne doğru boşalır. Biz de, yıldırımın spesifik bir yolu takip ettiğini görürüz. Eğer o değil de bir başka yol daha düşük dirençli olsaydı, yıldırım da o yolu takip ederdi. Yani burada bir bilinç, algı, tercih, karar yoktur.

Dahası, yıldırımların boşalması sırasında sadece bir yol denenmez, birden fazla yol denenir. Bu nedenle yıldırımlar tırtıklıdır; ters dönmüş bir ağaca benzer. Ancak o yollardan bazıları aşırı yüksek dirençli olduğu için yere kadar ulaşamaz. Buna rağmen birçok deneme-yanılma yapılır; her seferinde yük, en dirençsiz yolu takip eder. Nihayetinde yere ulaşan tek bir yol bulunur ve yükün geri kalanı da oradan toprağa akar.

Bu örnek ile insanın (veya diğer türlerin) evriminin tarihi arasındaki benzerlik çarpıcıdır: Örneğin biz insanlar da, tıpkı yıldırımlarda olduğu gibi, evrimsel süreçlerin milyarlarca yıldır en az direncin olduğu yolları takip etmesinin bir ürünüyüz. Elde var olan çeşitlilik içerisinde, ortama en uyumlu olan, dolayısıyla "en dirençsiz" ve en kolay şekilde hayatta kalıp üreyebilenler gelecek nesilleri var etmiştir. Bu gelecek nesiller, başarılı olan atalarının özelliklerini biraz daha fazla taşıyacaktır, çünkü çoğunlukla o başarılı atalar üreyerek gelecek nesli inşa etmiştir. Her nesilde daha uyumlu olanlar, bir sonraki neslin daha fazla bireyini üretmiş olacaktır. Buna bağlı olarak her nesilde türler, çevrelerine daha uyumlu ve atalarından birazcık daha farklı olacak şekilde değişirler. Bu değişimler nesiller ve zaman içinde birikir, yepyeni türlerin ortaya çıkmasını sağlar.

Bu, tesadüfen olan bir süreç değildir; ancak bilinçli bir şekilde de yaşanmaz. Yani türlere "Şimdi sen hayatta kal, sen öl." diyen biri yoktur. Benzer şekilde, türler de ne tip özellikler evrimleştireceklerini kendileri seçemezler. Buna rağmen, canlılığı devam ettirebilenlerin yalnızca hayatta kalanlar ve üreyenler olması, günümüzde gördüğümüz canlılığın da kaçınılmaz olarak belirli yolları takip ederek bugünlere ulaşmış soy hatları olmasıyla sonuçlanmaktadır. Bu sürece bakan biri "Neden o özellik evrimleşmemiş de bu özellik evrimleşmiş?" tarzı sorular sorabilir. Tıpkı yıldırımların akış sırasında farklı yollar denemesi gibi, evrimsel süreçte de popülasyonlar farklı kombinasyonlar evrim tarihinde muhakkak denenmiştir ve denenmektedir; ancak sadece bir veya birkaç yol sürerliği sağlayacak kadar "dirençsiz" ve işlevseldir. Bugünkü türler de, onların torunlarıdır.

Evrimsel biyoloji, son derece iyi anlaşılabilir, araştırılabilir, test edilebilir yasalarla çerçevelenmiş bir çalışma sahasıdır. Kütleçekiminin cisimleri "yere doğru" harekete zorlaması ne kadar "tesadüf" ise, canlıların evrimi de o kadar "tesadüf"tür. Topun kütleçekimi etkisi altında şuraya veya buraya düşmesi, elde yeterli veri olmamasından ötürü tesadüfmüş gibi gözükebilir, öyle değerlendirilebilir. Fakat topun havadaki her andaki her durumu bilimsel olarak analiz ve test edilebilir. Öte yandan, topun oraya değil de buraya düşüyor olması, topun bilinçli olarak seçtiği bir pozisyon da değildir! Bir diğer deyişle, doğa "bilinç" ile "tesadüf" arasına sıkışmış değildir! Doğada hem bilinçsiz, hem de tesadüfen olmayan anlamlı sonuçlar bulunmaktadır.

Canlılık da aynen böyledir: Evrim tarihinin derinliklerinde, bugününde ve hatta geleceğindeki popülasyonların her anı bilimsel olarak çalışılabilir, analiz edilebilir, test edilebilir. Evrim sürecinde, doğanın kendisinde olduğu kadar tesadüfler ve rastlantılar vardır, ne eksik, ne fazla... Bu rastlantısal değişimler neredeyse sadece evrimin "çeşitlilik mekanizmaları" ile sınırlıdır. Canlılardaki ufak tefek değişimler, sizin ebeveynlerinizden farklı gözükmenize neden olan mutasyonlar ve gen çaprazlanmaları gibi olaylar, büyük oranda rastgeledir, evet. Ancak iyi de, evrim bu değildir ki! Bu çeşitliliktir. Evrim, bu çeşitlilik içerisinden doğaya en uyumluların seçilimi sonucu oluşur. Çeşitliliğin var olması yeterli değildir; seçilmesi de gerekir. Ve bu seçim, asla rastgele değildir. Doğanın dikte ettiği şartlar neyse, ona uygun olarak belirlenir. 

Bir mutasyonun hangi anda, hangi gene denk geleceğini bilemeyebilirsiniz (ancak istatistiki çalışmalar yürütmeniz mümkündür). Tıpkı bir yıldırımın hangi anda, nereye düşeceğini bilemeyeceğiniz gibi (ancak yine, istatistiki olarak çalışabilirsiniz). Eğer elinizde yeterince veri bulunabilecek olsaydı, bunları da öngörmeniz mümkün olabilirdi.

Fakat bu rastlantısallığın evrimde tek başına bir anlamı yoktur. Rastgele bu değişimler, eğer ki avantajlıysa seçilir ve her nesilde çoğalırlar, yoksa elenerek yok olurlar. Bu seçim sürecinin içinde neredeyse hiç tesadüf barındırmaz. Evrim, elimizdeki analiz yöntemlerinin yetersizliğinden ötürü birçok diğer doğa yasası gibi kaotikmiş gibi gözükür ve büyük oranda öyledir de; ancak tesadüfi değildir. Bu ikisi arasındaki farkları öğrenmek için, "Evrim, Rastlantı/Tesadüf ve Kaos" başlıklı makalemiz okunabilir.

Eğitimsiz bir göze anlaşılmaz ve rastgele gelebilecek herhangi bir doğa gerçeği, eğitimli beyinlerin ellerinde gelmiş geçmiş en güçlü bilimsel sahalara dönüşebilir. Fizik ve evrimsel biyoloji, bunun en güzel örneklerinden sadece ve sadece iki tanesidir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 2
  • 3
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 20/09/2019 15:54:34 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/1594

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Düşüncenin doğasında iletilmek vardır: yazılmak, konuşulmak, gerçekleştirilmek. Düşünce çimen gibidir. Işığı arar, kalabalıkları sever, melezlenmek için can atar, üzerine basıldıkça daha iyi büyür.”
Ursula K. LeGuin
Geri Bildirim Gönder