Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Evrim Teorisi'nin Tahmin ve Öngörü Gücü: Evrimsel Biyoloji Neden Güçlü Bir Bilim Dalıdır?

Bilim İnsanları, Evrimsel Biyolojiyi Kullanarak Olması Gerektiğini Tahmin Ettikleri Ara Türleri, Tam da Bekledikleri Gibi Bulmayı Başarıyorlar!

Evrim Teorisi'nin Tahmin ve Öngörü Gücü: Evrimsel Biyoloji Neden Güçlü Bir Bilim Dalıdır? Pixabay
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu yazı, Evrimde Gelecek Tahmini ve Öngörü yazı dizisinin 1. yazısıdır. Dizideki tüm yazıları görmek için buraya tıklayınız. Yazı dizileri, EA Akademi'nin bir parçasıdır.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

Bir bilim dalının gücü genellikle ne kadar isabetli tahminler yapabildiği ile ölçülür. Burada "tahmin"den kasıt, rastgele veya çok az/değişken miktarda veriye dayanarak bir futbol maçını kimin kazanacağını bilmek demek değildir. Evrimin oldukça iyi bir şekilde anlaşılabilen ve kendini tekrar eden yasalarının ne gibi sonuçlar oluşturmuş olması gerektiğini veya oluşturabileceğini eğitimli bir şekilde tahmindir. Örneğin bir topu elinizden bıraktığında, yere düşeceğini tahmin edebilirsiniz. Aslında teknik olarak yukarı da gidebilirdi. Ancak kütleçekim yasasının nasıl çalıştığını o kadar iyi anlarız ve orada olduğunu, sürekli etki ettiğini o kadar iyi biliriz ki, hiç kimse bırakacağı topun yukarı gitmesini beklemez. 

Evrimsel biyolojide ne yazık ki bu kadar anlık tahminler yapmak mümkün değildir. Çünkü kütleçekimine neden olduğu düşünülen gravitonlar ışık hızında hareket eder, bu hızla cisimlere etki ederler. Bu nedenle kütleçekiminin kısa mesafelerde etkisini anlık olarak görürüz. Fakat evrimsel biyolojinin prensipleri çok daha yavaş işler ve çevresel değişimlerden çok ciddi miktarda etkilenir. Ne yazık ki ertesi günün havasını doğru dürüst tahmin etmekte güçlük çeken bir tür olarak, 1 milyon yıl sonrasında çevresel bakımdan neler olacağını tam olarak tahmin etmemiz ve evrimsel süreçlerin buna nasıl bir cevap vereceğini öngörmemiz şimdilik imkansızdır. Bu nedenle geleceğe yönelik tahminler yürütmek oldukça zordur (buna rağmen bazı canlı türleri için yapılan oldukça ilgi çekici tahminler vardır; fakat bu tahminleri test edebilmek için milyonlarca yıl beklememiz gerekir).

Fakat yapabileceğimiz bir tahmin türü daha var: geçmişi tahmin etmek. İlk etapta kulağa saçma gelebilir. Olup bitmiş bir şeyin neyini tahmin edeceğiz diyebilirsiniz. Eğer ki geçmişin tüm sırlarını biliyor olsaydık, dediğiniz gibi saçma olurdu. Fakat evrimsel geçmişe dair halen bilmediğimiz ve araştırdığımız o kadar çok nokta var ki, bu bilinmeyenlere yönelik yapılan eğitimli ve evrimsel biyolojiye dayanan her doğru tahmin, evrimsel biyolojinin gerçekten de ne kadar güçlü bir bilim dalı olduğunu anlamamızı sağlamaktadır.

Şöyle düşünün: Bir tarihçisiniz ve İngiliz kralının Fransa kralına gönderdiği bir belgenin peşindesiniz. Belgenin tam olarak nerede olduğuna dair hiçbir fikriniz yok; ancak o dönemde olmuş olan olaylara ve birbiriyle etkileşime geçmiş insanlarla ilgili genel bir fikriniz var. Bu bilgilerden yola çıkarak adım adım belgeyi takip edebilir ve eğer kullandığınız tahmin yöntemleri yeterince güçlüyse, şansa pek de gerek kalmadan aradığınız belgeyi bulabilirsiniz. Bu zorlu bir süreçtir; fakat metotlarınızı ve güvenilirliklerini test etmek için iyi bir yoldur. İşte evrimsel biyolojide de durum böyledir. Bunu göstermek için, karıncaların evrimiyle ve atalarıyla ilgili baş döndürücü bir araştırma ve tahmin hikayesine sizi götürmek istiyoruz:

Evrimsel Biyolojinin Tahmin Gücü!

Sene, 1960 civarı... Evrimin giderek güç kazandığı, genetikten gelen her verinin evrimsel tahminleri doğruladığı, hatta evrimin artık matematiksel olarak ifade edilebilir, sağlam temelli bir doğa yasası olduğunun tüm bilim camiasında anlaşıldığı yıllar. Ancak bazı sıkıntılar da yok değildi: karıncalar gibi biyologların en yakın dostlarından olan canlıların atalarına ve evrimlerine dair çok az şey bilinmekteydi. Bunu fırsat bilen bilim düşmanları, gerçeğin üzerini örtmek ve halkı kendi yanlarına çekebilecek yalanlar üretebilmek için, bu boşluğu kullanmaktaydı. Karıncaların evriminin izah edilemeyeceğini, tek bir seferde "puf" diye var oluverdiklerini söylüyorlardı. Tabii bunu oturdukları yerden, bilime, gerçeğe, araştırmaya en ufak katkı sağlamadan yapıyorlardı. Bilim insanları ise gerçeğin peşinden yılmak bilmez bir şekilde gidiyorlar, ancak sürekli elleri boş dönüyorlardı.

Gelmiş geçmiş en büyük evrimsel biyologlardan olan ve karıncalar üzerine de çalışmalar yürüten Edward Osborn Wilson, her ne kadar bir miktar umutsuzluk içerisinde olsa da, bunun evrimin gücünü test etmek için iyi bir fırsat olduğunu öngörebilecek kadar aydın ve ileri görüşlü bir bilim insanıydı. Bu nedenle meslektaşları Frank Morton Carpenter ve William Lacy Brown ile birlikte kolları sıvayarak bulmaları gereken karınca atası türün tam olarak neye benzemesi gerektiğini, ne özellikleri olması gerektiğini, yaklaşık olarak hangi zaman diliminde yaşaması gerektiğini, vb. sayısız durumu evrimsel biyolojinin ışığından faydalanarak öngörmeye çalıştı. Bu canlının karıncalarda bulunan bazı özelliklerin ilkel versiyonları ile karıncaların en yakın akrabası olan yabanarılarına ait özelliklerin bir karışımı olması gerektiğini öngördüler. Muhtemelen 60-100 milyon yıl kadar önce yaşamış olması gerektiğini hesapladılar. Bunun giibi birçok özelliği tek tek not ederek eğitimli tahminlerde bulundular. Bu canlıya "Ur-ant" adını verdiler.

Heyecan verici haber 1966 yılında geldi. Princeton Üniversitesi'nde işçi karıncalar üzerine çalışmalar yürüten Donald Baird'e, Edmund Frey tarafından reçine içerisinde korunmuş bir fosil gönderilmişti. Fosil o kadar tuhaf ve sıradışı gözüküyordu ki, Baird bunun önemini anlayarak hemen Harvard Üniversitesi'nden Dünya çapında böcek paleontolojisinde otorite kabul edilen Frank Morton Carpenter'a göndermişti. Carpenter, aynı zamanda Edward Wilson'ın akademik danışmanıydı. Carpenter, hemen 2 kat üzerindeki Harvard Biyoloji Laboratuvarları'nda çalışan Wilson'ı telefonla aradı ve şunları söyledi:

Karıncalar burada.

Wilson'ın cevabı da kısa ve netti:

2 milisaniye sonra oradayım.

Wilson heyecanla 2 kat aşağıya koştu ve Carpenter'dan reçine içerisindeki fosili alarak heyecanla baktı. Ağzı açık kalmıştı ve elleri titriyordu. Hatta fosili yere düşürdüğünü ve fosili iki parçaya böldüğünü yazıyor. Neyse ki reçine içerisinde sıkı bir şekilde korunan fosilin kendisi düşüşten herhangi bir zarar görmemişti. Reçineyi güzel bir şekilde işlemlerden geçirdikten sonra, heyecanının nedeni daha da net olarak ortaya çıktı:

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Adeta dün ölmüş gibi korunan bu karıncalar, 90 milyon yıl öncesine ait olan kayaçlardan çıkarılmıştı. Kayaçlar, Clifford Sahili'nde bulunuyordu. Bu kayaçlar, yaklaşık olarak Orta Kretase Dönemi'ne aitti. Yani dinozorların halen en baskın canlılar olduğu döneme...

Wilson, mikroskop altında incelediği hayvanların saatlerce skeçlerini yaptı, her uzunluklarını titizlikle ölçtü. Sonrasında, daha önceden eğer ki Evrim Teorisi doğruysa bulmayı bekledikleri özellikleri belirlemesine yardım eden Cornell Üniversitesi'nden William Brown'u aradı. Gerçekten de, tahminleri neredeyse istisnasız olarak doğruydu! Fosiller, ilkel bir karıncaya benziyorlardı; ancak atasal yabanarılarının da özelliklerini taşıyordu. Tam bir mozaikle karşı karşıyaydılar. 

Sağ tarafta, Wilson ve ekip arkadaşlarının sol taraftaki fosil keşfedilmeden önce atasal karıncada bulmayı bekledikleri ve gerçekten bulunan özellikler görülmektedir.
Sağ tarafta, Wilson ve ekip arkadaşlarının sol taraftaki fosil keşfedilmeden önce atasal karıncada bulmayı bekledikleri ve gerçekten bulunan özellikler görülmektedir.
Evolution, Douglas Futuyma (sf. 79-80)

Ur-ant dedikleri bu canlının, tıpkı yabanarılarında olduğu gibi sadece 2 dişli kısa çeneleri vardı. Buna karşılık, sadece karıncalarda bulunan ama yabanarılarında bulunmayan, salgı organının etrafını kaplayan kabarcık benzeri metapleural bezleri vardı. Tıpkı karıncalarda olduğu gibi antenlerinin ilk segmanı eklemliymiş gibi gözükürcesine uzamıştı; ancak fosillerdeki canlının bu kıvrımlı anteni tam olarak karıncalar ile yabanarılarının arasında yer alacak özellikteydi. Buna karşılık, karıncalarda olmayan ama yabanarılarında görülen şekilde, antenin geri kalanı uzun ve esnekti. Benzer şekilde, yabanarılarındakine benzer bir şekilde karın (toraks) bölgesinde bariz bir skutum ve skutellum (vücudun ortasını oluşturan iki plaka) bulunuyordu. Öte yandan bilekleri tam karıncalarınkine benziyordu. Yine de, karıncalarınkinden narin ve basit yapıdaydı. Sanki henüz yeni evrimleşiyormuş gibi gözüküyordu.

Wilson ve ekibi bu canlıya resmi olarak Sphecomyrma freyi adını verdiler. Cins adı olan Sphecomyrma sözcüğü, tam olarak "yabanarısı karıncası" anlamına geliyordu. Tanımlayıcı isim olan freyi ise, fosilleri bulan kişiye atıftı.

Wilson, Evrim Teorisi sayesinde öngördükleri şeyleri şöyle yazıyor:

Bana soracak olursanız, bu tahminimiz 3 ana kısımdan oluşuyordu:

1. Karıncalar ile yabanarıları arasında bir geçiş türü olması gerektiğini doğru bir şekilde tahmin ettik,

2. Bu geçiş türünün sahip olması gereken özellikleri doğru bir şekilde tahmin ettik,

3. Bu geçiş türünün bulunması gerektiğini düşündüğümüz yer katmanını doğru bir şekilde tahmin ettik.

Gerçekten de Wilson ve ekibinin başarısı, tartışmaya yer bırakmaz şekilde sonucu ortaya koyuyor:

Evrim, gerçekten çalışıyor!

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 7
  • Tebrikler! 5
  • Bilim Budur! 3
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Umut Verici! 1
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 05/08/2020 20:04:09 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/3237

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Agora
Okyanus
Diş Hekimi
Canlı Cansız
Bebek
Ses Kaydı
Halk Sağlığı
Zehir
Çiftleşme
Matematik
Evrim
Editör Seçkisi
Grip
Obstetrik
Evrim Kuramı
Deney
Maske Takmak
Kozmoloji
Olasılık
Radyasyon
Adaptasyon
Kemik
Skeptisizm
Ay Ve Dünya
Güve
Türlerin Kökeni
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Evrim, hayatlarımızdan anlamı çalmaz; tam tersine gezegenimizi kaplayan güzelliklere ve zafer dolu yaşama duyduğumuz hayranlığı arttırır.”
Kenneth R. Miller
Geri Bildirim Gönder