Evren Neden Bu Kadar Boş?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

It's Okay to Be Smart ve PhDComics işbirliğiyle hazırlanan ve bizim tarafımızdan altyazılandırılan bu videoda, Evren'in neden bu kadar geniş bir boşluktan oluştuğuna bir bakış atacağız.

Kaynak: Bu video, It's Okay to Be Smart tarafından hazırlanmış, Evrim Ağacı tarafından altyazılandırılmıştır. Eğer içeriği beğendiyseniz, orijinal kaynağa destek olmak için, lütfen YouTube kanalına gidip videolarını beğenmeyi unutmayın.

Videonun Türkçe alt yazı metnini buradan da okuyabilirsiniz:


Evren Neden Bu Kadar Boş?

Bu videoyu muhtemelen Dünya'da bir yerden izliyorsunuz.

Güneş etrafında dönen bir gezegen, Samanyolu merkezinin etrafında dönen bir yıldız, diğer ellisiyle birlikte kümelenmiş bir galaksi,

hepsi birden diğer yüz galaksi grubuyla beraber süper kümemizde dans ediyor .. yani .. bu kadar büyük işte.

Uzaklaşmaya devam edersek, süper kümelerin süperüstü kümeler oluşturduğunu görmeyiz.

Süper kümelerin ince ipliklerle birbirine bağlandığını söyleyebiliriz. Birbirine dolanmış bu iplikler uzaydaki en büyük yapıları oluştururlar.

Milyonlarca ışık yılı ile ayrılan süper küme ipliklerinin hiç bir değeri yoktur.

Ama neden?

Niye başka bir yapısı olmasın ki? Mesela, orasında burasında yıldızları olan devasa bir mega-galaksi olabilirdi.

Onu geçtim, Evren neden herhangi bir yapıya sahip olsun ki?

Öncelikle, tüm maddelerin mükemmel derecede düzgün ve her yere eşit derecede yayıldığı bizimkinden farklı bir evren hayal edin.

Tıpkı bizim evrenimizdeki gibi kütleçekim nedeniyle her madde diğerine çekiliyor.

Eğer bu evren sonluysa, yani maddenin bittiği yerde bir sınır varsa, o zaman her şey merkeze doğru çekilip bir yerde toplanır.

Şanslıyız ki böyle bir evrende yaşamıyoruz.

Peki ya bu düzgün ve türdeş Evren'in hiç bir sınırı yoksa, sonsuza kadar yayılır mıydı?

Bu sonsuz bulutun içindeki bir parçacık hiçbir şey hissetmezdi!

Kütleçekimini her yönde aynı şiddette hissederdi de diyebiliriz.

Tüm evren donmuş bir halde olurdu.

Ama bizim Evren'imiz ne eşit bir biçimde yayılmış ne de bir yere toplanmış.

Evren'imiz çok farklı ölçeklerdeki yapılarla doludur.

Evren'in nasıl bu hale geldiğini anlamak için haydi zamanı geriye saralım.

Bilim insanları evrimleşen Evren'i simule ettiklerinde bizimkine benzer bir Evren için, bugün gördüğümüz yapıları oluşturacak ilkin bazı küçük kümelerin gerektiğini buldular.

Peki bu mikroskobik kümeleri oluşturan nedir?

Evren'in şu anda genişlemesinden anlıyoruz ki Evren önceden daha yoğundu.

Zamanda yeterince geriye gitseydik, Evren'in yıldızların içindekine benzer çok kalın bir plazmayla dolu olduğunu görürdük.

Ama en küçük ölçeklerde kuantum mekaniğinin belirsizliği bu parçacıklar arasına bazı rastlantısallık serpiştirerek düzgün maddelerdense küçük kuantum kümeleri oluşturur.

Sonra... Evren o kadar hızlı genişler ki sadece birkaç atom büyüklüğünde olan kümeler, saniyenin çok çok küçük bir diliminde bir ışık yılı boyunca uzar

ve bu küçük kuantum dalgalanmalar artık Evren'in her yerinde görülür.

Buna enflasyon (şişme evresi) denir.

Evren'imizdeki en büyük şeyler en küçük şeyler sayesinde meydana geliyor.

Big Bang'den sonraki milyarda birlik saniye diliminde ne olduğunu nasıl bileceğiz ki?

Görünüşe göre elimizde bir bebeğin fotoğrafı var.

Evren'deki en eski ışıklardan olan kozmik mikrodalga arkaplan ışıması, Büyük Patlama'nın 400,000 yıl sonrasına ait bu erken dönem dalgalanmaların bir özetini gösteriyor.

Bazı bölgeler biraz daha sıcak, bazı bölgeler biraz daha soğuk. Bu kümelerin büyüklüğü ve şiddeti tam da kozmik şişmenin öngördüğü gibi.

Bu yayılmış haldeki madde kümeleri, karanlık maddenin de biraz yardımıyla, birleşerek gezegenleri, yıldızları ve galaksileri oluşturur.

Ama şişme evresinden sonra, karanlık enerji sayesinde Evren genişlemeye devam eder.

Bir yandan karanlık enerji her şeyi ayırırken diğer yandan kütleçekimi bunları bir araya getirmeye çalışır.

Ama kütleçekimi de bir yere kadar çekebilir.

En büyük ölçekte karanlık enerji kazanır ve her şey birbirinden ayrılır.

Eğer evrende daha çok karanlık enerji olsaydı her şey daha fazla yayılırdı; buna karşın karanlık enerji daha az olsaydı, kozmik ağımız daha sıkı olurdu.

Karanlık enerjinin bilinmeyen geleceğine bağlı olarak kütleçekimi birkaç milyar yılda süperüstü kümeler oluşturabilir ya da karanlık enerji her şeyi yırtıp parçalayabilir.

Kütleçekimi ile genişleme arasındaki çekim savaşlarının şekillendirdiği bir evrende yaşıyoruz.

Galaksilerin, galaksi kümelerinin ve ipliklerin uçsuz bucaksız büyüklüğü en küçük atomaltı titreşimlerce belirlendi.

Süperüstü kümelerimiz olmayabilir ama bu hikayenin ta kendisi aslında süperüstü!

Meraklı kalın.


It's Okay to Be Smart kanalının bu videosunu orijinal dilinde ve İngilizce alt yazılı olarak buradan seyredebilirsiniz:


Kozmik Enflasyon Teorisi'ni Anlamak

Dev Mürekkepbalığı Hakkında Ne Biliyoruz?

Altyazı Çevirmeni

Mehmet Demiryay

Mehmet Demiryay

Altyazı Çevirmeni

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim