Einstein'ın; Mühendislik-Bilim-Matematik Alanlarında Kadınların Kendilerinden Kuşkuları Üzerine Fikirleri...
Einstein'ın; Mühendislik-Bilim-Matematik Alanlarında Kadınların Kendilerinden Kuşkuları Üzerine Fikirleri...

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

"Umarım bir kız olduğum için beni daha düşük seviyede görmezsiniz."

Bu sözler 1940'lı yıllarda Güney Afrikalı bir kız tarafından Albert Einstein'a gönderilen bir mektupta yazıyordu. Mektup, Alice Caprice tarafından hazırlanan "Sevgili Profesör Einstein: Çocuklar ve Einstein Arasındaki Mektuplaşmalar" başlıklı kitap için yapılan araştırmalar sırasında ortaya çıkarıldı. Her ne kadar kısacık olsa da, Tyfanny'nin bu sözleri çok uzun yıllardır kadınların bilim ve teknoloji alanlarındaki kariyerleri konusundaki kendilerine olan güvensizliklerini ve kuşkularını dile getiriyor. Bu, on yıllardır ve asırlardır kadınlarımızın peşini bırakmamış bir beladır. 

19 Eylül 1946 tarihli mektupta, içten içe acı çektiği belli olan Tyfanny, bir önceki mektubunda kendisiyle ilgili potansiyel olarak zarar verici bir detayı yazmayı unuttuğunu belirtiyor. Genç bilim insanı şöyle yazmış:

"Size bir önceki mektubumda, bir kız olduğumu söylemeyi unuttum. Demek istediğim... Ben bir kızım. Bundan hep müthiş derecede pişmanlık duydum; ancak artık yavaş yavaş buna alışmaya başladım."

Dünyaca ünlü fizikçinin bu acı dolu mektuba verdiği mesaj, aradan onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen halen bangır bangır tekrar edilmesi gerekiyor. Nobel ödüllü fizikçi şöyle cevap veriyor:

"Senin bir kız olmanı umursamıyorum. Ancak asıl sen umursamamalısın. Bunun için hiçbir sebep yok."

Yapılan hiçbir bilimsel araştırma, dişilerin bilim, teknoloji, eğitim ve matematik gibi alanlarda erkeklerden kendilerini düşük seviyede hissetmeleri için herhangi bir sebep bulamadı. Buna rağmen hem ataerkil toplum, hem de popüler kültürün toplumsal baskıları, kimi zaman bilerek, kimi zamansa istemeden sanki bu temel araştırma alanlarının "erkeklerin alanı" olduğu gibi bir imaj yarattı ve bu imajı korumaya çalışıyor. Sanki erkekler yağlı makinaları kullanmalı, kadınlar evde oturup kıyafet dikmeliymiş gibi. Buna "toplumsal cinsiyet" deniyor ve detaylarını "evrimagaci.org/makale/117">Eşcinsellik ve Evrim" başlıklı yazımızdan okuyabilirsiniz.

İlginçtir; halk arasında sanki erkeklerin bu sahalarda daha başarılı olduklarına dair sanrılı bir inanç var. Aslında bu sadece dişilerle erkekler arasında olan bir sorun bile değil. Siyah derililer ile beyaz derililer arasında da aynı sahte üstünlük iddiası süregeliyor. Bilim, mühendislik, teknoloji gibi alanlar beyaz erkeklerin işiymiş gibi lanse ediliyor; geri kalan gruplara bu sahalarda laf düşmeyeceği iddia ediliyor. Dolayısıyla oransal olarak bakıldığında, muazzam bir "beyaz erkek" kitlesine karşı ufacık bir "azınlık" kitlesi bu alanlarda rekabet ediyor. Dolayısıyla Nobel Ödülü gibi prestijli ödüllerin genellikle beyaz erkeklere gidiyor olması şaşırtıcı olmamalı. Çünkü tüm aydınlığına rağmen akademik kurumlarda bile halen erkekler dişilere göre, beyazlar siyahlara göre daha fazla tercih ediliyor. Hatta yapılan araştırmalar, aslen seksist ya da ırkçı olmadığı bariz olan insanların bile istemeden de olsa beyaz erkeklerden yana tercih kullandığı görülüyor. Benzer şekilde ırkçı ya da seksist düşünceler beslemeyen öğretmenler bile, neredeyse aynı cevapların yazıldığı sınav kağıtlarında, erkeklere dişilere nazaran daha fazla puan vermeye meyilliler! Bunun sebebi muhtemelen beyaz erkeklerin toplumsal baskılardan ötürü bu alanlarda çok aktif faaliyet göstermiş olması ve dolayısıyla daha fazla başarılı isim çıkarmış olması. Bu da, zincirleme bir tepkimeye neden olarak beyaz erkeklerin daha fazla başarılı olmaya meyilli oldukları algısını yaratıyor. Bu zincir kırılmadıkça, toplum baskısı da büyüyor.

Dolayısıyla sanılanın aksine şu anda siyahiler veya kadınlar gibi azınlık gruplar baskın gruplarla eşit şartlarda yarışmıyorlar. Kölelikten, ırkçılıktan ve azınlıkların ikinci plana itilmesi gibi hastalıklarımızdan kağıt üzerinde kurtulmuş olsak da, beyinlerimizin içinde halen bu hastalıklarla yaşıyoruz. Biz bunları yenemedikçe, genç bilim insanları ve büyük potansiyeller harcanmaya devam edecek.

 

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Identities Mic
  2. Economics & Statistic Administration
  3. AAUW
  4. NBC
  5. LiveScience

Erkekler Sabahları Uyandıklarında Nasıl ve Neden Ereksiyon Olur?

Sinekkuşları Havada Asılı Kalma Yarışında Modern Helikopterlerimizi Kıl Payı Geçiyorlar!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim