Dünya'nın İçi Boş Olsaydı Nasıl Olurdu?

Bu yazı, Minute Physics isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.


Kaynak: Bu video, Minute Physics tarafından hazırlanmış, Evrim Ağacı tarafından altyazılandırılmıştır. Eğer içeriği beğendiyseniz, orijinal kaynağa destek olmak için, lütfen YouTube kanalına gidip videolarını beğenmeyi unutmayın.

Videonun Türkçe alt yazı metnini buradan da okuyabilirsiniz:


Dünyanın İçi Boş Olsaydı Nasıl Olurdu?

Bir Boeing 747 ile dünyanın bir tarafından tam karşı tarafına uçmanız yaklaşık 22 saatinizi alır...

Yolun biraz sarsıntılı geçeceğini bilsem de uzun yol bu dairesel olandır.

Peki dünyanın ortasından bir tünel açsak ve içine atlasak nasıl olurdu?

Aslında, Coriolis etkisi yüzünden muhtemelen çok da uzağa gidemezdik.

(Coriolis etkisi, hareket eden bir atlı karıncaya bir top fırlattığınızda topun garip bir şekilde kavis almasının ve kuzey yarım küredeki fırtınaların daima saat yönünün tersine esmesinin nedenidir.)

Ekvatordayken dünya doğuya doğru 1670 km/sa hızla hareket eder, siz de tabii.

Ve derinlere gittikçe, etrafınızda bulunan dünyaya ait parçaların her biri bir günde bir tam tur atarlar,

ama merkeze doğru gittikçe parçaların çizgisel hızları düşer.

Düşey bir tünelin içine zıplarsanız bir süre sonra doğuya doğru hareket hızınız kayanın hareket hızını geçer.

Yani bir kaç kilometre aşağıya ilerledikten sonra doğu duvarına çarparsınız.

Bu bir felaket olmaz.

Hatta bazı madenciler bunu, Lake Superior yakınlarında bir millik bir tünele bir gülle atarak denemişler ve gülle asla tabana ulaşmamış.

Ya tünelimiz kutuptan kutba olsaydı, yani Coriolis Etkisi devre dışı kalsaydı ne olurdu? Bir de hava direncini ve sürtünmeyi de yok sayalım.

Dünyanın kütlesi merkeze doğru daha konsantre olduğundan, ilk 3000 km'de kütle çekimi sizi hemen hemen aynı kuvvetle çeker.

Yani başka bir deyişle dünyanın merkezine olan yolu yarılayıncaya kadar.

Bu bilinen sabit kuvvet saniyede 8km'lik bir hıza ulaşıncaya dek sizi ivmelendirir.

Dünyanın merkezine olan yolculuğun yarısı sadece 13 dakika sürer.

Ve işte yolculuğunuzdaki bu noktada üzerinize uygulanan çekim kuvveti maksimumdur.

Ama bu kuvvet, yüzeyde üzerinize uygulanmakta olan kuvvetten sadece biraz daha fazladır.

Siz merkeze daha da yaklaşmaya başladıkça ve dünyanın kütlesinin daha fazla kısmı üzerinizde kaldıkça altınızda kalan kısmın kütle çekiminden daha fazla kurtulmaya başlayacaksınız.

Ve bu çekim siz merkeze gidene kadar azalacak.

Ve burada üzerinizde hiçbir kütle çekimi hissetmezsiniz, ya da dünya sizi her yönden aynı büyüklükte çekiyor da denebilir, böylece "yukarı" ya da "aşağı" algısı olmadan serbestçe süzülebilirsiniz.

22,000 mil/sa ya da 6 mil/sn'ye dek hızlanacağını unutmaman kaydıyla tabii.

Merkezi geçer geçmez tüm süreç tersine döner ve gitgide yavaşlarsınız.

İlk başta zayıfça ve sonra daha güçlü bir şekilde aşağı çekilirsiniz, yoksa yukarıya mı demeliydim?

Diğer tarafa geçince durup yüzeye adımınızı atarsınız. Sadece 37 dakika (ya da bir kurutma makinesinin süresi) kadar geçmiştir.

Kazabildiğimiz en derin çukur Rusya'daki Kola Superdeep sondaj kuyusu.

Ama o da sadece 12 km kadar aşağıya gidiyor, yani Manhattan'ın uzunluğunun 2/3'ü kadar.

Durmak zorunda kaldılar çünkü çok sıcaktı, tam 180°C.

Dünyada bir taraftan bir tarafa delik açmanın bir zorluğu da bu. Dünya sıcak, merkezde ise eriyik halde.

Öyle küreklerle bir delik açamazsınız.

Ama soru şu ki: Dünya’nın merkezi tamamen eriyik olmasaydı, tamamen boş olsaydı ve Dünya yine aynı ağırlıkta olsaydı?

Dünya’nın tüm kütlesini ayağımızın altındaki ince bir kabukta toplanmış olarak düşündüğümüzde dünyanın artık bir manyetik alanı olmazdı.

Çünkü bu manyetik alan eriyik demir çekirdekten gelmektedir.

O zaman güneşten gelen rüzgar ve fırtınalara karşı tamamen korunmasız olurduk.

Bu da HER YERDE aurora (şafak) göreceğimiz anlamına gelirdi.

Bakın!

Kuzey-güney-doğu Işıkları!

Peki, güneş fırtınasından kaçmak amacıyla içi boş dünyanın içine atladığınızda ne olurdu?

Küresel dünya kabuğunun farklı kısımlarından gelen kütle çekimleri birbirini mükemmel bir şekilde dengeler ve dünya hiç yokmuş gibi orada serbestçe süzülürdünüz.

Yanınızda bir astronot kıyafeti getirseniz iyi olurdu çünkü dünya ÜZERİNDE dünyanın İÇİNİ doldurmaya yetecek kadar hava olmazdı.

Ama ya bu içi boş dünya aynalarla dolu olsaydı ne olurdu?

Henry, bu komik olurdu... şimdilik.

Dünya yüzeyine dönersek çok da bir farklılık görmezdik, en azından kütleçekimsel açıdan.

Düşen cisimler yine 9.8 m/s^2 ivmeyle hızlanırdı, bir beyzbol topu hala aynı yörüngeyi izlerdi ve Ay’ın Dünya etrafındaki yörüngesi de aynı olurdu.

Hey Henry, hadi dış uzaya gidelim, hemen şimdi.

Silahını da yanına al - ne demek istediğimi sonra anlayacaksın.

Hadisene.

Oh, tabii siz de geliyorsunuz.

Vsauce kanalına gidip geri kalan maceralarımı görmek için bu açıklamayı tıklayın.

Görüşürüz.


Minute Physics kanalının bu videosunu orijinal dilinde ve İngilizce alt yazılı olarak buradan seyredebilirsiniz:


Kaynaklar ve İleri Okuma:

Yüksek İrtifa Gözlemlerinin Zorlukları: Dünya’nın Küreselliğini Çıplak Gözle Görebilir miyiz?

Mars’ta Sıvı Halde Göl Bulunuyor Olabilir!

Altyazı Çevirmeni

Mehmet Demiryay

Mehmet Demiryay

Altyazı Çevirmeni

Katkı Sağlayanlar

Ayşegül Şenyiğit

Ayşegül Şenyiğit

Editör

Evrim Ağacı'nın genel editörü, popüler bilim yazarı ve çevirmenidir. İstanbul Üni. İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunudur. Yıldız Teknik Üni. Yabancı Diller Yüksek Okulunda İngilizce öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim