Gece Modu

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, IFLS isimli kaynaktan alınmıştır; ancak anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş, içeriği zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Kimse hayvanları öldürmek istemez (değil mi?). Ne yazık ki, bazı zamanlarda bu, bilimin ilerleyişi için kaçınılmazdır. Nihayetinde bu deneylerden öğrendiklerimiz sadece biz insanlara değil, diğer hayvanlara da yararlı olmaktadır. Yine de hiç kimse, bu uygulamaların can yakıcı ve talihsiz olduğu gerçeğini görmezden gelemez. Bu gerçek, Şubat 2015'te yayınlanan yeni bir araştırmada tekrar beyinlerimize kazındı.

Kan sıçrama desenleri üzerinde araştırma yapmak isteyen bir grup Yeni Zelandalı bilim insanı, ameliyat masasına bağladıkları domuzların kafalarına silahla yakın mesafeden ateş etti. Üstelik bu hayvanların bazıları canlıydı! Pislikçe olduğu bir gerçek; ancak etik komitesinin kararına göre bu insancıl bir uygulama gibi gözüküyor. Çünkü araştırma, devlet tarafından fonlanan Çevre Bilimi ve Araştırmaları (ESR) tarafından destekleniyor ve merkezin söylediğine göre araştırmanın bulguları doğrudan insanlara yarar sağlayacak ve silah yaralanması sonucu meydana gelen ölümlerde suçluların tespitini kolaylaştıracak.

Araştırmanın amacı "silah nedeniyle oluşan geri sıçrama desenlerini" incelemekti. Bir diğer deyişle, merminin girdiği noktadan (giriş yarasından) geriye doğru sıçrayan kan, doku ve kemiklerin oluşturdukları desenleri görmeyi hedefliyorlardı. Araştırmacıların söylediğine göre çok sayıda araştırma kafadan alınan mermi darbelerine bakarak intihar ile cinayet arasındaki farkı belirlemeyi hedefliyor. Ancak bilim insanlarının halen anlamakta zorlandıkları bir konu, bunun neden her zaman gözlenemediği ve bu desenlerin oluşumunun arkasında yatan sebepler... İşte bu yeni araştırma, bu soru işaretlerini gidermeyi hedefliyor.

International Journal of Legal Medicine (Uluslararası Adli Tıp Dergisi) dergisinde yayınlanan makaleye göre ESR ve Otago ile Auckland'den araştırmacılar, kasaptan aldıkları bir dizi ölü domuz kafası ile 5 canlı domuzu denek olarak kullandılar. Hepsi, aynı işlemlerden geçirildi: basitçe, kafalarına ateş edildi.

Canlı hayvanlar bir veteriner tarafından uyuşturuldular ve kafalarına ateş edilmeden önce bir masaya sıkıca bağlandılar. Sonrasındaysa kafalarına el tabancası ya da yarı-otomatik tüfekle ateş edildi. Bu 5 domuzdan 3 tanesine yaklaşık 1 metre uzaktan, 2 tanesine ise kafayla temas halindeyken ateş edildi. Tüm süreç yüksek-hızlı kameralarla kaydedildi ve yaradan fışkıran malzeme analiz edildi.

Tabii ki söylemeye gerek yok, bu araştırma hiçbir hayvan hakları kuruluşunu memnun etmedi. Bu konuda seslerini yükseltmekten de geri durmuyorlar. PETA'nın ABD Laboratuvar Araştırmaları Birimi yöneticisi şöyle söylüyor:

Canlı bir hayvana ateş edip de fışkıran kana bakmak kan dondurucu, savunulamaz ve basitçe, kötü bir bilimdir.

Yayınladıkları bildiride PETA, araştırmacıların kendilerinin de domuzlar ile insanlar arasındaki anatomik farkların nasıl "yadsınamaz" olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca yakın zamanda yapılan bir araştırmada hayvan modellerinin adli bilimlerde kullanılmasının yararlılığının kuşkulu olduğunu belirtiyorlar. Söylediklerine göre sonuçlar, insanlara uyarlanabilir değil.

Ancak hem Otaga Üniversitesi'nden, hem de ESR'den olan bilim insanları araştırmalarını savunuyorlar. Söylediklerine göre deneyleri etik komitesinden geçti ve tamamen insancıl bir şekilde gerçekleştirildi. ESR sözcüsü Stephen Corbett, Morning Report'a zaten çoktan kan sıçramasıyla ilgili diğer yöntemleri (bilgisayar modellemesi ve mankenler gibi) denediklerini söylüyor. Ancak belirttiklerine göre bu yöntemler yetersiz ve araştırmacılar istedikleri verilere ulaşamıyorlar. Bu nedenle canlı hayvanlar üzerinde deneme kararını almışlar.

Araştırmacıların söylediğine göre domuzların seçilme nedeni, deri ve kemik yapıları bakımından insanlara benziyor olmaları. Ancak araştırma sonuçlarının aktarılabilirliği kuşkulu, çünkü domuzların insana göre çok daha küçük bir beyni var ve kafatasları bizimkinden çok daha kalın. Ayrıca hayvanların (neyse ki) uyuşturulmuş olması, birçok silah kurbanı insanın vakasında olanları yansıtmıyor.

Her ne kadar araştırmanın vahşi boyutuna odaklanmak kolay olsa da, bu araştırmanın hayvanları kurban eden diğer araştırmalardan farklı olduğunu söyleyebilir miyiz? Pek değil. Ancak gerekliliği yine de sorgulanmalıdır. Neyse ki araştırmacılar, ihtiyaçları olan bütün verileri elde ettiklerini ve böyle bir deneyi tekrarlamalarına gerek kalmayacağını belirtiyorlar.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 2
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 3
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 2
  • Grrr... *@$# 1
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 2
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 17/11/2019 19:24:46 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/3883

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Reklam
Reklam
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Antik dünyada sanat ne idiyse, modern dünyada bilim de odur: ayırt edici özelliğimizdir. İnsan beyninde fayda, her zaman güzelliği takip eder.”
Benjamin Disraeli
Geri Bildirim Gönder