Dışkılamanın Evrimi Hakkında Ne Biliyoruz?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Dışkılama, genelde sabah kahvaltı yaptıktan veya akşam yemek yedikten sonra ihtiyaç duyduğumuz fizyolojik bir etkinliktir. Peki bu kadar sıradan bir şekilde gerçekleştirdiğimiz bu eylem üzerinde hiç düşündünüz mü? Dilerseniz dallı budaklı olan bu konuyu, birkaç soru başlığı altında ve kısa cevaplar halinde evrimsel bağlantılarıyla ele alalım.

Kaynak: Pixabay

 

 

Nasıl Kaka Yapıyoruz?

Yediğimiz yiyecekler midede ve ince bağırsakta birtakım işlemlerden geçtikten sonra, bağırsaklarımızda "peristalsis" adı verilen sıkıştırma ve gevşetme hareketleriyle rektum duvarına doğru yollanır. Rektum duvarındaki gerilme alıcıları (stretch receptors) “kapıya doğru yaslanan” bu içeriğin varlığını algılar ve neyin katı, sıvı veya gaz olduğunu saptayarak dikkatli bir seçim sonucu neyin dışarı çıkması gerektiğine karar verir ve böylelikle “dışkılama refleksi”ni başlatır. Buradaki büzücü kasların etkisi azalarak gevşeme başlar ve böylelikle dışkılama gerçekleşir.

İki türlü büzücü kas vardır: Birincisi, “içsel büzücü kas (internal anal sphincter)”, yani üzerinde hiçbir kontrolümüzün olmadığı ama yeterli miktarda atık rektum duvarına yaslandığı zaman, deyim yerindeyse, “daha fazla dayanamayıp kapıları açan” kas türü. İkincisi ise “dışsal büzücü kas (external anal sphincter)”, yani üzerinde (belli bir nebzeye kadar) kontrolümüzün olduğu, kakamızı ne zaman ve nerede yapabileceğimize izin veren kas.

İşte bu “dışsal büzücü kas” türü, evrimsel olarak bizi avantajlı konuma getirmiş olabilir. Nasıl mı? Devam edelim...

 

Dışkı Kontrolünün Sağkalım Üzerindeki Rolü Nedir?

Kedi ve köpek gibi bazı hayvanların tuvaletlerini yaptıktan sonra kakalarını saklamak için toprakla üzerini kapatma davranışını hepimiz biliriz. Bu içgüdüsel hareketi, yaşadıkları ortamı temiz tutmak maksatlı yaptıklarını düşünürüz. Peki durum sadece bundan mı ibarettir?

Koklama, pek çok yırtıcı hayvanın besin veya av ararken kullandığı bir duyudur. Bu nedenle avcılar için geriye koku bırakmamak, av-avcı ilişkisini belirleyen önemli bir unsurdur. Hepimizin bildiği gibi kaka, içerisinde çok çeşitli uçucu gaz barındırdığından kokan bir şeydir. Hele hele insan dışkısı, bu gazlardan bir hayli zengindir. Şimdi bir an için duralım ve insanı, vahşi yaşam koşullarında, tıpkı bir bebek gibi dışkılamasını kontrol edemeyen, yani ne zaman ve nerede dışkılaması gerektiğini bilmeyen bir canlı olarak düşünelim. Böyle bir durum onun, vahşi yaşam ortamında etrafındaki potansiyel avcılar tarafından kolayca takip edilmesine yol açacaktır. İnsanın evrimsel sürecinde kazandığı anüs hareketi üzerindeki bu kontrolü, yani etrafta kaka izi ve koku bırakmaması, onun hem avcılardan korunmasına hem de gizlice diğer hayvanları takip ederek onları avlayabilmesine yol açmış olabilir. V. Villanacci ve G. Bassotti Aralık 2013'te yayımlanmış bir makalelerinde bu konuyla ilgili düşüncelerini şöyle dile getiriyorlar:

“İlk insanların dışkılamayı kontrol etmenin önemli olduğunu idrak etmesi, sadece sağkalım mücadelesi için değil, aynı zamanda avlanma stratejilerini geliştirmek için, adeta ek bir silah görevi görerek, onların evrimsel üstünlüklerini artırmış olabilir.”

Bunun yanı sıra kaka, bazı canlılar için bir bölgenin kendilerine ait olduğunu belirtmede de kullanılır. Örneğin vombatlar, yaşadıkları bölgeyi fazlasıyla sahiplenen, hükümran hayvanlardır ve kakalarının şekli de bir hayli ilginçtir! Küp şeklinde çıkardıkları kakalarını yuvalarının dışına, kayaların veya kütüklerin üstüne istifleyerek o bölgenin kendilerine ait olduğunu belli ederler, böylelikle olası çatışmalardan uzak durmuş olurlar. Kakalarını küp şeklinde çıkarmalarının sebebi, onun bağırsaklarda ne kadar kuru ve sıkıştırılmış olduğuyla ilintili olup, aslında bu şekil vombatlara bir avantaj sağlamaktadır. Bölgecilik davranışını, dışkıları üzerinden sergileyen bu hayvanlar için küp şekli kakanın yüzeylerden yuvarlanmamasını sağlar.

Vombatların küp şeklindeki kakası. Görsel hakkı: Sophia Martinez

 

 

Her Canlıda Anüs Var Mıdır?

Anüsün ortaya çıkışı, şüphesiz, sindirim sistemine ait tüm yapıların evrimiyle bağlantılıdır. Besinlerin düzgün bir şekilde sindirilmesi ve gerekli besleyici maddelerin vücuda alımı için sindirim kanalı, hangi hayvan olursa olsun, müthiş derecede önemlidir. Bu sayede bedenin büyümesi sağlanır ve metabolizma için gerekli enerji ihtiyacı karşılanır. Evrimsel tarihte birbirinden çok farklı canlılar çok çeşitli sindirim kanalı geliştirdiğinden biz burada sadece bazılarına değinmekle yetineceğiz.

Deniz süngerleri (Porifera) ve bağırsak kurdu gibi hayvanların bir sindirim kanalı ve -büyük bir ihtimal anüsleri de- yoktur. Deniz süngerleri, örneğin, su aracılığıyla aldıkları plankton gibi besinleri, yine su aracılığıyla hem yüzeylerinden hem de “oskulum” denilen bir açıklıktan geçirerek atarlar. Yassı solucanlar gibi bazı canlılar ise tek bir açıklıktan (bir nevi ağız) oluşan çok basit bir sindirim kanalı yapısına sahiptirler ve bu açıklık aracılığıyla besin alır ve sonra yine bu ağızdan atık maddeleri çıkartırlar. Denizanaları, mercanlar gibi jelatinimsi hayvanlar da yine bu şekilde besinleri işlerler. Kuşlar, sürüngenler, amfibiler gibi türler ise bir anüse sahip olmak yerine “kloak (dışkılık, İng. cloaca)” denilen ve hem üreme hem dışkılama işlerini üstlenen bir yapıya sahiptirler.

Deniz süngeri üzerindeki oskulum açıklıkları. Görsel hakkı: Wikipedia

 

 

İki Açıklıklı Sindirim Kanalı, Evrimsel Açıdan Nasıl Bir Avantaj Sağlamıştır?

Biz insanların sahip olduğu iki açıklı (ağız ve anüs) sindirim kanalının, yassı solucanlar, deniz anaları ve mercanlarda olduğu gibi tek açıklı (sadece ağız) sindirim kanalı üzerine bazı üstün noktaları vardır.

Tek açıklı sindirim kanalına sahip bir canlı, deyim yerindeyse, yuttuğu lokmasını dışkı olarak tekrar ağzından çıkarmadan yeni bir lokma ağzına atamaz. Bizimki gibi uzunca, tek yönlü (veya iki açıklığı olan) bir  kanalın gelişimi, aynı zamanda sindirim için iş bölümünü zorunlu kılmıştır: Neyin besleyici veya potansiyel olarak zehirli olduğunu anlamaya yarayan bir dil; besini ısırmak ve çiğnemek için dişler; hidroklorik asit salgılayarak besini parçalayan bir mide; yağ içeren maddelerin sindirimi için safra salgılayan karaciğer; besleyici maddeleri emen ve posayı dışarı atan kıvrımlı yapıya sahip bağırsaklar.

Tıpkı seri üretim yapan bir fabrika gibi, farklı işler için uzmanlaşmış kısımlara sahip sindirim sistemimiz sayesinde diğer canlıların yiyemediği bazı yiyecekleri tüketmemiz ve bunları en iyi şekilde sindirmemiz mümkün hale geldiğinden, bedence daha iri hale gelmişizdir. Ve tabii bu durum, evrimsel yoldaki başarımıza katkı sağlamıştır.

 

Anüs Orjinal Olarak Hangi Yapıdan Evrimleşmiştir?

Yapılan araştırmalarda anüsü oluşturacak olan yapıların, farklı hayvan gruplarında birbirinden bağımsız olarak evrimleştiği bulunmuştur, ama kökeninin tam olarak hangi yapıdan evrimleştiği konusu hala gizemini korumaktadır.

Dr Hejnol ve Martín-Durán gibi bazı bilim insanları anüsün, Asöla (İng. Acoela) adındaki denizde yaşayan bir grup ilkel hayvanda bulunan "gonopor" isimli bir açıklıktan evrimleşmiş olabileceği üzerinde durmaktadırlar. Bu hayvan bedenlerinde, hiçbir şekilde bir sindirim kanalını veya herhangi bir sistemi oluşturacak boşluk yoktur. Sahip oldukları tek açıklık olan gonopor sayesinde dışarıya spermlerini bırakırlar. 

Acoel yassısolucanlar, anüsün kökenini bulmamızda yardımcı olabilir. Görsel hakkı: Eric Röttinger

Sizlere, bir sonraki tuvalet maceranızı ilginç kılabilecek bir yazı bırakmak istedik. Doğanın, çeşitlendirdiği birçok sindirim kanalları içerisinden, eldeki şartlar dahilinde deneye-yanıla sizin için en iyi olan sindirim kanalını evrimleştirdiğini ve "kaka" deyip geçtiğimiz şey üzerine olan kontrolümüzün bizi insan yapan unsurlardan biri olabileceğini öğrenmek ufuk açıcı olmuştur umarız. Saygılarımızla.


Ana Görsel: QAI Publishing/Universal Images Group Editorial/Getty Images

Kaynaklar ve İleri Okuma: 

  1. Springer Link
  2. Elsevier
  3. The Conversation
  4. BBC-Earth
  5. BBC-Education
  6. Evrim Ağacı
  7. Castbox
  8. How Stuff Works

Evrim Ağacı'nın Yayın Politikası (Geri) Değişimi ve Gelecek Yeni Ürünlerimiz Hakkında Bilgiler (3 Ocak 2015)

Evrim Ağacı'nın İnsanlara Giden Dalları

Yazar

Ayşegül Şenyiğit

Ayşegül Şenyiğit

Yazar

Evrim Ağacı'nın genel editörü, popüler bilim yazarı ve çevirmenidir. İstanbul Üni. İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunudur. Yıldız Teknik Üni. Yabancı Diller Yüksek Okulunda İngilizce öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim