Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Türkçeye "tık tuzağı" olarak çevirebileceğimiz "clickbait" kavramı, bir internet sitesinin belirli bir bağlantıya tıklamanızı sağlamak için abartılı, dikkat çekici ve/veya yanıltıcı şekilde atılmış başlıklar veya bu şekilde kullanılan tanıtım görselleri anlamına gelmektedir. Bu basit tanımdan da anlayacağımız üzere, bir başlığın veya görselin tık tuzağı olabilmesi için, içinde bir miktar yalancılık faktörü bulunmalıdır. Merriam-Webster Sözlüğü, bu sözcüğü şöyle tanımlamaktadır:

Özellikle de bilgi değeri veya ilgi çekiciliği şüpheli olan içeriklere yönlendirmek amacıyla atılan, kişilerin bir bağlantıya tıklamasını sağlayan şey.

Dictionary.com sözlüğü ise şöyle tanımlamaktadır:

Bir diğer internet sitesindeki içeriğe yönlendirmek adına atılmış sansasyonelleştirilmiş bir başlık veya metindir.

Buradaki kalın yazdığımız kısımlar önemlidir; çünkü az önce de söylediğimiz gibi, bir başlığın tık tuzağı olabilmesi için belli bir miktar yalancılık veya aldatıcılık faktörü bulunması gerekmektedir. Fakat az sonra da görebileceğimiz gibi, başlıkta verilen vaadi tam ve doyurucu olarak karşılayan başlıkların ilgi çekici şekilde atılması, onları "tık tuzağı" kategorisine sokmamaktadır.

Bu tarz başlıklarda genellikle "inanamayacaksınız", "asla tahmin edemezsiniz", vb. vaatler veya "gördüğünüz en tatlı", "duyduğunuz en güzel", vb. "enli nitelemeler" bulunur; ancak bu vaatler içerikte tatmin edilmez. Çünkü genellikle içeriğin inanılmayacak veya tahmin edilmeyecek bir tarafı bulunmaz. Öte yandan, örneğin "5 Yaşındaki Bir Kız Çocuğu Ölüm Yatağındaki Kanserli Babasını Disney World'e Götürecek Parayı Topladı!" şeklindeki bir başlık, ilk etapta "tık tuzağı" gibi gelse de, içeriğinde gerçekten de bu olayı ve arka planını anlattığı müddetçe tık tuzağı değildir. Bir diğer deyişle başlık, vaadini karşıladığı müddetçe, nasıl atıldığı tamamen editöryal bir tercihtir ve tık tuzağı olarak görülemez diyebiliriz. Bir diğer şekilde özetlemek gerekirse tık tuzağı, fazla vaadedip, daha azını veren başlıktır.

Bu tarz başlıkların en önemli ortak noktası, içeriklerinde aynı bilgiyi tekrar tekrar vermeleri, aynı cümleyi birden fazla defa kullanmaları, bilgi vermekten ziyade metni şişirme amacıyla hazırlanmış olmalarıdır. Bir diğer deyişle, bir içeriğin tık tuzağı olup olmadığını sadece başlık değil; içeriğin yapısı da belirler! Genellikle tık tuzağı olan içerikler 300 kelimenin altındadır, orijinal bir fikir veya bilgi vermez. Daha ziyade, başka kaynaklarda bulunabilecek veya daha uzun metinlerin bir özeti gibidirler. Bol bol görsel ve video kullanımıyla kişilerin sitede daha uzun kalması hedeflenir; çünkü amaç bilgi vermek değil, reklam göstererek gelir elde etmektir.

Aslında tık tuzağını tespit etmenin en kolay yolu, istenmeyen posta (spam) ile kıyaslamaktır. Eğer bir içeriği okuduktan sonra, o içeriği aslında "istemediğinizi" hissediyorsanız, bir tık tuzağına düşmüş olabilirsiniz. Ancak eğer okuduktan sonra, aldığınız bilgilerden tatmin olduğunuzu hissediyorsanız, sizi oraya yönlendiren başlık veya tanıtım görseli tık tuzağı değil, kaliteli bir şekilde atılmış bir başlıktır.

Merak Uyandırıcılık ile Tık Tuzağını Karıştırmak

İnsanların en sık düştüğü hatalardan birisi, meraklarını uyandıran ama bu meraka başlıktan cevap vermeyen içeriklerin "tık tuzağı" olduğunu düşünmeleridir. Unutmayın: Tık tuzağından söz edebilmemiz için, atılan başlığın verilen içerikle uyumsuz bir şekilde abartılı veya yanıltıcı olması gerekir. Bir başlığın, merakı gidermeksizin merak uyandırması, başlığın başarısını gösterir; ucuz bir numara olduğunu değil!

Film fragmanlarını düşünün: Neden filmin en can alıcı noktasını değil de, en merak uyandırıcı noktaları gösterilir? Çünkü filmi yapanların amacı "Evet, bu filmde de böyle bir şey oldu." demek değil; tam tersine, filme gidilip, para harcanıp, izlenmesini sağlamaktır. Ne var ki bu bir "tuzak" olarak görülmez, çünkü sinema izleyicisi ile film yapımcısı bu konuda aynı noktada hemfikirdir: Film deneyimini kaliteli yapan, baştan sona hikayeyi deneyimlemektir. Dolayısıyla merak uyandırıcı bir fragman, potansiyel izleyiciler tarafından "kaliteli" bulunur; "tuzak" olarak görülmez.

Dijital içerik üreticileri ile tüketicileri arasındaysa bu ortak fikir birliği çok daha muğlaktır. Birçok tüketicinin amacı en kısa yoldan cevaba ulaşıp, gününe devam edebilmektir. Çünkü sosyal medyada bir içeriğe harcadıkları zaman, o zamanın özellikle planlanmasının bir ürünü değildir. Sinemaya plan program yaparak, hazırlıklı gideriz. Sosyal medyada ise bir yandan kuzenlerimizin tatil fotoğraflarını görürken, bir yandan kuantum mekaniğinin neden kütleçekimi ile uyumsuz olduğuna dair bir paylaşım görebiliriz. Bu hazırlık evresi sosyal medya tüketiciliğinde bulunmadığı için, kısa yoldan cevaba ulaşamamak rahatsızlık uyandırmaktadır.

Halbuki bir bilim içeriğinde kurgu, gelişim, verilen örnekler, anlatılan detaylar, arka plan bilgisi, ek bilgiler, vb., çoğu zaman konunun özünden bile önemlidir! Tıpkı filmde sonunun söylenmesini "fragman" olarak değil de, "spoiler" olarak görüyorsak; bilim içeriklerinde de ana fikrin veya en can alıcı noktanın başlıktan verilmesini aynı şekilde değerlendirebilmeliyiz. Çünkü bu içeriklerin üreticileri, özellikle de özgün içeriklerse, sizi sonuca götüren yolculuğu titizlikle planlamakta, saatlerce ve günlerce üzerinde çalışmakta, sayısız kaynaktan faydalanarak doğru örnekleri tespit etmekte, bunları belli bir kurgu içinde derlemekte, editöryal denetim sırasında tespit edilen hataları düzeltmekte ve nihayetinde tüketiminize sunmaktadır. Bu emeğin karşılığı, en azından içeriğin tamamını tüketebilmek olmalıdır. Nasıl ki fragmanı fazlasıyla güzel, kendisi izlenemeyecek kadar kötü filmlerin yarısında çıkma hakkınız var; aynı şekilde, beğenmediğiniz bir içeriğin de yarısında bırakma hakkınız var. Ancak içerik, başlıkta vaadettiği detayları verdiği müddetçe, başlığı veya tanıtım görselini ilginizi kabartmakla suçlamak hatalı olacaktır.

Başlıklarda Soru Formatının Kullanımı ve Tık Tuzağı

Tık tuzaklarında sıklıkla karşılaştığımız bir durum soru formatının kullanımıdır. "O isim gerçekten bunu yaptı mı?" tarzı başlıklara, özellikle magazinsel içeriklerde sıkça rastlamak mümkündür. Fakat soru

Tık tuzağıyla hazırlanmış içeriklerin en önemli ortak noktası, aktarmak istedikleri bilginin çok kısıtlı olmasıdır. Örneğin Prof. Dr. Aziz Sancar'ın Nobel Ödülü aldığının duyurulması, çok kısa bir cümleyle aktarılabilecek bir bilgidir. Bu tür bir içerikte, "O ismin Nobel Ödülü aldığına inanamayacaksınız!" veya "Aziz Sancar Nobel Ödülü Aldı mı?" tarzı bir başlık yersiz ve anlamsızdır. Çünkü zaten verilmek istenen bilgi birkaç kelimeden ibarettir. Aziz Sancar'ın bu ödülü nasıl aldığı ve geçmişiyle ilgili bilgilere yer veren bir içerik bile hazırlamış olsanız, bu iki başlık anlamsız olacaktır.

Öte yandan, Schrödinger'in Kedisi düşünce deneyinin hatalı olduğuna yönelik bir makale yayınlandığında "Schrödinger'in Kedisi Nihayet Çürütüldü mü?" gibi bir başlık atmakta o kadar ciddi bir problem bulunmamaktadır. Çünkü bu tarz bir gelişmede aktarılması istenen ana bilgi, bilim insanlarının ne tarz bir süreçten geçerek bu çürütmeyi yaptıklarıdır. Zaten bilimde çoğu zaman "nihai cevaplar" bulunmadığı için, aslolan düşünce adımlarını ve bu süreçte karşımıza çıkan kavramları anlamaktır. Eğer amaç kısa yoldan nihai cevaba ulaşmaksa, zaten muhtemelen bilimsel içerikleri takip etmeye vakit harcanmamalıdır; çünkü söz konusu arayış, bilimsel metodolojiyle uyumlu veya dürüst bir arayış değildir.

Hepsinden önemlisi, bilimde soru sormak hayati bir öneme sahiptir. Bilimsel bir sorgulama, bir soru ile başlar. Dolayısıyla birçok bilim makalesinde soru formatı son derece uygun bir başlık seçeneğidir. Örneğin ortada "Darwin'in Evrim Teorisi'ne güvenmediği" iddiası varsa, bu konuyu ele alacak başlık son derece normal bir şekilde "Darwin, Evrim Teorisi'ne Güvenmiyor muydu?" şeklinde atılabilir. Bu başlık, "Darwin, Evrim Teorisi'ne Güveniyordu!" başlığından hem daha etkilidir hem de daha anlamlıdır. Çünkü Evrim Teorisi'ni ileri süren kişi olarak Darwin'in teorisine güvenmesi zaten varsayılan durumdur. Fakat başlık soru formatına sokulduğunda, aksi yönde bir iddia olduğuna dair alt bilgiyi de verebilmiş olursunuz. Yani bilimsel sorgulamalarda ele alınacak konuyu soru formatına sokmak sadece merakı tetiklemeye yaramaz; aynı zamanda ek bilgi verilmesini de sağlar!

Zaten sayısız akademik makalenin soru formatında başlıklara sahip olması tesadüf değildir. Bunun sayısız örneğinden sadece birkaçını, bu cümledeki herhangi bir kelimeye tıklayarak görebilirsiniz.

Düşünülmesi Gereken Diğer Kriterler

Ancak dijital dünyada bir başlığın niteliklerini belirleyen tek şey ilgi çekicilik değildir. İnternet dünyasının gerçekleri de göz önüne alınmalıdır:

İçerik üreticileri, daha önce de sözünü ettiğimiz gibi, ürettikleri içeriklere samimiyetle vakit ayıran, çok zorlu bir işin üstesinden gelmeyi başaran ve bunu çoğu zaman hiçbir maddi beklenti olmaksızın yapan kişilerdir. Ancak eğer yazdığınız bir içerik, hedef kitlenize ulaşmıyor veya onlarca tüketilmiyorsa, bu her zaman sizin kötü bir yazar olduğunuz anlamına gelmeyebilir. Çünkü internet, kalite üzerine değil, dikkat üzerine inşa edilmiş bir mekanizmadır. Bir içeriğin erişilebilirliğiyle ilgili olarak şu faktörler de hesaba katılmalıdır:

Sosyal Medyadaki Diğer İçeriklerle Rekabet

Sosyal medyada adeta kendinizi kaybetmiş bir şekilde zaman geçirdiğiniz bir ânı düşünün. Ne tür içeriklere tıklıyorsunuz? İlginizi cezbedebilenleri, öyle değil mi? Elbette şu veya bu zamanda, bilinçli olarak bir konuyu arayıp okuyor olabilirsiniz. Ancak sosyal medya tüketiminin ezici bir çoğunluğu, sosyal medya platformlarının kullandıkları algoritmaların sizin tıklama ihtimalinizin daha yüksek olduğunu düşündüğü içeriklerden yapılan seçki arasından ve bu seçki dahilinde sizin ilginizi en çok cezbedenler üzerinden ilerliyor.

İşte başlıkların ilgi çekiciliği de burada devreye giriyor. Tık tuzağı yapan birçok sitenin bu kadar başarılı olabilmesinin ardındaki sır, tık tuzağının sağladıkları ile sosyal medya algoritmalarının hedeflediklerinin örtüşüyor olması: Sosyal medya algoritmaları, size bir dizi içerik sunup, bunlar arasından en çok tıkladıklarınızı "olumlu" olarak değerlendiriyor ve daha çok kişiye sunuyor. Buna click-through rate (CTR) adı veriliyor. Daha çok CTR değeri olan bir içerik, daha çok kişiye gösteriliyor, çünkü o, daha önceden gösterildiğinde daha çok tık almıştı! Bir diğer deyişle, sosyal medya açıktan açığa tık tuzağına teşvik ediyor!

Ancak elbette bu tık tuzağını bir metot olarak seçmek için yeterli bir gerekçe değil. Yine de ilgi çekici başlık atmaktaki önemi anlamanızı sağlayabilir. Bu konuda aşağıdaki videomuzu izlemenizi tavsiye ederiz:

Arama Motoru Optimizasyonu

Birçok içerik üreticisinin okurlarının büyük bir çoğunluğu arama motorları (özellikle de Google) üzerinden gelmektedir. Dolayısıyla insanların ne tür aramalar yapıp, ne tür sonuçlara ulaştıkları büyük önem arz etmektedir. Çünkü az önce sosyal medya için anlattığımız mekanizma orada da aynen geçerlidir: Kullanılan arama sözcüklerine bağlı olarak Google size en ilgili olduğunu düşündüğü içerikleri getirir. Ancak ilk sayfada her zaman 10 içerik vardır ve bunlar arasından sadece en üstteki 2-4 siteye sıklıkla tıklanır. Google, belli arama sözcüklerine yönelik getirdiği içeriklerden hangisine daha çok tıklanıp, hangisinde daha çok zaman geçirildiğine bağlı olarak sıralamaları günceller. Dolayısıyla başlığınızın iyi olması yetmez, içeriğinizin de kaliteli ve doyurucu olması gerekir.

İşte bu nedenle içerik üreticileri belirli kuralları takip edip, sitelerinin arama motorlarında en üst sıralarda çıkması için gerekli adımları atarlar. Bu, kimi zaman açıktan açığa tık tuzakları kurmak şeklindedir. Ancak birçok saygın site, başlıklarını yeterince ilgi çekici yapıp da, bütün detayları vermeyen şekilde seçerek bu rekabetin parçası olmaya çalışır. Yani tıpkı bir film yapımcısının bir "fragman" yayınlaması gibi...

Tık Tuzaklarını Ayırt Etmek Neden Önemli?

Günümüzde internet kullanıcıları arasında hangi tür başlıkların tık tuzağı olup, hangilerinin olmadığı yönünde ciddi bir anlaşmazlık söz konusudur. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte giderek kısalan dikkat süreleri nedeniyle insanlar, hiçbir ek siteye gitmeksizin ve hiçbir çaba sarf etmeksizin, halihazırda bulundukları platformlar üzerinden bilgiye ulaşmak istemektedirler. Örneğin Facebook gibi bir sosyal medya aracında zaman geçiren bir kişi, ilgisini çeken bir konuda bir paylaşım yapıldığında, bu paylaşımın bütün detaylarını başlıkta veya kısa tanıtım metninde bulmayı beklemektedir. Eğer bilgiye ulaşmak için Facebook'tan bir bağlantıya tıklayıp, bir diğer siteye gidip, buradaki içeriğe zaman ayırması gerekiyorsa, bu çabanın bilerek ve isteyerek üretildiği, kendisiyle bilgi arasına bir engel konulduğu gibi bir algıya neden olmaktadır. Bu da, internette gördüğünüz içeriklerin %99'unu üreten içerik üreticilerinin, ürettikleri içeriklerden ötürü adeta suçlanmasına neden olmaktadır.

Bunun bir uzantısı, kişilerin bir paylaşım eğer içeriğin en önemli detayını başlıkta vermiyorsa, o başlığın tık tuzağı olduğu yanılgısına düşmesidir. Halbuki haber verme amacı gütmeyen, bunun yerine bilgi vermeyi hedefleyen bir içeriğin başlığının "iyi atılmış" olarak nitelendirilebilmesi için, okurların ilgisini çeken nitelikte olması gerekmektedir. İyi bir başlığın amacı bilgiyi aktarmak değil, bilgi aktarılacak olan içeriğe yönelik ilgiyi kabartmaktır. Hele ki bilim yazarlığında bütün içeriğin başlığa sığdırılmasını beklemek abesle iştigaldir.

Daha da önemlisi, en kritik detayın başlıkta verilmesi bilim yazarlığı için bir hata bile olabilir! Çünkü bilimsel gelişmeler, parlak, nihai ve abartılı sonuçlar üretmek için değil, bir olguya veya sürece yönelik bilgimizi derinleştirmek adına yapılmaktadır. Buna bağlı olarak, konunun arka planı ve detayları bilinmeksizin, sadece en parlak ve can alıcı noktasına odaklanmak, okurların bilimden uzaklaşmasına neden olabilecektir. "Ha, tamam, bu bulunmuş." diyerek başlığı görüp geri kalanını es geçen kişiler, bilimden haberdar oldukları yanılgısına düşebilirler. Unutmamak gerekir ki bilim yazarlığında amaç, kavramları öğretmek olmalıdır, bilgiyi en kısa yoldan satmak değil.

***

Bu konudaki bir duyurumuzu buradan okuyabilirsiniz.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 4
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 1
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • B. Frampton. Clickbait: The Changing Face Of Online Journalism. (2015, Eylül 14). Alındığı Tarih: 15 Temmuz 2019. Alındığı Yer: BBC
  • C. O'Donovan. What Is Clickbait?. (2014, Ağustos 25). Alındığı Tarih: 15 Temmuz 2019. Alındığı Yer: NiemanLab
  • E. Shire. Saving Us From Ourselves: The Anti-Clickbait Movement. (2014, Temmuz 14). Alındığı Tarih: 15 Temmuz 2019. Alındığı Yer: The Daily Beast
  • Merriam Webster. Clickbait. (2019, Temmuz 15). Alındığı Tarih: 15 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Merriam Webster
  • Dictionary. Clickbait. (2019, Temmuz 15). Alındığı Tarih: 15 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Dictionary

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 12/12/2019 20:48:57 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/822

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.”
Marie Curie
Geri Bildirim Gönder