Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu yazı, Arkeoloji yazı dizisinin 14. yazısıdır. Dizinin ilk yazısına gitmek için buraya, dizideki tüm yazıları görmek için buraya tıklayınız. Yazı dizileri, EA Akademi'nin bir parçasıdır.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

Kimileri "Hell Pigs" der, yani "Cehennem Domuzu". Kimileri ise, "Terminator Pigs", yani "Yok Edici Domuzlar"... Ne derseniz deyin, Entelodont olarak bilinen Entelodontidae ailesi üyeleri, Oligosen'in ihtişam sahibi varlıklarından biridir. Entelodontlar, Dünya'nın tanıdığı, saldırganlık dozu en yükseklerde yer alan varlıklardan biridir.

Entelodont, "mükemmel diş" anlamına gelir. Etkileyici büyüklükteki çene kemikleri, iki büyük çene, güçlü ağız kasları ile desteklenmiştir. 90 derece açılabilen bu ağız, yapılan analizler ile de destekleniyor ki, su aygırı ve timsahtan daha kuvvetlidir.

İlk başlarda omuz yüksekliği 1 metreden biraz daha fazladır. Ağırlığı ise, 270 kilograma tekabül eder.

Entelodont fosilleri ilk defa 1870'lerde dikkat çekmeyi başarmıştır. Görünüşü, o zamanki şartların teknolojisi ve bilgisi ile ele alındığında, ilgililere son derece farklı gelmiştir. Kimi ayı dedi, kimi ise domuz ve sırtlan da olabiliri ekledi. Yapılan diş analizleri gösterdi ki, bitki kökü de yiyorlar (bir bakıma domuz gibi). Araştırmalar yoğunlaştıkça, domuz ile daha yakın kuzen olduğu ortaya sürüldü; lakin günümüzde yaşayan kuzenleri olmadığından onları tek bir sınıfa sokmak mümkün olmadı.

1933'te bitki dışında et yemiş olabilecekleri de düşünüldü. Ağzın arka kısmındaki büyük azı dişleri bunu doğruladı.

En eksiksiz Entolodont fosilimiz Güney Dakota'dan geliyor. Paleontologlar uzun bir süredir Güney Dakota'da arazi çalışmaları yürütüyorlar. Buraya büyük domuz kazısı adını verdiler. Bu çalışmalar esnasında Entelodont ile aynı zaman aralığını paylaşmış birçok diğer hayvanın da fosiline ulaşıldı. En çok göze çarpan ve deyim yerindeyse en önemli bulgulardan biri, 30 milyon yıl önce burada bir su kaynağı olmasıdır. Kaynak diğer varlıkları bölgeye çeker; ya sürüler halinde ya da tekil olarak. Bundan dolayı gergedanlar, atlar ve develer sık sık bu bölgeye uğramışlardır.

Entelodontlar'ın diş yapıları oldukça önemlidir. Dört farklı diş yapısı ile tanınması oldukça rahattır. Köpek ve kesici dişler ile büyük ve küçük azılar oldukça tehditkar durur. Bu özellikler iz saptamada daha da belirginleşir. En dikkat çekici yapılanma ise, küçük azılardadır; bunlar aralıklı sıralanmışlardır. Bölgede saptanan bir gergedanın kafatasının sırt bölgesine yakın bir yerinde, Entelodont ısırık izleri saptanmıştır. Bu uyuşma, beslenme düzenlerini ve sistemlerini aydınlatmamız açısından son derece önemlidir.

Kafatasının bir diğer etkileyici özelliği, ön kısmının yapısıdır; bu yapılanma ısırdığında dişlerin kopartmak için kenetlendiğini gösterir. O dönemde bir etçil için hayatta kalmayı kolaylaştıracak çok önemli ayrıntılardan biri de, bu, kopararak ısırma özelliğidir. Kopararak ısırmak için ön dişlerin açısının öne doğru çıkık olması gerekir (otobur bir diğer hayvanın doğal olarak bu yapılanmaya ihtiyaç duymaması, evrimsel süreçte beklendik ve alışıldık bir durumdur). Kesiciler ve köpek dişleri ile de, avı, sindirimi kolay olacak şekilde parçalarlar.

Bir Avcı Olarak Entelodont

Entelodont iyi bir avcı mıdır? Bunu daha iyi anlamak için Wyoming'teki White River'a uğramamız gerekiyor; çünkü burada Dr. Kent Sundell'ın araştırmalarına göz atacağız. 

İyi bir avcı modeli tanımlaması için, avcının avlanmayı nasıl tasarladığına bakmak gerekiyor. Bence Entelodont çok iyi bir avcıdır; çünkü taktiksel saldırır, kurgu yapar. Uzun ince bacakları ve çift tırnaklı toynakları ile başarır bunu (avı kavrayamaz; taktikselliği burada saklıdır).

25-30 milyon önce White River'ın olduğu yerde büyük bir düzlük vardı. Buradaki su kaynağı dönemin develerini çok cezbediyordu. 1998'te Dr. Kent Sundell bu bölgede iç içe geçmiş yedi adet minyatür deve fosili saptadı. Yapılan analizler tüm kemiklerin kemirildiğini ve arka ayaklardan altı tanesinin eksik olduğunu gösterdi. İzler bölgedeki diğer etçiller içinde bir tek Entelodont diş yapısı ile uyuştu. Develer de, gergedanlar gibi enselerinin üst kısmından ısırılmışlardı (bu durum bir başka önemli ayrıntıdır; çünkü bu davranışı, avını yemeden önce öldüren bir etçil yapar). 

Peki bu kurgu nasıl bir kafanın içinde oluşturuluyordu? Bunu anlamak için rotamızı Ohio'ya çevireceğiz. Dr. Lawrence Witmer, ilk defa olarak, Entolodont kafatasının şemasını çıkartmıştır. Bu şema oldukça etkileyicidir. Şemadan çıkan ana ders ise, göz kürelerinin yapılanmasıdır. Gözleri doğrudan size bakıyor. İki göz, iki ayrı görüntüleme yaparak avın yerini mesafe düzeyinde saptıyor. Bu durumda iyi bir pusu hiç gecikmiyor. Diğer yandan beyindeki büyük sinir yumakları, çok güçlü koku alma özelliğine işaret ediyor.

Yine vücut kemikleri analize tabi tutulmuştur. Kıyasa bazı durumdalarda karşı olsam da (T-rex ve Raptorex ön kolları ve kafatası kıyasının bizi getirdiği nokta iyi irdelenmelidir), bunun, buradaki uygulabilirliği etkileyici sonuçları da beraberinde getirir. Vücut kemiği ve kafatası kıyası bize kafatasının vücut kemiklerinden daha sağlam yapıda olduğunu göstermiştir. Göğüsten ve omurgadan kafatasına doğru uzanan bir dizi güçlü kas, vücutta önemli bir denge unsuru oluşturur. Yani evrimsel adaptasyon kafatasını burada kayırmıştır (haklı ve açıklanabilir nedenlerden dolayı).

Enselerin üst kısımlarında yer alan ısırıklar, avlanma teknikleri hakkında bizi aydınlatıyor. Pusu kur, koşarak yaklaş ve avına tank gibi çarparak onu devir. Sonrasında ise, ısırarak ön dişlerin açısının verdiği avantaj ile derin bir yara aç ve nihayet uzun burun ile parçalanmaya yardım ederek beslenmeye başla.

Ya pusu? Bunu anlamak için tekrar yola koyulmamız gerekiyor. Şimdi ki durağımız ise, Nebreska'daki Toodstool Jeoloji Parkı'dır. 

Burada yer alan ayak izleri, pusu konusunda, bizleri tekrar tekrar düşünmeye sevkedecek türdendir. Göç eden diğer hayvan türlerinin bıraktığı ayak izleri ve onları takip eden etçillerin ayak izleri taktikleri anlamada birer mihenk taşı olma görevini gönüllü üstleniyor. Gergedan ve onu takip eden Entelodont'un bıraktığı ayak izleri, Entelodont'un 45 derecelik açılar ile avına yaklaştığını gösteriyor (bunu güçlü koku alma dyularını kullanarak yapıyor olmalıdır). 

Aynı ana denk yaşamış başka etçillerle izlemeyi yapıyor. Zigzaglar ile öldürülen diğer hayvanın kokusunu alarak leşçillik de yapmıştır. Kısaca canı ne isterse yiyebiliyor - ki bu, ihtişam sahibi bir adaptasyon sürecinin getirisidir.

Diş yapısı üzerine düşünmemiz gereken bir soru daha: Otçul iken, adaptasyon ile etçilliğe evrilmiş ve nihayetinde ise, hepçil olmuş olabilir mi?

25 milyon önce Miyosen başlamıştır. Dünya artık daha soğuktur. Kuzey Amerika'daki kuraklık ormanları azaltarak evrim ile bir başka sürece imza atmıştır. Şimdi daha seyrek ağaçlı ve daha seyrek su kaynaklı bir Kuzey Amerika vardır. Bu durum kitlesel yokuşlara sürüklerken, besin bulmak için daha uzun mesafeleri yol etmek gibi bir gerçekliği yaşamsal sürecin olmaz ise olmazı yapmıştır. Bunu avantaja çevirmek için vücudu büyüterek devam etmek evrimsel süreçte sık karşılaştığımız durumlardan biri olarak tanımlayabiliriz (düşünmeyen DNA'ya selam verin). Otçullar da artık daha büyük ve daha hızlı oldu (önceden tasarımın olmadığına yönelik önemli bir gösteri).

Omuz yüksekliği yerden itibaren 1 metre olan Entelodont, 2 metredir. Günümüzün bizonlarından daha büyük hale gelen Entelodont bu hali ile, Terminator tanımına daha çok uyuyordu. Sadece kafatası evrim ile 1 metre olmuştur.

Bir Paleosanat Örneği: "Annenin Hiddeti"

Velizar Simeonovski tarafından çizilen bu muhteşem resmin adı "Annenin Hiddeti". Çizimde, "cehennem domuzları" olarak da bilinen entelodonlardan biri olan Daeodon cinsi bir anne, yavrularını avlamak üzere atılan Dinictis cinsi antik bir etçilin saldırısını bütün hiddetiyle savuşturuyor. Gerçekten muhteşem bir sanat eseri:

Burada gördüğümüz Daeodon cinsi, 29-19 milyon yıl önce arasında yaşamış en büyük entelodon cinsidir. Yetişkinlerinin sadece kafatasları bile 90 santimetreyi bulabilen, toplamda 2 metreye kadar uzayabilen bu hayvanların fosillerine sadece ABD'de rastlanmıştır. Cins, ismini Yunancadaki "saldırgan" anlamına gelen daios ile "diş" anlamına gelen odon kelimelerinin birleşiminden almıştır.

Öte yandan "ava giderken avlanan" Dinictis ise, günümüzden 37.2 ila 20.4 milyon yıl öncesi arasında yaşamış bir sahte kılıç-dişligildir. Nimravidae olarak bilinen "sahte kılıç-dişli kediler", kedigillerin çok yakın akrabası olan vahşi etçillerdir. Kedigiller ile köpekgiller 50 milyon yıl kadar önce birbirlerinden ayrıldıktan "hemen" sonra, günümüzden en erken yaklaşık 43 milyon yıl önce kedigillerden ayrılarak evrimleşmişlerdir. Ancak en güvenilir fosillerine 37 milyon yıl öncesine ait kayaçlar arasında, ABD'nin Wyoming eyaletinde rastlanmaktadır.

Bu soyu tükenmiş iki dev canlının vahşi yaşamdaki mücadelesini böylesine "kanlı canlı" görmek gerçekten heyecan verici! 

Enteledontun Yok Oluşu...

Rotamızı Kuzey Amerika Agate Springs'teki su kaynağına çeviriyoruz. 24 milyondayız. Kurak arazi ortasındaki bu vaha, sürüler ve tekil diğer hayvanlar için bir çekim merkezi haline gelmiştir. Av ve avcı ilişkisi burada, yapılan analizler ile anlaşıldı ki, çok yoğun biçimde sürmüştür.

Şimdi dramatik bir sona yaklaşıyoruz. Deyim yerindeyse evrimsel sürecindeki doruk noktasında yer alan bir avcı, artık sonuna yaklaşıyor. Tarihler 20 milyon yıl önce bunun gerçekleştiğini gösteriyor. Bering Boğazı bir başka etçile, Kuzey Amerika'nın kapılarını aralıyor. Karşınızda, Amphicyonidae yani ayı köpekleri.

Amphicyonidae hızını uzun süre koruyan ve sağlam iskelet yapısı barındıran etçillerdir. Kısa mesafe koşucusu Entelodont için bu varlık ancak kötü bir rüyadan ibaret olabilirken, şimdi onlarla karşı karşıya kalmıştır. Amphicyonidaeler'in daha sivri olan köpek dişleri, Entelodont'un körelmiş köpek dişleri karşısındadır. Senden daha iyi koşan ve daha iyi parçalayan, daha gelişkin neokorteksli (Entelodont beyninden daha fazla kıvrımlı) bir başka tür; tam bir kabus. 

Burada üzerinde durulması gereken nokta, beyindeki bu daha fazla olan kıvrımsal yapılanmadır. Kas gücünden daha öte olan, daha ileride bir zekaya işaret eder. 

Sürüler halinde avlanan Amphicyonidaeler ve tekil dolaşan Entelodontlar. 

Entelodont yok oluşunda daha zeki Amphicyonidaeler'in, Entelodontlar ile av için rekabete girmesi en büyük nedenlerden biri olabilir.

Üzerinde çalışmamız ve aydınlatmamız gereken daha birçok soru ile karşı karşıyayız. Evet, Entelodontlar Kuzey Amerika'nın bir başka ihtişam sahibi ve daha fazla tanınmayı hak eden, evrim harikası varlıklarıdır.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • S. G. Lucas, et al. (1998). Taxonomy And Distribution Of Daeodon, An Oligocene-Miocene Entelodont (Mammalia: Artiodactyla) From North America. Proceedings of the Biological Society of Washington.
  • A. Mayor. (2005). Fossil Legends Of The First Americans. ISBN: 978-0691130491. Yayın Evi: Princeton University Press.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 10/12/2019 01:19:00 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/1362

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!

Arkeoloji

Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Suçlu birini elden kaçırmak, masum birini mahkum etmekten yeğdir.”
Voltaire
Geri Bildirim Gönder