Boğazda Yumru ve Düğümlenme: Üzüldüğümüzde veya Ağladığımızda Boğazımız Neden Ağrıyor?

Gece Modu

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, Science Alert isimli kaynaktan alınmıştır; ancak anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş, içeriği zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Sevdiğimiz birisinin mutluluğunu paylaştığımızda, değer verdiğimiz bir ilişkinin sonunda, bir başarı sonrası gururlandığımızda, etkileyici bir evlilik töreninde veya "Yukarı Bak (Up)" filmini izlerken vücudumuz, hissettiğimiz duyguların karşılığı olarak gözyaşlarımızı dışarı salıverir.

Ancak vücudumuzda bu mutluluk veya üzüntü sırasında verdiğimiz tek tepki göz yaşları değildir. En duygusal anlarda boğazımıza saplanan keskin ağrı da duygularımıza eşlik eder. Peki ağladığımız zaman göz yaşlarımız dökülürken nasıl olur da vücudumuzun başka bir noktasında bir ağrı hissederiz? Gelin bunu açıklayalım.

Neden Ağlıyoruz?

Boğazda oluşan bu yumrunun neden oluştuğuna gelmeden önce neden ağladığımızı bilmemiz gerekiyor. Ağlamanın asıl nedeni kesin olarak bilinmemektedir; ancak elde olan veriler, ağlamanın kendi aramızda geliştirdiğimiz bir çeşit sözsüz iletişim biçimi olduğuna işaret etmektedir. Bilim insanları 3 çeşit ağlama tipi olduğunu tanımlıyor:

  • İlki gözleri nemli tutmak amacıyla akan ve göz pınarından aşağıya taşmayacak kadar salgılanan nemlendirici sıvı.
  • İkinci tipi; gözümüze bir uyaran etkiğidinde (soğan, parmak, toz gibi) gözümüzün enfeksiyonlara karşı silah olarak kullandığı göz yaşı.
  • Üçüncü sebebi ise bu yazımızda bahsettiğimiz duygusal gözyaşlarıdır.

Bu 3 tip göz yaşı arasında fiziksel fark yanında kimyasal içerikleri de farklıdır. Örneğin duygusal göz yaşı tipinde Manganen elementi ve Prolaktin hormonuna daha çok rastlanıyor. Ağlamanın evrimi hakkında daha fazla bilgi edinmek için buradaki yazımızı okuyabilirsiniz.

Ağlamak, çevremizdeki insanlara duygusal olarak durumumuzu söylememiz ve bu nedenle onların desteğini istediğimizin bir yoludur. Evrimsel biyolog Prof. Dr. Oren Hasson şöyle anlatıyor:

Ağlama sırasında dökülen göz yaşlarının güçsüzlük belirtisidir. Yani kendimizi karşımızdakine kıyasla duygusal olarak daha güçsüz hissettiğimizde, gözyaşı bezlerimiz uyarılıyor. Bu da evrimsel süreçte, güçsüzlerin güçlüler tarafından korunmasında fayda sağlamış olabileceği anlamına geliyor. Dahası, duygusal bir zamanda bir başkası tarafından rahatlatıldığımızda o kişiyle olan ilişkimiz daha da sağlamlaşıyor ve bu ilişkiler bizim için hayati önem taşır.

Bilim insanlarının ağlama sebeplerine yönelik araştırmalarında buldukları bir başka bulgu ise, ağlamanın saldırganlara karşı boyun eğme ifadesidir - ki bu, kendini savunmanın yollarından birisidir. Bir saldırgana karşı boyun eğmek, saldırganın sakinleşmesine ve saldırılarını sonlandırmasına neden olabilir. Bu da, sizin hayatta kalmanızı sağlayabilir.

Ancak atalarımızın Afrika'da yaşadığını unutmamak gerekir. Üzerinize koşan bir aslana karşı ağlamak, pek bir işe yaramayacaktır. Bu nedenle ağlamak, sadece bir savunma mekanizma olarak görülemez. Sadece saldırganın başka bir insan olduğu durumlarda ağlamak, karşı tarafının göstereceği merhamet duygusuyla hayatta kalma ihtimalimizi daha yüksek tutabilir; çünkü ağlayan birinin deneyimlediği hisleri bir diğer insan da bilecektir ve buna bağlı olarak şefkat duygusu tetiklenebilecektir.

Boğazımız Neden Düğümleniyor?

Bu bilgiler ışığında asıl konumuza dönecek olursak... Ağladığımız zaman otonom sinir sistemimiz, içinde bulunduğumuz duruma göre farklı vücut tepkileri oluşturur. Otonom sinir sistemi; solunum, sindirim, kalp hızı, tükürük salgılanması, terleme ve cinsel uyarılma gibi istem dışı fonksiyonları kontrol eder. Bunun yanında "kaç veya savaş" tepkimizi de kontrol eder. Otonom sinir sistemi hiperaktivite gösterdiği zaman, sizin için tehlike arz eden şeyden kaçmak veya durup onunla savaşmak için tüm vücudunuza daha fazla oksijen gönderir.

Yemek yeme sırasında farkında olmasak da vücudumuz bizi olabilecek olası tehlikelerden korur. Yutkunma sırasında lokmanın soluk borusuna kaçmaması için "nefes borusunun ağzı" veya "gırtlak dili" olarak isimlendirebileceğimiz glotis, nefes borusunu kapatır ve lokmanın yemek borusundan devam etmesini sağlar.

Normalde glotisimiz gün boyunca açılıp kapanır. Gün boyunca her yutkunduğumuzda yemek borusundan soluk borusuna parça, nefes aldığımızda ise soluk borusundan yemek borusuna hava kaçmamasını sağlar. Ancak biz bunu pek hissetmeyiz. Eğer hissetseydik; muhtemelen sürekli boğazımızda bir yumru hissi olurdu ve günlük yaşamda oldukça rahatsız edici olurdu.

Ağlamayı gerektiren durumlar çoğu zaman "kaç veya savaş" tepkisinin tetiklendiği durumlarla aynı olduğu için, otonom sinir sistemi ağlama sırasında vücuda daha fazla oksijen göndermeye çalışır. Bunun için, daha fazla nefes almamız gerekir. Bu nedenle otonom sinir sistemi, glotise "olabildiğince uzun süre açık kal" talimatı verir. Buna bağlı olarak daha ağır nefes almaya başlarsınız: Glotis ne kadar uzun süre açık kalırsa, vücudumuza da dışarıdan o kadar çok hava girer.

Ancak ağlama sırasında olan tek şey bu değildir. Gözyaşı kanallarının sinüslerimize yakın olmasından dolayı, ağladığımız zaman mukus seviyesi artar ve sümüklenme başlar. Bu mukustan kurtulmanın en kolay yolu, yutkunmaktır. Bir yandan daha fazla oksijen almak için derin nefesler alırken, bir yandan da mukus artışından dolayı yutkunmaya çalışırız. Bir yandan glotis açık kalmaya çalışırken, bir yandan da biz yutkunmak zorunda hissedince, boğaz kaslarında bir zıtlık oluşur. Bunu biz şişkinlik hissi olarak deneyimleriz. İşte bu hisse "yumru hissi", "gırtlakta sabit kütle hissi" veya "boğaz düğümlenmesi" (İng: "globus sensation") denir.

Bu his, stresli durumlarda hemen herkes tarafından hissedilebilir. Belli bir süre sonra bu his kaybolur ve glotis, eskisi gibi, normal bir şekilde çalışmaya döner.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 8
  • Tebrikler! 17
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 4
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 4
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 2
  • Üzücü! 1
  • Grrr... *@$# 1
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Türev İçerik Kaynağı: Science Alert
  • C. Nowak. The Real Reason You Get A Lump In Your Throat When You’re About To Cry. (2019, Ocak 04). Alındığı Tarih: 30 Kasım 2019. Alındığı Yer: The Healthy
  • N. Knight. Why Do We Cry? The Science Of Tears. (2014, Eylül 18). Alındığı Tarih: 30 Kasım 2019. Alındığı Yer: The Independent
  • D. Glass. What Causes A Lump In Your Throat?. (2013, Mart 19). Alındığı Tarih: 30 Kasım 2019. Alındığı Yer: Indiana Public Media
  • C. Stieg. What It Means When You Have A "Lump In Your Throat". (2018, Şubat 28). Alındığı Tarih: 30 Kasım 2019. Alındığı Yer: Refinery29
  • A. Amaresh. Why Do We Get A Lump In The Throat When We Get Emotional?. (2015, Mayıs 26). Alındığı Tarih: 30 Kasım 2019. Alındığı Yer: Quora

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 08/12/2019 12:19:50 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8079

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bilimde bir tahminde bulunmak bilim dışı değildir. Ancak bilim dışından olan herkes, bunun bilim dışı olduğuna inanır.”
Richard Feynman
Geri Bildirim Gönder