Bir Zihin Felsefesi Yaklaşımı Olarak Fizikselcilik Nedir?
Fizikselcilik Lehine ve Aleyhine Argümanlar Nedir?
Philosopher.eu
- Çeviri
- Zihin Felsefesi
Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?
- Fizikselcilik, zihinsel durumların beyindeki fiziksel süreçlerle özdeş olduğunu savunarak zihin-beden problemini fiziksel temellerle açıklamaya çalışır ve materyalizmden farklı kökenlere sahiptir.
- Tip fizikselcilik her zihinsel durum türünün belirli bir beyin durumu türüne karşılık geldiğini iddia ederken, örnek fizikselcilik zihinsel durumların somut örneklerinin farklı fiziksel durumlarla eşleşebileceğini öne sürer.
- Fizikselciliğe yönelik önemli eleştirilerden biri Mary'nin Odası düşünce deneyiyle bilincin fiziksel açıklamalarla tam olarak anlaşılamadığı, diğeri ise Zombi Düşünce Deneyiyle bilincin fiziksel olandan ayrı olabileceği iddiasıdır.
Her ne kadar ilk başta kulağa öyle gelmese de zihin felsefesinde yer alan fizikselcilik ya da fizikalizm (İng: "physicalism"), yani her şeyin fiziksel olduğu ve maddi dünyayla sınırlı olduğu düşüncesi, bazı filozoflar tarafından materyalizmin dışında başka bir kavram olarak tanımlanır. Şayet durum gerçekten de böyleyse bu yaklaşımların kökenlerine inmek ve ayrımın tam olarak nerede başladığını görmek gerekir. Gerçekten de bu yaklaşımların kökenlerinde farklılıklar söz konusu mu? Aralarında teorik olarak ciddi farklılık var mı? Yazımızda bu farklılıkları gün yüzüne çıkarmak amacıyla fizikselcilik ve materyalizm yaklaşımlarına daha yakından bakacağız.
Fizikselcilik Nedir ve Kimler Tarafından Savunulur?
Fizikselcilik ile materyalizm genellikle birbirinin yerine kullanılırlar ve her iki yaklaşım da gerçekçiliğin fiziksel veya maddi olduğunu söyler, ki bu da gizemli ve fiziksel olmayan şeylerin, varlıkların ve olayların var olmadığı anlamına gelir. Fakat dikkatli ve titiz filozoflar, bu yaklaşımların soy kütüklerinde farklılık olduğuna işaret ederler: Materyalizmin kökenleri antik Yunan dönemine dek uzanırken fizikselcilik 20. yüzyılın Viyana çevresinde yer alan etkili isimler sayesinde ortaya çıkmıştır. Diğer yandan modern fiziğin, kuvvet(ler) gibi fiziksel olarak tanımlanan her fenomenin doğası gereği maddi olmadığını da ortaya koyduğunu unutmamak gerekir.
Bundan dolayı zihin söz konusunda fizikselcilik materyalizme kıyasla çok daha fazla bilimsel zeminde incelenmiştir. (Zihin felsefesindeki) fizikselcilik yaklaşımına göre ruh ya da benzeri bir kavrama ihtiyaç duymaksızın zihni fiziksel terimlerle açıklayabiliriz. Bir sonraki adım metafizikseldir. Fizikselciler, sahip oldukları bu pozisyonun zihnin fiziksel olduğu sonucunu da beraberinde getirdiğini savunurlar. Ancak tam da bu noktada unutmamak gereken bir husus var: “Fiziksel” terimi, bilim insanlarının bugün en doğru ve en uygun gördükleri herhangi bir ampirik sürece eşlik eden turnusol kağıdıdır.
Zihin felsefesinde, düalizme karşı ilk ciddi eleştiri zihin felsefesindeki davranışçılık ekolünden geldi. Davranışçılık yaklaşımı özellikle psikoloji disiplininde çığır açıcı yöntemselliği sayesinde epey gelişim göstermişti, bu yönteme göre mühim olan tek şey dışsal uyaranlara verilen tepkileri empirik olarak ölçmektir. Bu zeminde düşünüldüğünde davranışların aksine zihinsel durumlar doğrudan gözlemlenemez ve dolayısıyla ölçülemez olduklarından dolayı onlar hakkında ciddi bir tartışma yapmak yersizdir. Davranışların aksine zihinsel durumlar doğrudan gözlemlenemediği için bunları tartışmaya gerek yoktur. Diğer yandan ise düalizmin ima ettiği şey tepkilerimizi izleyen ve yönlendiren bir iç gözlemcinin olmadığı şeklindedir.
Başta Avustralya'nın meşhur üçlüsü olmak üzere -David Armstrong, U. T. Place ve J. J. C. Smart- bazı filozoflar davranışçılıkta problem olduğunu düşünüyor ama diğer yandan da düalizmi eleştirmeye devam ediyorlardı. İşte tam bu kördüğüm, zihnin fiziksel olduğunu söylemenin ne anlama geldiği sorusunu çözmeye girişerek fizilselciliği geliştirmelerine yol açmıştı. Armstrong, zihin durumlarının aslında merkezi sinir sistemimizdeki durumlarla örtüşüp onlara denk düştüğünü söyledi ve bu konudaki sis perdesini dağıtma görevinin saygın bilim insanlarının omzunda olduğunu savundu.
U. T. Place ile J. J. C. Smart ise zihin ile onun fiziksel gerçekleşimi arasındaki özdeşlik ilişkisini daha derinlemesine ele almaya yöneldiler. Bu yöneliş de “Tip Fizikselciliği” (İng: "Type Physicalism") veya “Tip-Özdeşlik Kuramı” (İng: "Type-Identity Theory") olarak bilinen yaklaşımın doğuşuna kaynaklık etti. Tip fizikselcileri; acı, inanç veya arzu gibi her türden zihinsel durumun beyinde bir tür fiziksel durumun (örneğin belirli bir sinirsel aktivite modeli veya nörotransmitter salınımı) denk düştüğünü iddia etmektedirler.
Tip fizikselcileri; her bir zihinsel durum türü (örneğin acı, inanç, arzu) için beyinde onlara karşılık gelen bir fiziksel durum türü olduğunu savunurlar. Bu açıdan zihinsel durumlar kelimenin gerçek anlamıyla fiziksel durumlara özdeş olarak tanımlanmakta ve anlaşılmaktadır.
U.T. Place
Place 1956 yılında yayımladığı “Bilinç Bir Beyin Süreci midir?” adlı makalesinde, zihin durumlarıyla beyin durumları arasındaki özdeşliğin güvenilir bir zeminde ve deneysel olarak doğrulanabilir olduğunu ileri sürdü. Ona göre, tıpkı şimşeklerin aslında bir tür elektriksel deşarj ile özdeş olması gibi umut, inanç, arzu ve duyum gibi bilinçli zihin durumlarımız da bir tür beyin sürecidir.
“Şimşek, elektriksel bir deşarjdır!” ifadesinde yer alan özdeşliği ortaya koyma sürecimiz tümüyle bilimsel bir süreçti. Ontolojik bir zeminde baktığımızda söz konusu iki süreç de (şimşek ve elektriksel deşarj) aynı gerçekliğe işaret ettiklerinden buradaki özdeşlik doğru olmalıdır. Diğer bir ifadeyle bilinçli zihin durumları ile beyin durumları ontolojik açıdan birbirlerinden bağımsız ve ilişkisiz diyemeyiz.
J. J. C. Smart, birtakım eleştiriler ışığında Place’in argümanını savundu. Örneğin, Place’in fizikselcilik kavrayışına yöneltilen eleştirilerden birine göre, eğitimsiz insanlar zihin durumlarının beyin durumları ile özdeş olduğunu bilmeyebilecekleri fakat yine de bu durumun onların umut, inanç, arzu ve duyum deneyimlemedikleri veya yaşamadıkları ya da komplike fizyolojik şeylerden söz açmaksızın onları tarif edemeyecekleri anlamına gelmediği şeklindeydi. Bununla birlikte Aristoteles’in beynin bir radyatör olduğu fikri gibi (bir tür soğutma cihazı yani) hem bilim hem de felsefe tarihinde insan beyniyle ilgili birçok yanlış kavram ve kavrayış olduğunu unutmamak gerekir.
Yine de bu, Aristoteles’in zihin durumlarına dair bazı makul iddialarda bulunmasını engellemedi. Smart’ın cevabı da sade ve epey ikna ediciydi; eğitimsiz insanlar, elektriksel deşarjın şimşeğe neden olduğunu bilmeseler de şimşek hakkında konuşabilirler. Fakat yine de bu durum şimşeğin gerçek doğasının elektriksel deşarj olmadığı anlamına gelmez. Bu durumun işaret ettiği şey, kavramsal düzeyde, bir kişinin A'yı bilip B'yi bilmediği, dolayısıyla "A=B" özdeşlik ifadesinde ortaya çıkan A ve B'nin gerçek doğasını kavrayamadığı anlamına gelir.
Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.
KreosusKreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.
Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.
PatreonPatreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.
Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.
YouTubeYouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.
Diğer PlatformlarBu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.
Giriş yapmayı unutmayın!Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.
Donald Davidson
Fizikselcilik yaklaşımına, 1970'lere gelinliğinde Donald Davidson tarafından da farklı bir pencereden bakıldı: “Örnek Fizikselciliği” (İng: "Token Physicalism") veya “Örnek-Özdeşlik Teorisi” (İng: "Token-Identity Theory"). Böylesi bir fizikselciliğin varsayımı, zihin durumlarının her bir somut örneğinin (inanç, arzu, umut veya acının belirli bir örneği ya da emaresi) beyindeki belirli bir fiziksel durumla özdeş olduğu şeklindedir. Fakat bu fiziksel durumlar, örnekten örneğe veya birinden bir diğerine göre farklılık gösterebilir. Davidson, zihinsel ve fiziksel dünyalar arasında katı nitelikteki bir ilişkinin tipler/türler arasında bir temelde vücut bulamayacağını düşündüğünden ötürü tip fizikselciliğine ikna olmamıştı.
Davidson'a göre, "zihinsel olan" en makul şekilde "anormal monizm" ile tanımlanabilirdir. Söz konusu bu yaklaşıma göre, zihin durumları fiziksel durumlar tarafından belirlenemez veya öngörülemez çünkü zihinsel olan belirli bir dereceye kadar özerktir ve katı fiziksel yasalara indirgenemez. Bu söylediğimizin aksi olsaydı özgür irademizi anlamlandıramazdık zaten. Diğer yandan, zihinsel olaylar doğaları gereği yine de fizikseldirler çünkü onlar fiziksel olayların üzerine yerleşirler. Bu; belirli bir zihin durumundaki herhangi bir değişikliğin, belirli bir fiziksel durumdaki değişikliğe bağlı olduğu fikrini ifade eder. Fakat bunun tam tersi her zaman için geçerli olmaz çünkü fiziksel alandaki değişiklikler, zihinsel alandaki değişiklikleri her zaman doğrudan yansıtmaz.
Fizikselcilik Zihin-Beden Problemine Dair Ne Söylüyor?
Genel bir ifade kullanırsak fizikselcilik, zihnin aslında bedenin bizzat kendisi olduğunu iddia ederek zihin-beden problemini aşar. Daha açık ve kesin bir ifadeyle fizikselciliğe göre, tüm var olanlar ve süreçler fiziksel niteliktedir; dolayısıyla da fiziksel olmayan hiçbir şey yoktur. Böyle ifade edildiğinde zihin ile bedenin, zaman zaman epifiz bezi aracılığıyla etkileşime giren farklı ve ayrı tözler olduğu şeklindeki Descartes’ın görüşü olan töz düalizminin (İng: "substance dualism") geçerliliği, fizikselcilik tarafından tehdit edilmekte ve eleştirilmektedir. Armstrong, U. T. Place ve J. J. C. Smart'a göre; beyin durumları gibi fiziksel durumlar zihin durumlarını doğurur. Başka bir deyişle fiziksel ve zihinsel olan arasındaki ilişki bilimsel olarak gösterilebilir, bu ikisi arasında kalıcı ve istikrarlı bir nedensel ilişki vardır; bu yüzden ikisini aynı şey olarak kabul etsek de olur.
Bu bağlamda, tip fizikselciliği ile örnek fizikselciliği arasında bazı küçük farklılıklar olduğunu gözden kaçırmamak gerekir. Tip fizikselciliği genellikle indirgemeci fizikselciliğe eğilimlidir. İndirgemeci fizikselcilik (İng: "reductive physicalism"), zihinsel durumların prensipte tümüyle fiziksel durumlara indirgenebildiğini iddia eden fizikselciliğin bir alt türüdür. Bunun anlamı, beynin belirli bölgelerindeki sinirsel mekanizmalar ile zihinsel olaylar arasında birebir eşleşme olabileceği varsayımıdır. Eğer durum gerçekten de böyleyse zihinsel olan fiziksel olana indirgenebilir ve indirgenmelidir de. O halde elimizde zihin-beden probleminin yalnızca bedenle ilgili yanı kalır.
Davidson gibi filozoflar bu türden bir indirgemeci eğilime karşı çıkarak indirgemeci olmayan fizikselciliği savunurlar. Fizikselciliğin bu alt türü, zihin durumlarının fiziksel temelleri olmasına rağmen fiziksel durumlara indirgenemeyeceği fikrine dayanır. Diğer bir deyişle bu yaklaşıma göre, belirli zihin durumları belirli fiziksel durumlara nedensel olarak tam anlamıyla bağlıdır diyemeyiz; bundan dolayı da zihinsel olanın fiziksel olana tümüyle indirgenebilirliğini savunmak doğru olmaz. Bu yaklaşımın problemi neredeyse aynı noktaya vardığından nitelik dualizmine ciddi bir eleştiri getirmemesidir. Nitelik dualizminin, birbirinden metafiziksel (veya ontolojik) açıdan tamamen bağımsız olan ve birbirleri tarafından belirlenemeyen zihinsel ve fiziksel niteliklerin var olduğunu iddia ettiğini unutmayın!
Fizikselcilik Bilinç Hakkında Ne Söylüyor?
Fizikselcilik, bilincin fiziksel yasaların hakim olduğu ve bilimsel araştırmaya konu olan bir doğa olgusu olduğunu ima etmektedir. Bu yaklaşım bilim insanlarını bilincin sinirsel temellerini daha çok çalışmaya teşvik etmenin yanı sıra bilinçli deneyim dahilindeki spesifik beyin bölgeleri, süreçleri ve mekanizmalarını tespit etmeye/ettirmeye çalışır.
Filozof David Chalmers, 1996 yılında yayınladığı "The Conscious Mind: In Search for a Fundamental Theory" adlı kitabında, her şeyi tamamen fiziksel terimlerle açıklamakta başarısız olduğu için fizikselciliğin yetersiz bir yaklaşım olduğunu savundu. Chalmers’a göre, fizikselcilik niçin öznel zihinsel deneyimler yaşadığımızı asla açıklayamamaktır.
Chalmers, bilincin "kolay" ve "zor" problemini birbirinden ayırır; ona göre bilincin "kolay problemi" zihin dünyasının ayrıntılı bir fizyolojik ve sinirsel tanımının yapılmasıyla çözülebilir. Fakat bunu başarmanın bilincin "zor problemi" ile hiçbir alakası yoktur; çünkü hoşlandığımız kişiyle göz göze geldiğimizde kapıldığımız duygu, elmanın rengi veya yediğimiz sandviçin tadı gibi öznel deneyimlerin varlığına dair bilimsel bir izah sunmak imkansızdır.
Fizikselciliğe Yönelik Başlıca İtirazlar Nelerdir?
Bu başlıkta, fizikselciliğe yöneltilen birçok eleştiriden özellikle ikisini inceleyeceğiz. Söz konusu bu iki eleştiri felsefe camiasında büyük yankı uyandırmanın yanı sıra 1990’lar ve 2000’lerin başında zihin felsefesinin yönünü değiştirmiştir. Bu iki eleştiri de akademik felsefenin çok daha ötesine uzanan düşünce deneylerine dayanmaktadır.
Frank Jackson, fizikselciliği tam kalbinden vuran ilk itirazı öne süren isimdir. Bu itirazı, "Mary'nin Odası" adıyla bilinen bir düşünce deneyi aracılığıyla paylaştı. Jackson, okuyuculardan, Mary adında birini tasavvur etmesini ister.
Mary siyah beyaz bir odada doğup büyümüş ve yaşamı boyunca başka hiçbir renk görmemiş çok zeki bir sinirbilimci olsun. Mary renklerin ne olduğuna dair tüm bilimsel bilgiye sahiptir fakat yaşamı boyunca kaldığı odadan ilk kez dışarı çıktığında kırmızı renkli bir şey görür, Mary artık muhtemelen yeni bir şey öğrenmiştir. Mary'nin odasını terk edip dışarı çıktığında yeni bilgiler edindiği hususunda hemfikir olduğumuzu varsayalım. Şayet durum buysa o halde deneyimlerimizde, fiziksel alemin belirleyiciliği ve temel oluşunu varsayan fizikselciliğin söylediğinden daha fazlasına yer vardır gibi duruyor.
İkinci itiraz ise David Chalmers’ın 1996'daki kitabında öne sürülmüştür. Chalmers, fizikselciliğin niçin başarısız bir yaklaşım olduğunu göstermek adına "Zombi Düşünce Deneyi"ni geliştirir. Chalmers, zombilerin (yani öznel bilinç deneyimleri olmamasına rağmen insanlarla birebir aynı şekilde davranan varlıkların) tasavvur edilebilir ve makul olarak kabul edilmesi durumunda, fizikselcilerin havlu atması gerektiğini ileri sürmüştür. Peki ama niçin? Şayet zombiler bilinç olmaksızın da var olabiliyorlarsa o halde bilinç dediğimiz şey fiziksel şeylerden daha fazla veya başka bir şey olmalı. Bu durumda da Descartes’ın versiyonu olmasa bile bir tür düalizm hala geçerliliğini koruyor olabilir.
Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...
O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...
O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.
Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.
Soru & Cevap Platformuna Git- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- Çeviri Kaynağı: The Collector | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 04/05/2026 21:22:19 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22854
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.
This work is an exact translation of the article originally published in The Collector. Evrim Ağacı is a popular science organization which seeks to increase scientific awareness and knowledge in Turkey, and this translation is a part of those efforts. If you are the author/owner of this article and if you choose it to be taken down, please contact us and we will immediately remove your content. Thank you for your cooperation and understanding.